Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
183
 

Yaylaya Yolculuk

Çocukluğumda evin getir götür işlerini hep ben yapardım. Bu nedenle yazın köyden yaylaya gidip yağ, peynir, yoğurt vb. getirmek de bana düşerdi. Kuzeydoğu Anadolu’da ücra bir köyden 15 kilometre uzaklıktaki Üreme yaylasına gidip gelmek için o zamanlar yürümekten başka bir olanak yoktu. (Atımız da yoktu). Adeta dağları tepeleri aşarak, çayırları ovaları arşınlayarak ve suları geçerek giderdim yaylaya. Yollarda bir çok tehlike de beklerdi beni. Komşu köyün yaramaz çocukları yolumu keser bazen pataklarlardı beni, başı boş köpekler üzerime saldırırdı. Bir keresinde birkaç yerimden ısırdılardı da. İns ve cinsin top oynadığı kuytu yerlerden içim ürpererek geçer giderdim adeta...

Bu tehlike ve maceraların dışında hoşuma giden şeyler de olurdu: Giderken ve gelirken doğayla iç içeydim . Ağaçlarla, tarladaki ekinlerle, havadaki kuşlarla konuşurdum adeta! Bizim oralar özellikle ilkbahar ve yazın adeta doğa cennetidir.

Koper Ali Pınarı

Yazın ağustos sıcağında ortalık yanardı adeta. Bu gidiş gelişlerimde bir pınar vardı ki oradan su içmek benim için çok büyük bir zevkti. Günbatan Köyü'nün bir kilometre batısında bulunan bu doğal kaynak suyu bir dağın eteğinden doğardı. Çok lezzeti buz gibi suyu vardı. Kana kana içerdim. İçmek için dizlerimin üzerine abanır, eğilir ve ağzımı daldırırdım suya...

Posof Çayı

Bir taraftan da Posof Çayı bana arkadaşlık yapar akar giderdi Hazar’a doğru… İlk baharda karların erimesiyle kabarır coşardı… O zamanlar onu geçmek cesaret isterdi. Köprü falan da yoktu. Atı olan atla geçerdi, biz de pantolonumuzu çıkarır ve en sığ yerinden geçmeye çalışırdık…

Yaylaya vardığımda ninem ekmekle kaymak ikram ederdi bana. Bir taraftan da siparişleri hazırlardı. Yaklaşık bir saatlik dinlenmenin ardından bir elimde yoğurt diğerinde peynir ve tereyağı olduğu halde köye dönerdim…

Köyde ekinler biçilmektedir; yazdır…

 

Dr. Atanur Yıldız

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atanur bey, bizde çocukluğumuzda, sabahın erken vaktinde kalkar, bağa giderdik. Bu anlattığım köy DİZDARKÖY idi, Lefkoşa'dan 11 mil uzakta (Nissu) İngiliz zamanındaki adı.Onbeş dönüm denen yerde de yazlık yiyecekler ekilirdi. Tatillerimiz hep orda geçerdi. İyi ki yaşamışız, o günleri, dolu, dolu hatıralar kalmış bizlere o güzel köyden. Bu köy şimdi Rum sınırları içerisinde...Sevgi ve saygılar, Kıbrıs'tan.

Göksel47 
 10.12.2012 18:02
Cevap :
Göksel Hanım, işte siz de ne güzel kendi çocukluk anılarınızı bizle paylaştınız, bir iki cümle ile de olsa. Çok teşekkür ederim. Şen ve esen kalınız...  11.12.2012 9:00
 

Atanur bey ne güzel havası temiz doğası güzel yerde çocukluğunuz geçmiş.selamlar

Gülbeyazı 
 10.12.2012 10:49
Cevap :
gülbeyaz Hanım, yorum ve değerli katkınız için çok teşekkür ederim.  11.12.2012 8:54
 

Allah insanı sınayacaksa böyle sınasın, bu güzellikler ile. :) Sanki ağzımı dayadım içtim o sudan. Çok teşekkür ederim. Sağlıkla,

DuyguCan 
 10.12.2012 9:52
Cevap :
Duygu Hanım, afiyet şeker olsun! Gerçekten o sulardan içmek bin ömre bedel! Yorum va katkınız için çok teşekkürler...  11.12.2012 8:56
 

Değerli Atanur kardeşim, Ne kadar uzağa gitse insan köyünü, ne kadar zaman geçse de çocukluğunu özlüyor. Tabiat ile iç içe temiz havada yaşamak ve temiz yürekli insanlar doğal olarak hepimizin arzusu. Ben de sabahın seherinde gül topladığımızı hatta dikenlerin ellerimi kanatmasını, halı dokuduğumuz günlerin saflığını ve güzelliğini özlüyorum. Selamlarla esenlik dileklerimle...

Yurdagül Alkan 
 09.12.2012 12:11
Cevap :
Yurdagül Ablacığım, yorum ve katkınız için çok teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla. Şen ve esen kalınız...  09.12.2012 13:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 452
Toplam yorum
: 3011
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 282
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster