Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
437
 

Yaz hali

Yaz hali
 

Kimi zaman günler su gibi akıp gider. Durgun akan bir ırmakmışçasına rahat, sessiz, sakin, telaşsız ve derinden. İran sinemasından bir film izler gibi hisseder insan kendini; daha doğrusu o filmlerden birinde yaşıyormuş gibi... Sabitlenmiş bir kameranın çerçevesinden ibaret bir hayat. Çölün bilge sükuneti. Kerpiçten yapılma toprak damlı evlerin sıcak geçirmez kuytuluğu...

Bir toz zerresinin havada salınışını görebilir, yere indiğinde çıkardığı sesi duyabilirsin.

Zamanın yavaşladığını, mekânın genişlediğini hissedersin. Daha çok sessizlik, daha çok boşluk, daha az kalabalık ve daha uzun bir günbatımı. Tabiat da ayak uydurur bu rehavete; rüzgâr diner, bulutlar göçer. Deniz sakinleşir. Som bir mavilikte gerinir gökyüzü. Tam da ağustosböceğinin mevsimidir.

Günlerdir ben de o dinginlikteyim. Bedenim masa başında ama sanki duygularım tatile çıkmış. Kimseye kızamıyorum, hiçbir şeye yeterince öfkelenemiyorum. Sanki sinir uçlarım dağlanmış. Özlemlerimin, acılarımın, arzularımın sivri yanlarını taşa sürüp yontmuş gibiyim. Bir önceki yazımda bir şeylere kızıp “keşke bir soğan olsaydım” dedim ama geçici bir ruh haliydi o. Soğan da olsam eminim şu anda aynı şeyleri hissederdim. Daha da sakin bir soğan olurdum yani!

Uyku ile uyanıklık arası bir yerdeyim sürekli. Bedenim ayakta dolaşıyor ama ruhum denizin üstünde bir su yatağında uyuklamakta. Aşağı yukarı, sağa sola salınıyorum hafifçe. Her şeyi unutmaya meyilliyim, her işi erteliyorum. Aklımın ucunda birikmiş yazıları ekrana dökmeye üşeniyorum. Büyük ve iddialı cümleler kurmak istemiyorum. Kelimelerin keskin taraflarını yontuyorum. Harflerimin çok ses çıkarmasını istemiyorum. Kavgacı satırları siliyorum. Şişeler dolusu passiflora içmiş gibiyim, oysa gırtlağımdan sudan başka bir şey geçtiği yok, çay bile içmiyorum doğru dürüst.

Bu halimi seviyorum aslında. Dünyanın bu halini, bu mevsimi seviyorum. Didişme yerine bırakıp gitmenin, hızlanma yerine yavaşlamanın, koşma yerine keyfini çıkara çıkara yürümenin, çene yorma yerine susmanın, yapışıp kalma yerine vazgeçmenin, kin besleme yerine unutmanın mevsimidir bu. Yorulmayı bilmeli insan, yorulduğunu anlamalı.

Dünyayı yorduk, kendimizi yorduk, birbirimizi yorduk. Ölmekten, kan görmekten yorulduk. Göz oymaktan, gözümüzü sakınmaktan yorulduk. Belki en çok da bu yüzdendir benim bu yorgunluğum. Belki de asıl bu yüzden ağırlaşıyordur gözkapaklarım.

Foto: http://www.artofspirit.org/Emotions

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazının rehavetine kapıldım, zar zor yazıyorum inan:-) Beynim dingin, ruhum sakin, bedenim sanki bitkin. Ne güzelmiş yahu! Arada bir de olsa, hızla akan zamana inat yavaşlamak iyi gelir insana, duygularına, ruhuna... Sevgiyle...

habişş 
 14.08.2007 18:56
Cevap :
:) Valla senin yorumun da öyle. Yazın ve yazının ruhu sinmiş senin yorumuna da. Sevgili Habibe, yüreğine sağlık. Sevgiyle...  14.08.2007 20:57
 

Yeterli gelmemiş Haziran izni demek ki..Ege'ye git İzmir'e mesela.İyi gelir ruhuna benden söylemesi..Celal Çelik'in ruh halini yansıtan yazılar da güzel oluyor..devam et derim.... Sevgiler.

Tuğba 
 11.08.2007 15:50
Cevap :
Hazirandaki "izin"di Tuğbacım, benim tatile ihtiyacım var sanırım. İnşallah İzmir. Çokteşekkür ederim, güzel yorumların için. Sevgiler, selamlar...  12.08.2007 14:33
 

Nerden çıktı bu yorgunluk Celal bey, falında hiç de öyle bir şey çıkmamıştı halbuki... Sanırım soğan olmaya uğraşırken biraz yoruldun. Kardşim kim dedi sana bu kadar zor bi'şey ol diye. Millet domates falan kolayca idare edip gidiyor... Biraz mizah katıp kara bulutları dağıtayım istedim. Selam ve sevgilerimle...

Ahmet YILMAZ 
 09.08.2007 12:28
Cevap :
Hayata çok erken başlamanın yorgunluğudur sanırım sevgili Ahmet Bey dostum, öyle yorumluyorum ben. Ama o kadar da kötü değilim. Çabuk değişir ruh halim benim. Nazik yorumun için çok teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler...  09.08.2007 16:38
 

İran sineması benzetmeni çok sevdim. Çok yerinde ve tam isabet olmuş. Daha güzel anlatılamazdı o tek yön çekim açısından ifade edilmek istenen durağanlık. Sabit bir kamera ile dinginliğin arasındaki o bağ inanılmaz güzel oturmuş.

Nazan Adıgüzel Köseoğlu 
 09.08.2007 0:16
Cevap :
Bence de güzel uydu İran sineması örneği. Ayrıca çok severim zaten, ne zaman izlesem zihnimde derin bir iz bırakır. Ruh halime de uydu :) Sevgili Nazan çok teşekkür ederim, güzel yorumun için. Sevgiyle...  09.08.2007 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3624
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster