Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '17

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
236
 

Yazabilmek Üzerine

Yazabilmek Üzerine
 

yazabilmek en keyiflisi, en değerlisi


Yazmak mı? Nasıl mı oluyor? Durun şöyle anlatayım. Burnunuza aniden bir koku geliyor; belki sizden başka kimse duymuyor bu kokuyu. Zaten yazabilmenin en önemli kuralı bu senin daha farklı bakabilmen etrafa. Toprağın, suyun, taşın yada yeşilin, mavinin sesini duyabilmen. Duyu organlarının fazla çalışmasından bahsetmiyorum. Kasteddiğim bu hissiyata sahip olabilmek. Zorla tek kelime yazamaz insan. Yazar yazmasına ya; karşı tarafa tek kelime hediye edemez. Yazar, öyle kelimeler, öyle kafiyeler, öyle düşler hediye eder ki; okuyan şaşar...

Ben çok şaşdım. Öyle yazarlar okudum ki; vay be dedim. 'Hiç böyle bakmamıştım.' 'Ben bunu hiç görmemiştim.' 'Bu duyguyu hiç tatmadım.' dedirtir insana. En güzeli de budur ya okumanın; seni başka dünyalara, başka kapılara misafir etmesi. O kapılar bir aralandımı insan ruhuna; elinden alamaz kimse kitaplarını. Yazmak ise daha daha keyifli. İnanın bana. Size de oluyorsa bu dediklerim bırakmayın elinizden kalemi, kağıdı yada klavyeyi yazın doyasıya. Özgürlük ne de olsa. Özgürlük demişken, başkasını üzmeden kırmadan, hakkına gasp etmeden. Bizim ülkemizde 'özgürlük' kelimesi biraz farklı anlaşılıyor. Genelleme yapmak pek hoş değil fakat; naçizane hatırlatmak istedim. Senin sigara dumanın özgürlüğüyse, benim neslimin geleceği mevzu bahis. Ya da senin sesin güzel olabilir karşı komşum; fakat benimde çocuğum uyuyacak... Özgürlük o kadar hassas bir konu ki bu örnekler çok basit bile kalır. En az siz kadar hassas:) 

Şimdilerde doğal hayat, organik gelecek moda. Bunun sebebi ise; insanın özünden uzaklaşması,aslını unutması. Ve kaybolan değerlere duyulan özlem. Maddi manevi değerlerden bahsediyorum. Unutulan gelenekler, aceleyle yapılan düğünler 15 dakikada kıyılan, 2 sene sürmeyen nikahlar. 'İki alkış arası artık hayatlar' nasıl olur da özlemez insan eski yılları, ekmek alabilmek için bile iki saat süren kuyruklar. Tıkla evine gelsin mantığına dönüştüğü an. O iki saat süren ekmek kuyruğunda mahalle ile olan sohbetler nerede peki? Yada  çarşıya gidip üst baş alma merasimleri. On senelik komşunu görme ihtimalleri... Öyle deme bunlar hep çöpe. Senin o klaveye işeretinle. Yazar sadece haddini aşmadan hatırlatmak ister. Gönlünüze bir latife ile dokunmak...

Sağlıcakla...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmak sevmek gibidir. Özgürce, sonsuzca... Peki okunmak? Okunmak sevilmek gibidir. Çok hoştu yazınız tebrikler...

Özkan Sarı 
 08.11.2017 1:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 231
Kayıt tarihi
: 03.10.12
 
 

'Kim' olduğumu hemen yazıyorum hiç bekletmeden; çünkü hayat beklemeyi sevmiyor. Öyle olsa zaman k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster