Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
68
 

Yazamıyorum

Yazamıyorum
 

Yazamıyorum sıkışmışlığımın tutsaklığında. Yazamıyorum kimsesizliğimin kalabalıklığında. Yazamıyorum, bir şeyler olsun, hikaye aksın diye beklerken sabırsızca. Yazamıyorum kendimi uzaklara fırlatmışken. Yolu bulup dönmeye çalışan cüssemi beklerken. Yazamıyorum. Dünyalık dertler üstüme çökmüşken, hayat tepeme binmişken, ben böyle boşlamışken, her şeyi sonlamışken, sıfırlamışken, yazamıyorum. Ben bu kadar sıkılmışken, başkaları da sıkkınken yazamıyorum. Eğlenemezken, nefesi hissedemezken, kalbime küsmüşken, planlarım tutmazken, eskilere dönmeyi beklerken yazamıyorum.

İnsan olmak bir hamalın taşıyabileceği en fazla yükten daha ağarken ben, yazamıyorum. Günlerim hapsolmuşken, gecelerim tükenirken, sonlara ve ilklere yaklaştığımı görürken yazamıyorum. İşe koyulamamışken, kolları sıvayamamışken ben, başkaları umurumda değilken ya da dünya umurumdayken yazamıyorum. Hissedemiyorum da...

Can sıkkınlığım bunca iyi olmuşken, yine de şaşırmaktan bıkmışken, algılarımı körleştirmiş benliğimi içimde barındırırken ben, hissedemiyorum. Tutukluğum geçmişken, kafamı duvarlara yine öyle sert, yine öyle arsız ve damarsız vurmak isterken, hareket etmeye çabalarken hissedemiyorum. Her kıpırdanışımda canım daha çok yanarken, gözlerimde yaşlar göz pınarlarımı tıkamışken, hava ciğerimde bir toksin gibi beni zehirlerken hissedemiyorum.

Dünya yuvarlakken, ben dünyayı sevmişken, dünyada bana yer varken ben, hissedemiyorum. Sızılarım günlük değil, sızılarım anlık hiç değil, sızılarım aylık, yıllık. Canlarım tek tek koparılıyor soğuk, karanlık koridorlarda. Buz gibi betonlarda yürüyorum, canım daha çok yansın, vücudum iyice hissizleşsin diye. Belki bir gün son bulur diyorum. Umuda sarılıyorum, sıcacık gibi sanki. Ama burada, şimdi, bu loş dünyada, yaşayamıyorum.

Yaşayamıyorum anlayamazken. Yaşayamıyorum anlayabilmem için açılan kapılar yüzüme kapatılırken. Yaşayamıyorum, yersiz gizemler önümü kesmişken. Hayat bana bir şeyler söylemeye çalışırken, yaşayamıyorum. Yaşayamıyorum kör zindanlarda zincire vurulmuş, kırbaçlanan bedenim inlerken, ruhum mutsuzluk türküsü mırıldanırken yaşayamıyorum.

Dingin bir günü hayal edemiyorum, ya da coşkun ırmaklar gibi duyguları. Bir güç beni her kenardan, her köşeden ve her dipten dizginliyor. Debelenip boğuşuyorum kurtulmak için, her debelenişimde, her kıpırdanışımda, her huzursuzlanışımda, bir kırbaç daha yiyorum. Böyle kanlar içinde nereye kadar dayanırım bilmiyorum. Kanımın rengi şeffaf, görünmez bir zehir gibi, insanların gözünde beni görünür acılar grubundan sıyırıyor. Dikkat çekmiyorum.

Sürekli kaçıyorum bu tutsaklıklardan, bu sıkışmış, akmış, bayatlamış bağlarımdan. Kurtulamıyorum. Peşimde bir gölge var, benden büyük, ben yaşayamıyorum. Kocaman karaltılar arasından geçiyorum. Soluğumu tutup, kalp ritmimi düşürüyorum. Parmak uçlarım acıyor, üzerlerine basarak yürümekten. Korkumun kaynağını bilmesem de onu benimsiyorum, kendime ait bir şey yapıyorum. Korku kendini gözyaşıma vermiyor, bakışıma, gülüşüme karışmıyor. Yaşayamıyorum. Tenim renkleniyor, gökyüzü oluyor, deniz oluyor, çayır çimen oluyor, hepsi görünüşte. Ben, yaşayamıyorum.

Dinç değilim çok zamandır. Kulaklarım iyi duymuyor, nefesim tıkalı, dudaklarım hasta, başım ağrıyor, boynumda bir atkı var, rahatsız ediyor. Hepsinden gizli yaşamaya çalışıyorum. Yapamıyorum.

 

Yazımı beğendiyseniz daha fazlası için tıklayabilirsiniz.

http://rumeysasariarslan.com/

Sevgilerimle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazma o zaman diyecektim ama güzel dökülmüş kelimelerin. Daha çok gençsin önce kalk yaşadığın yerin dibini bucağını topla temizle derdim kızım olsaydın:))) Ama temizlik gerçekten iyi bir rahatlama yöntemi. O kafa çok vurulacak duvarlara kabukların kırılacak hatta sonra yeni kabuklarla yeniden hayata devam. Yazmak, en güzel iç anlatması ama yazmak çölde kum saymak kadar da zor. Yazamam deme yaz sen. Seni okumak iyi geldi, dört kızım var benim tanıdık geldi konuşmaların:))) Sağlıkla kal

kevser şekercioğlu akın 
 11.09.2018 9:31
Cevap :
Yüzümü güldürdünüz Kevser Hanım, teşekkür ederim yorumunuz için. Bunu aslında 10 yıl önce yazmıştım :) ben de yaşlandım. O kabuklar çokkk kırıldı, hatta o kadar çok ki artık yeni bir tanesi çatladığında hiç şaşırmıyorum bile:) kızlarınıza çok selamlar. Size ve onlara dengeli, sevecen, mutlu bir hayat dilerim.  11.09.2018 13:45
 

İyi ki yazmışsın, yazamıyor değil bal gibi yazıyorsun sevgili Rümeysa

Nizamettin BİBER 
 07.09.2018 8:44
Cevap :
Çok teşekkür ederim.Beğenmenize çok sevindim.   07.09.2018 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 58
Kayıt tarihi
: 17.05.18
 
 

Merhaba,  Hayatımızın çoğunu bir sis perdesi ardından yaşıyoruz. Kişisel aydınlanmamızı yaşayacak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster