Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '12

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
251
 

Yazar, Öykü Kişileri ve Okur

Öyküde insan ele alınır, yaşam sorgulanır; insanın, insanla ve doğayla ilişkileri anlatılır, olup bitenler karşısında da öykünün önemli bir özelliği olarak kabul edilen kişilik yansımaları gözler gönüne serilir.

Öykü kişilerinin tinsel durumu, kararsızlıkları, düşünceleri, zayıf yanları, yaşama bakışları, durum ya da durum değişikliği içerisinde gözlemlenir. Öyküdeki kişiler daha çok başlangıç durumunun bozulmasıyla tepki verir. Yazar bu noktaya ve yeni duruma ağırlık vererek, insan psikolojisinin karmaşıklığını ve derinliğini ortaya koymaya çalışır. Ancak az sayıdaki kahramanların iç dünyalarının ayrıntısına girmez, o anki durumlarını ele alır. Kişilerin davranışını, üzüntüsünü ya da sevincini gösterirken de satır aralarında kendi duygu ve düşüncelerine yer verir.

Öykü kahramanlarını yazarın kendisi yaratır. Cinsiyetlerini belirler, dilediği vücut şeklini verir onlara. Yaşını belirler, özellikleriyle örtüşen bir de isim takar. Üstlenecekleri göreve ve toplumdaki konumlarına göre kültürel değerlerle bezer. Dış görünüşlerini tamamlayınca da tinsel dünyalarını üfleyiverir içlerine. Böylece öykü kişileri bir kimlik kazanmış olur.

Öyküleme sırasında kişilerinin yazgısını belirleyen yine yazarın kendisidir.Kahramanların ipleri hep onun elindedir; evirir çevirir, dilediği gibi oynatır onları.  Bazılarını birbirlerine dost, bazılarını da düşman eder. Kimi, ana kişinin amacına ulaşmasına yardımcıdır, kimiyse engel.

Okur da yazarın görücüye çıkardığı kişileri incelemeye alır. İyi bir okuyucu kişinin adının, giyim kuşamının, konuşmasının, eğitiminin, konu, zaman ve uzamla ne denli bağdaştığını araştırır. Öykü kahramanlarının davranışlarını, iç dünyalarını etkileyen, biçimleyen, varsıllaştıran ya da yoksullaştıran toplumsal ve politik yapıyı, kişilerin dünya görüşlerini, duygularını merak eder. Kişiler yorgun ve yenik mi, huzursuz, tedirgin ya da korku içinde mi, onları yaşama bağlayan umutları var mı öğrenmek ister, ayrıca yazarın onlara nasıl baktığını, başarı ya da başarısızlıklarını nasıl yorumladığını da merak eder. Yazar bir yargıç mı yoksa yansız bir tanık mı, bunu da anlamaya çalışır.

Bu nedenle yazar, okurun belli başlı sorularını, beklentilerini öngörerek, satır aralarında onlara yanıt verir.

Ancak yanıtsız soru kalmasın diye de okuru ayrıntıya boğmamalıdır. Onların hakkındaki bilgileri anlatı süresince ve yeri geldikçe öykü içerisine serpiştirmelidir. Bilgilerin bir kısmını karşılıklı konuşmaların arasına gizlemeli, kişinin bir sözü, bir davranışıyla yansıtmalıdır. Okura da çok iş düşüyor bu noktada. Yazarın konuşturduğu kahramanının kullandığı kiplerden çıkarmalı, onun tutum ve davranışını ya da iç dünyasını. Üçüncü kişilerin, öykü kahramanı ya da kahramanları hakkında yaptıkları söyleşilerden bilgi edinmeye çalışmalıdır.

Yazar, kişilerine isim verirken de seçici olmalıdır; adların, kahramanların kişilikleriyle uyum içerisinde olmasına özen göstermelidir.

Muzaffer İzgü’nün “Adalet… Adalet” öyküsünde, kadın kahramanın adı Adalet’tir. Eşini kaybeden Hüsnü, “Adaleet!” diye bağırmaya başlar, adalet sarayında…

Bazı yabancı yazarların kahramanlarına verdikleri isimler, okurlar tarafından çok beğenilmiş ve zamanla o yazarın ülkesinde, dilinde olağan bir sözcüğe bile dönüşmüştür:

Fransız yazar Eugène Sue’nün Paris’in Gizemleri adlı romanının kahramanlarından biri olan Pipelet (Piple), geveze bir kapıcıdır. Adındaki “-pi” hecesi, Fransızca papağan sözcüğünü çağrıştırmaktadır. Günümüzde Fransa’da, halk dilinde kullanılan, erkekler için “pipelet (piple)”, kadınlar için “pipelette-(piplet)” sözcükleri, yerine göre kapıcı yerine göre de geveze anlamına gelmektedir.

Emile Zola’nın “Para” romanındaki Saccard (Sakar) adlı kahramanın adı da kişinin karakteriyle bağdaşmaktadır. Sözcükteki “sac (sak) ”, para kesesi demektir, “-ard (ar)” ekiyse, düşkünlük gösterir. Dolayısıyla “Saccard”, paracı demektir.

Kahramanının adının okura doğrudan doğruya yazar tarafından değil de dolaylı yollardan sunulması daha hoş olur diye düşünüyorum. Öykü kişisinin adının okura sunulmasının da çeşitli yolları vardır: Postacı bir mektup getirebilir, bir telefon gelebilir, kişi aynaya bakıp, kendisiyle konuşabilir vb.

Kahramanlar öyküyü oluşturan temel öğelerinden biridir. Onlar da en az diğer öğeler kadar önemli ve işlevseldir. Öykünün başarılı olması için, diğer öğelere gösterilen özeni, kahramanlar da hak etmektedir.          

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1665
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

Emekli öğretim görevlisi, çevirmen, öykü yazarı, kültür ve düşün dergisi Gerçemek'in sahibi ve ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster