Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

GAZETECİ YAZAR ASLI SARI

http://blog.milliyet.com.tr/aslisari

14 Haziran '18

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
11
 

Yazar Söyleşilerinde Konuğum Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu Demet Baykal

Yazar Söyleşilerinde Konuğum Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yaşam Koçu Demet Baykal
 

Yazar Demet Baykal


Merhabalar bu hafta Milliyet Blog okurları için başarılı, genç ve hanım yazar Demet Baykal ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İlk kitabı Bakış Açısı 2017 yılında ikinci kitabı Vuslatın İncileri Mayıs 2018 raflarda yerini alan yazar Baykal; Sevgili Aslı Hanım, İstanbul'da doğdum. İktisat ihtisası yaptım. Özel sektöre ait çeşitli kuruluşlarda yöneticilik ve danışmanlık görevlerinde bulundum.

2010 yılından itibaren yazdığım makaleler ve denemeler ile aynı zamanda edebiyat alanında da çalışmalara başladım. Lisedeyken şiir yazardım. Defterlerim annemin eline geçti. Bir sevgilim olduğunu düşünerek yırttı hepsini. Halbuki hiç sevgilim olmamıştı ve olmadığı halde annemi buna kesin olarak inandıra bilseydim belki de iyi yazılmışlardı. Sonrasında uzun bir süre yazmadım şiir. Nerede saklayabilirdim ki? Fakat vazgeçmedim, yoluma öykülerle devam ettim.

Yaşam Koçluğu, NLP, Psikoloji, Özgüven ve Stres Yönetimi eğitimleri sonucu uluslararası sertifikalar aldım. Profesyonel Koçluk ve Danışmanlık hizmeti vermekteyim.

İlk kitabım Bakış Açısı 2017 yılında, ikinci kitabım Vuslat İncileri ise 2018’de yayımlandı. Şimdilerde üçüncü kitabım üzerinde çalışıyorum diyen çok kibar yazar kendisinin kaleme kağıda olan tutkusunu kişisel gelişim ile ilgili bilinmeyenler hakkında hoş samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Kişisel Gelişim uzmanı ve yaşam koçu olan sevgili Demet Baykal, Yazmak benim için, okuyucunun fikrime ortak olmasını sağlamak veya kabullendirmek değil; farklı ideolojilerdeki insanların dünyasına, bir bakış¸ açısı tezahür ettirmektir. Yaşam Koçu olarak; direktif vermeden, okuyucuyu içsel yolculuğa çıkarmak amacındayım. Fikrimce, kişisel gelişim kitaplarının daha az sevilmesinin sebebi: "Şunu yap, bunu yapma! Şöyle yaparsan hayatın değişecek!” gibi, emir verir ifadeler ve inandırıcı olmayan vaatlerde bulunulmasıdır. İyi bir kişisel gelişim kitabı fark ettirmeden tüm mesajları, âdeta bilinçaltına işlemeli ve okuyucusunu sorgulamaya, araştırmaya yöneltmeli, diye düşünüyorum. İşte bu yüzden kitaplarımı; ders verir gibi değil, bir kurgu eşliğinde ve sohbet havasında yazdım İfadelerini kullanan yazar Baykal ile yaptığımız söyleşi sizlerle.

Aslı M. Sarı: Demet Hanım öncelikle bu hafta Milliyet Blog yazarlar söyleşimizde bizimle olduğunuz için teşekkür ederim. Sohbetimize sizi tanıyarak başlayabiliriz miyiz kimdir Demet Baykal?

Aslı Hanım, emeğinize sağlık, çok teşekkür ederim. Gurur duydum beni değerlendirdiğiniz için. Büyük keyifti benim için. İyi ki tevafuk etmişiz, güzel insan teşekkürlerimi bildirerek söyleşiye başlamak isterim.

Demet Baykal: İstanbul'da doğdum. İktisat ihtisası yaptım. Özel sektöre ait çeşitli kuruluşlarda yöneticilik ve danışmanlık görevlerinde bulundum.

2010 yılından itibaren yazdığım makaleler ve denemeler ile aynı zamanda edebiyat alanında da çalışmalara başladım.

Yaşam Koçluğu, NLP, Psikoloji, Özgüven ve Stres Yönetimi eğitimleri sonucu uluslararası sertifikalar aldım. Profesyonel Koçluk ve Danışmanlık hizmeti vermekteyim.

İlk kitabım Bakış Açısı 2017 yılında, ikinci kitabım Vuslat İncileri ise 2018’de yayımlandı. Şimdilerde üçüncü kitabım üzerinde çalışıyorum.

Aslı M. Sarı: Yaratıcı yazarlık kursları ile ilgili bir tecrübeniz var mı? Bu kursları faydalı bulur musunuz yazar olmak isteyenler için, yoksa yazmak daha çok yetenek midir size göre?

Demet Baykal: Yaratıcı yazarlık eğitimi aldım, eğitmenlik sertifikam da mevcut ancak teorik anlatımla yazar olunamayacağını düşünüyorum. Bu yetenek ve gönül işi. Herkes kitap yazabilir. Fakat özel bir anlamı olan ve okuyucularının faydalanacağı bir işi ortaya koyamaz. Kitaplar dönüşüm için bir araç olmalı. Ruhun tekâmülü için, bedenin dünyadaki görevi gibi.

Aslı M. Sarı: Konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsunuz?

Demet Baykal: Kurgucuyum. En büyük ilham kaynağım: Rüyalarım.

Aslı M. Sarı: Ben gece yazarım Demet Hanım sizin yazma tarzınızdan bahseder misiniz? Mesela nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyorsunuz?

Demet Baykal: Ben de gece yazıyorum. Çalışma odamda değil, mutfakta yazmayı seviyorum. Yazarken müzik dinlemem, hiç ses olmamalı. Kendimle baş başa kaldığım zaman, iç sesim daha keskin çıkıyor.

Aslı M. Sarı: Kitabınızda kendinizden soyutlanmış karakterlerimi yoksa sizi yansıtan karakterleri mi anlatmak daha güzel geliyor? Yani eserlerinizin sizi yansıtması hoşunuza gider mi?

Demet Baykal: Kendimi anlatmayı normalde de sevmeyen bir kişilik olarak, kitaplarımda bunu yapmayı tercih etmem. Eserlerimdeki karakterler beni yansıtmıyor.

Aslı M. Sarı: Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Demet Baykal: Oğuz Atay ve Sabahattin Ali. Atay’ı fazla karamsar bulurdum eskiden, fakat şimdilerde her sözü ezberimde ve onu; âdeta yaşar gibi anlıyorum.

Aslı M. Sarı: Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?

Demet Baykal: Bu değişiyor. Bakış Açısını gördüğüm bir rüya ile yazmaya başladım ve hikâyenin sonu kafamda oluşmuştu. Aldığım Yaşam Koçluğu eğitimiyle içeriğini zenginleştirdim. İkinci kitabım Vuslat incilerinin ise, yazdıkça gelişen bir kurgusu vardı. Sonu benim için de sürpriz oldu.

Aslı M. Sarı: Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz?

Demet Baykal: Gerçek hayattan olsa bile, kurgu ile harmanlayıp fantastik bir şekle büründürmek isterim. Sadece gerçek hayat yazmayı tercih etmem.

Aslı M. Sarı: Demet Hanım genç bir yazar olarak, edebiyat dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

Demet Baykal: Yardımlaşma ruhu az kişide bulunuyor. Yardım; ya yapılmıyor ya da çok başka amaçlarla yapılıyor. Zaten bir hissi doğaçlamada taşımayanı zorlasanız olmuyor, gönülde olmayanlar yazıya gelmiyor.

İlk kitabım henüz yayımlanmadan önce bir yazara, yayınevini ve kitabını yayımlatma sürecini danıştığımda bana, "Google'a gir araştır!" demişti.

Bir başka yazara, yeni çıkardığı üçüncü kitabı için “hayırlı olsun” deme gafletinde bulundum. “Gaflet” olarak nitelendiriyorum çünkü ben bunu söylediğimde sanki kendisine hakaret etmişim gibi, “Esas size hayırlı olsun, sizin ilk kitabınız çıkmış. Bu benim üçüncü kitabım!” dedi.

Şaşırmamak lazım, ego perdesini kaldırması zor bazısının.

Oysaki yazar dertli olmalı. Toplumsal konuları kendine dert saymalı. Buna edebiyatın umut olması ve bu uğurda yardımlaşmak da dâhil.

Aslı M. Sarı: Gelecek ile ilgili projelerinizden bahseder misiniz?

Demet Baykal: Kitaplarımın sinema filmine uyarlanması için bir çalışma yapıyorum. Karakterlerimin sayfalardan taşmasını, arasında zihinsel senkronizasyon kuran insanların çoğalmasını ve soluduğum havayı solumalarını istiyorum.

Aslı M. Sarı: Yeni bir roman projesinin müjdesini verdiniz. Kitap ne zaman çıkıyor ve okuru bu yeni romanda ne gibi sürprizler bekliyor?

Demet Baykal: Henüz yazmaktayım. Kurguyu oluşturdum, fakat detaylandırmam gerekiyor. Acele etmiyorum. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak ve yeni kitaplar okumak istiyorum tamamlamadan önce. Kısaca bahsetmem gerekirse; roman türünde, kişisel gelişim ve dram yönü ağır basan bir kitap.

Aslı M. Sarı: İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz?

Demet Baykal: Çocukluğumdan beri yazıyorum, ama kitaplaştırmak için beni cesaretlendiren olmadı. Hatta tam aksine, yazdığım şiirler bir sevgilim olduğunu düşündüğü için, annem tarafından hunharca yırtıldı. Hâlbuki hiç sevgilim olmamıştı ve olmadığı hâlde annemi buna -kesin olarak- inandırabildiysem, belki de iyi yazılmışlardı. Saklayabilecek bir yerim olmadığından yenilerini yazamadım ama yazma aşkımı bırakmayarak, yoluma öykülerle devam ettim.

Bakış Açısını yayımlatana kadar sayısız kitap dosyası oluşturup, attım.

Yine de pes etmenin kıyılarında dolaşmadım. En nihayetinde, içime sinen ve bütüne hayrı dokunan bir işi ortaya çıkarabildiğim için çok mutluyum.

Aslı M. Sarı: Kitaplarınızın hikâyesi nedir. Kısaca bahsedebilir misiniz?

Demet Baykal: Bakış Açısında sıra dışı bir kurgu ile okuyucuyu;
Evrenin Çekim Yasası
Rüyaların Gizli Şifreleri ve Astral Seyahat
Kuantum Olumlama Teknikleri
Evrenin İşaret Dili
Mucizeleri Hayatımıza Çekmek
Doğru Şekilde İstemek
Zihinsel ve Ruhsal Seçimlerimiz
İlahi Rehberlik ve Tekâmül
Kimlik Arayışı
Ölüm Anlayışı ve Ruh Göçü
Sezgilerimiz ve Tevafuk
İnançlar ve İnanışlar konularında, Bakış Açısı geliştirmeye davet ediyorum.

Vuslat İncileri ise: İyileştirici kişisel gelişim öğelerini arka planına yerleştirdiğim, ön planda ise bir Psikiyatr ve hastalarının kişisel varoluş mücadelelerini sunduğum, dönüşüm romanı. Bakış Açısındaki karakterlerin akıbetini bu kitapla sunmakla beraber; bütünüyle farklı bir konu işleyerek, iki kitabın birbirinden bağımsız okunabilmesini sağladım.

Aslı M. Sarı: Kitaplarınız ile birlikte güzel bir okur kitlesi yakaladınız. Kitap ile sizce ilgili dönütler nasıldı?

Demet Baykal: Kitabım çıkmadan önce yazar arkadaşlarım bana fazla beklenti içinde olmamam gerektiğini yoksa hayal kırıklığına uğramamın kaçınılmaz olduğunu söylemişlerdi. Ben de, kendime ve kitabıma güvenmeme rağmen beklentimi en aza indirmiştim. Ancak beklenen olmadı ve Bakış Açısı bir ayda ikinci baskıya geçti.

Aslı M. Sarı: Sizi yazmaya özendiren şeyler nedir?

Demet Baykal: Yazmak benim için, okuyucunun fikrime ortak olmasını sağlamak veya kabullendirmek degˆil; farklı ideolojilerdeki insanların dünyasına, bir bakış¸ açısı tezahür ettirmektir. Yaşam Koçu olarak; direktif vermeden, okuyucuyu içsel yolculuğa çıkarmak amacındayım.

Fikrimce, kişisel gelişim kitaplarının daha az sevilmesinin sebebi: "Şunu yap, bunu yapma! Şöyle yaparsan hayatın değişecek!” gibi, emir verir ifadeler ve inandırıcı olmayan vaadlerde bulunulmasıdır. İyi bir kişisel gelişim kitabı fark ettirmeden tüm mesajları, âdeta bilinçaltına işlemeli ve okuyucusunu sorgulamaya, araştırmaya yöneltmeli, diye düşünüyorum. İşte bu yüzden kitaplarımı; ders verir gibi değil, bir kurgu eşliğinde ve sohbet havasında yazdım.

Aslı M. Sarı: Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

Demet Baykal: Elbette yazardım. İçinde yetiştiği ve yaşadığı sürüden kopmuş, kendi yolunu arayan, her şeyi kendi gözleriyle görmek isteyen insan olarak nitelendirdiğim, “özgür insan” kalıbına uyanların azınlık olduğunu düşünüyorum. İşte ben yazarak; kendi özgürlüğüme kavuşuyorum ve varoluş amacıma hizmet ediyorum.

Aslı M. Sarı: Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

Demet Baykal: Yazmak; nefesim, yaşam stilim. Yaşadığım sürece, okurlarımla edebiyatın umut olduğu işlerde buluşmaya devam edeceğim.

Aslı M. Sarı: Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?

Demet Baykal: Yayınevlerine dosyamı okutturabilmek için aylarca bekledim. Hiç ilgilenen olmadı. Ta ki Uyanış Yayınevi Yayın Sahibi Ahmet Bey’le tevafuk edene kadar.

Aslı M. Sarı: Günümüzde gençlerin sosyal mecralarda çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demet Baykal: Ne şekilde kullandıklarına bağlı değişir. Okur kimliğimle, sosyal medya üzerinden kitap yorumları yapıyorum, birçok kişi ile aynı platformda; kitap paylaşımları yaparak, "bir" amaca hizmet ediyoruz ve bu amaç için ortak dil kullanarak, birbirimize destek oluyoruz. Okuyucu olmak, sanattır. Bundandır ki, eğitim-öğretim kurumlarında "Okuma Sanatı" gibi kitaplara ve hatta derslere yer veriliyor. Okuyan, araştıran, yorum yapabilen insanlara ihtiyacımız var. Toplumumuzun birçok sorunu; okumamaktan, içindekileri yazarak dışa vurmak yerine, şiddete başvurmaktan kaynaklanmıyor mu?  Pozitifi yaymanın ve insanlara okuma/yazma şevki vermenin dünyadaki görevim olduğunu düşünüyorum. Eğer aynı amaçtaysak, bu vakit kaybı değil, farkındalık çalışmasıdır.

Aslı M. Sarı:  Eskiden yazarlar görünmezdi şimdi ki yazarlar şöhretli olma baskısı mı hissediyor?

Demet Baykal: Kitabım yayımlanmadan önce, dosyamı gönderdiğim bir yayınevini arayarak, değerlendirip değerlendirmediklerini sordum ve bana şu cevabı verdiler: “Biz sadece ünlülerin kitaplarını yayımlıyoruz.” Henüz ilk kitabını çıkaracak bir yazar olarak, nasıl ünlü olabilirdim söyler misiniz? Maalesef ki ülkemizde böyle bir gerçek, böyle bir baskı var yazara.

Aslı M. Sarı: Neden şiir deneme ve öykü değil de roman yazarlığı?

Demet Baykal: Kişisel gelişim yazarıyım aslında, fakat kurgu olmadan anlatıldığında akılda kalacak ve hayatlara yansıyacak bir iş çıkmıyor ortaya. Bu yüzden öğretileri karakterler aracılığıyla gizlice vererek, romanlaştırmayı seviyorum.

Aslı M. Sarı: Son olarak genç yazarlara tavsiyeler desem ve gündemde ısrarla kalmaya devam eden bir türlü bitmek bilmeyen çocuk istismarları ve kadın şiddetleri hususunda söylemek neler söylemek istersiniz?

Demet Baykal: Yazar adaylarının, “Bilgiyi işleyiş şeklinizde, bir iç dünya kuruşunuzda ve dış dünyadaki davranışlarınızda, sizi özel kılan şey nedir?” sorusunu kendilerine sormalarını isterim. Çünkü insan varlığının değeri; varoluş mucizesini anlayıp, o büyük kudreti görmesi ile anlaşılır.

Çocuk istismarı ve kadın cinayetleri fikrimce; toplumumuzun, “kadın” a bakış açısından kaynaklanıyor. Kadın hakları konusunda çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanan yazılarım oldu. Vuslat İncillerinde de bu konuya değindim. Toplumumuzda kadınlığa ilişkin algı zaman içinde düzelirse, "bayan" kelimesinin kullanılma biçimi de değişir diye ümit ediyorum.

Bu kelimenin kullanımının, tamamen erkek egemen sistemin kadına dayattıklarının bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Çoğu kişi bekâret olgusunu düşünerek seçiyor ‘bayan’ kelimesini. Bâkireyse ‘kız’, değilse, ‘kadın’ denmesi gerekiyor onlara göre. Bu özel durumu da bilemeyecekleri için, nezaketen ‘bayan’ diyorlar.

"Nezaketten söylüyoruz." diyenlere soruyorum: Neden kadın yerine bayan demek nezaketten olsun ki, size bunun daha kibar olduğunu düşündüren ne?

Bir kadının medeni durumu sadece o kadını ilgilendirir ve erişkin, dişi insana "kadın" denir. Kadın kelimesinin kaba bulunması, onun "cinsellik" içerdiğinin düşünülmesinden ileri geliyor.

Peki neden erkek kelimesi aynı şeyi içermiyor?

Samimiyetsiz nezaket gösterisini kabul etmiyorum.

Atatürk der ki:

"Bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!" Çalışan bir kadın olarak var olabiliyorsam, bana bu hakkı tanıyan Ata'ma minnet borçluyum.

Hatta kadın hakları konusundaki düşüncelerimi çekinmeden açıklayabiliyorsam, seçme seçilme hakkına sahipsem, önem verilensem ve dahası...

Sevgili Demet Baykal, çok teşekkür ediyorum bu hoş sohbetiniz için. Yolunuz açık, başarılarınız daim, kaleminiz kavi olsun. Yazın yolculuğunuzda başarılarınızın devamını dilerim.

Sayın Aslı Hanım, bilmukabele bu güzel yazın yolculuğum hakkında merak edilen soruları aracılığınız ile yanıtladım. Samimi ve güzel sohbet için ben teşekkürlerimi sunarım.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 102
Kayıt tarihi
: 20.11.17
 
 

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce kaleme, kağıda, satırlara  gürültüsüz bir şekilde haykırmaya başla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster