Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '19

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
142
 

Yazarın Üslubu!

Bir yazara bir okuyucusu şöyle sorar:

''Neden birçok yazar da aynı kelimeleri kullandığı halde sizinkiler insanda yoğun, farklı duyguları uyandırıyor? Güldürüyor, ağlatıyor, sinirlendiriyor, sakinleştiriyor, hüzünlendiriyor, üzüyor, mutlu ediyor, umudunu kaybettiriyor, umut ettiriyor ve daha niceleri. Başkalarının kelimelerini sadece okurken, sizinkileri yaşıyoruz! Neden?''

Yazar ise cevaben şöyle der:

''Ah o kelimeler! Harflerin bir araya gelmesiyle bir anlam kazanmaz onlar. On dört milyar yıldır var olan evren içerisinde aktarılan bilginin son yuvasıyız bizler. Bizden sonra da bir yuva bulacak elbet. Sen benim içimde, ben senin içinde saklıyım. Et ve kemikten var olmadığımızın farkına varmaktır baktığımızda görebilmemizin ilk kuralı. Aksi halde gözlerinin işlevi bakmaktan öteye gidemeyecektir. Unutma! Gözün bakar, ruhun görür.

Ah o kelimeler! Harflerin bir araya gelmesiyle bir anlam kazanmazlar. Anlam kazanmış soyut ya da somut varlıkların kulpudur sadece onlar.

Ah o kelimeler! Sanma evde annen, baban… Okulda öğretmenin anlattığında ya da bir kitapta okuduğunda öğrenmiş olacaksın o kelimeleri. Sen sadece hangi kulpun, hangi varlığa takıldığını öğrenmiş olacaksın. Asıl olan ise o kulptan tutmaktır.

İşte o zaman… Anlattıkların, yazdıkların; karşındakinin sadece kulak kapılarının tokmaklarına vurup kapının açılmasını beklemez ve elinde anahtarı, ruhunun kapılarını aça aça ilerler kendi iradesiyle davet beklemeden.

Çiçeğin ne olduğunu bilirsin, ''çiçek'' kelimesinin o bildiğin varlığın kulpu olduğunu da bilirsin fakat bir çiçeğin kokusunu içine çekip beyninde ilgili bölümü harekete geçiremediysen, onun kadife yapraklarına dokunmadıysan, dikeni tenini yırtıp kanatmadıysa, ona baktığında kendini göremediysen, çiçek kelimesi dilinde de dolansa, yazında da yer bulsa, soru’nda belirttiğin gibi sadece bir kelime olarak değer bulur. Ve biri seni sadece okurken, bir başkasını yaşar!

Mesela, ben sonbaharı mevsim tablolarından değil, Eylül’e âşık yağmurların sevdasından öğrendim. Hüznü yetim bir çocuğun bakışından, tedirginliği avucumda tuttuğum bir serçenin minik yüreğinden öğrendim.  

Ah o kelimeler! Harflerin bir araya gelmesiyle bir anlam kazanmazlar. Anlam kazanmış soyut ya da somut varlıkların kulpudur sadece onlar. Korkma! Tut kulplarından. Umarım soruna cevap alabilmişsindir.''

***

İşte böyle…

Ne soruyu soranı tanıyorum, ne de cevap veren yazarı…

Daha doğrusu; ne soruyu soran biri var, ne de cevap veren bir yazar…

Çünkü; ben uydurdum! Kusura bakmayın...

***

Saygıyla... 11 Ocak 2019 - Dünya / Özkan SARI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mesela...

Merve Söyler 
 16.01.2019 11:57
Cevap :
Teşekkürler :)  16.01.2019 17:54
 

hayatın içindeki duruşunu yazmışsın Özkan.. iyiki de yazmışsın.. Duyarlılık enerjin geldi Atölyeye.. selamlar herkesten aslam kardeşim.. Saygılar duyarlı duruşuna..

yucel evren 
 11.01.2019 16:01
Cevap :
Teşekkürler Yücel Abi... Selamlar bizden olsun emekçilere... Saygıyla...  11.01.2019 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 332
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2178
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster