Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '12

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
4355
 

Yazarken içim ağrıdı...

Yazarken içim ağrıdı...
 

Kalabalıklar karşısında gizleyebildiğin, benliğinin arka odalarının varlığı değişik bir huzur verir insana. O arka odalarda, merdivenlerden asla inmeyen, kalabalıklara karışmayan tarafını inancın kutsal sularında yıkayıp durular; sonra da cam fanusun içinde saklarsın. Orası, kendine ait tüm hassas ayarların, kodların bulunduğu bir koordinasyon merkezidir. Sihirli formüllerini sakladığın yerdir. Kendi adamlığına en yakışan parfümün özünü sakladığın yer yani… Akıp giden her şey, senin adına orada biriktirilir, içsel "neden"lere dönüştürülür.

Ta ki hayat önüne diyet menülerinden birisini koyana kadar. Tanrı, tüm bu yıpranma ve yıpratma seansları için kurban ister senden. Etrafına baktığında iklimin değişmeye başladığını fark edersin. Ruhunun üzerinde siyah oksimoron bulutları birikmeye başlamışken, Kahraman’ın işte o cam fanusu bizim için parçaladığı şiiri bu. Dokunduğu hüznün rengini alamayan bukalemunun kendi coğrafyasına ve yazgısına yabancılaşması, hatta intiharı bir bakıma. Anlayamadın mı? Kıymetini bil, anlasaydın sen de yalnızlık çekerdin. Tıpkı onun gibi. O kurbanını seçmiş. Sıra, geri döndüğünde nelere ihtiyacı olacağını düşünmeyen diğerlerinde...

Teşekkürler Kahraman…




Yine o ağrıyla uyandım...
İnsanın içi ağrır mı hiç..?
Ağrıyor işte...
Dibe yuvarlanıyorum,
Ağır geliyorum kendime...
Kendime birikiyorum kendimi yabancılaştırarak kendime..
Tanıyamıyorum çoğu zaman beni..
En sevdiğim çiçek adlarını unutuyorum bazen..
Bazen de yürüdüğüm yolu..
Geliyor muydum yoksa gidiyor muydum bilmiyorum..?

Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense..
Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı...
Olamayacağı..
İlk ışıktan sağa dönüyorum hep..
Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum..
Şekil değiitirmişiz biz..
Ben giderken, sen gelirken ne varsa bilmediğim;
Karşılaştığımızda bir şamar gibi inecek yüzüme sanırım..
O yüzden kaçıyorum karşılaşmalardan..
Korkmak değil bu..
Korkudan kormak benimkisi...
Ve anladım ki ayrılığa değil, ayrı kalmaya yeniliyor insan...

Çelişkisiz yaşadın sen..
O yüzden anlayamazsın beni..
İçinde hiç "kal"ı olan bir "git"in olmadı mesela..
Bildiğim tek adres, adresssizliğimdir benim..
Sen hiç bu kadar cesaretli olmadın unutma..

Ben yola çıktığımda,
geriye dönerken nelere ihtiyacım olacağını hesaplamam..
İşte bu yüzden bu ağrı..
İçim ağrıyor bak..
İnsanın içi ağrır mı hiç..?
Ağrıyor işte...

Aç bir çocuğun hem ağlayıp
hem de ekmek yemesi gibi birşey bu ayrılık sonraları..
Katmerleşen bi acıyı katık etmek
boğazında takılıp duran her şeye..
Biliyorum "yarın yeni bir gün doğacak" hikayeleri,
inananını kanatır en çok..
O yüzdendir sadaka vaatlere tenezzül etmeyişim..
Ucuz umutlar lütfetme adamlığıma..
Ben bir tek savaşarak yenilmesini bilirim...!
Yıkılmam böylesi bir yenilgiden..
Utandırmaz adamlığımı bu ağrılı geçmişin ağaran yaraları.
Kutsal merhamet avcısı değilim ben..

Yola sensizlikten ağlayarak da devam edebilirim..
Yanıma sen gerekmez yürümem için..
Bu yollarda büyüdüm ben unutma..
Düşeceğimi bildiğim betonlardan..
korkarak atlamadım ben bu uçuruma..
Kanatmış olsan da beni bir ayrılığın koynunda,
Yine de merhemi istemem bir başkasının elinden..
Merhemi verenlerin seni kötülemesine izin vermiş olurum o zaman..
Ne sana eğilirim ne seni başkasına eğerim..
Yakışmaz bu benim adamlığıma..

Kendimi korlarda denemişim ben..
Senin alevlerin ellerimi ısıtır en fazla..
Merak ediyorsan eğer,
Giderken ölümüme bıraktığın yalnızlık,
Kendisiyle yaşamayı öğretti bana..
Uslanmış değilim yani,

Islanmış olsam da gözyaşımdan...
Ağrıyı içimde tutuyorsam hep;
Hasmımla savaşımı göremesin diyedir düşmanlarım..
Bu yüzden ben yokluğunun varlığına..
sığınarak da yaşayabilirim böyle..
İnsanın içi ağrır mı hiç..?
Bu yüzden ağrıyor işte..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biliyor musun, bugünlerde ruhumu şiirlere teslim etmeye, onların bana ayna olmasına ve ruhumu onlarda yıkamaya çok ihtiyacım var.. Sanki en çok onlar dinlendirebilirmiş gibi yorgun yüreğimi.. Onlar benim yerime isyan edebilirmiş, benim yerime savunabilirmiş inandıklarımı, beni benden iyi anlatabilirlermiş gibi.. Göz ucuyla kitaplığıma bakıyorum.. Birbirinden güzel cennet kuyuları var, ama içlerinde Kahraman T. kitapları yok hiç, hiç okumadım bugüne kadar. Galiba bir kayıp. Senin vesilenle ilk kez bir şiirini okuyorum ve dili, üslûbu çok hoşuma gitti, çok duru ve dobra. Bu anlatımı seviyorum.. En yakın zamanda kitapçıdan alacağım ilk kitap onunki olacak. Özellikle tavsiye ettiğin bir kitabı var mı? Paylaşım için çok teşekküler, sevgilerimle.

Mor Okyanus 
 21.07.2012 9:57
Cevap :
Pınar tanıştırmıştı beni bu dizelerin asi çocuğuyla ilk kez. Bir gün çalışma masamda bir CD buldum. Üzerinde Kahraman Tazeoğlu diye bir isim yazıyordu. Bir not iliştirilmişti yanına. Pınar bunu dinlememi istediyse bir bildiği mutlaka vardır dedim. Ve dinledim. O günden sonra onu dinlemekten, okumaktan bir an olsun vazgeçmedim. İçimde belli belirsiz halde yaşayan, bir madalyonun arka yüzüne sıkıştırabildiğim diğer yüzüme "insan" olmayı anlattı. İçimdeki asi yanımı, her gece onun şiirleriyle, yazılarıyla büyüttüm, büyütüyorum. Ondan bir kitap önermek, eleğimsağmadan renk seçmek gibi bir şey olur. Bunu yaparsam yağmurları küstürürüm. Ama sen yine de beyazdan başlayabilirsin mesela. "Seni İçimden Terk Ediyorum" yazar üstünde. Ve mümkünse, kendi sesinden de dinle. Ona kitaplığında küçücük bir yer açman, benim için yapabileceğin en muhteşem şey olur mor suların bekçisi.   21.07.2012 13:49
 

dokundugu hüznün rengini alamayan bukalemunun intiharı.....bu sözün üzerine söz söylemek cesaret ister.....

Deniz Savas 
 20.04.2012 20:15
Cevap :
Yazılan, çizilen herşeyde böyle bir ifade vardır. Bazen çok belirgindir, bazen satır aralarına gizlenmiştir. O ifadeler, o dakikaya kadar yazılanları hedefe bağlayan köprü gibidirler. Nokta atışıyla işi bitirirler. Hani, bütün bir maç boyunca sahada gezinen, sonra birden ortaya çıkıp bireysel yeteneğiyle attığı gol ile maçı takımına kazandıran yıldız oyuncular gibi.. Teşekkür ederim Deniz hanım.   21.04.2012 11:28
 

"Arka odalardaki huzur.." sadece bu dikkatimi çektiği için devamını okumak istedim.Yazarken içinizin ağrımasını umursamadım sanmayın.Ağrımasaydı,sadece sızlasaydı bile kaleminiz susmazdı.Sevgiler.

Didem KANDEMİR 
 01.04.2012 18:22
Cevap :
Küçük İskender'in Medusa'nın Makası'nın sonunda dediği gibi, insanın sözcüklerle bileklerini kestiği anlarda akan kanın kıvamı daha bir başka oluyor. İnsan türlü engebelerin içinde varacağı yere ulaşmaya çalışırken, bu tüneli sıkça kullanyor. Ben yazdıklarımdan bazılarını denize bırakıyorum, onlar kime ulaşacaklarını bilirler demiştim, yanılmadığımı gördüm. Çok teşekkür ederim.  01.04.2012 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 115
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 4086
Kayıt tarihi
: 16.09.08
 
 

Fotoğraf makinesiyle, gazetelerle, dergilerle içiçe yaşıyorum. Takım elbise ve kravatlı camiadanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster