Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
105
 

Yazarlar Özgün ve Saygın Olmalılar

Yazarlar Özgün ve Saygın Olmalılar
 

31 Aralık 1984 Tarihinde kapanan ‘’Edebiyat’’ dergisinde ‘’Yarın 1 Ocak. Edebiyat olmayacak’’ diye bir yazı yazılır Nuri Pakdil tarafından.  Ondan iki gün evvel Edebiyat dergileri, yayınevinden çıkan bütün kitaplar toplatılıp yayınevinin önüne getirilir. Neredeyse pasajdaki giriş dolar kitap ve basılı malzemeler ile. Ankara Akay yokuşundan çıkanlar duruma meraklı gözler ile bakar geçerler.

Neler oluyor burada diye bakanlara ücretsiz kitap ve basılı dergileri ücretsiz dağıtıyoruz, girin sıraya hepiniz alın denince herkes sıraya girip kuyruklar oluşturmuşlar. Hatta eşine, dostuna, tanıdığına haber verenler yetmişli yıllardaki gibi tüp, yağ, şeker ve çay kuyrukları gibi kuyruklar oluşturup tüm kitapları ve dergileri almışlar. Bir derginin kapanış hikâyesini anlatan Nuri Pakdil böyle anlatıyor bir derginin kapanış öyküsünü.

O zamanlar dergiler kapatılıp, kitaplar toplansa da ‘’Fikirler, Top ve Tüfekle öldürülemez.’’ Basın, milletin ortak sesidir. Yazarlar özgür ve saygın olmalılar. Eğitimde Öğretmenler saygın ve özgür olmalılar. Eğitimde herkese fırsat eşitliği sunulmalı. Fakir-zengin ayırımı olmamalı. Dağ başındaki en ücra köşedeki öğrencide eğitimin fırsat eşitliğinden faydalanmalı, kent ve Metrepol deki zengin öğrenci de aynı oranda faydalanmalı. Eğitim bir milletin en önemli değeridir. Bir milletin yazılı edebiyatı o milletin en büyük hazinesidir. Değişik fikir ve teatiler, değişik felsefeler, o milletin değerli hazinelerinin birer değeridir. Okumak, okumayı teşvik etmek, okunacak materyallere kolay ulaşmak herkesin hakkı olmalı. Günümüzde okuma alışkanlığının kaybolmaya yüz tuttuğu bir dönemden geçmekteyiz. Yaşlısı ile gençliği ile okuma kültürünü geliştirmek için ne gerekiyorsa yapmalıyız. 1911-12 yıllarında yüz yılımızın en değerli yazarlarının bir araya gelerek elbirliği çalıştılar. Balkan savaşları döneminde tüm aydın yazarların o günün şartlarında hep birlikte savaşa katıldıkları, aynı mücadeleyi cephede de gösterdikleri yazılır. Cepheden sağ salim dönenlerin birçoğu sefillik içerisinde İstanbul’a gelirler. O yıllarda halkın yaşadığı acıları gören Edebiyatçıların birçoğu bu durumdan çok etkilenip Anadolu’nun dönem edebiyatında çok değer ifade eden eserler ortaya koymuşlardır.

Okumayan milletin geleceğinde iyi olabilmek için okuyup üretmek zorundasın. Eğer bunu yapmazsan;

Ya galipsin, ya da mağlup.

Ya sahipsin, ya da uşak.

Ya yükseklerdesin, ya da dibinde.

Ya baş tacısın, ya da yeksan.

Gençliğimiz geleceğimiz. Geleceğimizin bir sonraki nesillere bırakacağı dünyada her zaman okumak, araştırmak, geliştirmek birinci amaç olmalı…

Kalın sağlıcakla…

05.11.2017 Adil Bozkurt

Özkan Sarı, ali açıköz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gelelim okuma konusuna, okumak bizim toplumun hiç bir zaman öncelikleri arasında yer almamıştır. Yeni neslin çoğu için ise okumak boşa geçen zaman demek. Kapitalizmin ve popüler kültürün etkilerinin iliğine kadar işleyen bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde edebiyat,sanat gibi kültürler gereksiz uğraştır. Artık moda sosyal medyanın uyuşturuculuğu etkisindeki teşhirciliktir. Okumak demode okuyan demodedir. Teşekkürler yazınız için. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 05.09.2018 10:35
Cevap :
Bir milletin kalkınmasının en önemli olanı tam bir milli eğitim. Çok iyi bir dil bilgisi. Okuduğunu çok iyi anlamak için olmazsa olmazı. Sonrada matematik zeka, analitik düşünme yetisinin geliştirilmesi. 1970 Yılından başlamak üzere imkânlar ölçüsünde başladığım okuma merakım hız kesmeden devam ediyor. 60 yaşıma geldiğim şu güne kadar gördüğüm ülkemizde okuma alışkanlığından ziyade köşe bucak dinledikleri her ne olursa kendileri okumuş gibi yorumlayarak ezbere dinleyen, dinleten bir kültürün zincirini hala kırabilmiş değiliz. Yamalı bohçaya çevrilmiş eğitim sistemimizde molla kültürü ile çağı yakalamaya çalışan, o yönde fetvalar vererek boy gösteren insanların hiç birinin çocuğu devlet okullarında ve dini içerikli okullarda okumadılar. Herkes özel okul ve derslerle yurt dışındaki elit okullardan mezunlar. Milleti hep uyutarak elit bir ''Öğretmen'' nesli yetiştirmediler. Ranta dayalı bir eğitim müfredatının kol gezdiği bir sistem oluşturuldu. Bunun acılarını uzun yıllar düzeltemeyiz.  05.09.2018 17:44
 

Bu yazınıza yeni okuyorum daha. Yorum yapmadan da geçemedim. ''Basın milletin ortak sesidir, yazarlar özgür ve saygın olmalıdır, eğitimde öğretmenler saygın ve özgür olmalıdır. Eğitimde herkese fırsat eşitliği sunulmalı'' demişsiniz. Çok da güzel söylemişsiniz fakat olması gereken bunlar, olan değil. Bu ülkede basın kesinlikle milletin ortak sesi değildir. Tarafsız değil, bir tarafın sesidir. TV ve gazetelerde konuştukları ve yazdıklarına şahit oldukça onlara acıyorum ve onlardan soğuyorum. Gelelim öğretmenlere, onların durumu daha da içler acısı. Kadrolusu,sözleşmelisi,ücretlisi, daha devlet! birleştirememiş bile öğretmenlerini. Patronların insafına kalmış özel okul öğretmenlerini söylemiyorum bile. Eğitimde fırsat eşitliği ve kalitesi hakkında da şunu söylemeliyim; ülke eğitimini planlayan siyasetçi ve bürokratlarının çocuklarının büyük çoğunluğu devlet okullarında okumamakta, böyle bir durumda siz ne kadar samimi ve ciddiyetle bir planlama bekliyorsunuz milli eğitimden.

Özkan Sarı 
 05.09.2018 10:21
Cevap :
Ailemde 1900lü yıllardan başlayan Ata büyüklerimiz Eğitmen olarak başlamış, şu anda genç ve orta jenerasyon öğretmenler çokça bulunduğu için yakinen bildiğim bozuk eğitim düzeninin yarattığı tahribatı da çok iyi gözlemleme fırsatı buldum. Şu an yazılı medyada güce göre kalemşorların cirit attığı bir dönem yaşıyoruz. Gücü elinde bulunduran erk ne isterse onu yazıp çizen bir anlayışla seyrüsefer yapan bir yozlaşmış kültürün klişeleşmiş örneğini yaşıyoruz. Kitap okuma kültürü neredeyse yok olmuş. Bilişim çağının gündeme girmesi ile okuyan üreten, geliştiren nesil çok azalmış. Ellerinden gelse oturdukları yerden dünyayı yönetmek isteyen bir yaşam tarzına evrildiğimiz bu zamanda umarım milli bir uyanışla okuyarak, üreterek var olacağımızın bilincine erişiriz. Duyarlılığınız için müteşekkirim sayın Sarı Çok teşekkür ediyor, yüreğinize ve kaleminize sağlık diyorum. Selam ve hürmetlerimle.   05.09.2018 17:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 183
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster