Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '12

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
200
 

Yazarlarımızın sorumluluğu

Yazarlarımızın sorumluluğu
 

Yazarlar, ozanlar Topluluğu ; Koşuyolu Öğretmenevi / İstanbul ,Ekim 200


“Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Yeni Oluşumlar, Ayhan Doğan, Kültür Bakanlığı yayını, Ankara 1999”         

Türkçe'yi kullanmanın bireysel bir eylem olmadığını bilmemiz gerekir. Bu eylemin kitap olarak ortaya çıkması Türkçe'ye daha çok özen göstermemizi zorunlu kılmaktadır. Anlatım bozukluklarına konu olan bu yapıttan yapacağımız alıntıları doğrularıyla birlikte vereceğiz. 

1. “Bunun yanında halk şiiri geleneğini yepyeni bir anlatım içinde gösteren Ahmet Kutsi Teceri’i de böyle bir bütünün yapısında bile düşünmek yanlış olmayacaktır. ” (s.1

Bile”sözcüğü cümlede gereksiz kullanılmış. “ Teceri’i ”, “ Teceri’yi ” olarak yazılmalı.

2 . “ Bütün bunlardan başka güçlü bir arûz etkisini, dağınık kalıplar olarak, sezilmektedir. ” (s.194)

Cümlede yer alan “-ni ”eki gerekmemektedir.

3 . “Dranas’ta doğal görünümlerin büyük bir yer tutması, kaplaması yaşama sevgisi, dünyaya bağlılık diyebileceğimiz tema ile sıkı bir yakınlıktan doğmaktadır.” (s.209)

Kaplaması” sözcüğü cümlede “kapsaması “anlamında yanlış ve fazla olarak kullanılmıştır. Çünkü, “yer tutması” sözcük öbeği aynı anlamı karşılamaktadır. Ayrıca eş anlamlı sözcükler aynı cümlede kullanılamaz.

4 .“İncelemeciler de bu görüşlere yakın şeyler söylerler .” (s.25)

Cümlede “-ler”eki gereksiz olarak kullanılmıştır. Çünkü, “ yakın şey “önad (sıfat) tamlamasında önad “ yakın ”  belgisiz olduğundan ad  “ şey ” tekil olur.

5 . “Getirdiği temler gibi ortaya koyduğu dil  ve Türkçe'nin ve Türk şiirinin güncelliğini , gelişmişliğini gösterdi .”  (s.234)

Cümlede birinci “ve” gereksiz olarak kullanılmıştır. Burada “ ve ” yerine  “,”  kullanılabilir . Çünkü cümlede özne durumundaki sözcük öbeğinin “ ortaya koyduğu dil ” önemsenmesi gerekmektedir.

6 . “ Ahmet Hamdi Tanpınar da, geleneği ve yeniyi birleştirecek yeni bir nizamın pek çok değerli  görüşleriyle yazılarında karşımızdadır.” (s.2)

Örnek cümlede yer alan “ görüşleriyle ” sözcüğü tekil olarak “ görüşüyle ”yazılmalıdır. Daha önce de (4.örnek cümlede) belirttiğimiz gibi önad belgisiz olursa ad tekil olur; yani, “pek çok .... görüşüyle “  gibi.

7 . “ 1940 neslinin şiire getirdikleri temalar düşünülürse, özellik kendiliğinden ortaya çıkar.” (s.18)

Örnek cümlede “... getirdikleri  temalar ” önad tamlamasında önad görevindeki eylemsi tekil olmalı. Tamlama “... getirdiği temalar ”olarak yazılmalı. Bu önad tamlamasının önadı bir belirtili ad tamlamasıdır:

1940 neslinin şiire getirdiği ...”  biçimiyle yazılmalıdır.

8 . “ Dönemin sosyal durumları , geçmişten güç alarak bireysel duyuşların yeni  durumu terkipleriyle işlenir. ” (s.65)

"durıumları - durumu" olarak yazılmalı.

9 . “ Görülüyor ki Dranas’taki birçok noktalar,sembolizm’in temel öğeleridir. (s.202)

noktalar- nokta; sembolizm'in - sembolizmin" olarak yazılmalı.

10 . “ İlk şiirinde bir çok basit öğelere ve zayıf mısralara  rastlarız. ”  ( s.204)

"bir çok - birçok; öğelere- öğeye; mısralara- mısraya" olarak yazılmalı 

8 . , 9 . 10 . cümlelerde koyu yazılarak gösterilen yanlışların doğru yazımları cümle altlarında gösterilmiştir. Ancak 10. cümlede yine diğer cümlelerde gösterdiğimiz gibi belgisiz önadın kurduğu önad tamlamasında ad öğesinin tekil yazılması gerektiğini bir kez daha anımsatalım.

11 . “ Bu güne kadar hiç üzerinde durulmayan /  bu husus belki bizim Cumhuriyet dönemi hazırlığında en çok üzerinde durmamız / gereken bir olgudur .”  (s.57)  

Yan cümlelerin yükleminin önünde yer alması gereken belirteçler (zarf tümleci) dolaylı tümleç görevindeki ad soylu sözcüğün önünde yer alması anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Bu yanlışı gösterip düzeltelim: “ .... hiç üzerinde durulmayan... / .... üzerinde hiç durulmayan .... ;  ..... en çok üzerinde durmamız ...  / ....üzerinde en çok durmamız ...” olarak yazarsak anlatım bozukluğunu gidermiş oluruz.

Örnek cümlede “bu güne“ sözcüğü ile “ Cumhuriyet dönemi ” söz öbeği (belirtisiz ad tamlaması) yanlış yazılmıştır . “Bugüne” sözcüğü bitişik, “ Cumhuriyet Dönemi ” söz öbeği de özel ad özelliği taşıdığından her iki sözcüğün baş harfleri büyük yazılmalı .    

12 .“Şiire gerçeği ,soyutun yanı sıra sokar.”  (s.34)

Örnek cümlede anlatım sıralamasında öncelik, sonralık bakımından yanlışlık görülmektedir. Cümlede “ gerçeği ” olgusu en sonra gerçekleştiği için “soyutun yanı sıra” söz öbeğinden sonra yer almalı. Ayrıca virgül de yanlış yerde kullanılmıştır.  Cümleyi düzeltirsek,

Şiire, soyutun yanı sıra gerçeği de sokar. ” Düzeltimize “de” bağlacını da koyarak cümleyi anlamlı kıldık.

13 .“ Faruk Nafiz, bu dönemin Türkçesini (7+7) heceli ve arûza elverişli bir vezinle, diğerlerinden daha üstün bir yetenek ve ustaca kullanımla değerini kanıtladı.” (s.61)

Örnek cümle biçimce ve anlamca yanlışlıklar içeriyor. Önce, “ değerini ”sözcüğü yanlış yerde kullanılmış. Doğru kullanım “ Türkçesini ”sözcüğünden sonra gelmesi, “ Türkçesini ” sözcüğünün de tamlayan (belirten) eki eksik. Belirtili ad tamlamasını  “ Türkçesinin değerini ” biçiminde yazarsak buradaki yanlışı düzeltmiş oluruz.

Bu yanlışı “ Faruk Nafiz, değerini ” biçiminde de yazarak düzeltebiliriz. Böyle yazıldığında “değer ” olan “ Faruk Nafiz ” ; önceki düzeltimizde ise  “ değer ” , “ Türkçe ” olarak belirtiliyor. Her iki durumda da “ değerini ” sözcüğü cümlede biçimsel yanlış olarak sıralamada yer almıştır.

Cümlenin doğrusu :

“ Faruk Nafiz , bu dönemin Türkçesinin değerini, (7+7) heceli ve arûza elverişli bir vezinle diğerlerinden daha üstün bir yetenek  ve ustaca kullanımla kanıtladı.

“ Faruk Nafiz, değerini, bu dönemin Türkçesini (7+7) heceli ve arûza elverişli bir vezinle diğerlerinden daha üstün bir yetenek (olduğunu) ustaca bir kullanımla kanıtladı.

Anlam kargaşası ise, “ değer ” olan “ Türkçe ” mi , “ Faruk Nafiz ”  mi?

14 . “ Kozmik bir alemin malı olmasına rağmen, bizim için artık sanat ve duyuş geleneğinin ilk ve önemli bir öğesi olan, bütüngeçmişteki şiirimizin önemli bir imajı sayılan gül, rüyanın sembolü olarak Tanpınar’ın şiirinde yer yer görünüşlere sahiptir.”

Cümlede “bütün” sözcüğü önad (sıfat) göreviyle yanlış yerde kullanılmıştır. Doğrusu: “....geçmişteki  bütün şiirimizin ...” olarak yazılmalıydı. Çünkü belirtme önadı adı vurgulamak, belirginlik kazandırmak için kimi kez ada yaklaştırılır. Ayrıca, “... gül ...yer yer görünüşlere sahiptir.” Anlatımında eksiklik bulunmaktadır. Şöyle düzeltebiliriz: “... gül ... yer yer değişik görünüşlere sahiptir .” Bu yazılımda “ değişik ” önadını getirerek “ görünüşler ” in birden çok olduğunu belirtmiş olduk .

15 . “Bütün kullandığı şekillerde hecenin, o kendi yapısına ait sentaksı ile şekil içinde bir yoğunlaşmaya yönelme vardır.” (s.116)

Cümlede, “ bütün ” önadı “ şekillerde ” adının önünde yer alması gerekir. Çünkü, önad “kullandığı ” eylemsinin (ortaç ,önadeylem) önadı değil.

16 .“Nitekim ‘Bursa’da Zaman’ da tek birfiille yapılmış kafiye yoktur .”(s.122)

Yine önad “ tek bir ” “ kafiye ” adının önünde yer alması gerekirken yanlış yerde kullanılmış. Ayrıca,

Bursa’da Zaman ” tek tırnak içinde yazılmalıydı. Çünkü tırnak işareti daha önce kullanılmış.

17 . “ Giderek denilebilir ki A. Muhip’in şiiri, doğa ve insandan çok, başka bir şey vermez.”

(s.207)

Cümlede ulaç olan “giderek” yanlış yerde kullanılmış. Bu ulaç, “ denilebilir ki ” sözcüğünden sonra kullanılmalıdır.     

18 .“ Hemen her Cumhuriyet dönemi şairimizde koşma tarzına önem verişi görmekteyiz.” (s.219)

Cümlenin doğru yazımı şöyle olmalı:       

Cumhuriyet Dönemi’nin hemen her şairinde koşma tarzına önem verişi görmekteyiz .”

Cümlede sözcüklerin yanlış yerde kullanımı, yine önadın kullanımı “ hemen her ”, ad tamlamasının yanlış kurulması “ Cumhuriyet dönemi şairimiz...”

19 . “ En sosyal konularda bile, bu yönden bir değerlendirme göze çarpar.” (s.14)

En ”sözcüğü önadların önüne gelerek onları

en üstünlük derecesi ”ne yükselten belirteç türünde bir sözcüktür. Kısaca, “ en ”adların değil önad göreviyle kullanılan sözcüklerin önüne getirilir. Bu cümlede “sosyal”sözcüğü önüne önad  görevli bir ad getirilebilir . Örneğin , “önemli , ciddi “vb.

20 .“ Böyleyken şiiri, konuda ve şekilde, bütün ayırımların ve sapmaların arasından çekip çıkarmak, eleştiriye düşüyor. ” (s.26)

İmek (irmek) ekeyleminden türemiş olan “ iken (-ken) ” ulacı (bağeylem) önad göreviyle kullanılan sözcüğe gelerek (böyle iken: böyleyken) durum bildiriyor .

Cümlede anlam, “ böyleyken ” sözcüğünü çıkardığımızda anlaşılır oluyor. Kısaca sözcük gereksiz. Cümleye “ durum , sonuç vb.”  sözcüklerini getirerek de “ böyleyken ” sözcüğünü gereksiz olmaktan çıkarıp cümleyi anlamlı kılabiliriz.

21 .“ Bir toplum içinde kendini kabul ettirebilen sanat, son gündelikçi eleştirmenlerde, empresyonist görgüde, gene vakitsiz bir dökülüş  durumundadır.”   (s.29) 

Cümlede, “ gündelikçi eleştirmenler ” ile anlatılmak istenen nedir ? Anlamca açık değil.                                                            

22 . “ Eski şiirimizde de hayat anlayışı ve zevkleri konusunda toplumun görüşleri değişince yeni arayışlar ortaya çıkmıştır. ” (s.31)

Cümleyi şöyle yazarsak

“ Hayat anlayışı ve zevkleri konusunda toplumun görüşleri değişince eski şiirimizde de yeni arayışlar ortaya çıkmıştır. ”

Düzeltiyi cümlede sözcüklerin sıralamasında yaptık. Örnek cümlede, “hayat anlayışı ve zevkler ” deki değişme “ toplumda ” gerçekleşiyor. “ Eski şiirimiz ” de bu değişikliklerden yola çıkarak yeni arayışlara yöneliyor. Bu açıkladığımız doğrultuda anlamın gerçekleşmesi Türkçenin sözdizimine uymaktan geçer.                                                 

23 . “ Şiir meselelerimizi görür, ele alırken gene onun sanatındaki bu yönü biraz düşünmemiz gerekmektedir.” (s.31)

Cümlede “görür”çekimli eylemini “görüp”bağlama ulacı biçimine sokarsak temel cümledeki eylemden önce gerçekleştiğini, temel cümlenin bildirdiği yargının da “...gerekmektedir ” buna bağlı olarak sonuçlandığını anlarız. Ayrıca, cümlede “ şiir meselelerimiz ” söz öbeğinde “ meselelerimiz ” sözcüğü tekil olmalı “ şiir meselemiz ”   

24 . “ Gerçi onun,vezin deneyişindeki kırışı, az bir iş de değildir. ” (s.35)

Yan cümlenin yüklemi “ kırışı ”nesne istemektedir. Bu nedenle anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. “ Neyi” sorusunu “ kırışı ” eylemsisine sorduğumuzda yanıt istemektedir. Bu da “ geleneği, alışkanlığı, eskiyi ”  sözcüklerinden birisiyle giderilebilir .

Gerçi onun vezin deneyişindeki  geleneği kırışı az bir iş de değildir.”

25 .  “ Hepsi eğitiminde yetişmiş dil ustalarıdır. ”  (s.38)

Cümlede anlam kargaşası var. Söz konusu olan “ dil ustaları ”,  yan cümlenin yüklemi olan “yetişmiş ” “ nasıl yetişmiş? ” sorusuna “ eğitiminde ” yanıtını vermemektedir. Bu nedenle yanlışı  yan cümleye uygun olan dolaylı tümleç ya da belirteç tümleci getirerek giderebiliriz.                             

Hepsi alanında yetişmiş dil ustalarıdır. ”

“ Hepsi eğitim sonucu yetişmiş dil ustalarıdır. ”

26 .“ Bu görüşün şekle önem, kelime ve imaj sınırlılığı, ses, müzikalite ve iç hayatın zorunlu görünüşleri gibi her parçası kendine özgü işleyişi yolunda değer kazanmaktadır. ” (s.101)

Cümleyi uzun kurduğunuzda yan cümleyle kurmanız gereken durumları gözden kaçırabiliyorsunuz.Türkçenin kısa anlatımlı dil olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Cümleye “.... önem veren ... ” ortacını koyduğumuzda cümledeki anlatım bozukluğunu gidermiş oluruz.

27 . “ Büyü, koku ve renk ile şiirine sinen Baudlaire yanında, çocukluğundan beri sürüp gelen denizi görme isteği, onu estetik olarak J. M .’de Heredi’ya uzandırır.” (s.103-104)

Cümlede söz konusu olan ozanın şiirini tanıtırken etkilendiklerini, özlemlerini sıralıyor. Bu durumda “... Heredi’ya uzandırır.“ ne anlama geliyor ? Ozanın Heredi’yadan yararlandığı, etkilendiği anlatılıyorsa ona “yaklaşır” diyebiliriz. Burada eyleme geçişlilik kazandırmak için “yaklaştırır” biçiminde yazarız.

 28 .“ Tecer’in halk şiirine eğilmesi konusundaki görüşlerini kendisiyle yapılan bir konuşmadan daha kesinlikle öğrenebilmekteyiz .” (s.143)

Örnek cümlede yer alan “ daha kesinlikle ” söz öbeği yerine “ açıkça ”yazdığımızda söyleyişteki doğruluğu yakalamış oluruz.

 29 . “ Bunların bir bölümünde, Cevat Sadık ya daİrfan Kudret takma adlarını kullandı. ”

Dilimizde yer alan bağlaçların ayrı görevleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Örneğin, “ ya da” “ikisinden birisi ” ; “ ve ”“ her ikisini ” anlatılırken kullanılacağından bu cümlede “ ve ” bağlacı kullanılmalı. Çünkü cümlenin bildirdiği yargı “ kullandı ”  her ikisiyle gerçekleşmiş.

30 . “Aslında her kitap bir şiir aşamasıdır; ilk kitabından sonrasına gelinceye kadar .” (s.241)

Sonra ”: Konuşma konusu olan veya içinde bulunulan zamana göre ilerisini anlatır.Yazar, “... ilk kitabından sonrasına...”ile anlatmak istediği “ bir başka kitabı olduğunu ” anlıyoruz. “ Sonra ” sözcüğü yerine “ sonuncusuna ” sözcüğünü getirirsek anlatım bozukluğu giderilmiş olur.

31 . “ Örnek nerden isterse alınabilir .” (s.265)

Cümlenin yüklemi “ alınabilir ” edilgen çatılı olduğu için yan cümlenin yüklemi “ isterse ”de edilgenleştirilmelidir “ istenirse.” Yan cümleyi “ isterse ” olarak etken çatılı bırakırsak bu kez temel cümlenin yüklemi de etken çatılı olmalı  “alabilir .”

Cümlelerini  incelediğimiz bu yapıtta anlamca açıklık kazanmamış kapalı cümleleri de görüyoruz.

32 .“ Şairlikleri yanında inceleme  yazarlıkları, hikâye, roman, tiyatro, edebiyat tarihi gibi sanat ve kültürün içinde olan aydınlardır.” (s.3)

Cümleyi, “... yazarlıklarıyla da ....”biçiminde yazarsak düzeltmiş oluruz. Ayrıca, “ inceleme

sözcüğüne gerek yok.Çünkü “ inceleme yazarlıkları ” yanlış bir kullanım      

33 . “ Ama kesin olarak söylenemez ki isteğin amaca varması yolunda daima tek yönlü kalındığı için, başarı da yarım olmaktadır. ” (s.34)

Cümlede anlam kapalı. Örneğin, “.... isteğin amaca varması...” ne anlatmaktadır? 

34 .“ Toplum ve kader meseleleri, daha çok insan ve dünya görüşüne bağlı olduğundan Tanpınar, bunların ele alınışını hikâye ve romanlarında yapar. ” (s.97)

Cümleyi “.... insana ve onun dünya görüşüne....” , “... bunları hikâye ve romanlarında " ele alır...” olarak yazarsak biçimsellikten kaynaklanan anlam sorunu çözümlenmiş olur. Cümlede yer alan “yapar ” sözcüğüne gerek yok.

35 .“ Bunda, çoğunlukla seslenebilmek gibi, tarihsel ve siyasal nedenler altında ulusal bilinci uyandırmak ve sanatı ulusallaştırmak bakımından yararını düşünmek gibi başlıca amaçların üstünlüğü, doğal karşılanarak  ve giderek öğünülecek davranışlar ön plana gelmekteydi. ”   (s.131)

Öncelikle kısa cümleler kurmanın anlatım bozukluğunu önlediğini bilmemiz gerekir. Örnek cümlenin uzun olduğunu, cümlede gereksiz sözcüklerin kullanıldığını “gibi, bakımından, başlıca ” görüyoruz. Ayrıca “ön plana gelmekteydi” herhalde “ön plana çıkmaktaydı”olarak yazılmalıydı. Cümlenin yeniden yazılmasında yarar var.

36 . “ Rüzgâr, güneş, bulut, ufuk, akşam, sabah, ses hep soyutturlar. Yağmur, çiçek, ağaç, yamaç, su, ırmak ise soyut öğelerdir. ”  ( s.148)

 Önce cümlelerin anlattığı anlamca yanlış. Çünkü “ rüzgar, güneş, bulut, ufuk, yamaç, su, ırmak ” somut varlıklardır. Ayrıca her iki cümlenin yüklemi aynı olduğuna göre neden iki cümleye gerek duyulmuş, bu da anlaşılmış değil.

37 . “ Hececiler kişisel ve sosyal olan yönleri, gelen ya da zorunluluklar karşısında ortaya çıkan akımın yeniden doğuşunu hazırlayış ve yetersiz bir görünüm olarak kaldı.” (s.278)

Cümle biçimce  ve anlamca bozuk. Bu cümle Türkçe sözdizimine göre yeniden yazılmalı. Ancak, “...yönleri nedeniyle...” , “...hazırlayış / hazırlamada “ olarak yazılırsa düzeltilmiş olur.

Kitabın yeni baskılarında belirlediğimiz bu yanlışların düzeltilmesi, Türkçe'ye ( dilimize) özen gösterilmesi umuduyla.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster