Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
390
 

Yazdıkça açılır insan...

Yazdıkça açılır insan...
 

Yaz be! Yaz! Sen de yaz! Ey güzel sarışın kadın!...


Yazanın ya da yazarın hangi sıklıkta yazması gerektiği konusunda iki temel görüş var; benim bildiğim...

Birinci görüş özetle der ki: " Çok sık yazan, tekrara düşer, bir süre sonra da yazacak konu bulamaz."

İkinci görüş de, der ki: " Yazan insan, yazdıkça geliştirir kendini."

Beni düzenli olarak okuyanlar farketmiştir ki; ben ikinci görüşü savunanlardanım güzel okuyucum. Bu savunmanın en temel dayanağıysa, kendi yazı serüvenim, izlenimlerim ve deneyimlerimdir.

Ben, Milliyet Blog'a ilk yazımı gönderdiğim gün, kendime bir başlangıç hedefi koymuştum: Eğer haftada üç yazı yazabilirsem, kendimi başarılı sayacaktım.

Ancak, onbeş ayı biraz geçen yazma sürecim gösterdi ki, haftada 5 yazıyı rahatlıkla yazabiliyorum. Bundan sonraki yazma hedefimiyse, haftada 6 yazı yazmak olarak belirleyeli ben, bir hayli zaman oldu. Ve bu yazma hedefimi de, burada değişik yer ve şekillerde, birçok kez vurgulamıştım zaten ben.

Kendi yazma performansımdan da biliyorum ki, yazdıkça açılıyor insan.Yazdıkça, önce ifade gücüne, sonra yazı biçim ve tercihine en son olarak da yazar kimlik ve kişiliğine, daha bir inanıyor, daha bir dört elle sarılıyor insan. Ve yazdıkça, yazmayı daha çok seviyor yazan. Ve artık biliyorum ki:

Benim hayatımda, yazmak kadar sevdiğim çok az şey var.

Şimdi isterseniz tekrar ana konumuza dönelim:

Bence insan, ya da yazan, yazma konusunda kendini geliştirmek istiyorsa, önce olabildiğine okumalı... Sonra kendisi ve çevresiyle her an ilgili ve çok iyi de gözlem yapabilen bir dikkat, özen ve farkındalık becerisine sahip olmalı...

Yazan insan, eğer yukarıda belirttiğim özelliklere sahipse, hiç korkmadan, cesurca, kendi tarzıyla yazabildiği kadar yazmalı... Ve evet... Okuyanına da kulak vermeli; ama kendine özel, özgün bir tarzı olsun istiyorsa eğer; kendi belirlediği yazma yörüngesinden asla ayrılmamalı... Yazan, herkesten önce kendiyle yarışmalı; başkasıyla değil; benim güzel arkadaşım.

Sürekli yazan insan, içindeki yazma iştahını, içinden gelen ve kendisinin de farkında olarak geliştirdiği yazma ciddiyetini koruyabildiği sürece, ne tekrara düşer, ne de yazacak konu bulmak konusunda sıkıntı çeker.Eğer yazdıklarıma, söylediklerime zerre değer veriyorsan, yazdıkça yazacağını, ben sana şimdiden garanti ediyorum.Yeter ki sen, ciddiyetle yazmaya karar ver.

Sürekli yazan insan, yazdıkça geliştirir kendini ve yazmakla ilgili her şeyini...

Yazan insan, belli bir yazma birikim ve yoğunluğuna ulaştığında, yazmadan önce, yazarken ve yazdıktan sonra, neler yapması gerektiğini otomatiğe bağlar neredeyse...

Yazarken düşünceleri de, ifade gücü de, düşünme, algılama, hayal etme, yazma potansiyeli ve becerisi de; giderek gelişir. Yazdıkları toplam kalite değeri kazanır artık insanın...

O yüzden ben, en başta kendime, sana, yazmak isteyenlere, önce kendini sonra da yazılarını geliştirmek isteyenlere bir tek şey tavsiye edebilirim: YAZ... YAZ... YAZ...

Bıkmadan, usanmadan, vazgeçmeden, asla geri basmadan, yolundan dönmeden, art niyetli, çapsız, beceriksiz, yeteneksiz, kendi ezikliğinin hırsını, acısını senden çıkarmak isteyen tüm kifayetsiz muhterislere rağmen...

Yaşama sevincini, her şeye rağmen koruduğun umudunu, aramaya devam ettiğin aşkını, adamlığını, kendini asla kaybetmeden, küçük çıkarlarına, bencilliğine, doymak bilmez nefsine yenilmeden...

Gözleri yaşlı bir sokak çocuğunun saçlarını okşarken...

Soğuk, buz gibi bir havada, ya da kıyasıya yağan bir yağmurun altında, sana bakıp, ağlayan minik bir kedinin, karnını tıka basa doyururken...

Sokakta kalmış, yanlız, çaresiz, kimsesiz, vazgeçmiş, kaybetmiş bir adamın önüne, bir kase de olsa, sıcacık bir çorba koyabiliyorsan eğer sen...

YAZ DOSTUM YAZ SEN... HİÇKİMSEDEN, HİÇBİR ŞEYDEN KORKMADAN VE ÇEKİNMEDEN...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne kadar doğru tespitler..okumak,gözlemlemek.cümleler bir süre sonra kağıda dökülmek istediğini fısıldıyor zaten değil mi? İçinizden geldiği gibi,okuyucunuzla sıcak bir kahveyi gülümseyerek paylaşıyor gibi yazıyorsunuz.Hal böyle olunca, sizi okumamak olmuyor:)))sevgiler..

LALE KARTAL 
 19.05.2012 22:50
Cevap :
Lale hanım merabalar... Önce, bu güzel yorumunuza cevap vermekte bu kadar geç kaldığım için, gerçekten sizden çok özür dilerim. Ve itiraf etmek zorundayım ki, yorumunuzdan aldığım ilham ve cesaretle, " Neye inanıyorsan onu yaz."başlıklı yazımı kaleme aldım. Eğer samimiyetim, oradan, yazılarımı okuduğunuz yerden bu kadar net, bu kadar kolay anlaşılabiliyorsa, size ancak teşekkür edebilirim sanırım. Cemce sevgilerimle...  24.05.2012 21:29
 

Çamsarı ,ne güzel yazıyorsun; yazdıkça da açılıyorsun...

Erdal Ceyhan 
 19.05.2012 17:09
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Erdal hocam. Yazılarımı yakından takip edip, kaydettiğim gelişmeyi fsrketmeniz, benim için gurur verici... Cemce sevgilerimle...  19.05.2012 18:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1251
Toplam yorum
: 3521
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1693
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster