Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3837
 

Yazdırılan değil yaşanılan Kurtuluş Savaşı nasıl başladı? Atatürk ve Kazım Karabekir Paşa (1)

Yazdırılan değil yaşanılan Kurtuluş Savaşı nasıl başladı? Atatürk ve Kazım Karabekir Paşa (1)
 

Atım Bolivar iki kişiyi taşıyamaz.


1918’de Büyükdere açıklarında, İstanbul’u işgal eden İngiliz ve Fransız gemilerinde bayrakların göndere çekildiğini görünce dayanamayarak , “Tek dağ başı mezar oluncaya kadar düşmanla mücadele ederek istiklalimizi kurmaya vicdanıma karşı ahd ettim. Ya istiklal ya ölüm...” (1)

John ve Tom iki sıcak arkadaştır. İkisi de gangsterdir. Bütün vurgunlarını birlikte yapmış, bir gün bile birbirlerine dargın kalmamışlardır....

Günün birinde bir trende altın taşınacağını haber alırlar. Planlarını yaparlar; treni soyacaklardır. Nitekim tasarladıklarını bir bir gerçekleştirirler, her şey saat gibi işler, fakat hiç umulmayan bir şey olur ve trende altınları koruyan muhafızlardan biri, altınları alıp kaçan Tom’a ateş eder, Tom vurulmaz ama atı vurulur; John hemen yetişip arkadaşını atının terkisine alır ve sapa yollardan kaybolurlar....

Bir düzlükte yemeklerini yerler. Yemekten sonra altınları atının terkisinde taşıyan John, Tom’a dönüp;

-“Niçin altınları bölüşmüyoruz?” Diye sorar.

Olmaz ama ya trendeki terslik gibi bir terslikle karşılaşır ve birbirimizden ayrılmak zorunda kalırsak, niçin hakkımız kaybolsun! Bölüşelim, ikimiz de kendi paralarımızın sorumluluğunu taşıyalım.

İyi yürekli John’un bu fikri, Tom’un gözlerini yaşartır. Bu ne vefakâr arkadaşlıktır! Altını ortaya dökerler, John, Tom’a;

-“Sen say ve paralarımızı ayır” der.  

Tom saymaya başlar…. Bir sana bir bana; bir sana bir bana…  Altın yığını küçüle küçüle yok olacağı sırada, Tom, alnına soğuk bir şeyin dayandığını hisseder.

Bir de bakar ki john, silahını alnına dayamıştır! Önce şaşırır, şaka sanır, güler;

-“Bu nasıl şaka?” der gibi bakar…

Fakat John’un yüzünde acımalı bir katılık vardır. Ağır bir sesle konuşur;

- Biliyorsun, der; seninle bunca yıllık arkadaşız. Bugüne kadar birbirimizi incitmedik. Seni çok severim. Senden daha iyisi şöyle dursun, senin gibi bir arkadaşı ömrümün sonuna kadar bulamayacağımı çok iyi biliyorum.  Ama ne yapayım? Kör talih! Görüyorsun, buraya gelinceye kadar atım Bolivar, ne hale geldi! Yine yola birlikte çıkmak isterdim ama, görüyorsun; 

-Bolivar iki kişiyi çekemez.(2)

“Milli Mücadele’nin iki büyük kahramanı, Mustafa Kemal ve Kâzım Karabekir Paşa, yakın dönem Türk tarihinin en zor zamanlarında büyük bir başarıya ve dostluğa imza attılar. Bu başarı ve dostluğun menşei II. Meşrutiyet dönemine kadar geri gider.

Mustafa Kemal (Atatürk) 31 Mart vak’ası üzerine İstanbul’a yürüyen Hareket Ordusu’nun Yeşilköy’de duraklaması sırasında Rauf Orbay, Kâzım Karabekir, Selahattin Adil gibi sonradan birlikte çalışma imkânı bulduğu aydınlarla tanıştı.

Tanışıklık Birinci Dünya Savaşı’nın hazırlıkları sırasında dostluğa dönüştü. O sırada Kâzım Karabekir, Harbiye Nezareti İkinci Şube Müdür Yardımcılığı görevine atanmıştı.

Bu dönemde Mustafa Kemal (Atatürk)ün Kâzım Karabekir’e yazmış olduğu mektup bu dostluğu ortaya koymaktır.

Mektup Mustafa Kemal’in İkinci Şube Müdürlüğüne daha önce yazmış olduğu bir yazının yanlış anlaşıldığını dostça bir uyarı ile bildiren Kâzım Karabekir’in mektubuna cevap ve yanlış anlaşılmanın izahı doğrultusunda olup şöyle başlamaktadır.

- “Kardeşim Kâzım Karabekir Bey, Mektubunuzu aldım. İkinci Şube Müdür Muavinliğine atanmamızdan gerek size ve gerekse orduyu tebrike layık görürüm. Mektubunuzdan, bildirdiğiniz içten yakınlıktan pek sevindim.

Son olarak yazdığım bir iki yazımın müdür beyleri pek kızdırmış olduğunu bildirerek beni uyarmış olmanıza da teşekkür borçluyum…

- Şurasını da ilave edeyim ki, değil böyle görev yolunda ve hatta her çeşit davranışta kişisel onurunu korumada fedakârlıktan çekinmeyeceğim için siz kardeşimden yardım görmeseydim dahi bu hususta bu yönden ben savunmamı sürdüreceğime şüphe buyurmayacağınızı sanırım.

- Ama orduya hizmet ve bu suretle vatanın iyiliğine dönük olacak çalışmaya katılmaktır. Yüksek saygılarımın iyi kabulünü rica eder ve gözlerinizden öperim.” (3)

Atatürk ve Kâzım Karabekir Paşa arasındaki dostluk I. Dünya Savaşı yılları ve sonrasında da pekişerek devam etti. Gerek Atatürk ve gerekse Kâzım Karabekir Paşa I. Dünya Savaşı öncesinde Alman subaylarının etkisi altındaki Enver Paşa ve arkadaşlarının ısrarla savaşa girme arzularına karış çıktılar. Ancak başaramadılar.

Bunun üzerine her iki komutan, I. Dünya Savaşı’nda, çeşitli cephelerde görev alarak vatana faydalı olmanın uğraşı içerisine girdiler. Bu gaye ile Kâzım Karabekir, İran, Irak ve Kafkasya cephelerinde görev aldı. 

I. Dünya Savaşı’nın sonunda Rus ve Ermeni mezâlimine maruz kalan Doğu vilayetlerinin yanı sıra, Rusların elinde Bulunan Kars ve Gümrü’yü kurtaran muzaffer bir komutan unvanını aldı. Ancak mütârekenin imzalanmasından sonra Tebriz’de bulunan kolordu karargâhının lağv edilmesi üzerine İstanbul’a dönmeye karar verdi.

Gelirken Batum depolarındaki birçok sahra Japon topu ve mermisini Reşit Paşa Vapuru ile Trabzon’a getirdi. (4)

Paşanın bu davranışı daha sonra başlatılacak Milli mücadelenin ilk adımlarından biri oldu.

28 Kasım 1918’de de İstanbul’a geldi. Büyükdere açıklarında, İstanbul’u işgal eden İngiliz ve Fransız gemilerinde bayrakların göndere çekildiğini görünce dayanamayarak,

-“Tek dağ başı mezar oluncaya kadar düşmanla mücadele ederek istiklalimizi kurmaya vicdanıma karşı ahd ettim. Ya istiklal ya ölüm” (5)   diyerek kendi kendisine haykırdı.  (6)

Devam edecek...

www.canmehmet.com

Resim;cnsc.edu.co'dan alıntıdır.

(1-6) “Atatürk ve Kâzım Karabekir Paşa, Bir Dostluğun Dargınlığa Dönüşmesi “ Dr. Yaşar SEMİZ

(2)Hikaye, Kazım Karabekir Paşa'nın, “Paşaların kavgası” kitabından alınmıştır.

(3) İlgar İhsan, “Mustafa Kemal’in Çankaya arşivindeki mektubu”, Yıllar Boyu Tarih, Sayı 12, Aralık 1981, s. 22-23

(4) Karabekir Kazım, İstiklal Harbimizin esasları, İstanbul 1981, s.63

(5) Karabekir, s.64; Hz, Baranseli Z. Mahir, Doğunun Kurtarıcısı Kazım Karabekir, Heykelini Yaptırma ve Yaşatma Derneği yayınları No;1 s. 12-13      

ali adnan inal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beyfendi,o zaman ki rakkamlar yanlış ise bugün et fiyatlarını düşürmek için et.Kurbanlık Fiyatlarını düşürmek için canlı hayvan ithal etmemizin sebebi.yada ülkenin ithal ürünler cenneti haline gelmesi İddia ettiğiniz gibi Atatürk döneminin yanlış lanse edilen ekonomik rakkamlarımıdır?Atatürk döneminde ki doğru rakkamlara ulaşınca bugünkü cari açığımı çözeceğiz? diyelim Atatürk döneminde her şey yanlış,doğru olan çok az şeyler vardı?sonuç ne olacak? 74 yılda ki başarısızlık onun dönemine mi bağlanacak ondan sonrakiler aklanacak mı? siz hasbelkader uçak üretmeye çalışanlara niyet edenlerin gayretlerine balon derseniz doğal olarak kimsenin çalışıp çabalayıp bunun insansız uçanına cesaret etmez ve teşebbüs etmez.Rakkamlar kişinin niyetini yazar.2012'nin huzur getirmesi dileği ile..

mehmet binlik 
 30.12.2011 16:57
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, geldiğimiz aşamada, dada yeni yeni meselelerimizi sorgulamaya ve dünde yaşananları anlamaya çalışıyoruz. Bu geleceğimiz adına olması gerekenlerdir. Ancak, bu konuda çok geç kaldık. Bu da gelişmemizi önemli ölçüde engellemiştir. Farklı düşünmek, kişileri, aileleri ve milletleri hata yapmaktan alıkoymaktadır. Bu ülkemizde dünden kalan bir anlayışımız olsa gerek. Halkımızı, "Sürüden ayrılanı kurt kapar" ifadesi ile farklı düşünmemesi için korkutarak, engelledik. Hepimiz ülkemizin daha da ileriye gitmesini istiyoruz. Bunun yolu, okumak, sorgulamak ve tartışmaktan geçmektedir. Özetle, gelişmemiz için farklı düşünmeye alışmamız gerekir. yorumlarınızla katkılarınız için teşekkür ediyorum. Sizlere gelecek yılın huzurlu ve başarılar getirmesini temenni ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  30.12.2011 17:25
 

Atatürk'ü Koruma Yasasına her anlama gelecek bir atıfta bulunmuştunuz.Şunu da tartışsanız Adnan Menderesin her mahallede bir bilyoner yaratacağız sözünü manasını ve anlamını anlatsanız?Mustafa Kemal Atatürk'ün o tarihlerde olmayan Türk Yatırımcı ve sanayici yaratma çıkarma çabası soru işaretine bağlanırken daha yakın tarihler niye soru işaretine alınmaz?

mehmet binlik 
 29.12.2011 18:32
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, bilirsiniz, insanlar düşünen varlıktır. Elbette, edindikleri bilgi ve özümsemeleri kalitesinde... Bunların yanında insanların farklı düşünmeleri de doğaldır. Bunu da toprakta yan yana yetişen meyva ağaçlarına benzetebilirz. Birisi Elma, diğeri erik tadını veren ağaçlardır. Aynı toprakta büyümelerine, beslenmelerine rağmen farklıdırlar. İnsanlar gibi... Ve bir olay sonucu ile ölçülür, siz ülke olarak geldiğimiz noktada dünün kondu devleti İsrail'den alınan oyuncak uçakları, (Neden üretemediğimizi sorgulamayarak) doğal görüyorsanız, bize hayırlısı olsun! Demek kalmaktadır. Yakın tarihimiz, bizden önceki tarihtir. Yaşadıklarımız, şahit olduklarımız değildir, bunu bilirsiniz. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  30.12.2011 14:48
 

Belli bir teknolojik altyapısı olmayan bir devletin elinde az olan mühendisle birden bire seri üretim'e başlayabilmeleri zaten ütopiktir.Bunu ileri sürmek kötü niyettir.Mühim olan ısrar ve sermaye gücüdür.Güçlükleri yenme azmidir.Asıl tartışılması gereken 11.11.1938'den sonra ki dönemdir.Mustafa Kemal Atatürk 15 senelik idareciliğinde yapabileceği kadar yapmıştır.Yaptığı hatalar varsa az zaman da kısa işler başarmak çabasındandır.Bakın yazdığınız yazılarla yaptığınız yorumlar çelişmektedir.O Amerikalının dediği şeyler yapılmaya çalışılıyordu.Amerikalı bir gezgin Fotoğrafçı o yıllarda eskişehirde tango yapmaya çalışan ilkokul öğrencilerinin resmi yayınlanmıştır.Birşeyler yapılmaya ve adapte edilmeye çalışılıyordu.Kabul edin etmeyin Atatürk'ün Türkiye hayallleri Kazım Karabekirden de İsmet İnönüden de büyük ve farklı idi.Aralarında ki çatışmanın nedeni de buydu.Bakıyorum Demir Çelik Fabrikası ile ilgili yazmamışınız.Etibank,Sümerbank bunlarda mı büyüklere balondur.

mehmet binlik 
 29.12.2011 17:36
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, 1923-1938 dönemine ait, eğer ulaşabilirseniz (ki, olumlu olmadığı için gizlenmiştir.) eğitim, öğretim ve üretim rakamlarını ve bu konudaki gelişmeleri, Osmanlının cumhuriyete devrettiklerini esas alarak tekrar sorarmısınız? Bu şekilde, daha sağlıklı bir ve bilinçli bir sonuca ulaşabiliriz. Bilirsiniz, En doğruyu, rakamlar söylemektedir. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  30.12.2011 14:54
 

Sayın Canmehmet,geçmişi araştırken bugünü en önemlisi yarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığımızı fark etmemek gibi bir tehlikenin mevcut olduğunu söylemek isterim.Size bir şey sormak istiyorum.Yerli uçak fikri hangi dönemde başlamıştır neler yapılmış neler yapılamamıştır.Devam edilememesinin nedeni nedir?İlk Demir Çelik fabrikası kimin döneminde başlamış?temelini kim atmıştır?İlk kendi uçağını üretme çabaları kimin zamanında başlamıştır?neler yapılmıştır?kim kapatmıştır?sebebi nedir?Sadece Atatürk zamanında Kılık kıyafet devrimi yapılmış da hiç sanayi devrimi adına bir şey yapılmamışmıdır?aydınlatırsanız sevinirim?

mehmet binlik 
 29.12.2011 2:39
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Yarını kazanmamız için (kanaatimize göre) dünü çok iyi bilmek zorundayız. Peki, neden? Aynı çukura iki kez düşmemek, aynı hataları bir kez daha yapmamak için. O bahsettiğiniz uçak vb "çocuklara masallar!" kapsamındadır. İşinizin ne olduğu bilmiyorum. Sorularınızdan sanayi ile fazla ilginizin olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçek manası ile bir uçak üretimi, onbinlerle ifade edilebilecek sayıda, teknolojik donanımlı, eğitilmiş mühendislere sahip yan sanayi (üreticiler) gerektirmektedir. O dönemlerde size göre onbinlerle ifade edilebilen donanımlı yan sanayicilerimiz var mıdır? Varsa bunlar buharlaşmış mıdır? Ve hiç kimse sizin tesislerini kapatmaz, rekabet edemediğiniz için iflas eder, siz kapatırsınız. Bu hikayenin bir benzeri de petrol de anlatılır. Sözde, "petrol vardır, ancak, bulanlar çıkarmaz üzerine beton dökerler!" Türkiye'de, 3000-4000 metrede fazla petrol yoktur, olan da derinde ve çıkarılması masraflıdır. Ol hikayemiz budur. Sağlıcakla kalınız.  29.12.2011 11:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1098
Toplam yorum
: 2702
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1723
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster