Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2105
 

Yazı dizisi: 40. yılında tüm ayrıntıları ile 12 Mart muhtırası-4

Yazı dizisi: 40. yılında tüm ayrıntıları ile 12 Mart muhtırası-4
 

Demokrasiye vurulan her bıçak o ülke için sızlayan bir yaradır...


Muhtıra

12 Mart Muhtırası'nı veren Orgeneral Memduh Tağmaç, Orgeneral rütbesindekiler hariç bu 9 Mart 1971 Milli Demokratik Devrimine adı karışan başta Tümgeneral Celil Gürkan olmak üzere tüm subayları re'sen emekliye sevketti. 1. Ordu Komutanı Faik Türün de bu darbeye adı karışan tüm Devrim yazarlarını Ziverbey Köşkünde Milli İstihbarat Teşkilatı vasıtasıyla sorguya çekti. Bu sorgularda Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un da 9 Mart darbesine önce destek verdikleri, fakat sonra istihbarat bilgileri Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç'a ulaşınca desteklerini geri çektikleri ortaya çıktı. 

Darbe, 1971 yılında 12 Mart günü saat 13:00'da TRT radyolarından okunan aşağıdaki muhtıra ile ilan edilmiştir: 

"Parlamento ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür."' 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu'nun imzasını taşıyan muhtıra 12 Mart Muhtırası şu maddelerden oluştu: 

  • Meclis ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.
  • Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri'nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.
  • Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır. Bilgilerinize…

Bu muhtıra 12 Mart günü saat 15'te açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oturumu yöneten Meclis Başkan Vekili Fikret Turhangil tarafından da okutuldu. Tek itiraz sesi Demokratik Parti Milletvekili Hasan Korkmazcan’dan geldi. Korkmazcan yerinden kalkarak, "Meclis'te ya Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ya da Başbakanlık tezkeresi okunur, ordu tezkeresi okunmaz." dedi. Türkiye’nin çift Meclis'le yönetildiği bu dönemde Cumhuriyet Senatosu Başkanı AP'li Tekin Arıburun, muhtıra metnini kendisine getiren subayı geri cevirdi; ancak bu metin üç gün sonra Senato'da da okundu. Arıburun, Senato Genel Kurulu'nda yüksek sesle su eleştiriyi yaptı: "Bir Meclis'e askeri kıta gibi 'sunu söyle, bunu böyle yapacaksın' demeye imkân yoktur. İcranın emri altında bulunan kumandanların takdir edeceği ve tenkit edeceği ölçüye göre hükümetler kalacak veya kalmayacak. Böyle bir düzen demokratik düzen değildir. Biz demokratik rejim dışında bir rejim kabul etmeyeceğiz." 

Bu gelişmelerden birkaç saat sonra da Başbakan Süleyman Demirel, hükümetin istifasını açıkladı. Muhtıranın hedefi "reformları gerçekleştirecek "güçlü bir hükümet kurulmasıydı. 

Muhtıra Sonrası 33. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti

33. Hükümet - 12 Mart Dönemi, 1. Nihat Erim Hükümeti (26 Mart 1971 -11 Aralık 1971) 

Ordu, 12 Mart 1971'de bir muhtıra verdi. Parlamento fesh edilmedi, partiler kapatılmadı, Anayasa askıya alınmadı. Ama koşullar çok değişmişti. Askerler bir teknokrat hükümeti istiyorlardı. Eğer böyle bir tarafsız başbakan Meclis içinden çıkar da güvenoyu alırsa, sorun kalmazdı. 

Bunun için tarafsız bir milletvekili aranmaya başlandı. CHP Kocaeli milletvekili Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı. 26 Mart günü CHP'den istifa ederek hükümeti kurmakla görevlendirildi. Böylece artık bağımsız başbakan olan Erim partiler üstü reform hükümetini kurdu. 

Hükümetin Yapısı

Adalet Partisi 5, Cumhuriyet Halk Partisi 3 ve Milli Güvenlik Partisi 1 bakan verdi. Bu arada hükümette yer almaları için Dünya Bankası'nda çalışan eski plancılardan Atilla Karaosmanoğlu ile NATO Genel Sekreterinin Birinci Yardımcısı Osman Olcay yurda çağırıldı. Bu hükümetin üzerinde en çok konuşulan üyesi olan genç Atilla Karaosmanoğlu, yurda gelir gelmez Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak kabinedeki yerini aldı. En önemli görevlerden birini, yani ekonomiyi düzeltme işini üstlendi. 

Hükümetin 27 üyesinden 15'i parlamento dışındandı. Türkiye'nin ilk kadın bakanı Prof.Dr.Türkan Akyol'da bunların içindeydi. Kültür Bakanlığı bu hükümet döneminde kuruldu ve başına Talat Halman getirildi. Dönemin CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, 12 Mart'ın ince ayar bir askeri darbe olduğunu, Erim hükümetine yardım etmenin askeri darbeye destek anlamına geldiğini açıkladı. Bu pürüze rağmen hükümet Meclis'ten güvenoyu aldı. Hükümet, Ya reform yaparız ya gideriz diyerek büyük iddialarla yola çıktı. 

11'lerin İsyanı

Yeni hükümet, ilk günden itibaren özellikle parlamento içinden müthiş bir dirençle karşılaştı. Sırada bekleyen eğitim, toprak, enerji, mali, idari ve hukuk reformları tek tek tökezlemeye başladı. Zamanında Kemal Derviş'in başına gelenlerin benzeri Atilla Karaosmanoğlu'nun da başına geldi. Özellikle Maliye Bakanı'nın direnciyle karşılaşan Atilla Karaosmanoğlu, mali reform yapamadı. Hükümet meclis içindeki kıskaca daha fazla dayanamadı ve Nihat Erim, 26 Ekim 1971'de istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay istifayı kabul etmedi, hükümet ikna edildi ve yola devam kararı alındı. 

Anayasal teknokrat hükümeti 3 Aralık 1971'e, yani 11'ler olayına kadar yönetimde kaldı. Aralarında Türkan Akyol, Atilla Karaosmanoğlu, Mehmet Özgüneş, Selahattin Babüroğlu, Osman Olcay'ın da yer aldığı 11 bakanın istifa gerekçesini Atilla Sav açıkladı: Yurdumuzun muhtaç olduğu kalkınma hamlesini ve reformları Atatürkçü bir görüşle gerçekleştirmek amacıyla kurulan hükümette görev almıştık. Bu amaçları gerçekleştirme olanağı kalmadığı inancıyla görevlerimizden çekiliyoruz. 

Hükümetin Karnesi

I. Erim hükümeti 3 Aralık'ta görevden ayrıldığında enflasyon felaket bir durumdaydı. İşbaşına geldiklerinde yüzde 11'de seyreden enflasyon oranı dokuz ay içinde yüzde 23.3'e fırladı. Ardından II. Erim hükümeti kuruldu ve iktidarda altı ay kaldı. İstifa ettiğinde ekonomik tablo alt üst olmuştu. 70'li yıllara damgasını vuran bütün diğer Teknokrat hükümetler gibi başarısız olmuştur. 

Erim'in bir yıl içinde kurduğu iki hükümete Adalet Partisi ve CHP de bakanlar vermesine karşılık Cumhuriyet tarihinin en zayıf ve kısa omurlu hükümetleri arasındaki yerlerini aldı. Tabanı olmayan hükümetlerin güçlü olamayacakları ve reform yapamayacakları anlaşılmıştı. Muhtırayla ayrılmak zorunda kalan Süleyman Demirel, bunu söyle açıklıyordu: "Benim yapamadığımı o neyle yapacak? Arkamda su kadar milletvekili bu kadar halk var. Ve Türkiye’yi ben o gün onların hepsinden daha iyi biliyorum. Yapılacak bir şey varsa ben hepsini yaptım, geliyorum zaten. Bunlar hızımı kesti. Ben yapamayacağım da onlar mı yapacaktı?" 

Balyoz Harekâtı 

İsrail Başkonsolosu'nun Türkiye Halk Kurtuluş Parti/Cephesi militanları tarafından kaçırılıp öldürülmesinden sonra İstanbul'da 12 Mart döneminde sol görüşlü yasak yayınların toplanması için ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve tutuklamalar zinciridir. Sonucunda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan tutuklanmış, TİP ve DİSK kapatılmıştır. Bu harekât dolayısı ile ülkede bir denetim ve baskı terörü estirilmiş, birçok gözaltı ve tutuklama gerçekleştirilmiştir. 

14 Ekim 1973 genel seçimleri 

14 Ekim 1973 tarihinde gerçekleştirilen genel seçimlerde TBMM 15.dönem milletvekilleri seçilmiştir. Bunun sonucunda 185 milletvekiliyle CHP iktidar, Bülent Ecevit'te başbakan olmuştur. 

Ara rejim, 26 Mart 1971'de kurulan Nihat Erim Hükümeti ile başlamıştı. "Teknokratlar" ağırlıklı bu hükümet ancak yedi ay, 2. Erim Hükümeti de ancak dört ay ayakta kalabildi. 22 Mayıs 1972'de Cumhuriyet Senatosu üyesi olan Ferit Melen başkanlığında kurulan hükümet 11 ay, 15 Nisan 1973'te yine bir senatör olan Naim Talu'nun kurduğu hükümet ise 10 ay is basında kaldı. Ara rejimlerle gecen bu bunalımlı döneme Aralık 1973 seçimleri kısmen nokta koyabildi. CHP, secimi AP'nin önünde tamamlamasına karşılık Meclis'te çoğunluğu alamamıştı, Ecevit'in 26 Ocak 1974'te kurduğu hükümet 10 ay sonra dağıldı. Ardından senatör Sadi Irmak'ın kurduğu hükümet beş ay, Demirel'in kurduğu hükümet ise iki yıl üç ay görev yaptı. 1977 seçimlerinde, CHP yüzde 41, AP yüzde 36, 9 oy aldı. Yine istikrarlı hükümetler kurulamadı. Türkiye üzerine siyasal araştırmaları ile tanınan Feroz Ahmet'in "1973'ten sonraki yıllar Türkiye’nin, yönünü bulamayan zayıf ve kararsız hükümetler tarafından yönetildiği en kotu dönemdi. Bu dönemde ekonomi sadece 1973 petrol sokuyla uğraşmak zorunda kalmadı. Avrupa’nın Türk işçisi talebinin sona ermesine yol açan ekonomik krizinin darbelerine de katlanmak zorunda kaldı." sözleriyle tanımladığı bu en kotu dönemin ardından Türkiye 12 Eylül 1980'e dayandı 

Değerlendirme  

12 Mart doneminin Hava Kuvvetleri Komutani Orgeneral Muhsin Batur, 32. Gun ekibinin hazirladigi "12 Mart Belgeseli"nde soyle anlatmisti: "Bize muhtelif partilerden hic tanimadigimiz senatorler, milletvekilleri geliyordu. Kendi liderlerini sikayet ediyorlardi. 'Ne duruyorsunuz? bunlarin boyle boyle hatalari var.' diyorlardi. Sasirip dinliyorduk. Ve oyle bir intiba uyandi ki kafamizda, 'Turkiye'nin neler yapmasi gerektigi belli; ama partiler arasi cekisme ve bazilarinin parti programina uymamasi yuzunden bunlar gerceklesmiyor. Ama partiler ustu bir hukumet kurulursa, Meclis de teknik bir uzuv olarak calisip bu yasalari hazirlar Turkiye bir duzluge cikar.' havasina kapildik biz..." 

Ali Necati DOĞAN 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 4673
Kayıt tarihi
: 27.06.07
 
 

İnsanım herkes kadar; zengin kadar fakir kadar, kadın kadar erkek kadar, Müslüman kadar Hristiyan ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster