Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '19

     
    Kategori
    Kültür - Sanat
    Okunma Sayısı
    47
     

    Yazı mı, Senaryo mu?

    Yazı yazmak mı, senaryo yazmak mı? Yazıya bir soruyla başlamak ne kadar doğru bilinmez ama yazım dünyası ile sinema sektörü arasında köprü kuran yazarların karşılaştığı en önemli sorulardan bir tanesi kesinlikle budur. Her yazarın senaryo yazamayacağı gerçeği ayan-beyan ortada iken, her senaristin de kitap ve benzeri metinleri yazamayacağı ne kadar gizli tutulabilir ki?

    Yazarlığın iyi kurgulanan, hikâye açısından doygun ve okuyucusuna kurulan dünyanın atmosferini sonuna kadar hissettiren bir meslek ya da uğraş olması göz önünde bulundurulduğunda senaryo ile pek çok açıdan benzerlik göstermektedir. Teknik açıdan tabii ki sayısız fark vardır arada; ama bu yazıda biz daha çok yukarıda bahsettiğimiz benzerliklerden ve benim senaristlik, içerik editörlüğü ve yazarlık arasında gidip gelen hayatımdan bahsedeceğiz.

    Önce Senarist, Sonra İçerik Editörü, En Sonunda İse Bir Yazar

    Okuldan ayrılan ve evde bir şeyler okuyarak kendine geliştirmeye çalışan bir yazar aday adayı olarak başladığım yolculuğun ilk etabında izlediğim bir filmden - 12 Angry Men - etkilenerek senaryoya merak saldım ve bu konuda kitaplar alarak çalışmalara başladım. Daha öncesinde kendi çapında öyküler, hayata dair aforizmacıklar ve yarım kalmış romanlar yazan bir adam olarak senaryoya dair bilgiler edinmeye başladığımda, işin umduğum gibi olmadığın fark ettim ve teorik bilgilerin içerisinde kaybolduğumu anlayarak profesyonel destek almaya karar verdim. Uzun uğraşlar sonucunda kendime ve bütçeme uygun bir senaryo kursu -aynı zamanda oyunculuk ve diğer sinema eğitimlerini veren Artmera Sanat Merkezi adında bir kurumda- buldum ve bazı şeyler yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. 3 ay gibi bir eğitim sonrasında senaryoya dair teorik bilgilerin birçoğunu edindim, tabii burada kendi çabalarımın da çok büyük faydası vardı.

    Eğitim bitti ve tam hayallerime kavuştum; gerçek bir senarist oldum derken yazdığım 3 senaryo da reddedildi ve umutlarım tükenmeye başladı. Buraları çok uzatmadan geçiyorum (çekilen çileleri anlatıp sizi boğmaya gerek yok) ve neticesinde bir dizim dijital bir platformda 3 bölüm kadar yayınlandı ve final yaptı. Tekrar bir boşluğa düşüp bir şeyler yapmaya çalıştım ama 2 yıl boyunca üzerinde çalışılan senaryonun sadece 3 bölümlük bir diziye dönüşmesi, büyük bir metal yorgunluğuna sebep oldu. Ufak tefek içerik ve editörlük işleri ile günü kurtarmaya çabaladım, senaryoya ise hobi gibi devam ettim ama neticede yazarlıktan bir türlü uzaklaşamadım.

    Önce senarist, sonra içerik editörü ve en sonunda başarıyı henüz yakalayamamış bir yazar olarak hayatıma devam etmeye karar verdim; ne de olsa 3'ü de birbirine benzer meslekler diye düşündüm ve bunların kendimce benzer noktalarını şu şekilde topladım.

    3'ü de kelime haznenize ve kelimeleri ne şekilde kullandığınıza bağlı olan metinler

    3'ü de iyi bir şekilde kurgulanması gereken metinler

    3'ü de farklı amaçlar için yazılsa da insanların dikkatini çekmek için ortaya çıkarılan metinler

    3'ü de hayalleri peşinde koşan yazar adaylarının bir biçimde ortaya çıkarması gereken metinler.

    Sonuçta, başarılı bir kariyer oluşturmak için yola çıkıp 3 farklı yazarlık deneyimi yaşayan bir insan olarak "Yazı yazmak mı, senaryo yazmak mı?" sorusunun cevabı hem o, hem öteki, hem de ikisi bir arada...

     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 47
    Kayıt tarihi
    : 14.02.19
     
     

    Lise yılları boyunca istediği bölümü kazanmak için çabalayan ve bir şekilde bunu başaran ama sonr..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster