Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '11

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
481
 

Yazık! Kovmayın Schuster'i

M.Ferit KOTAN 

Yürüyüşü bir farklıydı yeşil çimenlerin üzerinde. Kulübede heybetli oturuyordu.” 1960 yılının futbolu oynanıyor Türkiye de” diyerek yukarılardan bakıyordu diğer kulüplere. 

Haklıydı da. Altmış yıllık Beşiktaşlı olarak anımsadığım en nitelikli kadroya sahipti Beşiktaş takımı. Farklı oynadıkları izlenimini de vermişlerdi. Başka takım taraftarları da kabul etmeye başlamıştı, Beşiktaş’ın oyununun seyir zevkini. 

Ara transferde nitelikli oyuncular alındı. Takımın gücüne güç katılmıştı. On yedi de on yedi naraları atılmaya başlandı ortalıkta. Televizyon yorumculardan biri, alınan oyuncuların niteliklerini değerlendirirken, " Avrupa da bunların bir üstü olan futbolcuların, Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo" olduğunu söyledi. 

Manisaspor maçından sonra Schuster’in stattan çok küçülerek ayrıldığını görünce duraksadım. "Ürkek güvercin" tümcesi ağzımdan çıktı. Mustafa Denizli Hoca için yazdığım " Kariyer Çizildi Hocam " yazısını anımsadım. Schuster’in kariyeri ne oldu? Aynı sözcüklerle betimlemek istemedim. 

Hocaların bilgi birikimleri konusunda söz söylemek yanlış olur. Futbolculuk ve Antrenörlük kariyerlerini sorgulayacak değiliz. Schuster’in çalıştırdığı kadronun niteliği, Del Basque ve Mustafa Denizli de yok idi. Yine de mevcut takımlardan iyilerdi. Schuster’in Beşiktaş’ı ise yıldızlar topluluğu olarak değerlendirilmektedir. Spor yorumcularından biri , “Duran toplardan gol atacak en iyi oyuncular Beşiktaş ta” diye konuşuyordu.. 

Schuster’in suçu Ne? Akla ilk gelen konu, takımı iyi çalıştırmıyor veya kadro kurmada yanlışlık yapıyor olabilir. Ligin başlarında, her maça en az üç dört oyuncu değiştirerek takımı oluşturuyordu. İlk bakışta, futbolcuları formda tutmak açısından olumlu diye yorumlanabilir. Ancak takımın iskeletini tam kuramamanın sıkıntılarını çok yaşadılar. 

Schuster’in suçu pedagojik bilgisinin yetersizliği. Takım da aidiyet duygusunu geliştiremedi. İnsan gücü niteliğini, takımın fiziksel yapısını dikkate alarak oluşturamadı. Nitelikli oyuncuların yaş ve fizik güçlerini dikkate alarak, taktik geliştiremediğini söyleyebiliriz. 

Cristiano Ronaldo ile Messi’nin her maçta on bir kilometrenin üzerinde koşu yaptıklar ortadadır. Gutı ve diğerleri bu koşuyu yapabilirler mi? Yapamadıkları ortada. Biraz zorlandıklarında sakatlıklar ortaya çıkmaktadır. 

Beşiktaş kötü mü oynuyor? Hayır denilebilir. Karşısına çıkan takımlar Beşiktaş ile oynadıkları için her oyuncu Messi kadar koşuyorlar. Antrenmanlarda yıldız oyuncuların yeni öğrenecekleri bir futbol bilgisinin olacağını sanmıyorum. Onların fizik kapasiteleri ile becerilerinin sürekliliğini sağlamak, oyuncuların birbirlerinin niteliklerini tamamlama alışkanlıklarını geliştirmek ve takım oyununu ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmalar aidiyet duygusunu geliştirecektir. Ernst’in Manisaspor maçında 90+2 de oyuna girip ayağına top değmeden maçın bitmesi sonucunda, "Ne güzel oynadım" tümcesinin pedagojik yorumunu, yetkililerin değerlendirmesi gerekmektedir. Yönetim ciddi iştir, aymazlığı kabul etmez. Schuster, bu açıdan sorgulanmalıdır. 

Yabancı antrenörlerinin yanılgılarının kaynağını araştıralım. Türk Milli takımı ile kulüplerin Avrupa’daki başarılarını dikkate alarak analiz yaptıklarını söyleyebiliriz.” Türk futbolu Avrupa’nın gerisindedir. Nitelikli bir kaç oyuncu alındığında, rahatlıkla şampiyonluğa gidilebilir.” Bu mantığın yanılgıda önemli rol oynadığını vurgulamak isterim. Geçen sene üç büyüklerin, bu senede Galatasaray ile Beşiktaş’ın durumu ortada. Transfer üstüne transfer yapıldı, sonuç hüsran. Türkiye’nin üç büyüklerinden ikisi, Ligin birincisinden 21 ve 24 puan gerisinde bulunmaktadırlar. 

Türkiye de bireysel yetenekler Avrupa da oynayan futbolculardan aşağı değildir. Takımlardaki aidiyet duygusu, izlenen transfer politikalarıyla zayıflatılmaktadır. Takım kurgusunda, kişisel kaprisler söz konusu olunca, başarıda süreklilik sağlanamamaktadır. Alman 19 yaş gurubu milli takımında 9, İsveç milli takımında 3 Türk vatandaşın bulunması sizlere hangi bilgileri çağrıştırmaktadır. Futbolda bilimden yeteri kadar yararlanamadığımızın göstergesidir. 

Futbolcu olarak başarılı olmuş bir kişinin antrenör olarak da başarılı olabileceğini söylemek yanlıştır. Antrenörlükte genel kültür boyutu çok önemlidir. Futbolcunun öğrenmesi gereken teknik bilgiler kadar, insan olarak yaşamı da başarıda önemli rol oynamaktadır. Çağdaş yönetim konusunda bilgi noksanlıkları, tüm dünyada görülmektedir. Kurumsallaşmış kulüplerde bile, sık sık antrenör değişiminin temelinde yatan nedenler bunlardır. 

Schuster’i neden kovmayalım diyorum. Schuster de görülen patolojik durum, Türkiye de bir çok antrenör ve kulüp yöneticilerinde de görülmektedir. Parasal gücün bilginin önüne geçtiği her sektörde, hastalıklı durumların eksik olmadığı gerçeği unutulmamalıdır. 

Schuster’e önerim, on yıl atlayalım yetmişli yılların futbolunu oynatarak Beşiktaş’ın kupada şampiyon olmasını sağlayalım. Dileğim, önümüzdeki yıl da Beşiktaş Avrupa da futbol oynayabilsin. Nasıl mı oynayacağız? Pedagoji biliminin öngörüleri ışığında hareket edeceğiz. 

Takımın geri dörtlüsünü Türklerden, orta ve ileri ucu yabancılardan oluşacaktır. İnsan gücü planlamasına göre, en nitelikli elamanları sahaya sürmek temel ilkedir. Ersen’in sakatlığı dikkate alındığında, genç Atınç’ın futbol bilgisinin geliştirilmesi söz konusu olsa bile, fiziki yapısı nedeniyle sürekli oynatılmalıdır. Yalnız Beşiktaş’ın değil, Türk milli takımının böyle bir savunma oyuncusuna ihtiyacı bulunmaktadır. 

Türk takımlarının yan toplarda gösterdiği yetersizliği Beşiktaş Atınç ile aşabilir. Takım oluşumunda, kalecilerin form durumuna göre herhangi biri olabilir. Sakatlık yok ise geri dörtlüyü, genç yeteneklerden kurmak zorunluluğu bulunmaktadır. İleri çıkıldığında hızla geri dönebilme enerjisi dikkate alınmalıdır. Yabancı kontenjanını orta ve ileri uç oyuncularda kullanma zorunluluğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Akla gelen ilk takım oluşumu, Kaleci-Toraman, Atınç, Necip, Köybaşı - Quaresma, Ernst, Fernandes, Simao- Gutı, Almeida Olmalıdır. 

Gutı, Almeida’nın indirdiği topları alarak sağa ve sola pas dağıtacaktır. Adam eksiltme becerisi olduğu için, kaleye yakın oynaması gol şansını da artıracaktır. Gutı geri dörtlüde oynadığında, pas alarak ileri çıkmaya çalıştığında, ilerleyen dakikalarda oyundan düştüğü görülmektedir. Gutı koşan değil, ayağına gelen topları iyi kullanan oyuncu olmalıdır. Son maçlardaki fiziki yetersizliğinden dolayı pas yüzdelerinin düşmesi, kalitesi belli olan bir oyuncunun, psikolojik yönden etkilendiğini göstermektedir. 

Ernst Beşiktaş’ın geri dörtlüsünün değişmez elamanı olmalıdır. Onun fizik ve teknik yeterliliği Gutı’nin üstlendiği görevi yapabilecek nitelikte olduğu kanısındayım. Oyunun gidişatına göre Fernendas geriye çekilip, Necip ortaya alınabilir. Ceza ve sakatlık durumuna göre, geri dörtlü Ekrem ve Aurllo gibi tecrübeli ve becerikli genç elamanlarla doldurulabilinir. İleride de Hilbert, Bobo, Nihat gibi elemanlar bulunmaktadır. Yedeklerden kurulacak takımın bile ligde şampiyonluk peşinden koşabilecek nitelikte olduğunu kim yadsıyabilir. 

Oyuncu değişikliğinin ne zaman yapılması gerektiğini de önerecek değilim. 90+2 de galip isen zaman kazanmak için oyuncu değişiklinin yapılacağını herkes bilir. 

Sayın Schuster, haddim olmadan size bazı teknik önerilerde bulundum. Gelin Beşiktaş’a yetmişli yılların futbolunu oynatalım. Oynatalım da Avrupa kupalarından mahrum etmeyelim. KOVULMANI HİÇ İSTEMİYORUM. 

15.03.2011 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 442
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster