Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
230
 

Yazılarımız da yüzlerimiz gibi farklıdır

Yazılarımız da yüzlerimiz gibi farklıdır
 

İnsanlar, zamanlar, fikirler akış halindedir.


Her şeyin farklı olduğu bir evrende insanlarının konularının, dillerinin, ifade tarzlarının farklı olmasından daha doğal ne olabilir ki!

Yazdığımız blogların, konularımızın, içeriklerimizin farklı olması tam da bu zenginliğin buralara yansımasıdır.

Her birimiz dünyayı kavrama gücümüz ve anlama şeklimizle, bu ana kadar edindiğimiz iletişim becerileri ve kullandığımız dil ya da dillerle kendimizi farklı bir biçimde ifade ederiz. Yaşarken kimi alışkanlıklar kazanır, farklı alanlara yönelir, farklı birikimler ve beceriler ediniriz.

Birimizin çok sevdiğinden bir başkamız nefret eder.

Birimizin dünyasının olmazsa olmazının başka birinin dünyasında hiç mi hiç yeri olmaz.

Genlerimiz, yetiştiğimiz ortamlar, koşullar bizi bir heykeltraşın bıçağı gibi farklı çizgilerle şekillendirir.

Birbirimizin yazılarını, konularını, ifade tarzlarını, inançlarını, eğilim ve meraklarını da beğenir ya da beğenmeyiz.

Beğendiklerimizi izleriz. Beğenmediklerimize bakmayız.

Yazdıklarımızı okuyanlar kendi anlayabildikleri kadarını anlarlar. Biz de başkalarının yazılarını anlayabildiğimiz kadar anlarız.

Değerlendirmelerimiz de o anladıklarımız ve kendi değer yargılarımız çerçevesinde şekillenir. Bazen gerçekte anlamı ya da değeri olmayan şeyleri bizim ilgi alanlarımıza, inançlarımıza, beklentilerimize hitap ettikleri için fazlasıyla önemser, kabullenir, bazen de çok anlamlı, önemli şeyleri anlayamadığımız için, değerlerimize hitap etmedikleri için dışlar, göz ardı ederiz.

Milliyet Blog bu anlamda çok güzel bir zemin.

Her yaştan, her çevreden çok sayıda insan her gün buraya farklı şeyler yazar.

Bu sayede başkalarının da ne kadar farklı, ne kadar doğru ya da yanlış, ne kadar duyarlı ya da duyarsız, bilgili ya da bilgisiz, umutlu ya da umutsuz, heyecanlı ya da heyecansız olduğunu görürüz.

Okuduklarımızdan dersler çıkarır, yorumlar yaparız.

Bazen bizden yaşça çok küçük birinden çok şey öğrenir, bazen oldukça yaşlı birinin yazdıklarında dişe dokunur bir şey olmadığını görürüz.

Farklılıklarımızı fark ederiz. Farklılıklarla yaşadığımızın ayrımına varırız.

Farklılıklara saygı duymayı öğreniriz.

Yazılarda, bloglarda kullanılan resimlerin, başlıkların önemini yeniden anlarız. Kendi çalışmalarımızda bu anlamda daha özenli oluruz.

Çalışmalarımıza diğer insanların yaptıkları yorumlarla yüzleşiriz. Yorumcuların bir kısmının bizi hiç anlamadıklarını, yarım yamalak anladıklarını öğreniriz. Diğer bir kısım yorumcunun da bizim yazdıklarımızı okuyarak ufkumuzu açacak etkili ve derin yorumlar yaptıklarını hayretle görür biraz daha bilinçleniriz.

Yazdıklarımızı beğenenlerin yorumlarını sorgusuz sualsiz ekleriz sayfalarımıza. Beğenmeyenlerin yorumlarını eklemeyenlerimiz de olur, farklılıklar göze çarpsın diye, başka bir açıdan bakanların nasıl algıladıkları anlaşılsın diye ekleyenlerimiz de olur.

Bazen sırf yaptıkları yorumlara bakarak yorumcuların kişilikleri ile ilgili, iyimser, kötümser, yapıcı, kırıcı gibi yargılara da varırız.

Kimi şeyleri yazmak istediğimiz halde yazmayız, yazamayız.

Genel ahlâk ilkelerine, yazdığımız sitenin ilkelerine, yasalara uymadıkları için yazamayız.

Başkaları tarafından hakaret ya da iftira kabul edilip yasal sorumluluk doğuracakları için yazamayız.

İlgi duyulmayacağını, okunmayacağını, değerinin takdir edilmeyeceğini düşünür yazmayız. Oysa belki de bu düşüncelerle kaleme almadığımız şeyler bizim düşüncemizin aksine tam da ses getirecek, yeni ufuklar açacak şeylerdir ve biz bunu fark etmediğimiz için, doğru değerlendiremediğimiz için başlamadan bitiririz.

Benzer şekilde bizim ahlâka, adaba, yasalara aykırı olacağını düşündüğümüz kimi şeyler gerçekte belki de bu tarz bir sorumluluk doğurmayacaklardır.

Kimi zaman da ya sonuçlarını düşünmeden ya da doğru kestiremeden yukarıdaki sınırları zorlayan, aşan çalışmalar yaparız.

Farklı görüşleri, anlayışları, ifade tarzları, öncelikleri olan insanlar olarak her birimiz kendimize göre doğru olanı yaparız, yazarız.

Elbette sitede görevli editör arkadaşlar da çeşitli açılardan değerlendir ve uygun, sorunsuz buldukları yazıların yayınına izin verirler.

Yazarken çoğalırız, ufkumuz genişler.

Yorumlar alırız, ufkumuz genişler.

Diğer yazarların farklı bakış açılarıyla, konularıyla, çalışmalarıyla tanışırız.

Yaza yaza, okuya okuya, düşüne düşüne büyürüz. Büyür farklı kişiler haline geliriz.

İyi ki yazarız, iyi ki okuruz.

Çünkü okuyan, yazan, düşünen ve değişime açık olan hiç kimsenin yerinde sayma gibi bir sıkıntısı olmaz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mesele şimdi aydınlandı Şahbettin bey; siz "teknik" olarak size gelen yorumları yanıtlamasını bilmiyorsunuz. Gelen yoruma tekrar yorum yazarak yanıtlama olmaz ve yorum sahibine ulaşmaz. Yorumu kabul ettiğiniz zaman sağ tarafta üç seçenek bulunuyor. "Yanıtla/ Onayla/Reddet" Önce yanıtlayacak ondan sonra da onaylayacaksınız. Yanıtla butonuna bastığınız zaman ekranda bir sayfa açılır siz de yanıtınızı yazar ve aşağıdaki "gönder" butonuna basarsınız. Ondan sonra da "onayla" kutucuğu açılır ve siz de tıklar ve yanıtınızı gönderirsiniz. Sizinle tertip sayılırız, "teknoloji" biraz bize uzak. Bu tür yanlışlıklar normaldır. Dediklerimi bu yorumda deneyin isterseniz. Çok kolay olduğüunu göreceksiniz. Saygılar.

Ümit Culduz  
 03.08.2014 18:50
Cevap :
Ümit Bey, Bir konuda gerçekten haklısınız. Teknik olarak yanıtlamayı sitenin önerdiği yerde değil, başka zeminde yaptım. Bunun nedeni dediğiniz gibi ilk anda fark etmemiş olmamdı. Ancak mutlaka yanıt verilecek, sonra onaylanacak ya da reddedilecek diye bir kural yok. Benim başka zeminde yapmamın da gerekçesi var ve bunu yazdığım bir blog yazısında ifade ettim. Sağlık, esenlik dileklerimle,  04.08.2014 12:43
 

Kıymetli Yazar Arkadaşım Sudan Hayaller, Okuyup biriktirdiklerimiz yaşayıp düşundüklerimizle arkadaş olup iyi kötü kendimizi ifade edebildiğimizi de görünce dökülüveriyorlar ekrana ya da kağıda. Düşlerimiz, düşüncelerimiz, yorumlarımız ete kemiğe bürunüyor dediğiniz gibi. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim,

Şahbettin Uluat 
 01.08.2014 17:08
 

Ümit Bey, Öncelikle yardımcı olmaya çalıştığınız için teşekkür ederim. Böyle bir niyetlle yapılan her şey sonuçta kimi yanlışlar içeriyor olsa da olumlu bir adımdır. Ben kendimi yokladığım zaman sizin takdir buyurmuş olduğunuz gibi şişkin bir egoya şükür ki sahip olmadığımı, aksine gayet alçak gönüllü olduğumu rahatlıkla fark ediyorum. Yazarın büyük ya da küçük olduğunu beirleyecek olan okurlardır. O anlamda da kişisel bir sıkıntım yok. Her ne kadar bu sayfalarda yeni olsam da yazma işinde yeni değilim ve bu da aslında benim için cok önemli değil. Genç arkadaşlar benden çok daha iyi olabilirler, alkışlarım. Son olarak da bilmenizi isterim ki burada olma nedenim doğru bildiğim şeyleri paylaşmaktır. (Siz paylaşmaya da kahkahalarla güldüğünüzü yazmıştınız, gülebilirsiniz.) Bana doğru gelmeyen şeyleri sirf çok okunan olayım diye yazmam. Esenlik dileklerimle,

Şahbettin Uluat 
 01.08.2014 16:55
 

Size "yardımcı" olmaya çalıştım ama nafile! Anlamadınız, algılayamadınız! Egonuz öyle şişik ki! Söndürebilene aşkolsun! Kendinizi bir nane sanıyorsunuz!Ne demek yani yazınıza gelen yorumu yanıtsız bırakmak, ondan sonra da böyle yazılar yazmak! Biraz mütevazı, biraz makul olmak çok mu zor? Bu kafayla giderseniz yazdıklarınız 50 okunur bilemediniz 100 kez okunur...Yorum falan beklemeyin! Siz daha yolun başındasınız! "Büyük yazar" havaları "madara" eder insanı! "Gizemli yazar" tribleri alkış almaz bu sitede! "Sevgili okurlarınızın" olmasını istiyorsanız öncelikle "okur" olacaksınız! Size gelen yorumları "paşa paşa" yanıtlayacaksınız! "Yazılarım niye okunmuyor ve yorumlanmıyor" diye mızıklamayasınız diye söylüyorum; beni anlıyorsunuz , değil mi?

Ümit Culduz  
 01.08.2014 0:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 226
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 197
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster