Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
897
 

Yazılarımız kadar tanınırız

Yazılarımız kadar tanınırız
 

Benim MB içinde yüz yüze tanıştığım kimse yok. Çeşitli toplantılar yapılıyor, toplantı bloglarını okuyorum, yeni insanlar tanımak hoş geliyor kulağa. Yer ve zaman olarak uyamadım hiç birine, şartlarımı da zorlayacak kadar da istekli değildim belki kim bilir. Fakat dün gece hakkımda yazılan bir blog görünce anladım ki, günlük yaşantımızdan bize destek olacak birkaç kişi taşımalıymış buraya.

MB ben üye olduğumda 2000 civarında üyesi olan bir yerdi. Şimdi 4000’ lere yaklaştı. Bu kadar kalabalıkta gruplaşmalar olması doğal. Çünkü ben de özellikle çalıştığım dönemlerde kısıtlı zamanlarda nete giriyorum ve ancak blog habercimde yer alan 7-8 yazarın yazılarını okuyor, ilgimi çekecek bir şey var mı diye ana sayfaya göz atıp çıkıyorum. Belki bu arada çok güzel blogları da kaçırıyor olabilirim.

Blogda ben kimseyi tanımıyorum, okuduğum ve yorum yazdığım insanlar hakkında sadece tahminlerim var. Kimse de beni tanımıyor, okuduklarınızla sadece tahminleriniz var. Ancak yazılarında özel yaşamları ile ilgili paylaşımları çok olan yazarları tanımak daha kolaylaşıyor. Bu açıdan kendimi ifade ettiğimi sanıyorum.

Yazarlar arasında hiç tanışmadığım halde tanıdığımı hissettiğim kişiler var.

Örneğin Mehtap Erel, kendisiyle azbuzdan beri yazışırız. Hiç görmedim ama gördüğümde direk sarılacak kadar yakın hissediyorum kendimi. Çünkü onu seviyorum, takiye yapmadığına inanıyorum. Dürüstlük benim için önemlidir. Bu nedenle burada yalan söylediğimi ima edenlere şaşıyorum. Yine de yapacak bir şey yok, çünkü gerçek hayatta sizi tanımayan biri kafasındaki kişiliği size yakıştırıveriyor. Belki kendi öyle olduğu için başkasını da öyle zannediyordur.

Örneğin Mesut Selek, benden 15 yaş büyük olmasına rağmen her zaman sevgi ve saygılarını eksik etmeyen, benim gözümde son derece saygıdeğer, bilgi yüklü, yaşamdan keyif alan, sözünü sakınmayan bir öğretmen. Ona sonuna kadar güvenilebileceğini hissediyorum.

Örneğin Güher, gerçek hayatta tanımıyorum, ama onun da özü sözü bir olduğunu, yaşama sevgiyle tutunduğunu, sevgi dolu bir anne olduğunu hissediyorum.

Örneğin cdenizkent, yazılarını sürekli okurum, kendisinin her sözünü akıl süzgecinden geçirdiğini, bilime inandığını, bilimden aydınlandığını hissediyorum.

Örneğin Murat Ertaş, kendisini insanlara ve çevresine saygılı, donanımlı, gerçekçi, duyarlı biri olarak hissediyorum.

Örneğin Alyoşa, benim okuldaşım, onunla da hiç görüşmedim ama sevgi dolu, iyi niyetli, hayata karşı kırgınlıklarını unutup yaşamdan zevk almaya çalışan, etrafıyla çok ilgili biri olarak hissediyorum.

Örneğin Necip Köni, son derece hareketli, konuşkan, çok gezen bilir sözüyle uyumlu, bir o kadar da mütevazı biri olduğunu hissediyorum.

Bu liste daha uzar gider, aklıma gelen ilk yazarları yazdım. Olumsuz hissettiğim yazarları kendime saklayacağım elbette.

Bütün bu hislerimde yanılmış da olabilirim öyle değil mi? Yüz yüze görüşmek, el sıkışmak, göz göze bakmak bütün hisleri değiştirebilir de. Sonuçta burada ne yazıyorsak o kadar tanınıyoruz.

Ama! Okuyan insanların yaşam biçimi, eğitimi, hayata bakış açısı, siyasi görüşü, yaşı, cinsiyeti, geçmişi, kökeni, dini, kişiliği vb. birçok etmenden dolayı sizi çok farklı değerlendirmesi de mümkün. Biri yererken, bir diğerinin övmesi bundan değil mi?

Şimdi artık, gençliğimdeki gibi başkalarının benim hakkımda ne düşündüğü çok önemli değil.

Nietzsche’nin sözlerindeki gibi;

    “Bir dost kimdir? Öteki bendir…”
Necip Köni - Adana / TR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de yazınızı tesadüfen gördüm ; daha doğrusu okuduğumuz ortak bir kalemde tavsiye edilmişsiniz. Fikirleriniz doğrudur. Ancak gruplaşmların net bir çizgi ile ayrılmasını sevmiyorum ben. Tabi ki daha çok anlaştığımız sevdiğimiz insanlar (ya da blog için kalemler) olabilir ama sonuçta yazmak gibi ortak bir tutkumuz var.Hele bu çorap örmeler sanal alemde nasıl olur anlamış değilim.... Belki de ilgilenmediğimden olabilir mi? Bu arada kimin ne düşündüğüne ya da ne dediğine aldırmayın tabi ki ; sevdikleriniz hariç....

Mezopotamya Prensesi 
 11.10.2008 9:33
Cevap :
Değerli katkınız için çok teşekkürler. Kimseye aldırdığım yok ama hakkımda hem mesleğime, hem kişiliğime söz söyleyen bir bloğun yayınlanmış olması, o zaman beni üzmüştü. Çünkü ben blogta da, günlük yaşamda da tartışmaların fikir düzeyinde kalmasından yanayım. Kimse kimseyi tanımıyor ne de olsa. Selamlar, sevgilerle...  11.10.2008 19:33
 

Sizinle ilgili bloğu aradım, taradım ama bulamadım! Neyse...Birilerini arkamıza alarak bir şeyler yapmaya kalkışmak bana anlamsız geliyor! Aslında size öyle geliyor da, sıkıntınızı anlatmak istemişsiniz sanıyorum bu konuda! Her ortamda gruplaşmalar var, çirkin, ama var, maalesef! Oysa o gruplar içinde de kim bilir kimler birilerinin başına çorap örüyor? Sevgi güzeldir,paylaşmak güzeldir, dostluklar da öyle, yeterki doğal kalıpları içinde kalsınlar, yeter ki karışmasın kavramlar! Zaman zaman kendimizi bile anlamakta zorluk çekerken, ki doğrudur, statik olmamız mümkün değildir, olursak da tıbbi bir problemdir, dost bellediğimiz kişilerin gelişimleriyle paralel olmayabiliriz an gelip de... Dostluk da aslında böyle bir şey, bence! Tamamlamak! Sevgilerimle... Konuyu yine dağıttım sanırım, hep olduğu gibi, ama yalnız yola çıkmak cesaret ister, kendine güven gerektirir, iyi ki yola yalnız çıkanlardanız, aslında dostluklarda da olmazsa olmaz olan bireyselliktir, bunu beceremeyen dost görü

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 31.08.2008 1:01
Cevap :
Ben bundan sonra Mehtap'çığımı dinleyip hepsine gülüyorum:) Teşekkürler yorum için, sevgiyle kalın...  31.08.2008 1:23
 

ben de seni seviyorum :))

Mehtap Erel 
 30.08.2008 20:05
Cevap :
Kardeşim benim, adaşım, sağol...  30.08.2008 21:30
 

kim ne diyo ya, boşversene. ben de kimseyi tanımıyorum kimseyle tanışmaya da gelmedim ayrıca bide öyle bir durum var. kimsenin sosyalleşmesine laf etmiyoruz ve sosyalleşmeme hakkımızı da kullanıyoruz. evli barklı çocuklu insanlarız, arkadaş bulmaya mı geldik yazı yazmaya mı? gruplaşma muruplaşma çocukça şeyler bunlar, dışarda hiçbirşey olamayanların buralarda yarattıkları sanal kişiliklerle kendi iç savaşlarıdır o başka bişi değil. adam gündüz taksici gece edebiyat profesörü. OLDU!, geç allahaşkına delimisin arkadaşım. hoşuna gitmeyen yorumu da ne oku ne yayınla, beğenmeyen gelmesin sayfana nedir yani, kızdım bak valla, burası aklıbaşında biryer sandık geldik, herkes için diyemem de, tüm kompleksliler buraya mı dolmuş ne? zannedersin adamlar milliyette baş yazar, kim neyi, beğenmiyor, kim kimi eleştiriyor, gül geç arkadaşım. gül ama ağzınla değil.

Mehtap Erel 
 30.08.2008 20:02
Cevap :
Sen bir tanesin ya:) Güldürdün beni yine, gülüp geçiyorum bundan sonra, sağolasın...  30.08.2008 21:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 741
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 4968
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster