Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
239
 

Yazılarınız beğenilmiyor mu? Eleştiriliyor mu? Belki de doğru yoldasınız!

Yazılarınız beğenilmiyor mu? Eleştiriliyor mu? Belki de doğru yoldasınız!
 

Blog yazarı yazıp paylaşırken kendi ufkunun da genişlediğini fark eder.


Blog yazarlığı global anlamda bakıldığında ve bizim kısacık yaşamlarımız da göz önüne alındığında artık olgunluk dönemini yaşayan bir uğraş.

İnterneti bizden önce ve bizden yoğun kullanan ülkelerde belli bir kıvama gelmiş olan blog yazarlığı ülkemizde henüz genç sayılır.

Farklı ülkelerde yaşayan, farklı kültürlerle ve kültür düzeyleriyle yazan insanların konuları da, ifade tarzları da bizimkilere benzemese de özünde yapılan iş bizimkisiyle aynıdır.

Eğitim ve refah düzeyleri gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında nispeten düşük olan ülkemizde blog okur yazarlığı oranının biraz daha düşük olması da aslında normal.

Her şey bizim bireysel bilgi, bilinç düzeylerimiz, gündelik alışkanlıklarımız, dünyayı, eşyayı, olayları algılayış biçimlerimizle, inançlarımızla, dünya görüşlerimizle ilintili.

Çok okumadığımız için, çoğumuz çok gezme olanağı bulamadığımız için eksiklerimiz azımsanmayacak düzeyde.

Birbirimizi, kurumları, kuralları, başka görüş ve inançları ayrıntılı ve sağlıklı değerlendiremediğimiz için yorumlarımız, tepkilerimiz de pek  çok durumda sağlıklı olmuyor.

Dinlemiyoruz, gözlemiyoruz, anlamaya çalışmıyoruz. Anlayacak kadar derinliğine bilmiyoruz, Bilmediğimiz yerleri, boşlukları, hayal gücümüzle, kötümser ya da iyimser ama sağlıksız yaklaşımlarımızla dolduruyoruz.

Çok gereksiz ve anlamsız şeyler  konuşup, yazıp olumlu ya da olumsuz büyük tepkiler alabiliyoruz.

Çok gerekli ve önemli şeyleri gündeme getirip kör, sağır bir karanlıkla muhatap olabiliyoruz.

Elbette her şey bizim bireysel eksikliklerimizle açıklanamaz. Farklı siyasal ve ideolojik duruşlarımız var. Farklı eksiklerimiz, saplantılarımız, yanlışlarımız, hiziplerimiz, cemaatlerimiz, derneklerimiz var.

Abartma ya da görmezden gelme huylarımız var.

Değerlendirmelerimize yukarıda sayılanların saptırıcı etkiletri kesinlikle göz ardı edilemez.

Şehir imar planlarından, ticaretlerinden, ameliyat günlerinden, seyahat yer ve zamanlarından söz ederken bile önce etnik kökenleri ya da başkaca her türlü mensubiyetleri ile ilgili hesaplar yapanlar var.

Bir parçası oldukları küçük coğrafyanın, kabilenin, grubun temel renkleri dışındaki her renge direnenler var.

Ölçüsüz ve gerçekten beklenmedik çıkışlar, tepkiler gösterenlerle en önemli durumlarda bile taş gibi tepkisiz duranlar var.

Çok sayıda gereksiz alkış tutanla hiç gerekmediği halde sık sık aklını, ağzını bozanlar var.

Hiç gereği yokken, her çalışma kendi başına bir değerken ve yazarlar rakip konumunda değilken blog yazarlığını bir rekabet ortamı görüp sürekli olarak gerilimler, sıkıntılar yaşayanlar, yaşatanlar, başka yazarları yorumlarıyla taciz edenler, saçma değerlendirmeleriyle, eksik çarpık yorumları ve sorunlu ifadeleri ile işi zorlaştıranlar var.

Bütün bu varların var olduğu blog sayfalarında da, doğal olarak  doğrular kadar yanlışlar da var. Doğru ifade edilmiş şeyleri yanlış anlayanlarla, yanlış ifade edilmiş şeyleri doğru anlayanlar var.

Öyleyse başka kişiler onaylasın ya da onaylamasın, alkışlasın ya da alkışlamasın doğru bildiklerimizi söylemek de var.

Birilerinin taşlamakta olması düşüncelerimizin, yazılarımızın yanlış olduğu anlamına gelmez.

Hiziplerin, grupların, inanç farklılıklarının yönlendirmesiyle yanlış olduklarını bile bile bir şeyleri savunmuyorsak, göz göre göre temel insan haklarını ihlal etmiyorsak, zalimin ve zulmün maşası olmadığımızdan eminsek, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getiriyorsak yazalım.

Dile getireceğimiz şeylerin insanların ufuklarına, dünya görüşlerine, dünyayı algılama biçimlerine, kültürlerine, duruşlarına katkı sağlayacağını, olumlu etki yapacağını, yazalım.

Barışa, kardeşliğe, huzura, sevgiye kapı aralayacağımızı, gerçekten mazlum durumdaki insanlara, hayvanlara, doğaya iyilikler getirecek düşünce, duygu ve eylemlere basamak olacağını düşündüğümüz şeyleri yazalım.

Yazalım ve birilerinin kokutmak için ellerinden geldikleri dünyayı yapıcı, aydınlık düşüncelerimizin tertemiz doğal parfümüyle yaşanabilir kılmaya özen gösterelim.

Varsın birileri dalga geçsin. Varsın birileri olmaz desin. Varsın birileri bize yüklensin.

Katlanalım.

Belki de en güzel, en işe yarar, en özgün ve aydınlık yazılarınız o çok eleştirilenler, çok taşlananlar olacaktır.

Biz sadece aklımızı yüreğimizi ve niyetimizi yoklayalım.

Eğer dünyanın kirliliğinden ölümcül düzeyde etkilenmemişsek o üçüne güvenelim.

Belki de doğru yolda olduğumuz içindir bunca eleştiriyle muhatap olmamız.

Sabredelim, anlayalım. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sayın yazarım yazar!özgür ve doğal olmalı hiciv... şiirime yapmış oldugunuz bir yorumla benim ilerleme mi sağladınız..! yazdığım bir şiir yanlış anlaşıldı veya be yanlış anlamış olabilirim !ustatlardean gelen bir yorum beni çok üzmüştü teşekkürler !bakın ben halen yazıyor vede mutlu oluyorum tekrar teşekkürler sayın yazarım kaleminize sağlık...

Yusuf Incekalan 
 15.08.2014 14:09
Cevap :
Kıymetli Büyüğüm, Sizin geri bildiriminiz beni çok mutlu etti. Ben her zaman ve herkesin söyleyecek önemli sözleri olduğuna inananlardanım. Kendimizi ifade ederken kimi şekil, ifade yanlışları yapabiliriz de. Mesajın özüne bakan biri bunlara takılmaz. Tanıtım yazınız sizin her anlamda engin deneyimleriniz olduğunu gösteriyor. Lütfen yazmaya ve paylaşmaya devam edin. Okumayanlar nasiplenmese de okuyup çoğalacak, gelişecek insanlar da olacaktır. Teşekkürlerim, saygılarım ve sevgilerimle,  16.08.2014 9:06
 

Maalesef yine olması gerekenin çok dışında yorumlamışsınız dediklerimi. Oysa benim dediklerimin idealistlikle bile ilgisi yok, kaldı ki ne size anımsattığı o dönemler, ne sağ-sol, ne siyaset vs. zerre alakası yok. Benim dediklerimin sadece “olması gereken”le ilgisi var Sn. Uluat. Yani doğruyla ilgisi var, “bilmek”le ilgisi var. Olması gerekeni söylemiş durumdayım ben sadece. Dolayısıyla bunun ileride konuşulacak veya ötelenecek bir yanı da yok. Ben zaten söylenmesi gerekeni, olanı ve olması gerekeni söylemişimdir. Bunun üzerinde daha da konuşulacak başkaca bir ilavesi de yoktur zaten, olamaz da. Çünkü “doğru" her an gereklidir ve bir doğru, gerçekten doğru ise, dün de bugün de, yarın da aynen geçerlidir, her gerektiğinde de her an ve tam da o an onun asıl doğru zamanıdır. Ben de işte şudur doğru derim ve benim üstüme düşen de o noktada biter. Bunu kabul edip etmemek, doğru değerlendirebilmek, inanıp inanmamak vs.ise karşı tarafın üstüne düşendir yani. Bu kadar. Başarılar, selamlar...

Filiz Alev 
 08.08.2014 20:40
Cevap :
Kıymetli Yazar Arkadaşım, Bilmenizi isterim ki, ısrarla bir karşıtlık oluşturma derdinde değilim ve siyasetin de canı cehenneme. :) Ben o örnekleri verirken doğrularla yanlışların zaman, zemin ve kültürlere değdikçe farklılaştığını dile getirmeye çalışmıştım. Bugünün tam doğrularının yarın yanlış olduğunu, Müslüman'ın pek çok doğrusunun Hıristiyan'a yanlış olduğunu, hatta kadınların kimi doğrularının erkeklere yanlış görüldüğünü ifade etmek istemiştim. Yine siyasetten örnek vereceğim ama lütfen idare edin. Hani hepimizin bildiği samimi, bağımsız düşünme becerisi ve özgüveni olan insanlar vardır ve bu insanlar geçmişte dönem dönem ülkücü, demokrat, devrimci, solcu v.s. olmuşlardır. Her dönemlerinde de ısrarla o dönem savunduklarının doğru olduğunu düşünmüşlerdir. Fazla kafanızı ağrıtmayayım. Sizin ısrarla savunduğunuz mutlak doğrular da vardır elbet ama o mutlak sıfatından uzak çok sayıda doğru da vardır. Acizane onlara işaret etmektir derdim ve siz de haklısınız. Dostlukla,  09.08.2014 11:36
 

Yazınız gerçekten çok güzel. Bence son bir kaç senedir Mediacat2 rumuzuyla Astroloji üzerine yazıyorum. Ancak son bir kaç haftadır yazdığım bloglar çok geç yayınlanıyor. Örneğin bu sabah 09'da yazdığım yazı şu saat 17:00 itibariyle yayınlanmadı bile. blog@milliyet.com.tr'ye mesaj attım cevap bile gelmedi. Acaba sizin de böyle gecikmeler başınıza geliyor mu ? Yoksa bir tek benim başıma mı geliyor ? Saygılar...

Mediacat 
 06.08.2014 16:58
Cevap :
Kıymetli Dostum, Aslında bizim gecikmeden ne anladığımız çok önemli. Site editörü arkadaşların kendilerine göre bir düzenleri var. Belki aynı kategoride olan mesajları alt alta koymamak gibi bir sorumlulukları ve başkaca programları var. Ayrıca blog yazarlarının bazen çok sayıda yazıyı aynı anda gönderiyor olmaları gibi bir durum da var ve doğal olarak değerlendirilmeleri zaman alıyor. Ancak sizin alanınız gibi güncelliğin çok önemli olduğu kategorilerde; astroloji, borsa gibi başlıklar altında yazanların çalışmalarına öncelik verilmesi bence de uygun olur. Sabah için yaptığınız bir astroloji yorumu akşam doğal olarak işe yaramayabilir. Bu yorumları editör arkadaşlarımız da okudukları için yapılabilecek ne varsa yapacaklarına bütün kalbimle inanıyorum. Sağlık, esenlik dileklerimle,   09.08.2014 11:21
 

Bir yanlışa salt "kişisel" olarak bakanlar için geçerlidir dedikleriniz. Ama ben,her kişisel yanlışın asla kişisel olarak kalmadığını bilenlerden olduğum için hiç bir zaman bir yanlışa kişisel olarak bakmam, TOPLUMSAL olarak baktığım içindir ki bunlarla da mücadele ederim ve bu kesinlikle GEREKLİDİR! Böylece asıl doğruyu ben yapmış olurum.Çünkü bir yanlış, karşı bir tepkiyle karşılaşmadıkça, önce kişisel bir alışkanlığa dönüşür,kişi bunda hiçbir sakınca görmez, sonra da giderek diğer insanlar da "haa demekki doğrusu bu galiba" diyerek onlar da o yanlışı örneklemeye başlar ve çok kısa sürede o yanlış aynen sizdeki bu yanılgı gibi de işte toplumda hızla yaygınlaşarak "toplumsal alışkanlığa" dönüşür! Ondan sonra da bütün sorunların ve başka diğer yanlışların ana sebebi haline gelir!! "Susmak" mesela, tepkisizlikler, insanların "bana ne"cilikleri, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıklar ve daha nicesi. Konu,sizin baktığınız kadar yüzeysel değildir yani.Çok daha derin-geniş ve çok yönlüdr

Filiz Alev 
 06.08.2014 14:41
Cevap :
Kıymetli Yazar Arkadaşım, Bana 12 Eylül öncesi sağda ve solda durup bütün samimiyetleriyle, iyi niyetleriyle, fedakârlıklarıyla bu ülkeyi, bu insanları kurtarmak için canla başla çalışanları anımsattınız. Onların bir kısmı burada sağlam bir milli devlet kurarak, diğer bir kısmı da sosyalist devrimle herkesi eşit kılarak ülkeyi ve insanlarımızı kurtarmayı düşünüyorlardı. İşler onların beklediği gibi gitmedi. Van'a bir cenaze nedeniyle gelen solcu çocuklara kürek saplarıyla karşı çıkan halkı görünce o çocuklardan biri "bir de biz bu millet için ölüyorduk beee" diye bağırmış. İyi niyetinizi, samimiyetle küçük yanlışları büyük hatalara dönmeden önleme çabanızı alkışlıyorum elbette. Bu çabanız her türlü takdirin üzerinde. Yine de etkilerini ve sonuçlarını ileride konuşalım diyorum. Sevgi ve saygılarımla,  06.08.2014 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 257
Toplam yorum
: 174
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 161
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Vanlıyım. İşletme Fakültesi mezunuyum. Yüksek lisans yaptım. Yaşadığımız evrenin oldukça zengin b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster