Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '06

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
6131
 

Yazılıkaya açıkhava tapınağı

Yazılıkaya açıkhava tapınağı
 

Hititlerin görkemli başkentleri Hattuşa’ nın iki kilometre kadar kuzeydoğusunda büyüleyici güzellikte bir Açıkhava tapınağı vardır. Doğal kaya kütlelerinin oluşturduğu iki tane odadan muhteva bu alanın önünde Hititler döneminde bir de insan yapımı bir tapınak varmış. Ancak Hititler yapılarını taş temel üzerine kerpiç kullanarak inşa ettikleri için diğer Hitit yapıları gibi bununda sadece temel taşları kalabilmiştir günümüze. Yazılıkaya’nın kendisi ise çok şükür ki doğal kayalıklardan oluştuğu için hala dimdik ayakta duruyor ve ziyaretçilerini beklemeye devam ediyor.

Arkeolojik bulgular, Hititlerin en azından milattan önce 15. yüzyıldan itibaren Yazılıkayayı kutsal bir mekan olarak kullanmaya başladıklarını gösteriyor. Yazılıkayayı Yazılıkaya yapan Tanrı ve Tanrıça kabartmaları ise milattan önce 13. yüzyılda işlenmiş bu eşsiz tapınağın kayalardan oluşmuş yüzeyine. İlk olarak büyük olan ve bizim “ A galerisi ” adını verdiğimiz oda Hitit Tanrı ve Tanrıçalarının geçit törenini betimleyen kabartmalarla şereflendirilmiş. Bundan sonra ise “B galerisi” dediğimiz küçük odanın kabartmaları yaptırılmış.

A galerisinde, Hitit dininde çok büyük bir öneme sahip olan Hurrili Tanrıların geçit töreni gösterilmiştir bize. Galerinin solunda erkek Tanrılar, sağ tarafta ise Tanrıçalar arka arkaya yürür vaziyettedirler. Tanrılar alayının başını Hitit panteonunun (Tanrılar topluluğu) Baş Tanrısı olan Hurri kökenli gök ve Fırtına Tanrısı Teşup çekmektedir. Tanrıçalar alayının başını ise Teşup’un konsortu (eşi) olan Baş Tanrıça Hepat çekmektedir. Bu Tanrı çiftinin önderliğinde buluşan Hitit Tanrıları ve Tanrıçaları Hititlerin bahar bayramı olan Purulli’nin kutlaması için Yazılıkaya Açıkhava tapınağında bir araya gelmişlerdir.

Hititlerin yıl boyunca kutladıkları birçok bayramları vardı ve bunların en önemlilerinden biri hatta olasılıkla en önemlisi baharın ve yeni yılın gelişini müjdeleyen “Purulli” bayramıydı. Kutlamaları otuz gün boyunca devam eden bu bayram esnasında Telipinu, İlluyanka, Ullikummi, Gökten düşen ay gibi Hitit mitosları canlandırılır ve bayram bir şenlik hatta bir festival havasına bürünürdü. Müzisyenlerin, şarkıcıların, dansçıların ve cambazlarında gösteriler yaptığı Purulli bayramı, doğanın kış uykusundan kalkıp silkinerek eski verimliliğine, cömertliğine geri dönüşünü simgelediği için bir tarım toplumu olan Hititler açısından oldukça büyük bir önem taşımış olmalı.

Kabartmalarda betimlenen Tanrıların kısa tünik tarzı bir giysileri vardır, ayaklarında ise Hititler için klasik olan çarık biçimli ayakkabılar bulunmaktadır. Sakallı fakat bıyıksız olarak resmedilen Hitit Tanrılarının kulaklarında ise halka küpeler bulunmaktaydı. Bir Yakındoğu geleneği olarak boynuzlu başlıkla resmedilen Tanrıların başlıklarındaki boynuz sayısı ilgili Tanrı’nın önem derecesini gösteriyordu. Dolayısıyla bir Tanrı’nın başlığında ne kadar çok boynuz varsa söz konusu Tanrı o kadar önemliydi. Hititler resmettikleri Tanrıların kimliğini de net bir biçimde belli edebilmek için; Tanrının yumruk haline getirilmiş elinin üzerine hiyeroglif yazısı ile ismini yazarlardı. Tanrıçalar ise uzun pilili bir etekle betimlenmişlerdir. Başlarında kule biçimli uzun başlıkları vardır. Onlarda aynı Tanrılar gibi çarık biçimli ayakkabı giyerler ve halka küpe takarlar. Tanrıçaların isimleri de yine Tanrılar gibi yumruk haline getirdikleri avuçlarının üzerine hiyeroglif ile yazılmıştır.

Barındırdığı kabartmalardan anlaşıldığı kadarıyla Yazılıkaya’nın B galerisi daha farklı bir amaç için yaptırılmıştır. B galerisinin bir yüzünde ölüm ve yer altı dünyasıyla ilişkili olan “12 Tanrı”, diğer yüzünde ise yere saplanan kılıç biçiminde tasvir edilmiş olan Mezopotamya kökenli ölüm ve yer altı Tanrısı Nergal resmedilmiştir. Nergal’in hemen yanında ise koruyucu Tanrısı Şarruma tarafından koruma altına alınan Kral IV. Tuthaliya’nın bir kabartması vardır. Odada birde heykel altlığı bulunmuştur. Küçük galeride ölüm ve yer altı dünyasıyla ilişkili Tanrıların betimlenmiş olması ve ayrıca galerinin içinde kaya yüzeyine oyulmuş çok sayıda nişin yer alması; B galerisinin büyük olasılıkla ölü kültüne hizmet etmesi amacıyla yaptırılmış olduğunu göstermektedir. Kral IV.Tuthaliya’nın buradaki varlığı ise; B galerisinin onun ölümünden sonra oğlu II. Şuppiluliuma tarafından yaptırılan mezar odası olabileceği yorumlarına yol açmıştır.

Yazılıkaya sırf bize 3500 yıl öncesinden seslenen Hitit Tanrı ve Tanrıçalarının bayram buluşmasını görmek için bile görmeye değer eşsiz güzellikte bir açık hava tapınağı. Hitit Tanrı ve Tanrıçaları bir zamanlar hükmettikleri toprakların yeni sakinleriyle tanışmak için hazır vaziyette bekliyorlar. Peki siz onlarla tanışmaya hazır mısınız?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

alacahöyük'te kazı yapmış biri olarak yakındaki çorum daki tüm hitit yerleşimlerini gezdim ve hattuşa yı görünce hayran kaldım. gerek kurulduğu alan gerekse büyüklüğü açısından gerçekten muhteşem bir başkent. hitit dünyasını merak eden herkesin ilk burayı görmesini tavsiye ederim. bu arada ben her gittiğim de arabayla gezdim bayağıda yoruldum. en son gittiğimde iki yaşlı japon gördüm yürüyerek geziyolardı hayran kaldım.

ISMAIL CEM 
 20.03.2008 17:52
 

gerçektende bugünlerde nedendir bilinmez bogazkale hakında pekçoksey yazıldı vee çizildi?aslında benim canım memleketim için harika briseyybuu:)ben aslen sungurluluyum vee ortaokuluda bogazkalede okudum.gecensenden buyana heryerede bozagkalenin adını duymak gerçeketende benivee çevremi çok mutlu ediyor.halbuki bogazkale yüzyılardır buralardaydıda görenyoktu sanıırım aslında görenlervardıda nedense bukişiler genelde yurtdıısndan gelen turisler oluyordu??? tarih biizm memelekettee ama baskaları gelipp gezip görüp giyorlar ??anlaması çok güç sanıırm biizm tarih anlayısımız çokkk farklı çokk:)arada sırada bir gazeteci agbi vee balalrımızn bizim gözümüzü açmasıgerekiyor sanıırım gerçi benim tarihle bir alıpveremediigm yokk yada bogazkale için söyleyebilegim kötübirsyeimyok iyiki bogazkalevar bende nacizane bogazkaleyi yaptııgm yamaç parasüdü sporu ile yukarıdan ziliyorum ve gerçeketende söylebirdaha baktımda burada yayınlanan resimlere iyiki varsın be bogazkale demek istiyorum

hakan ceritoglu 
 01.11.2006 20:32
Cevap :
Merhabalar Hakan Bey, Size ne mutlu ki Boğazkale'yi sık sık görme ve ona yukarıdan bakma şansına sahipsiniz. İnannır mısınız ben Hattuşa'ya ilk geldiğimde hayranlık duyduğum o büyük Anadolu İmparatorluğunun başkentine ulaşmış olmanın mutluluğuyla gözlerim dolu dolu olmuştu. En kısa zamanda yeniden geleceğim oraya. Tarih zengini bir coğrafyanın çocukları olarak arkeoloji ve eski uygarlıklara verdiğimiz önem Avrupalılarla kıyaslanamayacak kadar az belki ama sizin de söyledğiniz gibi özellikle son yıllarda ülkemizde de konu hakkında bir çok kitap ve yazı yayınlandı ve ilgi de bir artış oldu. İnanıyorum ki ülkemizde tarih ve arkeoloji bilinci geliştikçe bu ilgi daha da artacaktır. Değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum. Sevgiler...  02.11.2006 12:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 273
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 4640
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster