Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '14

 
Kategori
Bilişim
Okunma Sayısı
2243
 

Yazılım Kullanılabilirlik Testleri

Yazılım Kullanılabilirlik Testleri
 

1948 yılında, devasal büyüklükte yapılan ilk bilgisayar ENIAC hızla gelişmiş, 1960’ların sonlarına doğru kendisiyle beraber yeni bir sektör olan yazılım mühendisliğinin de doğmasına aracı olmuştur. 2000’li yıllara gelindiğinde ise bilgisayarların boyutu küçülmüş ama hayatımızdaki önemi ve yeri büyümüştür. Günümüzde özel sektör ve kamu sektöründeki pek çok işlem yazılım programlarıyla gerçekleştirilmektedir. Yazılım programlarının artması ve kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber birbirleriyle entegre olmuş yazılım programları büyük sistemler oluşturmaktadır. Çok önemli işlemlerin yapıldığı bu sistemlerin, hatasız ve ihtiyacı olabilecek en üst seviyede karşılayarak çalışması beklenmektedir. Bu durum, yazılım geliştirme sürecinde bir iş kolunu daha ortaya çıkarmıştır: Yazılım Test Mühendisliği.

Yazılım testlerindeki öncelik, sistemdeki hataları, beklenmeyen sonuçları veya sistemin çalışmamasına neden olabilecek oluşumları tanımlamaktır. Bu yüzden yazılmış olan bir uygulamanın kullanılmaya başlanmadan önce çok iyi test edilmiş olması gerekir. Yapılan testler sonucu bulunan kritik seviyedeki hatalar giderilmedikçe bir uygulama kullanıma açılmamalıdır. Bu aşamada pek çok test mühendisi, tespit ettikleri hataları ve yazılımın kullanılmasının sakıncalı olabilecek durumlarını raporlandırdığı için yazılım geliştirme sürecini yavaşlatan, yazılım geliştirme grubunun karşısında olan bir engel olarak görülmekteydi. Ama yaşanan acı tecrübeler, kaybedilen para ve itibar, kullanıcıların mağduriyeti sonucunda, başarısızlıkla sonuçlanan bilişim projelerini gören yazılım şirketleri, yazılımdaki bir hatanın uygulama kullanılmaya başlanmadan önce yapılan testlerde tespit edilmesinin ne kadar önemli olduğunu anladı.

2002 yılında “Dünyayı yerinden oynatacak bir buluş” olarak reklamı yapılan “Ginger” piyasaya çıkartıldı (http://tr.wikipedia.org/wiki/Segway).

Ginger, pille çalışan tek kişilik bir taşıma aracıydı. Bir çok kişi Ginger’ın mucidinin Bill Gates’den daha zengin olacağını söylüyordu. O dönem şehir içi trafikte herkesin Ginger kullanacağı tahmin edilmişti. Ekonomik, çevreci ve trafik derdini sonlandıracak bir araç olduğu ama en önemli özelliğinin de kullanımının çok kolay oluşu ve sıfır kaza riski olduğu belirtilmişti. Özel tasarımından dolayı üzerinden düşmenin imkânsız olduğu vurgulanmıştı.

Dahi yazılımcılarınız, yetenekli tasarımcılarınız ve çok başarılı bir ekibe sahip olabilirsiniz. Mükemmel bir ürün tasarlayabilirsiniz. Hatta tasarladığınız ürünün reklamını “Yüzyılın buluşu!” diye yapacak kadar güveniyor bile olabilirsiniz. Tüm bunları yaparken ürünü kullanacak olan kişileri unutmamalısınız. Çoğu zaman ürününüzün kalitesini kullanıcılarınız belirler.

Basın karşısında Ginger’a binen George Bush, Ginger’dan düşerek yaralanmıştı (http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/220104.asp).

Tek yaralanan George Bush olmamıştı, Ginger’ın da kullanılabilirliği sorgulanmıştı. Ancak düşen kişi George Bush olduğu için eleştiriler Ginger’dan ziyade George Bush’a yapılmıştı.

Aslında bu yaşanan olay Ginger’ı üreten firma için çok önemli bir kullanılabilirlik testi sayılmalıydı ancak pek çok yazılım şirketi ve üretici firmanın yaptığı gibi onlar da ürünlerinin mükemmel olduğunu ve bu kazanın “kullanıcı hatası” olduğunu söylediler.

Ürünü kullanacak olan kişiler, yazılım geliştirme grubundaki kişiler kadar zeki olmak zorunda değildirler. Eğer kullanıcıları göz ardı ederek bir ürün tasarlarsanız, ürettiğiniz ürün ne kadar mükemmel bir ürün olsa da, kullanılabilen bir ürün olmayabilir. Kullanımı kolay olmayan bir ürünün ömrü de uzun olmayacaktır. Mükemmel yazılımınızı ilk olarak kullanıma sunduğunuzda “kullanılabilir” bir uygulama olmadığını söyleyen ilk kullanıcıları “beceriksiz”likle suçlamak en kolay yoldur. Ancak iyileştirmeleri yapmayı reddettiğinizde, bir gün kendi yarattığınız ürünün kurbanı bile olabilirsiniz.

28 Eylül 2010’da, Ginger’in patronu Jimi Heselden, Ginger’dan düşüp, uçurumdan yuvarlanarak öldü (http://www.ntvmsnbc.com/id/25135446/).

 

KULLANILABİLİRLİK 

Türk Standartları Enstitüsü'nün tanımladığı ISO 9241 no'lu standardın bir bölümü olan "Kullanılabilirlik Kılavuzu"na göre; kullanılabilirlik, bir ürünün belirli kullanıcılar tarafından belirli amaçlarla etkili, verimli ve belirli bir kullanım çerçevesinde memnuniyetle kullanabilme derecesi olarak tanımlanmaktadır.

Kullanılabilirlik, bir uygulamada belirlenen işlerin, hedef kitle olarak tespit edilen kullanıcılar tarafından, gerekli eğitim ve teknik desteğin verilmesinin ardından, uygun çevre koşullarında kolaylıkla ve etkili biçimde kullanılabilmesidir. Uygulamada kullanılabilirlik, hedef kullanıcı kitlesinin, verilen işleri yaparken gösterdikleri verimlilik, etkililik ve memnuniyetlerinin ölçüsü cinsinden ifade edilebilir.

Etkinlik

Verimlilik              ------>   Kullanılabilirlik Derecesi   ------>  Tasarım Süreci

Memnuniyet

 

Etkililik, kullanıcıların uygulamayı kullanarak yapması beklenen işleri ne kadar başarabildiğini ifade eder.

Belirlenen işi yapmak için kullanılan diğer kaynaklar (zaman, maliyet vb.) Verimlilik ölçümü ile değerlendirilir.

Memnuniyet, kullanıcının uygulamayı kullanırken oluşan fikirlerinin (beğenilenler, beğenilmeyenler vb.) ölçüsünü ifade eder. Memnuniyet, etkililik ve verimlilikten doğrudan etkilenir.

 

KULLANILABİLİRLİĞİN ÖNEMİ

Kullanılabilirlik, ürün geliştirme sürecindeki harcamaların azaltılmasını sağlar. Daha eksiksiz bir ürünün oluşturulabilmesine olanak verir. Ürüne yönelik olumsuz gelişmelerin oluşma riskinin azaltılmasını sağlar. Kullanıcı memnuniyetinin arttırılmasının yanı sıra, ürüne ve organizasyona yönelik olumlu algılamaların oluşmasını sağlar. Geliştirme sürecinin ilk aşamalarında, kavramların, tasarımın, akış ve içeriğin geçerliliğinin test edilebilmesine olanak verir. Uygulamadaki olası değişikliklerin ve problemlerin sayısının azaltılmasını sağlar.

Kullanılabilirliğin önemini incelerken konuyu iki farklı cepheden ele alabiliriz;

Web sitelerinde kullanılabilirlik: Kullanılabilirliği yüksek bir web sitesinin;

-       ziyaretçilerini müşteriye çevirme oranı artacağı için satışları artar

-       markaya olan bağlılık artar

-       kullanılabilirliği az bir siteye göre kullanıcıya verilmesi gereken desteği (call-center, mail, eğitim vb.) azaltarak maliyetleri düşürür.

Kamu sitelerinde kullanılabilirlik: Kamu siteleri, ticari web siteleri gibi sadece kârını düşünmediği için sosyal sorumluluk çerçevesinde tüm kullanıcılarının faydasını düşünmelidir. Sıradan vatandaşa ayak uyduracak e-Devlet hizmetleri gereklidir. Engelli vatandaşlar ve yaşlıların da kullanabileceği kullanılabilirliliği yüksek web siteleri olmalıdır. Vatandaşların bilgisayarlara değil, bilgisayarların onlara ayak uydurması gereklidir.

 

KULLANILABİLİRLİK İLKELERİ

Türkiye’de akademisyenlerden oluşan uzman bir grubun desteği de alınarak “Kamu İnternet Siteleri Standartları ve Önerileri Rehberi” hazırlanmıştır (http://www.kakis.gov.tr). Bu rehbere göre 10 temel kullanılabilirlik ilkesi vardır. Bunlar:

1-       Kullanıcının internet siteniz hakkında hiçbir şey bilmediğini farz edin.

2-       Bağlantıları belirgin ve içeriğine uygun olarak isimlendirin.

3-       Kullanıcılara her sayfada kolayca çıkış yapabilme imkânı sunun.

4-       İletişim bağlantısını mümkün olduğunca görünebilen yerlere koyun, sayfanın sonuna saklamayın.

5-       Kullanıcıların alışık olmadığı türde gezinim araçları ve terminoloji kullanmayın.

6-       Grafiklere “Gereksizse Kullanma” tanımına uygun şekilde yer verin.

7-       Ana sayfayı sitenin tamamına erişime uygun şekilde tasarlayın.

8-       Arama panelini gizlemeyin.

9-       Site içinde içeriği hızlıca taramaya uygun paragraf yapıları ve başlıkları, madde imleri kullanın.

10-   Sitenize en az 5 kişi ile kullanılabilirlik testleri uygulayın.

Web sitelerinin tasarımı ve kullanılabilirlik üzerine uzmanlaşan Jacob Nielsen, 1993 yılında çıkan ve kullanılabilirlik alanında başucu kitabı olarak adlandırılan “Usability Engineering”de anlattığı konuları kullanılabilirlik sloganları olarak 10 madde halinde özetlemiştir.

1-       En iyi tahmininiz yeterince iyi değil. Kullanılabilirlik sürecinin varlığının en basit nedeni elinizden gelenin en iyisini yaparak kullanıcılar için en ideal ara yüzü oluşturamayacağınız gerçeğidir. Kullanıcılar sizin tahmin edemeyeceğiniz çıkarımları yapmakta ustadırlar.  Ara yüz, kullanıcılarınızı daha iyi anladığınızda olgunlaşacaktır. Bunun için ara yüzü tasarladıktan sonra bunu hedef kitleye uygun kullanıcılarla doğrulatmak ilk adım olacaktır.

2-       Kullanıcılar her zaman haklıdır. Tasarımcılar, kullanıcılar sitede sorun yaşadığında onların aptal olduğunu veya yeterince çabalamadıklarını düşünmemelidir. Eğer ara yüzünüz sistem kritik değilse (yani kullanıcılar onu kullanmadığı anda ölümcül durumlarla karşı kaşı kalmayacaksa) kullanıcılar sitenizi öğrenmek için çok fazla çabalamayacaktır.

3-       Kullanıcılar her zaman haklı değildir. Kullanıcıların aslında her zaman da haklı değillerdir. Tasarım sürecinde onlar için neyin daha iyi olacağını onlara sormak sizi çok farklı yönlere götürebilir. Henry Ford müşterileri hakkında şöyle demiştir: “Eğer müşterilerime ne istediklerini sormuş olsaydım, daha hızlı bir at istediklerini söylerlerdi”. Bu yüzden kullanıcıları dinlemek yerine ne yaptıklarına bakmak daha anlamlı sonuçlar doğuracaktır.

4-       Kullanıcılar tasarımcı değildir. Yukarıdaki maddeye benzer bir şekilde kullanıcıların tasarım hakkındaki yorumlarını dinlemek çok bir yarar sağlamayacaktır. Çünkü onların dediklerinden çok yaptıkları önemlidir.

5-       Tasarımcılar kullanıcı değildir. Tasarımcı körlüğü tasarımı yapan kişinin ara yüzün mükemmel ve hatasız olduğunu düşünmesi olayıdır. Ayrıca tasarımcı ve programcı kişiler genellikle üst düzey internet kullanıcılarıdır. Çoğu kullanıcı sistemi onların kullandığı şekilde kullanmayacaktır. Bu yüzden bir tasarımcı kendi tasarladığı ara yüzün kendisi rahat kullandığı için kullanılabilir olduğunu düşünmemelidir.

6-       Genel Müdürler kullanıcı değildir. Ara yüzleri genellikle ilk olarak beğenmesi gereken kişi olan Genel Müdür’ler de kullanıcı grubuna genellikle dahil değildir.

7-       Az çoktur. Sistemin her fonksiyonalitesini bir ara yüze toplayıp kullanıcıların hepsini anlamasını beklemek ütopik bir düşüncedir. Az çoktur yazısında da belirttiğimiz gibi öncelikle şu soruyu kendimize sormamız gerekir: “Eğer Google’ın arama özelliğindeki kadar fonksiyona bizim sitemiz sahip olsaydı nasıl bir ana sayfamız olurdu?”

8-       Detaylar önemlidir. Küçük detaylar kullanılabilirliği arttırmada oldukça önemlidir. Kullanılabilirlik testleri bu tarz ufak ama sonuçları önemli olacak detayları bulmanın en iyi yoludur. 300 Milyon $’lık buton vakasında olduğu gibi bazen bu küçük detaylar hayat kurtarmaktadır.

9-       Yardım genelde yardım etmez. Yardım ve dokümantasyon bölümü genellikle kullanıcılara yardım etmemektedir. Kullanıcıların bilgi dolu sayfalar arasında asıl ihtiyacı olan bölümü bulması da ayrı bir kullanılabilirlik sorunudur. Yardım bölümünün sağlanmış olması karmaşık ara yüzler oluşturmak için bahane değildir.

10-   Kullanılabilirlik bir süreçtir. Kullanılabilirlik sadece ara yüz tamamlanmaya yakın akla gelen bir süreç olmamalıdır. Kullanılabilirlik, ara yüz tasarımının başından sonuna tasarımla beraber yürüyen bir süreçtir.

 

KULLANILABİLİRLİK TESTLERİ

Yazılım mühendisleri ve tasarımcılar, yazılım geliştirme süreci tamamlandığında çoğu zaman en iyi ürünü hazırladıklarını düşünürler. Eğer ürünü kullanacak olan grup kendileri olsaydı, şüphesiz ki haklı sayılırlardı. Ancak kullanılabilir bir yazılım uygulaması geliştirirken, kullanıcı merkezli tasarımların yapılması gerekmektedir.

Stepahen Turbek, bir kullanıcının zekâsından çok daha önemli olan şeyin, o kullanıcının bir görevi tamamlayabilmesi olduğunu söylemiştir ve tasarımlarınızın özelliklerini kullanıcılarınızın özelliklerine göre şekillendirmeniz gerektiğini şu şekilde belirtmiştir;

 

S.T.U.P.I.D (Akılsız) Kullanıcılar için S.M.A.R.T (Akıllı) Tasarımlar

 

Eğer kullanıcılarınız                       ise                      Tasarımlarınız

Stressed (Stresli)                            ----->                    Simple (Sade)

Tired (Yorgun)                                  ----->                   Memory (Hatırda kalıcı)

Untrained (Acemi)                            ----->                    Autopilot (Otomatik)

Passive (Pasif)                                 ----->                   Recovery (Kurtarılabilen)

Independent (Bağımsız)                 ----->                      Testing (Test edilmiş)

Distracted (Dikkati dağılmış)         ----->                       olmalıdır.

 

Bu durumda hazırlanılan tasarımların, kullanıcılar için uygun olup olmadığı “Kullanılabilirlik Testleri” ile kontrol edilmelidir.

En çok kullanılan Kullanılabilirlik Testleri;

1- Göz İzleme Cihazı ile Kullanılabilirlik Testi

Göz izleme cihazı kullanıcının nereye, ne kadar süre ve kaç kere baktığına, anlık ve geçmiş dikkatinin nerede yoğunlaştığına, niyetine, zihinsel durumuna ilişkin bilgi sağlamaktadır. Göz izleme cihazı göz bebeklerinin hareketlerini ve odaklanmalarını izleyerek odak noktaları(hotspots) haritası çıkarır.

•          İlk Bakılma Saniyeleri

•          Bakılma Sayısı

•          Bakılma Süresi

•          Görülme Oranı (%)

•          Tıklanma Sayıları hakkında bilgi verir.

 

Çeşitli göz izlemeleri sonucunda ortaya çıkan sonuçlar:

1-       Kullanıcıların ana sayfadaki göz hareketleri incelendiğinde en çok dikkat edilen şeyin sayfanın sol üst köşesinde bulunan logo, ardından sayfanın merkezinde bulunan içerikler ve son olarak en alt ve en sağda bulunan öğeler olduğu tespit edilmiştir.

2-       Jacob Nielsen’ın yaptığı bir çalışmaya göre kullanıcılar zamanlarının %69’unu web sitesinin sol bölümünde, %30’unu da sitenin sağ bölümünde harcıyor. Bu sebeple navigasyon bölümünün daima sol tarafta bulundurulması öneriliyor.

3-       Fold alan kullanımı önemlidir. Fold alan, kullanıcıların web sitesini açtıklarında skrol(kaydırma) işlemi yapmadan gördükleri ekrana denir. Önemli içerikler, önemli duyurular, dikkat çekmesini istediğiniz reklamlar hep fold kısmına yerleştirilmelidir.

4-       Kullanıcıların sayfa içerisindeki alakasız reklamlardan rahatsız oldukları ve bu tarz reklamlara bakmadıkları tespit edilmiştir.

5-       İsveç’li araştırma şirketi MarketWatch banner performansını göz izleme cihazı ile ölçerek, web sitesinde banner kullanımı ile ilgili bilinen çoğu bilginin hatalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Banner; internet sitelerinde tanıtım, reklam amacıyla yerleştirilen, farklı boyutlarda, sabit ya da hareketli olabilen panolardır. Bilinenin aksine, daha büyük banner’ların daha fazla görülmediği, ön plana çıkması için yapılan efektlerin görülme oranını etkilemediği, hareket eden banner’ların daha az göründüğü tespit edilmiştir.

6-       Manchester Üniversitesi’nde bulunan “Web Ergonomi Laboratuar Grubu”nun hareketli görsellerin görülebilirliği üzerine yaptığı araştırma sonucuna göre beklenenin aksine hareketli öğelerin kullanıcının daha fazla dikkatini çektiğini gösterdi.

7-       Kullanıcıların reklam gibi algıladığı her imgeyi yok saymasına “banner körlüğü” denir. Yapılan göz izleme testleri sonucunda, reklamlar sitenin bir parçası gibi göründüklerinde kullanıcılar tarafından daha fazla dikkat edildiği görülmüştür.

8-       Web sitesinde kullanılan görsellerde eğer bir yüz varsa ve bu yüzdeki bakışlar kullanıcıya doğruysa, kullanıcılar görseldeki yüze ve bakışlarına odaklanmaktadır. Ancak görsellerde eğer bir yüz varsa ve bu yüzdeki bakışlar bir ürüne bakıyorsa, kullanıcılar da görseldeki yüzün baktığı ürüne odaklanmaktadır.

9-       Web sitesi kullanımında cinsiyet farkına göre değişiklikler tespit edilmiştir. Erkeklerin daha çok fotoğraflara kadınların da metinlere odaklandığı ortaya çıkmıştır.

10-   Web sayfalarında kullanıcıların en fazla sıkıntı yaşadığı şey form alanlarındaki “Kaydet/Tamam/İptal” gibi düğmelerin olduğu gözlenmiştir. Bu düğmelerin belli bir standardı olmamakla birlikte formlara göre şekillerinin ve yerleşim yerlerinin çok önemli olduğu görülmüştür. Aynı zamanda form alanlarında kullanılan etiketlerin de kullanıcılar işlem yaparken formu tamamlama süresini etkilediği görülmüştür.

11-   Kullanıcıların büyük çoğunluğunda “F Tipi Okuma” alışkanlığı tespit edilmiştir. Isı haritaları incelendiğinde, kullanıcıların bir web sayfasını okurken ya da araştırma yaparken F harfine benzeyen bir alan üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu yüzden bir web sayfasını açıldığında, ekranın sol köşesindeki yaklaşık 400-600 pixel büyüklüğünde bir “F” harfinin oluşturacağı alan en önemli içeriğe sahip olmalıdır.

 

2- Gerilla Kullanılabilirlik Testi

Gerilla test, kullanıcıların göz izleme cihazı olmadan ve laboratuar dışında test edildiği bir metottur. Test kullanıcın yanında bir moderatör tarafından yönetilir ve kullanıcıdan sesli düşünmesi istenir. Test süresince kullanıcının fare hareketleri, mimik ve sesli düşünceleri kayıt altına alınır.

Göz izleme testlerinin gerçekleştirildiği laboratuar ortamı, kimi kullanıcılar üzerinde negatif etkiler bırakabilmektedir. Bu açıdan gerilla test, kullanıcının daha rahat davranabildiği, düşüncelerini ve eleştirilerini daha özgürce dile getirebildiği bir ortam sağlar.

Gerilla test, göz izleme testine kıyasla daha ekonomik bir kullanılabilirlik analizi metodudur.

 

3- Online Kullanılabilirlik Testi

Çeşitli uygulamalar vasıtasıyla sitenizi ziyaret eden kullanıcıların etkileşim ve deneyimlerinin takip edilerek kayıt altına alınması ve oluşturulan görselleştirilmiş raporlamalarla bunların yorumlanmasını içerir. Bunlar;

•          Mouse Tracking: Ziyaretçilerinizin mouse ile site arayüzünde yaptıkları gezintinin haritasını çıkartılır, bu gezinti haritası arzu edildiği takdirde video görüntüsüne dönüştürülür ve kullanıcıların sayfanızdaki deneyimleri gözlemlenerek sitenizdeki kullanım kolaylığı sorunları bulunur.

•          Isı Haritası: Ziyaretçilerinizin en fazla ilgilendikleri alanlar site arayüzü üzerinde renkli bir harita ile gösterilir. Böylece sitenizde nelerin kullanıcıların dikkatini çektiği nelerin dikkati çekmediği bulunur.

Online kullanılabilirlik testleri, mekandan bağımsız olarak fazla sayıda katılımcıyla, hızlı sonuçlaralınabildiği için çok kullanılan bir test türüdür.

 

4- Kart Gruplama 

Kart gruplama, bir web sitesindeki gruplandırma bilgilerini hazırlarken kullanıcıları işin içine katan bir yöntemdir. Kart gruplama oturumundaki kullanıcılardan web sitesinin içeriği onlar için anlamlı olacak şekilde gruplandırılması istenir. Katılımcılar web sitenizdeki maddeleri gözden geçirdikten sonra, onları kategoriler içerisine yerleştiriyor. Böylece bu grupları etiketlemenizde aktif rol oynayarak size yardımcı olabiliyorlar. Siz de sitenizdeki organizasyon bilgisinin kullanıcılar için mantıklı olduğunu kesinleştirmiş oluyorsunuz.

5- Rakip Analizi 

Rakiplerin web sayfaları ile sizin e-ticaret web sayfanızı kullanım kolaylığı ve kullanıcı deneyimi açısından karşılaştırarak, rakiplerinize karşı avantaj ve dezavantajlarınızı saptıyor ve sonucunda sitenizde yapabilecek değişiklikler, geliştirmeler hakkında fikir sahibi yapıyor.

6- Reklam Analizi 

Göz İzleme, yüz analizi ve algı testleri yardımıyla, kullanıcıların hareketli bir görüntüye bakarken neler hissettiklerini, nerelere odaklandıklarını ve duygusal durumlarını analiz etmenizi sağlayan bir metottur. Bu metotla kullanıcın hangi an ne hissettiği, ekrandaki hangi imgelerin heyecan uyandırıp, hangi imgelerin rahatsız edici olduğu anlaşılabilmektedir.

7- A/B Testi

Kullanıcılara aynı alanda belli periyotlarda 2 farklı tasarım gösterilmesini sağlayarak bu 2 farklı ekrandan hangisinin kullanıcıyı daha çok etkilediği tespit edilir.

8- Sezgisel Analiz 

Kullanılabilirlik uzmanı Jacob Nielsen sezgisel analiz (heuristic evaluation) için bir arayüzde olması gereken 10 özelliği sıralamıştır;

-       Sistem durumunun görünürlülüğü: Sistem kullanıcıyı makul bir zaman içerisinde geri beslemeler ile sistemde neler olduğu konusunda haberdar etmelidir.

-       Gerçek dünyaya yakınlık:Sistem, kullanıcıların anlamayacağı terimler yerine kullanıcılara yakın gelen kelime ve ifadeleri kullanarak kullanıcıların dilinden konuşmalıdır.

-       Kullanıcı kontrolü ve özgürlük: Kullanıcılar genellikle sistem fonksiyonlarını yanlışlıkla seçtikleri için sistem onlara bu durumdan uzunca bir diyaloga girmeden kurtulacakları bir acil çıkış kapısı sunmalı. Bu yüzden Geri Al ve Yinele fonksiyonları sistemde bulunmalıdır.

-       Tutarlılık ve standartlar: Kullanıcılar farklı kelime, durum ve aksiyonların aynı anlama gelip gelmediğini merak etmek durumunda kalmamalıdır.

-       Hata Önleme: Çok iyi hata mesajları yerine kullanıcıların hata yapmasını önleyen dikkatli tasarımlar oluşturmak daha önemlidir. Kullanıcıların hata yapma olasılıklarını artıran durumlar elimine edilmeli veya kullanıcılardan bir aksiyon öncesi yapmak isteyip istemediğinin onayı alınmalıdır.

-       Hatırlanma yerine bilinme: Kullanıcının hafıza yükünü minumuma indirecek şekilde aksiyonlar, objeler ve opsiyonlar görünür olmalıdır. Kullanıcı bir diyalogdan diğerine geçtiğinde bazı bilgileri hatırlamak zorunda kalmamalıdır. Sitenin nasıl kullanılacağına dair bilgiler görünür veya gerektiğinde kolayca bulunabilir olmalıdır.

-       Esneklik ve kullanım etkinliği:Kullanıcı ihtiyaçlarını tahmin edip gerekli adımların sayısı düşürülmeli ve sistem özelleştirmeye imkan sağlamalıdır.

-       Estetik ve minimalist tasarım: Diyaloglar ihtiyaç duyulmayan veya alakasız bilgiler içermemelidir. Diyalog içinde bulunan fazladan her birim asıl ilgili olan bilgi ile rekabete gireceğinden onun görünürlülüğünü düşürür.

-       Kullanıcıların hataları tanıması, anlaması ve onlardan kurtulmasına yardım: Hata mesajları kod içermeyen açık bir dille ifade edilip, problem tam olarak anlatılmalı ve olumlu bir şekilde kullanıcıya çözüm önerilmelidir.

-       Yardım ve dokümantasyon: Bir sistemin dokümantasyon olmadan kullanılabilmesi daha iyi olsa bile kullanıcılara yardım ve dokümantasyon sunmak gerekli olabilir. Bu bilgiler kolayca aranabilmeli, kullanıcı görevlerine odaklanmalı, çözüme dönük somut adımlar içermeli ve çok uzun olmamalıdır.

 

Yazılım testinden beklediğimiz birincil görev, hataları önceden bulması, sistemin işleyişini etkileyecek faktörleri önceden tespit etmesi olsa da, tek beklentimiz bu değildir.  Hayatımızın her alanına girmiş olan yazılımların hatasız olması kadar kullanımının kolay olması da önemlidir. Kullanıcının beklentisi gerçekleştirmek istediği işlemi en kısa sürede ve çok fazla efor sarf etmeden, en pratik şekilde gerçekleştirmektir. Yani hatasız bir yazılım olmasının yanında, kullanılabilir bir yazılım olması da gereklidir.

Hatasız bir yazılım üretmiş olsanız da, kullanılabilir bir yazılıma sahip değilseniz, seçeneklerin çok olduğu bir piyasada yazılımınızın tercih edilme olasılığı çok düşüktür. Yazılımınızın kullanılmasını istiyorsanız kullanıcılarınızı iyi tanımalı, onların bilgi seviyesi ve özelliklerini düşünerek tasarımlar yapmalısınız.

Ürün çeşitliliği ve rekabetin çok yüksek olduğu yazılım sektöründe, bir uygulamanın hatasız çalışması onu kullanmamız için yeterli koşul değildir. Uygulamadan beklediğimiz tüm görevleri yerine getirmekle beraber, o uygulamayı kullanmayı seçmemiz için benzer uygulamalardan daha hızlı ve en az diğer uygulamalar kadar bizi memnun etmesi gerekmektedir.

Etkinlik, verimlilik ve memnuniyet sacayağının üzerine kurulu olan kullanılabilirlik testleri, alternatif bir test türü değil, ayakta kalmak isteyen her uygulama için yapılması zorunlu olan bir test türü haline gelmiştir.

 

Hezar YOKUŞ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Baştan söyleyeyim; Bilgisayar, E-bilişim ve yazılım konularına yeterince vakıf olmadığım için blogunu büyük ilgi ile okumama rağmen tam olarak anlayamadığımı ve haliyle de özümseyemediğimi itiraf ediyorum. Beni burada asıl üzen ve rahatsız eden konu bilişim, yazılım ve kullanılabilirlik, başarı sorunsallarına böylesine "mühendislik" düzeyinde bilimsel ve objektif bir şekilde yaklaşırken yaşamımızı asıl ilgilendirmesi gereken sosyolojik, siyasal ve hukuki alanlarda sorunlara "bilimsel" olarak bakma alışkanlığımızın olmaması. Örneğin laiklik, demokrasi gibi sosyal kavramların kullanılabilirliğini, başarısını hiç sorgulamıyor, araştırmıyoruz ama sonuçta da hiç hak etmediğimiz şekilde yönetiliyoruz. Keşke o yücelttiğimiz çoğu sosyal kavramında sonuçta birer yazılımdan başka bir şey olmadığını anlayabilsek ve sosyal yazılım mühendisliği gibi ihtiyaçlar hissedebilsek. Yorumumun blogunla çok ilgisi olmadığını düşünebilirsin ama ben okurken bunları hissettim. Eline, emeğine sağlık. Selamlr

Mustafa Atilla 
 02.06.2014 6:11
Cevap :
Selamlar, bu makale benim Yönetim Bilişim Sistemleri yüksek lisansımı tamamlarken sunduğum proje ödevimdi. Dolayısıyla alan dışından olanlar için biraz yabancı teknik bilgiler içermekte, haklısınız. Ama sizi üzen şeye gelince, cevabı yüzyıllar önce ayrılan iki yol ayrımı "pozitif bilimler" ve "sosyal bilimler". Mühendislik konuları normatif(pozitif) bilimler tarafından; siyaset gibi sosyolojik konular doğal bilimler(sosyal bilimler) tarafından incelendiği için malesef yöntemleri ve sorunlar karşısındaki çözümleri farklı. Her ne kadar sosyolojik konular üzerine okumayı ve araştırmayı sevsem de, matematik gibi pozitif bilimlere olan hayranlığım ve sevgim daha ağır basıyor çünkü çözümleri ve sonuçları net! Sosyolojik ve dediğiniz gibi bizlerin hayatını birebir etkileyen pek çok alan ise çoğu zaman yorumlara ve varsayımlara dayanıyor. Ve bence tarihte pek çok örneği olduğu gibi, sosyal olaylarla ilgili olarak 2+2'ye her zaman eşittir 4 cevabını da bu yüzden veremiyoruz. Sevgi ve saygılar..  08.06.2014 21:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4881
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Yılın en uzun gecesinde doğmuşum. Bu yüzden midir bilinmez ruhlarımızın özgür kaldığı geceleri se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster