Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '17

 
Kategori
Yazılım
Okunma Sayısı
275
 

Yazılım sektörü Türkiye'nin geleceği olabilir mi?

Yazılım sektörü Türkiye'nin geleceği olabilir mi?
 

BUNLARDAN FARKIMIZ KALDI MI


Yazılım; aynı zamanda program da denilen, elektronik aygıtların belli bir işi yapmasını sağlayan kodlanmış komutlar dizisidir. Yani cihazın içindeki bilgisayara ne yapacağını söyleyen kodlardır.

Yazılım öyle bir sektördür ki ucu bucağı, sınırı ya da limiti yoktur. Yabancıların tabiri ile yazılımda sınır gökyüzüdür. Genellikle bilimin bütün dallarının yanı sıra robotlar, uydular, TV’ler, telefonlar, bilgisayar oyunları ve bilgisayarlar gibi her türlü elektronik cihazlarda, finansta yazılım daha çok kullanılır.

Peki ne işe yarar bu yazılım? İşte size birkaç örnek:

ABD’de Tesla otomobillerinin hızını sadece küçük bir yazılım ilavesiyle 40 km artırdılar. Dünya otomotiv pazarının üretiminin %46’sı yazılım haline dönüştü. Bir akıllı telefonun pil ömrü küçük bir yazılım ilavesiyle 1 saat uzatıldı.

Küçük bir yazılım ilavesiyle kullandığınız akıllı telefonlardan bulunduğunuz ortamı dinleyebiliyorlar. Seyrettiğiniz televizyonda bulunan kameradan televizyonunuz açık ya da kapalı olsa da sizi görüp kayıt yapabiliyorlar. Hatta kullandığınız arabanın motorunun ya da direksiyonunun kontrolünü siz kullanırken ellerine geçirip isterlerse size kaza yaptırabiliyorlar. İşte yazılımın gücü. İstermisiniz attığımız füzeyi havada yön değiştirip kendimize yöneltsinler? Ankara’da kullandığınız arabayı Amerika’dan kontrol edip size kaza yaptıran kim bilir neler yapar. Sadece hayal edin. Gerisini bilim insanlarına bırakın.

Yazılım sayesinde artık kredi kartlarını kullanırken imza atmaktan kurtulup sadece şifremizi giriyoruz. Böylece daha güvenli alış veriş yapabiliyoruz. Hatta şifre bile girmeden cihaza kartımızı yaklaştırıp ödeme yapabiliyoruz ama güvenliği için şimdilik pek emin değilim. Çünkü ilgili POS cihazı ile metrobüse binen birisinin üstündeki cihazla o kalabalıkta bayağı bir tahsilat yapabileceğinden endişeliyim.

Yazılım sektörünün dünyadaki lideri Hindistan hakkında daha önce yayımlanmış olan ‘’Yaklaşan Pasifik Savaşı’’ adlı makalemden sizler için küçük bir alıntı yaptım. İşte size son zamanlarda her yönüyle neden moda haline gelen (belkide getirilen) Hindistan’ın yazılımla başlayan teknoloji devriminin öyküsü:

‘’….ABD için gelecekteki tehditlerden bir diğeri olan Hindistan ise başta yazılım sektörü olmak üzere eğitimli nüfusu ile ekonomik kalkınmasına son hızla devam etmektedir. Bugünkü artış hızı ile gelecekteki nüfusu Çin’i geçmesi beklenen Hindistan’da kurulmuş şirketler dünya genelindeki bilişim sektörünün üçte ikisini yönetmektedir. 1990’lı yıllarda yapılan planlı ve ciddi yatırımlarla sektör bugün dünya lideri konumuna gelmiştir.

Öyle ki Fortune 500 dergisinde yer alan dünyanın en büyük 500 firmasının yarısı Hintli firmaların müşterisidir.

Hindistan’da yılda yaklaşık 30 milyar USD ciro elde eden bilişim sektöründe %60’ı yerli olmak üzere toplamda 5.000 civarında firma faaliyet göstermektedir. Yaklaşık 650.000 kişinin istihdam edildiği sektörün yıllık üretimin %70’i ABD’ye %14’ü ise İngiltere’ye ihraç edilmektedir.  Her yıl tam 150 üniversitede mühendislik başta olmak üzere binlerce nitelikli taze beyin Hint ekonomisine kazandırılmaktadır.

Bugün ABD’de Hint diasporasının nüfusu 2 milyona yaklaşmaktadır. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa’da da hatırı sayılır bir Hintli nüfus yaşamaktadır. Dolayısıyla son yıllarda batıda neden Hint filmleri ve müziklerinin moda olduğunu, ödüller aldıklarını anlamışsınızdır. Çift taraflı kazanımın olduğu bu danışıklı dövüşte Batılılar yükselen pazar olan Hindistan’a rahat girebilmek ve Hint halkını dönüştürmek için Hint sanatçılara ve kendilerinin yaratıp parlattığı her sektördeki Hint kahramanlara ödüller yağdırmakta, karşılığını da almaktadırlar….’’

Gelelim Türkiye’nin yetiştirdiği ünlü sinema yönetmenlerinden biri olan Nuri Bilge Ceyhan’ın 2008 Cannes Film Festivali’nde ‘’Üç Maymun’’ filmi ile en iyi yönetmen ödülünü alırken söylediği, bugün herkesle kavgalı ‘yalnız ve güzel ülke’ durumuna düşmüş Türkiye’nin yazılım sektöründeki durumuna.

Türkiye’de yazılım sektöründe yaklaşık 160.000 kişi çalışmaktadır. Ancak hızla gelişmekte olan sektörün her yıl yaklaşık 70.000 kişilik istihdama daha ihtiyacı vardır. Ülkemizde işsizler ordusuna her yıl yüzbinlerce gencin katıldığını düşünürsek yazılım sektörünün istihdam edebileceği kalitede ancak 5.000 civarında üniversite mezunu bu sektöre girebiliyor. Yani sektör kollarını açmış bekliyor ancak her mezunu da kabul etmiyor. Öğrencilerin buna çok dikkat etmesi gerekiyor. Son zamanlarda isimlerini kuruldukları şehirde yaşayanların bile bilmediği üniversitelerden mezun olan öğrencilerin ne yapıp edip kendilerini geliştirmek için canlarını dişlerine takmaları lazım. Hatta yazın plajlarda ya da baba ocağında keyif yapmak yerine yazılım sektöründe yer alan firmalarda staj yapıp mesleği öğrenmek için üstüne para bile ödemeleri hem kendi geleceklerini hem de Türkiye’nin geleceğini kurtarmaları için belkide tahminlerin ötesinde önem taşımaktadır. Sektördeki maaşların oldukça tatmin edici olması da bu yola girmek isteyenler için artı bir motivasyon kaynağı.

Türkiye’de üniversitelerin bilgisayar mühendisliği mezunları deyim yerindeyse kapanın elinde kalıyor ama sektördeki her işe de mühendislerin koşmasını bekleyemeyiz. Nitelikli ara elemanlara da çok ihtiyaç var. Özellikle liselerden mezun olanlar bu sektörde yeterince nitelikli olmadıkları için kaybolup gidiyorlar. Bugün liselerimizde mobil teknoloji eğitimi verecek kalitede eğitmen de yok denecek kadar az. Yani sektör ile okul arasında ciddi uyum sorunları var. Okullar sektörün 5-10 sene gerisinden geliyor. Halbuki ülkemizin ara kademe elemanlara çok ihtiyacı var. Bunları yetiştiren okullar da mesleki teknik liseler. Bütün dünya teknoloji devrimine çoktan başlamışken biz imam hatip okulları açıyoruz.

Öyle bir sektörden bahsediyoruz ki dünya bilişim pazarının büyüklüğü yaklaşık 5 trilyon $’a ulaşmıştır. Yazılım Sanayicileri Derneği Başkanı Sayın Doğan Ufuk Güneş’in deyişiyle bunun sadece %1’ini yani 50 milyar $’lık payını Türkiye alsa orta gelir tuzağını Türkiye yıkıp geçer.

Ülkemize katma değeri yüksek üretim lazım. Bugün Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin sadece %4’ü yüksek katma değer içeren teknolojiler içermektedir. Türkiye için içler acısı olan bu rakam Çin’de %27, Güney Kore ve İsviçre’de %18,  ABD’de %17, Japonya, Almanya, Meksika ve Fransa’da %16, Brezilya %10, Hindistan %8 ve Endonezya’da da %7 oranındadır.

Size traji komik gerçek bir olay anlatayım. Ülkemizden yurt dışına ilk yazılım ihraç eden kişi, bunun karşılığında yurt dışından hesabına gelen 1 milyon $ yüzünden kara para aklıyor durumuna düşmüş ve zor günler geçirmiştir dersem inanır mısınız?

Teknoloji devrimini Türkiye bilgisayar mühendisleri ve ara kademe teknik elemanlarla mı yapar yoksa imam hatiplerle mi? Güzel ülkemizin ayağına değil dizlerine kurşun sıkıp onu sakat bırakıyoruz farkında değiliz.  Takılmışız tekstile, inşaata ve turizme gidiyoruz. Sadece Ruslar gelmedi diye koca Türkiye’nin turizmde düştüğü çaresizliğe hepimiz şahit olduk. Kendimizi kandırmayalım. Ruslar, oligarkları hariç fazla para harcamayan bir millettir. Esas sıkıntı Avrupa’dan ülkemize gelen ve Ruslardan çok daha fazla para harcayan Alman ve İngiliz turistlerin sayısının azalması ile olur ki onun yarattığı yıkım ve tahribatın yanında Rusların ve Ukraynalılarınki pamuk prenses gibi kalır. Kimse farkında değil ama gelen ilk veriler 2017 senesinin turizm açısından 2016 dan da kötü geçeceğini gösteriyor. 2016 yılında elleri kırılan Türk turizminin 2017 yılında beli kırılabilir. Dolayısıyla söylemekten korkulan ancak beklenen ekonomik kriz 2017 yılı sonuna doğru kapımızı çalmış olabilir. Eski bir bankacı olarak önümüzdeki 6 ay hisse senedi olanlar için borsadan satıp çıkmak, parası olanlar için de dövize geçmek için son fırsat olabilir haberiniz olsun. Gözünüz Amerikan 10 yıllık faizlerinde olsun.

Tekrar konumuza dönersek; yazılım sektörünün yaratmış olduğu pek çok katma değer vardır. Bunlardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz: Her şeyden önce ülkemizin GSYH ve rakebet gücünün artması, ihracata, AR-GE’ye ve istihdama olumlu etkileri.

Devletimizin doğrudan ya da dolaylı olarak vakit kaybetmeden sektöre desteğini daha da artırması, özellikle teknik meslek liselerinin sayısının artırılarak nitelikli ara eleman sorununun çözülmesi ve bu okullarda eğitim verecek öğretmenlerin günümüz trend ve teknolojilerini yakından takip etmesini sağlayacak desteklerin oluşturulması çok önemlidir. Teknolojinin 5-10 yıl gerisinden gelen bir öğretmenin yetiştireceği öğrencilerin memleket için de kayıp bir nesil olacağı kaçınılmazdır.

Özellikle programlama dillerinin öğrencilere iyi bir şekilde öğretilmesi hayati önem taşımaktadır. Bugün 1 ve 0’ lardan oluşan bir makine dilini 3 ay içinde öğrenmek mümkünken ki bence ilkokullarda zorunlu ders olmalıdır, günümüz teknolojisinde en fazla kullanılan dillerden olan Java, Delphi, Visual Basic ve C++ gibi dilleri öğrenmek için en az 1 yıl eğitim alınması gerektiğinde uzmanlar hemfikirdir.

Türkiye’nin eğitim alanındaki gidişatı artık hepimizin yüreklerini kanatır hale gelmiştir. Öğrencilerin fen, matematik ve okuma becerilerini gösteren ve 3 yılda bir yapılan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2015 sonuçlarına göre Türkiye 2003 yılının bile gerisine düşmüştür. Yani inanması zor ve bir o kadar da acı ama eğitimde ilerlemek bir yana geriye gidiş görülmektedir. 70 ülke arasında Türkiye matematikte 49., okumada 50. ve fende de 52. sıradadır. Burada bütün suç çocuklarımızda değil milli eğitime verilen değer ve öğretmen kalitemizin düşüklüğü esas sorundur.

Atatürk’ün, Cumhurbaşkanı olmasaydınız ne olmak isterdiniz sorusuna Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim diye cevap vermesi bugünü düşündüğümüzde çok düşündürücüdür.

Teknoloji treni yazılım ve bilişimle birlikte çok hızlı yol alıyor.Çok az sayıda durak var. Şimdi karar verip uygulamaya geçersek belki 10-15 yıl sonra trene binme şansımız olacak. Bugünkü kafayla gidersek bu trene binemeyeceğimiz ortadadır. Esas tehlike bu gidişle teknolojik ve bilimsel olarak bize fark atan ülkelerin bizim üzerimize nasıl ve ne zaman binecekleridir. Şu an ki halimiz fazla hızlı olduğu için bakmakta zorlanan öküzlerin hızlı tren projesine hayır demeleri ile aynıdır.

Sevgi ve saygılarımla,

Mehmet Ulusal SAĞ

mustafa semih arıcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mehmet Bey, güzel yazınız için varolun.İyi bir üniversitede gerçekten güzel bir yazılım mühendisliği eğitimi alan oğlum adına sevindim ama ülkem adına çok üzüldüm.Dünya nerede biz neredeyiz? Yakın bir arkadaşım 5 sene önce bir av sırasında ayağından kendini vurmuştu da hala çektiğini kendi bilir.İşte Türkiyede kendi ayağına sıktığı sayısız kurşunun acısını belki de biryüzyıl duyacak.Ülkemi çok sevdiğim için gemisi kurtaran kaptandır demek istemiyorum ama elden de birşey gelmiyor.Selamlar..

mustafa semih arıcı 
 23.03.2017 17:35
Cevap :
Ülkenin durumu içler acısı Semih Bey. Her ile üniversite yapmakla eğitimi halletik zannediyoruz. Size en son acı bir örnek vereyim. Lise matematik öğretmenliği sınavında sınava giren üniversitelerin matematik bölümü mezunları 50 sorudan ortalama sadece 9 soruyu cevaplayabilmişler. Saygılarımla.  24.03.2017 7:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 565
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

1971 Ankara doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden 1995 yılında mezun olduktan sonra ayn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster