Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '09

 
Kategori
Danışmanlık
Okunma Sayısı
1379
 

Yazılımcılar pazarlamadan nefret eder

Yazılımcılar pazarlamadan nefret eder
 

Aslında sadece yazılımcılar değilde teknik ağırlıklı çalışanlar demek belki daha doğru olacak. Fakat eğer projelerin yönetiminde yer almaya başlayacaksanız “pazarlama” konusuna ısınmanız gerekiyor.

Pazarlama kavramını bu güne kadar tanıdığınız ve hoşlanmadığınız insanlarla beraber düşünmeyin, ayrıca pazarlamanın insanın ruhunu şeytana satması olarak ta görmeyin. Pazarlama insanları kandırmak, onlara istemedikleri bir şeyi almaya ikna etmek değildir.

Proje Yöneticisi olduğunuzda tüm paydaşlarla(projende etkilenen herkes) kazan-kazan(win-win) ilişkiler kurmak zorundasınız. Aslında bu durum sadece paydaşları “dinlemek” olarak algılansa da projedeki belli noktalara dikkat çekmek, belli noktaların önemini vurgulamak gibi bir çok farklı şekilde düşünülmelidir.

Projelerin çoğu paydaşların istekleri, korkuları, hayalleri, beklentileri ile şekillenir. Paydaşlar özellikle çıkarlarına doğrudan etili olan isteklerine sarılır, onları savunur ve korumaya çalışırlar. Beklentilerinin ne kadar mantıklı olduğu konusunda sizi ikna etmeye çalışırlar.

Proje yöneticisi tüm bu istekleri yönetmek için herkesle diyalog ve anlaşma peşinde olacaktır. Eğer teknik bir adam karşısındakinin bakış açısından “faydayı” görebilirse daha doğru ve uygun sonuçlar üretebilir.

Benim bugüne kadar gördüğüm ise Proje yöneticilerinin çeşitli pazarlama teknikleri ile projeyi doğru bir noktaya taşımaktansa kişisel markalaşma ya da kendilerini pazarlama amaçlı olarak konuya yaklaştıkları olmuştur. Çünkü çalışılan kurumda ya da başka bir kurum tarafından Proje Yönetici olarak seçilmenin, tercih edilmenin yolunun “kişisel satış” olduğuna olan inanç büyüktür.

Kişisel satışta soru şu olmalıdır: Sizi siz yapan nedir? Neden diğer insanlar yerine siz seçilesiniz?

Bence çalışılan ya da çalışılmak istenen kurumdaki iş yapma tarzı, çalışanlara yüklenen beklentiler vb. konularda ne kadar bilgi sahibi olunursa o kadar iyi olacaktır.

Yaratıcı olmak, süreklilik sağlayacağını göstermek, iyi ve kaliteli iş çıkarmak gibi meziyetler tercih edilebilir olmak için çok önemli.

Kendini geliştiren ve konusunda dünyayı izleyerek sürekli güncel kalabilen, üstelik bunu yapmak için “hiç zamanım yok ki” klişesine sığınmayanlar farklı olanlardır.

Konunuzdaki uzmanlarla irtibat halinde olmak, o konudaki diğer uzmanlarla iletişim içinde olmak sizi daha güçlü kılacaktır.

Ve her şeyden önemlisi tüm bunları istemek, oturulan yerde beklemeke ve ilk adımı bir an önce atmak..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılımcılar, özel sektördeki en kalabalık laboratuar insanı sınıflarından biridir. Laboratuar ortamı iki odalı bir dükkan gibidir. Atelye ve kütüphaneden oluşur. Buna teori ve pratik de diyebilirsiniz. Bu insanlar işlevleri olan bir ürün ortaya çıkarmak için sosyalliklerinden feragat ederler... Pazarama ve satış ise sosyallik içeren uğraşlardır. Proje bazlı işler hariç laboratuar ile müşterinin ilişkisi olmaz. Teknik kökenli kişiler de; lafa ve görüntüye çok önem veren bu işlerle zaman kaybettiklerinde; pazarlamacının teknik terimler, fonksiyonlar ve teoriler ile dolu laflardan sıkıldığı gibi sıkılır. İki kesim de biribirinin seviyesine 'inmekte'(!) zorlanır. Kendi bakış açısına göre inceler. (Buna sosyolojide de: "Yakındaki şeylerin büyük görünmesi prensibi" denir bence doğrudur.) Saygılarımla.

Analitica 
 16.12.2009 14:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 578
Toplam yorum
: 604
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 5294
Kayıt tarihi
: 23.06.06
 
 

Superonline danışmanlık, İktisat Bankası' nda ilk palm bankacılığı uygulaması, 5 yıl Garanti E-Ticar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster