Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '12

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
6401
 

Yazım (imlâ) Hatâsı Nedir?

İlk bilgi çok değerlidir.  Fakat bu bilgi doğru olmalıdır.
 
Ne yazık ki, günümüzde salt ideolojiler ve salt çıkarlar ilk sırayı almıştır. Bu nedenle millî, dînî, insânî, evrensel değerler pek gözetilmez.
 
Bu sorumluluk; yazarların, şâi'rlerin, aydınların, eğitimcilerin, öğretimcilerin, muâ'llimlerin, velilerin, editörlerin, yayın sahiblerinin, hattâ tâlebelerindir.
 
Bu sorumluluğu yerine getirmek için de; kişilerin güçlü bir zihniyete, bir karaktere, bir kişiliğe ihtiyacı vardır.
 
Böyle bir kişi; ne öğrendiğini, ne öğretildiğini, ne öğrettiğini fark edip sorgular ve yargılar. Kime, niçin, nasıl hizmet ettiğini bilir.
 
İlk bilgi çok değerlidir. Fakat bu bilgi ya yanlışsa! Evet, yanlışsa bu bilgi zaten “ilk bilgi” değildir; yani ilk kaynağı değildir. Çünkü bu ilk bilgiyi bazı kişiler; kendi nefsî  görüşleri, kendi salt çıkarları doğrultusunda –belki kime hizmet ettiğini bilmeden, belki de bile bile- değiştirip ele almıştır. Ele aldığı bu ilk bilgi, değişe değişe son bilgi olmuştur ve öz değerini de yitirmiştir. Fakat bunu kaç kişi umursayıp algılar ve sorgular? Bu durumda kaç kişi aldandığının ve aldatıldığının farkına varır? Çoğu kişi; aldandığını ve aldatıldığını algılamaz, yargılamaz, sorgulamaz.
 
Çünkü bu; kişinin öğrendiği “ilk bilgi” aslında “son bilgidir ve yanlıştır”. Fakat ona göre “ilk bilgi”dir ve “doğru”dur. Çünkü güvenmiştir, iyi niyet göstermiştir. Kime? Yazara, şâi're, muâ'llime vb. Kendini, zamânını, parasını, emeğini, geleceğini, başarısını kimseyi sorgulayıp yargılamadan teslim etmiştir;  başkasının salt ideolojisi ve salt çıkarına.
 
Artık beyni, kalbi, dili başkası için çalışmaktadır. Gözleri körelmiş, kulakları sağır olmuştur; hakikat bilgilere karşı.
 
Böylesini uyaramazsın. Uyarsan da uyarılmaz. Üstelik bunu bir hakaret, bir küfür sayar. Son derece ukâla ve saygısızca davranır. Çünkü bugüne kadar ona doğruları öğretici, önerici, öğütleyici olmamıştır. Hayâtını doğru bildiği yanlışlar üzerine programlamıştır.
 
Yazım (imlâ) hatâsı; bir sözcenin yanlışlıkla yanlış yazılmacasıdır. Yani ısrarla, bile bile benimsetilmeceye çalışılmamıştır. Bu olay, doğaldır.
 
Eğer farkında olmadan ya da bilgisayar kimi harfleri (dolayısıyla sözceleri) değiştirebiliyorsa veya kimi programlar Türkçe karakterleri tanımıyorsa, kasıtlı yapılmıyorsa(!); bu yazım (imlâ) hatâsı olmaz, sayılmaz.
 
Yazım (imlâ) hatâsı; bile bile salt ideolojiler ve salt çıkarlar için sözcelerin olumsuz yönde değiştirilmecesidir. Bu sözceleri  ilk defa öğreniciler ise; bunları “doğru” kabâl etmektedir. Oysa hakikat başkadır. Böylece Türkçe; Türkçelikten çıkmaktadır. Sonra da bu kişiler; “Güzel Türkçe!” diye insânları aldatmaktadır ve “Türkçe yozlaşıyor!” diye yaygarayı koparmaktadır.  Farkına vardığım kadarıyla da; Türkçe, onlar sayesinde bozulmaktadır. Peki, bu kişiler; bunun farkında mıdır? Bunu bile bile mi yoksa bilmeden mi yapmaktadırlar?
 
Bunların cevâbını yazdığım “Türk’ün Türkçe İle İmtihanı” adlı ödüllü test kitâbında bulabilirsiniz.
 
Bu imtihânı ne yazık ki, bazı Türkler ve Türkçeciler veremeyecektir. Nedenleri ise;
 
.Habersizdirler,
 
.Ukâladırlar,
 
.Uyuşturulmuş ve uyutulmuşlardır,
 
.İlgisizdirler,
 
.Bilgisizdirler,
 
.Şuursuzdurlar,
 
.Doğru bildikleri yanlışlara teslim olmuşlardır,
 
.Önyargılıdırlar,
 
.Zancıdırlar,
 
.Korkaktırlar,
 
.Sorumsuzdurlar,
 
.Duyarsızdırlar,
 
.Kibirlidirler,
 
.Cimridirler,
 
.Yalancıdırlar,
 
.Anlayışsızdırlar,
 
.Algılayışsızdırlar,
 
.Hazırcıdırlar,
 
.Tembeldirler,
 
.Saygısızdırlar,
 
.Sevgisizdirler,
 
.Duygusuzdurlar,
 
.Düşüncesizdirler,
 
.Samimiyetsizdirler,
 
.Bilgiye, bilime, yücelsel, dînsel, insânsal, evrensel değerlere haindirler; fakat her türlü bu nimetlerden de yarar, pardon salt çıkar bekleyicidirler.
 
Fakat bu hareketten birkaç kişinin imtihânı verememesinden dolayı vazgeçilemez. Bu hareket; Türkçe’nin adresidir, “Türkçe’nin Çözüm Yolları”dır. Bunun için “Bir Güneş Doğuyor” .  Bu Güneş'in doğmacasına hiçbir fırtına, bulut, yağmur, sis, karanlık; engel olamaz, olamayacaktır. Yeter ki, kişiler bunun da bir farkına varsın.
 
Yazım (imlâ) hatâsı; kimi Türkçecilerin (!) bile bile yaptığı sözce değişikliklerinden oluşmaktadır. Nedense bu değişiklikler de hep olumsuz yönde yapılmaktadır. Çünkü zihniyetleri, karakterleri, kişilikleri, bilgileri, şuurları, erekleri  bu yönde program yapmıştır. Böyle kişiler;  yanlışı başka bir yanlışla değiştirmekle doğru yaptıklarını sanmaktadır. Doğaldır ki, bu kişilerin bilgilerini ilk kez elde ediciler de; bunları “doğru” kabûl etmektedir. Çünkü hazıra konmuşlardır; ne araştırmışlardır ne de incelemişlerdir.  Ellerine ne tutuşturmuşlarsa almışlardır.
 
Bu durumda da yazım (imlâ) hatâsı yapmamak mümkün müdür?
 
Bugün kaç lise, üniversite mezunu kompozisyon yazabilir?
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 235
Kayıt tarihi
: 10.06.12
 
 

Tekirdağ, 02.01.1961 doğumluyum. Evli, 3 çocuk bâbâcânıyım. Türkçeci, muhasebeci, şâi'r, yazar, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster