Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '20

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Yazın Varis Tedavisi Olur mu?

Yaz geldi çattı. Bu sene baharı yaşamadık denebilir. Tomurcukların çiçeğe dönüşünü ancak evdeki veya balkondaki saksı çiçeklerimizden takip edebildik. Bu dönemi, evde ve rutin hayatımıza göre daha hareketsiz bir şekilde geçirdiğimiz için bazı toplardamar  sorunlarının başlamış olması veya zaten bildiğimiz hastalıkların şiddetlenmiş olması muhtemel. Özellikle bahar geçişleri, havanın ısınması ve nem miktarının artması gibi olağan mevsimsel döngülerden etkilenen kronik venöz yetmezlik ve varis hastaları için -olağan şartlarda bile- bu ayların şikayetler açısından can sıkıcı olduğu bir gerçek. Bununla birlikte son 2 aydır hayatımıza olağanüstü bir değişiklik getiren pandemi nedeni ile hareketsizlik ve sürekli oturma gibi ek şartların hastalık belirtilerini daha da ciddileştirebileceğini akılda tutmak lazım.

Şikayetleri açısından mevsimsel özellikler gösteren varis ve kronik venöz yetmezliğin tedavisinde de bir takım mevsimsel özellikler bulunmakta. Bilindiği üzere varis hastalığının hem tıbbi  hem de estetik amaçlı tedavileri bulunmakta. Olağan şartlarda estetik amaçlı skleroterapi (köpük tedavisi) sadece havanın güneşli olmadığı dönemlerde önerilmekte; yani Haziran ile Eylül arası dönem bu tedavinin uygulanması için pek de uygun değil. Çünkü bu dönemlerde uygulandığında kalıcı iz oluşması ve yapılan tedavinin başarısız olması gibi ihtimaller daha yüksek. Ancak bununla birlikte örümcek ağı tarzındaki varis damarları için, cilt üzerinden uygulanan lazer ve radyofrekans tedavileri yılın 12 ayında, mevsim ve hava şartlarından bağımsız olarak uygulanabilir. Lazer ve radyofrekans tedavilerinin en önemli avantajlarından birinin, güneşli havalarda yapıldığında iz bırakma ihtimalini arttırmaması olduğunu hatırlatmak ve vurgulamak lazım. Ancak yine de zamanlamaya karar verirken hekiminiz ile görüşmeniz ve önerilerini dinlemeniz en uygunu olacaktır. 

 

Toplumda  çok sık karşılaşılan ancak hem müphem şikayetleri hem de yavaş seyri nedeni ile çok dikkate alınmayan ancak ileri dönemlerinde bacak kaybına dek uzanabilecek  ciddi komplikasyonlara neden olabilecek kronik venöz yetmezlik ve varis hastalığının tıbbi amaçlı tedavisinde ise durum, estetik amaçlı tedavilerden çok farklı. Hastalığın tıbbi amaçlı tedavisinde  son 15 yıldır ameliyat, sadece seçili ve çok kısıtlı bir hasta grubunda uygulanmakta. İlaç ve çorap tedavisi ile takip edilen hasta grubu ise zaten kronik süreçte kontrollerine devam etmekte. Üçüncü ve son grup ise lazer, radyofrekans veya yapıştırıcı gibi girişimsel yöntemlerle kesisiz ve ameliyatsız tedavi edilebilecek hastalardır.  Girişimsel yöntemlerin hem uygulanma özelliklerinden hem de işlem sonrasındaki iyileşme sürecinin hızlı ve sorunsuz olmasından dolayı  bu hastaların tedavileri yılın 12 ayında da uygulanabilmektedir. Hava sıcaklığı veya güneş; işlemlerin iyileşme sürecine  veya başarı oranına etki etmemektedir. Bununla birlikte hastaların aynı gün içinde, 2-4 saat sonra evlerine dönebilmeleri ve kaldıkları yerden normal hayatlarına devam etmeleri, ertesi gün iş ve sosyal hayatlarına tekrar dahil olmaları bu girişimlerin en önemli avantajlarındandır. Lazer, radyfrekans ve yapıştırıcı yöntemlerinden hangisinin hangi hastada kullanılacağı diğer bir soru olarak karşımıza çıkmakta; burada vurgulamam gereken şey, “iyi” veya “kötü” yöntem yerine “hastaya uygun yöntem” olduğu. Bu doğrultuda hastanın şikayet profili, hasta damar bölgesi (diz altı veya üstü), damar özellikleri (çapı, ne kadar kıvrımlı olduğu gibi), vücut yapısı, cilt altı yağ dokusu veya diğer problemler nedeni ile ek bir işlem uygulanıp uygulanmayacağı gibi bir dizi değişken uygun yöntemi seçmek konusunda değerlendirilmesi gereken kriterlerdir. Benzer şeklide bu üç yöntemden her birinde az oranda da olsa komplikasyon olasılığı bulunmaktadır.  Bu nedenle uygulanacak yöntemin seçimi sırasında; hasta ve yakınlarına işlemlerin tekniği, başarı yüzdeleri, olası komplikasyonları ve sonrasındaki tedavi süreci hakkında detaylı bilgi verilmeli ve  hasta ile hekim (hekimin önerisi ve profesyonel yönlendirmesi doğrultusunda) beraber karar vermeleridir.

Sağlıklı ve güneşli bir hafta dilerim.

Doç.Dr.Cem Arıtürk

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 108
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 39
Kayıt tarihi
: 26.04.18
 
 

1979'da İzmir'de doğdum.  Küçük yaşlarda İstanbul'a taşınarak ilköğrenimimi İstanbul Kalamış İlko..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster