Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '19

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
33
 

Yazın

Türkçe yazmanın, okumanın yaşamsal bir önem taşıdığı bilinciyle kitapları değerlendirmeliyiz.Yazar için yazmak, okumak ne kadar önemliyse okur için de metni anlamak, çözümlemek o ölçüde geçerlidir.

Dil ürünü olan metnin kendi içinde kurduğu çoğul anlam dizgesi yazınsal metni oluşturur.Yazınsal metin dilbilimsel öğelerle onu çevreleyen ruh çözümsel, toplumsal, tarihsel boyutlar içerir.Okur bu gerçekleri dikkate alarak metni okumalı.

Yazınsal metinle toplumsal- ideolojik yapıyı birlikte ele alıp çözümlemeli.Toplumsal-ideolojik yapı yazınsal metnin olanaklarıyla yeniden üretilir.Çağın genel sorunsalı metin içine yerleşir.Yani yeniden üretim söz konusudur. Bu iç içelik metin okumalarında önemsenmeli.

Metni, yazarın tek başına ürettiği gerçeği onun toplumsallığını görmezden gelmemize engel olamaz. Metnin bütünselliğini, dil ürünü olmasının yanında ekonomik, toplumsal yapının giderek ideolojilerin eklemlenmiş biçimleri olarak algılamalıyız.Toplumsal-ideolojik yapı yazınsal metnin özgün olanaklarıyla yeniden yaratılmıştır.

Bilge eğitimci F.W.Foerster, “Biz dünyaya anlamak için geldik.”* derken bilinmezi bilinir kılacak yapıcılığı, yaratıcılığı dile getiriyor. Anlam işi, kişinin anadilini tanıması – kullanması – ile yaşam bulur. Anadilini kullanamayan, kurallarıyla birlikte uygulayamayan kişi, anadilinden uzaklaşacağı gibi anlam işini de gerçekleştiremez. Kısaca, anadilinden uzaklaşan kişi anlama gücünü yitirir.

Türkçe sesçil bir dil olduğundan anlaşılması kolaydır. Türkçe, yalın, özü biçimine, biçimi özüne uygun bir dildir. Bu kolaylığı başarabilmenin yolu kuşkusuz anadili bilincini, becerisini edinebilmekten geçmektedir.

Anlama olayı dinleme ya da okuma yoluyla gerçekleşince metin / düzyazı, bölümce , tümce , sözcük boyutlarında konuşma ya da yazıya dönüşür. Yazıya dönüşüm edilgen biçimde gerçekleşir.

Şiirden başka bir anlatım yolu olan düzyazı, dilbilgisi kurallarına göre bölümce, tümce ve sözcüklerden oluşan anlatım türlerine verilen genel addır.

Bizim yazınımıza Tanzimat’tan sonra Batı kökenli yazın türleri girmiştir. Bu yazın türleri Türkçenin sözdizimi kuralları içinde işlenip geliştirildi. Ancak, şiir kural tanımazlığını kanıtladı. Yazın türleri düşünsel ve yazınsal olmak üzere iki genel başlık altında toplanabilir:

Düşünsel türler:
Düzyazıda bir amaç için oluşturulan, bilgi veren gazete ve dergi yazıları olarak da adlandırılanlardır. Bunlar: makale, deneme, eleştiri, köşe yazısı, söyleşi, gezi yazısıdır. Bir de gerçek yaşam ve yaşantıdan kaynaklanan anı, günlük, yaşam öyküsü, gerçek özyaşam öyküsü, mektup türlerini sayabiliriz.

Yazınsal türler:
Gerçekleri düş gücüyle kurmaca bir dünyaya dönüştüren, duygusal, çağrışımsal anlatım özelliği taşıyan yazılardır.Örneğin, öykü, roman, masal, dramatik türler, şiir olarak adlandırılabilir.

  • * İyi İnsan – İyi Vatandaş, Çeviren, M.Hekimoğlu, İst. 1964, s.34
     

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 988
Toplam yorum
: 307
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster