Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
766
 

Yazlık sinemanın keyfini yaşamak yeniden

Yazlık sinemanın keyfini yaşamak yeniden
 

Çocukluğumun yazlık sinemaları belleğimde kalan anıların en güzellerini barındırır. Beşiktaş’ta iki yazlık sinema olduğunu anımsıyorum da düşündüm düşündüm birinin yerini çıkaramadım. Acaba Beşiktaş postanesinin olduğu hanın yerinde sinema mı vardı? Diğeri sahilden içeri doğru giden ana caddenin üzerinde sol kolda yer alırdı. Ulu meşe ağaçlarının altında dizilmiş tahta iskemlelerde yer kapardık. Sigara içmek serbest miydi film izlerken? Bakın buna hiç dikkat etmemişim. Çocuktuk o zamanlar. Sigarayla filan ne ilgimiz olabilir ki. İnsan; ilgisi dışındaki konuları pek de hatırlayamıyor. 60-70 arasındaki yıllardı. Belgin Doruk, Göksel Arsoy, Muhterem Nur, Tamer Yiğit ve Tanju Gürsu’nun başrollerde oynadığı filmler. Ayşecik filmleri de oynardı. Özden Çelik adlı artisti pek beğenmiştim. Acaba hangi filmdi? Kaç yaşlarındaydım olsun olsun 11 veya 12. O yıllarda çevrilen filmlerin çoğu siyah beyazdı sanırım. Sonra bazı yabancı filmler de gelirdi. Alain Delon filmlerini anımsıyorum.

Değerli yazar Oktay Akbal’ın öykülerinden pek çoğunda yazlık sinemalarda yaşanmış acı, tatlı pek çok olaya rastlanır. İlk sevgilerin, imrenmelerin ve hayallerin yer aldığı mekanlardı açık hava sinemaları. Yüreğimizin bazen hüzünle bazen mutlulukla dolu olduğu böyle bahçe sinemalarını görmüş olmanın haklı mutluluğunu yaşıyorum şimdilerde. Hele de filmde ara verilince bir koşuşturmadır başlar ya külahta dondurma, veya çubuğundan tutarak yiyeceğimiz frigolar alınırdı. Tuhaf ama o yıllardan gelen zemini öbek öbek dolduran çekirdek kabuklarını da, çekirdek çıtlatma seslerini de hatırlamıyorum ama sinemanın kırma taş atılmış zemininde ilk topuklu ayakkabılarımla tökezleyerek yürüdüğüm bir fotoğraf gibi hatırımda. Topuklu dediysem bir parmak olan topuk biraz incelerek iki parmağa ulaşmıştı sadece. Henüz o apartman topukların, dolgu ayakkabıların modası esmiyordu. Belki de kırma taşlar yoktu da sadece gazoz kapakları mı takılırdı ayaklarımıza? O günden bu güne ne çok değişiklikler yaşadık, gazoz şişesi kapakları da neredeyse tarihe karışmak üzere.

Aradan onca zaman 40-50 yıl geçmesine karşın gönlümüzde yazlık sinemaların kurduğu taht hâlâ ayakta kalmış. Hep bunları düşündüm birkaç akşamdır Kadıköy Bahariye’deki Nazım Hikmet Kültür Merkezinde ıhlamur çiçeklerinin gizemli kokusunu taşıyan esinti eşliğinde film izlerken. Mekanın neler yapabileceğine kanıt, kışlık sinemada izlerken çok da sıcak bakamadığım Takva filminin bambaşka bakış açılarıyla görünmesi gözüme. Düşündürdüklerini eve döner dönmez yazayım dedim ama yaz yorgunluğu buna engel oldu. Bir başka gece de Beynelmilel’i izledik. Sanırım yaz boyunca sürecek bahçe sineması etkinlikleri.

Bilmeyenler için hatırlatalım. Nazım Hikmet Kültür merkezi Bahariye’de Ali Suavi sokakta. Ayrıca çocuklar için Değişim Atölyesi oyuncularının gösterileri oluyor. Neşeyle kıkırdayan minikleri görünce omuzlarımıza binmiş dert yükünü atıp onların yerinde olabilmeyi çılgınca özlüyor insan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bornova'da açık hava sineması var ve mutlaka bir kez olsun giderim. İki olursa daha mutlu olurum.:)) En çok da, çiğdem çıtlatıp, arada sade gazoz içmek hoşuma gidiyor. Bu arada, tahta sandalyeler için minder almayı da unutmuyorum; sırf bir keyfi yaşamak uğruna. Yoksa yine sert:))

derinmavi.. 
 15.08.2007 13:45
Cevap :
İnanır mısınız eskiden tahtalar mı daha yumuşaktı yoksa bizler mi bu kadar yumuşak koltuklara alışmamıştık iskemlelerden pek yakınmazdık değil mi? Aslında annem İzmirli ama ben yaşayamadım pek oralarda... Bornova'ya giderseniz ne olur benim için de çekirdek çıtlatır mısın? :)) Sevgiyle .  16.08.2007 21:55
 

Eskiden ailece gidilen sinema, tiyatro gibi etkinliklere şimdi neden gidilmez anlamıyorum. Nasıl olsa televizyonda veriliyor, bahanesi altına saklanmaya gerek yok. Televizyonun verdiği popüler filmler. Nerde güzel olupta keşfedilmeyen filmler? Açık hava sinemalarında tahta sandelyelerde hiç film seyredemedim. O zamanı kaçırdım. Galiba büyük eksiklik. Zaten en sevdiğim film Cennet Sineması, kasabaya açılan sinemanın kasabanın kalbi olup zamanla televizyona yenilmesini anlatır. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 18.07.2007 16:17
Cevap :
Sağol Harun. Gidememnin nedeni açık sinemaların rant uğruna tarihe karışması. Şimdi özellikle İstanbul'da bir metre karelik yer bulsalar onun bile başına mafya üşüşüyor. Bırakırlar mı öyle kocaman bağları, bahçeleri açıkhava sineması olsun diye.. İkinci neden ise 70 lerin ortasında ülkemizdeki kargaşa ortamı ve filmlerin yani bizim filmlerin kalitesinde düşme ve televizyon yayınlarının yaygınlaşması. Sokaklarda kendini tehlikede hisseden insanlar evlerde o aptal kutusunun kölesi yaptılar kendilerini. İstanbul'a yolun düşerse Kadıköy Bahariye de Nazım Hikmet Kültür merkezinde film gösterimleri oluyor bahçede. Yaaz boyu evam edecek sanırım. dostluk ve sevgiyle esen kal ezgi umut  18.07.2007 20:33
 

başına kadar yaşadı yazlık sinemalar. Sonra hepsinin yerine kocaman beton bloklar dikildi. Çoluk çocuk hep birlikte gidilirdi. Küçücük bebeklerini bırakacak kimseleri olmayan genç çiftler bebek arabaları ile gelirdi sinemalara. Ağlarsa babaları alır şöyle bir tur attırırdı içerde. Kimseler de rahatsız olmazdı. O zamanlar çok farklıydı. Hem insanlar hem sinemalar, hem filmler. Eskileri hatırlattınız, teşekkürler, esen kalın.

İlyas Bayram 
 26.06.2007 8:51
Cevap :
Sağolun İlyas Bey, İnsanlar da farklıydı değil mi? Geçmişe nostalji derecesinde bağlı değilim ama bugün gelinen durum beton denizi, yeşil alanların yok edilmesi ve insanların belli mekanların kaderleriymiş gibi zorlama ile kabul ettirilmeye çalışılması. Sonuç sosyallikten koparılarak kendi içine kapalı bireylere dönüşüm. Ne de olsa böyleleriyle baş etmek daha kolaydır. Katkılarınız için teşekkür ederim. İşte Bahariye'deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi de eski bahçe sineması geleneğini yeniden yaşamlarımıza sunarak, bu sıcak günlerde içimize su serpiyor. Dostlukla ezgi umut  26.06.2007 18:15
 

Yeni çiçek sineması” hatırlayamadığınız sinemanın adı.( Bence). Sigara da serbest, tencere ile sarma da serbest. Kovaların içerisinde kalsiyum sülfat la soğutulmuş “Elvan” gazozu satılırdı.Ayağımızda “panter” ayakkabılar, ağzımızda. “Mobel” sakızlar vardı.. Komşumuz “Anadol” marka arabasını yeni almış. Ben platonik aşkımı bir muhallebicide ona kaptırıp.Güzel Marmara’ya yeni başlamıştım……

Ali Gülcü 
 26.06.2007 1:40
Cevap :
Katkılar beni nasıl da Mutlu etti sevgili arkadaşlar. Bu sinemaların adını bilse bilse rahmetli teyzem bilirdi Beşiktaş'ta yaşamış olan bir zamanlar ancak onu da kaybettik. "Yeni Çiçek Sineması" demek ki. Sağolun. Çınar ağaçlarının görkemli duruşu beni çok etkilerdi bir de aradan görünen yıldızlar.Dostlukla esen kalın. ezgiumut  26.06.2007 5:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster