Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
819
 

Yazmak Mutluluk mudur?

Yazmak Mutluluk mudur?
 

"Yazar değilim ben. Sadece mutsuzluğunu yazan mutsuz bir kadınım!" der Elsa Triolet. Aragon'un ölümsüz aşkına ve sahip olduğu Goncourd ödülüne rağmen. Yazmak, sadece yazmak iyi gelmiştir ona... Nedir, yazmakla mutlu olmak arasındaki ilişki?

Yazdıkça mutsuzluğumuzu unutup paylaşmanın verdiği hazla mutlu olmak mı?

"Yazmayı seçen insan onarılacak yaraları olan insandır. Acıdan varolandır. Yaratıcılık serüvenine yüzünü dönmesinin debisinde acı vardır."*

Bazılarımızı deliliğin sınırlarına götüren acılar yazdıkça paylaşılabilir mi? Paylaştıkça ruhumuzdan silip atabilir miyiz olduğu gibi? Öyle olsaydı, yazmak şizofren ruhlar için bir kurtuluş olurdu. Ama değil işte! Pavese, Plath, Woolf, Mayakovski ve daha onlarcası kurtulmak isterken büsbütün kaybolanlardan değil mi?

Yazdıklarımız anlatamadıklarımızdır çoğu kez. Ve ne çok anlatamadığımız şey vardır!

Yazdıkça anlatırız, anlattıkça paylaştığımızı sanırız. İç denizlerimizdeki fırtınadan kaçan gemilerimiz yabancı limanların dingin sularında soluklanır. Ama yalnızca bir soluklanmadır bu! Her kaçış sonrası kendi denizimize döneriz. Zira insanoğlu çoğu kez hep kaçtıklarına sığınır...

Aslında, kendimizle yüzleşmektir yazmak. Korkularımızın üzerine gitmektir belki de. Uzaktan kendimize bakmaktır. Bir köprü kurmaktır, gerçek "Ben"le "Öteki ben" arasında.

Ve her şeye rağmen yazmak, mutluluk değildir!

Mutsuz olduğumuzu unutma sanatıdır, olsa olsa...

Kalemi elimizden bıraktığımızda en başa dönüyorsak, bu bir kısır döngü değil mdir?

Kazıdıkça altından "kendimizin" çıktığı bu kazı kazan oyununu oynadıkça mutlu olabiliriz belki. Ama oyun bittiğinde perde üzerimize kapanır...

Ve biz yine yalnız kalırız!

*Feridun Andaç / Zamana Yazılan Sözler

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle geç kalan yorumum için özürlerimi kabul edin lütfen. Yazmanın herkes için ayrı bir anlam taşıdığına inanıyorum. Bazıları için bir mutluluk, diğerleri için belki bir rahatlama yolu ya da konuşarak anlatılamayanlar için tek ifade şeklidir... Pek çok insan için de hayatlarının ayrılmaz bir parçası. Güzel yazınız için elinize sağlık, teşekkürler... Sevgilerimle...

yakamoz05 
 31.07.2010 13:52
Cevap :
Geç kalan yorum da ne demek? Bu sıcaklarda oturup benimle yazımı paylaşmışsınız, daha ne isterim? Yaşamayı çok istediğim bir yerde, yazılarımı okuyan, değerlendiren bir dost olması beni zaten mutlu ediyor. Selam ve sevgilerimle...  31.07.2010 17:19
 

sorunları olanların, anlatamadıklarını kaleme alanların paylaşımıdır bence de.. sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 29.07.2010 0:22
Cevap :
Bence de sevgili Ruksan. Teşekkürler,sevgiler.  29.07.2010 0:52
 

Birincisi iltifat, ikincisi nezaket ise üçüncüsü kabalık olabilir belki. Ama yine de yazıcam. Buradaki arkadaşların, yazar olmadığı benim sözümün değillemesi değil. Buradaki arkadaşların hepsinin işi gücü var, kimse yazar olayım diye burda yazmıyor. Zaten adı üzerinde blog, gündelik insanın birikmiş gazını alıyor. Benim dediğim, buradaki insanlar ciddi manada profesyonel olarak yazarlık ile uğraşsalar, hiç düşünmediğiniz kadar çoğu iyi yapıtlar üretebilirdi. Bu onları MB'ci olmasından çıkmaz, onların milyonlarca yıllık bir gelişimin ürünü olan insan varlığı olmalarından çıkar. Siz, e o zaman herkes Dostoyevski olurdu diye itiraz ediyorsunuz bana. Bu ayrım aslında yazarlar arasındaki bir derece farkıdır. Yani konu dışıdır. Ki bu derece meselesi de ayrı bir sorundur.

Erdal Aydın 
 28.07.2010 11:28
Cevap :
Sayın Felsefice, sonunda gelip hep aynı yerde kilitleniyoruz... Ben derdimi anlatma kabiliyetimi kaybettim anlaşılan. Olsun, siz "Haklısınız!" Olmasanız da... Bunca zamanınızı yazıma harcadığınız için ayrıca teşekkürler.  28.07.2010 12:12
 

Mevlana niye yazmış? Yunus, Hayyam, Hafız niye söylemişler. Yazmasalardı, söylemeselerdi en çok kim kaybederdi. Biz mi onlar mı... Bir iç hesaplaşmadır yaptığımız. Söyleyemediklerimizi, saklı gizli söylemektir yazdığımız. Belki rahatlamanın, belki mutlu olmanın belki gelişmenin, belki güzellikler yaratmanın ve güzellikler paylaşmanın bir yoludur.

Ahmets 
 26.07.2010 11:54
Cevap :
İyi ki yazmışlar Ahmet Bey. Yoksa bu güzelliklerden mahrum kalacaktık... Sebebi ne olursa olsun yazmaya devam. Selamla,esenlikle...  27.07.2010 11:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 218
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2067
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster