Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '15

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
382
 

Yazmak...

Çok genç yaştan beridir şu dört konuda hayatı tartışıyorum: Siyaset, Toplum, Aşk ve Din. Ve siyaset ve din hariç, aşkı(daha çok sevgi boyutunda) bloglarımda irdelemeye çalıştım. Hatta yıllardır konuşmalarıma göre çok daha fazla satıhta(detaysız)inceledim buradan! Çoğu kez gerçek düşüncelerimi bile anlatmadan, tamamıyla, sosyal boyutuyla vermeye çalıştım.

Evet, blog yazarlığı bir düşünce yazarlığı, yani, kesinlikle, sadece edebiyat yazarlığı değil. Bazen bunu karıştırdığımız düşüncesine kapılıyorum ve kendimi edebiyat yapmak boyutuyla baskı altında hissediyorum.  Evet, edebiyat sanat dallarının en eskisi ve en fazla geçmiş birikime sahip olanı ancak ben bir “hayat yazarı” olarak, sadece edebiyattan veyahutta sanattan beslenmiyorum ki.  Aynı şekilde hayatı anlatırken sadece kişisel güncelerimi veya anılarımı size anlatmıyorum da.

Yüzlerce yazı yazmış olmama karşın kendimi doğru ifade edebildiğim, amaçlarımı ve düşüncelerimi özgürce aktarabildiğim, motivasyonumu tam anlamıyla anlatabildiğim herhangi bir blog ne yazık ki yazabilmiş değilim. Her yazdığım bloğu okuduktan sonra –ne kadar iyi olursa olsun- iletişimimi tamamlayamadığım hissini uyandırıyor bende. Hatta bazen öyle oluyor ki size kendimi anlatmak için oturup yazı yazdığımda kendimi hiç anlatmamış olarak kalkıyorum yazının başından.

Rumuzlar, özel isimler, simgeler ve imlemler kullanmam bile, aslında kendimi düzgün ifade edebilmek üzere Pazarlama biliminden öğrendiğim iletişim yöntemleriyle de doğrudan ilgili! Keza bu yüzden Ata Kemal bey bazen reklam amaçlı görebiliyor yazdıklarımı ve Pazarlama açısından bakıldığında haklı olabilir de. Oysa benim tüm çabam öğrendiğim ve tecrübe ettiğim bilginin insanlarca, toplumca deneyimlenmesi ve hayatın paylaşılmasından ibaret!

Kişisel dünyamda son derece etkin olan bilimsel hayatın ve bilginin sizlerle paylaşımı konusunda halen düzgün bir yöntem bulabilmiş değilim, benim en büyük eksikliğim de bu! Bölük pörçük de olsa, bir kaç blog olarak ortaya dökmek istediğim doktrinlerimin, herhangi bir bilimsel temele oturmadan, burada yazmaya çalıştığımda, ne yazık ki, son derece sallanmakta olduklarını gördüm. Bunun temel sebebi MB aleminin bilimsel bir platform olmayışı ile ilgili! Evet, aramızda bilim insanları olabilir ama mecra olarak ve hatta medyanın bir parçası olarak, MB böyle bir bilgi paylaşımına yapısı itibariyle imkan verebilecek bir ortam değil. Nasıl yıllarca burada yaptığımı, daha önceleri kişisel boyutta Facebook’ta yaptığım zamanlar eleştiriler aldığım gibi, yazdığım bilime yakın bloglarda da pozitif dönüşler alamadım okuyucularımdan...

Bir şeye daha açıklık getirmek istiyorum: Edebiyat hem sanat alanı olarak, hem de konu olarak, hayatımın merkezini oluşturmuyor. Daha doğrusu hayatımın içinde çocuklarım dışındaki hiç bir unsur, hayatımın merkezine yerleşmiş değil. Benim kişiliğim herhangi bir konuyu yüceltmeye yönelmekten çok -Allah’a yaraşmak üzere- daha çok bilmeye ve yaratmaya uygun olarak gelişmiştir. Bu durumun sebepleri de vardır muhakkak. Ancak bu sebepler ne olursa olsun, karakterimin vardığı sonuçlara hiçbir etkisi olmayacaktır. Aynı şekilde yazımla ilgili yaşadığım süreçler sonucunda kafamda oluşan düşünceler, bu işin profesyonelce yapılması gerektiği  ve özellikle tür açısından –kaygıyla- yazıldığı vakit, blogtan uzaklaşılıp yazının bir sanat eserine dönüştüğü ve hatta sanat olduğu gibi sanal olmayan gerçekler üzerinedir.

Aramızda bazı yazar olma potansiyeli taşıyan arkadaşlarımız var. Mesela Güz Özlemi öykü konusunda ilerleyecek, bence Sudan Hayaller Ayşe Kulin gibi bir yazar olacak, Ata Kemal bey zaten bir yazar, ben ise –ne yazık ki- tabiatım itibariyle piyasalaşsam bile, herhangi bir konuda bir yazar olarak anılmayacağımı çok net biliyorum. Ben daha çok Hıncal Uluç gibi –tabii olabilirsem- entelektüel platformun düşünen bir ismi olarak kabul göreceğimin de bilincindeyim ve bundan dolayı incinmiyorum da! Yani onca lafın özcesi edebi bir yazar olmak gibi bir düşüncem veya kaygım yok.

Ama yine de hayat boyu tartıştığım konular üzerine (Siyaset, Toplum, Aşk ve Din) kitaplar yazmayacağım anlamına gelmiyor bu durum.   Emekli olacağım günden itibaren, bu konular üzerinden hayatı birer kitap olarak anlatacağıma emin olabilirsiniz. Ve hatta sanata dair hayata bir roman sözüm olduğunu da yadsımadan fakat ondan daha verimli bir şekilde, hayatı resmeden bloglar ve kitaplar yazmak konusunda son derece istekliyim. Diğer yandan bugün itibariyle kaniyim ki hepsini MB ortamında yaratmak, anladığım kadarıyla, mümkün değil. Siyaseti, toplumu ve dini, siyasi arenada ve gerektiğinde romanlarda tartışmak, daha etkili bir çözüm olacaktır.

Nasıl blog ortamında yıllarca yazmayı beceremediğim bilimsel yazılar gibi –oysa öğrenciliğim ve sonrasında iş hayatım kesinlikle bilim esaslıdır- bazı konuların blog ortamına getirip basitleştirilmesi hem fikrin tabiatına zarar verecek, hem de es geçilmesine, yok sayılmasına, imkan verecektir.

Blog yazarlığında geçen onca yıl belki de blog yazarlığının nasıl yapılması gerektiği hususunda hepimizi aydınlatmaktadır. Ve her geçen gün yazmak konusunda daha büyük azim, daha büyük cesaret ve yarattıklarımızdan ötürü de kıvanç duymaktayız.

Son dönemlerde sıkça belirttiğim üzere MB’li olmak gerçekten bir ayrıcalıktır.

Daha nice bloglara...

Sevgiler, Saygılar,

gülsen tunçkal, Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tamam anladik merkez ilk mektepmezunu gariban bir cemiskezekliyiz. Ama sende su "Mudur"lugun ne oldugunu bir turlu anliyamadin gorevli abi !

Newyorker 
 23.01.2015 18:03
Cevap :
Unutuyorsun Nevyorklu Ağabey ben de bir Diyarbekirliyim. Biz kolay kolay bi moktan anlamayız, sadece tuttururuz...  24.01.2015 6:59
 

bi daha dunyaya gelirsem kesin mudur olucigim.Su garibanlik basa bela!

Newyorker 
 20.01.2015 23:00
Cevap :
Nevyorklu ağabey unutmuşsun; artık müdür değil öğretim görevlisiyim!  23.01.2015 6:56
 

(2) Benim hedef kitlem benim gibi olanlar örneğin. Yani biraz futuristik, fantastik, teknolojik ve sanatsal konuları sevenler. Yaşam sınırlamaya pek gelmiyor dostum ve bizim gibiler için yazmak soluk almak kadar yaşamsal öneme sahip bence. Ve hayat paylaşınca güzel! O nedenle senin minik krallığın ya da çöplüğün olan bu alanda dilediğin gibi eşelen derim. Kendini bu denli çıplak olarak ortaya atmaya ne gerek var? Dilediğin gibi yaz, dilediğin gibi oku. Dediğim gibi, anlaşılmadığını düşünüyorsan doğru kanalı kullan. Ve hepsinden önemlisi rahat ol dostum, kimse okumazsa ben okurum :-)

Güz Özlemi 
 20.01.2015 15:11
 

Sözünü ettiğin konularda tartışmanın anlamsız ve yararsız olduğunu düşünüyorum. Belki de tartışmanın kendisi yararsız ve sonuçsuz bir girişimden öte bir şey değildir. İnsanların düşünceleri çoğunlukla tartışarak değil, belirli bir bilgi birikimi ve deneyimden sonra değişiyor ve dönüşüyor. Ben yazarlığın daha çok edebi yanıyla ilgili olduğumu yazdıkça anladım. Sen benden daha gerçek blog yazarısın çünkü çok daha kişisel şeyler yazıyorsun dostum. Öykü yazmak blog yazmak değil gerçekte. Milliyet Blog bu tür kategorileri koyarak biz yazarları da yönlendiriyor bir bakıma. Yani blog yazarlığının sanatsal yazıları da içerdiğini düşündürüyor bize. Edebi konularda yazmak istemediğini söylemene karşın gelecekte roman yazabileceğini vurguluyorsun. O zaman bu alana sırtını dönmek yerine, bazılarımızın yaptığı gibi zaman zaman minik denemeler yazarak deneyim kazanabilirsin. Kendini ve yazılarını fazla sorgulamana gerek var mı, bence yok. Hangi konuda yazarsan yaz seni okuyan birileri çıkacaktır. (1

Güz Özlemi 
 20.01.2015 15:09
Cevap :
Çok detaylı ve çok kapsamlı bir yorum olmuş öncelikle; MB'nin 2 fonksiyonu var: 1) yazan olarak zinde tutması, 2) istediğin konuda yazabilmen. Yani hepimize yeterli alan var burada! Ben kalemimi oynatırken, yavaş-yavaş romanıma da hazırlanıyorum. Hatta, inan, parasal kaygılarım olmasın, hemen bugün yazmaya başlarım. Hatırlarsan bununla ilgili önceden bir denemem var. Yani özetle şunu demek istiyorum; eskisi gibi değil, roman yazmak ne demek biliyorum. Benim kötü bir huyum var; kendi kafasının dikine gitmek. Hem kendimi eleştiriyorum, hem de çok hoşuma gidiyor bu huy! Beni cesaretli ve her şeyden önemlisi özgün kılıyor. Ve bu yüzden bazen insanları dinlemeyip kendi doğrumu buluyorum. Resim yaparken de böyle, doğru çizgiyi bulmak için bazen 4-5 tane üst-üste çizer ve ulaşırım ona... Evet, hatırlıyorum, blog yazmaya çok tek ik başlamıştın. Ama artık kendinsin ki bence blog yazmakta en önemli mesele bu. Hadi hayırlısı bakalım; kitapla beraber göreceğiz ki neredeyiz? Sevgiler   23.01.2015 7:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 284
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster