Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
266
 

Yazmama hakkımı kullanacaktım

M.Ferit KOTAN

Bilgisayarın başında, yazacağım yazının kurgusunu düşünüyordum. Çocuklar seslendi, ”Baba koş. Mecliste milletvekilleri kavga yapıyor” diye. Fırladım yerimden, televizyonun başında donakaldım. Sonra, “Vurun , daha sert vurun..Bu kroşe çok oturaklı oldu şeklinde, tümceler çıktı ağzımdan. Hanım kahkahayı patlattı. “ Antrenörlüğüne diyecek yok. Sesini duyunca, savunmada dikkatli olmaya başladılar” Alaylı tümceleri, arka arkaya sıraladı.

Vazgeçtim yazı yazmaktan. Sanıkların susma haklarını kullanmaları var ise, ben de yazmama hakkımı kullanmak istiyorum diye düşündüm. Gülümsedim kendi kararıma. İster yaz, istersen yazma. Sana yaz diyen mi var diye söylendim Eee…İnsanoğlu, birazda kendine paye çıkararak öğünmek istiyor. Böylesi öğünmeler iyi de oluyor. Kendini gerilimden kurtararak rahatlayabiliyorsun da.

Siyaseti, sözcükleri kullanma ustalığı diye düşünmeye başladım. Orta çağda sofistlerin, halkı etkilemek için kullandıkları bir yöntemdir. Çağımızda vaizler bu işi çok iyi yaparlar. Soruyu halka yöneltip, cevabını kendisinin vermesi şeklindedir. Bilen kişi, bilgiç kişi konumuna geçmeyi sağlar. Bazıları bu yönteme, “ Doğurtma Metodu” derler.

“ İzansızlar, densizler, akılsızlar” Bu sözcükler son günlerde çok kullanıldı. Sözcüklere yüklenilen anlamlar yorumlanmaya kalkıldığında, karşımıza farklı bir kültürün yansıması çıktığı görülür. Düşününce, aklıma seksenli yıllardaki bankerlik faciası geldi. Çaycılıktan bankerliğe soyunan bir kişinin yaşamını anlatan “Banker Yalçın Nereye Koşuyor” kitabını anımsadım. Bu parlamento nereye koşuyor diye mırıldandım.

Toplumun kültür düzeyinin, temsilcisi olarak seçilen sayın milletvekillerinin önünde olduğu yargısı, bana rahatsızlık vermeye başladı. Bir türlü benimsemek istemiyorum bu yargıyı. Seçim olgusu, niteliği ortaya çıkaran bir süreçtir. Kendisini temsil edecek kişiyi seçmektir. Yoksa seçmeyi mi beceremiyoruz.

Bu yapı, siyasi partilerde uygulanan demokrasi anlayışının sonucudur diyebiliriz. Düşünen ve üreten yetenekli kişilerden çok, biat edenlerin tercih edilmesi anlayışı, karşımıza böyle bir yapıyı çıkarmaktadır.

“Koşa koşa nereye gidiyorsun “dedi arkadaş. Saate bakıp, akşam haberlerine on dakika kaldı dedim. “Bırak Allah’ını seversen! Haber dinlemiyorum, hasta olmamak için. Dinleyince öfkem kabarıyor, tansiyonum çıkıyor. Uyuyamıyorum geceleri.” Arkadaşa hak verdim. Yaşanılan kargaşalığa bakınca, toplumdaki bütün değer taşları oynamış halde.

Yönetim “Çatışan unsurları amaca doğru yönlendirme becerisi “olarak ta tanımlanır. Toplumsal bazda, toplumun heterojen yapısının dikkate alınması; kurumsal bazda, çalışan insanların kültür yapısı ve kuşak farklılığının dikkate alınması gerekliliği üzerinde durulur. Yayın yoluyla öğrendiğimiz bilgiler irdelendiğinde, çatışmanın nedeni yönetimin uygulamaları olduğu görülünce, bu yöntemin de geçerli olmadığı anlaşılıyor.

Yönetimin, çatışmanın dışında olduğu izlenimi vererek olayları yorumlaması, çok hoşuma gidiyor. Önemli bir beceri. “Bir Metre yaklaşma” söylemi de gülmece yazarları için önemli kaynak oldu. Sağ olsunlar, güncel yazı yazanlara konu sıkıntısı yaşatmamak için büyük çaba harcıyorlar.

Bazı yorumcular, demokrasimiz kirlilikten arınıyor diyorlar. Dileğimiz, çağdaş demokratik bir ülkede insanca yaşayabilmektir.14.02.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 443
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1944 yılında Arapgir'de doğmuştur. İlk ve orta öğretimini Arapgir'de, lise öğrenimini Ankara Gazi Li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster