Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
579
 

Yazmamanın Çakır keyfi

Epeyidir ne yazı yazıyorum ne de herhangi bir yere yorum... Belki de tüm kelimelerimi gerekli-gereksiz -canlı canlı-harcamışımdır, harcıyorumdur, kim bilir? Ama bugün hayata, sanki daha başka bakmaya başladım. Huzurlu ve keyifli... Sanki gelecek yılın bütün sermayesini şimdiden yiyen bir mirasyediyim. O hain gülümsemem hiç terk etmiyor beni... Yüreğim olduğundan daha kıpırtılı ve sımsıcak... Sanki bir uçan halının hafifliğine yolcuyum geleceğe . 

Hazır yakalamışken bu ruh halini, yazıvereyim dedim . Sonra tüm kelimelerimi alıp buraya getirdim.
Uzaklık , sanki başka başka anlamlar yüklenebilecek, farklı yüreklerde, farklı kelimeler hatta başka başka duygularla yakınlıkla eş anlamlı hale getirilebilecek kocaman bir sözcüktür benim için.Dostlara uzak , sevgiliyle uzak , yaşama uzak …vb bir çok şeye uzak olmak gibi bir şey. Oysa bugün daha güzel şeyler yazmak hayal kurmak istiyorum.
Bu gün yeni yılın neler getireceğine ilişkin bin bir hayal kurup sonra da güldüm, sevindim, kanım ona kaynadı! Neden o geleceğe ilişkin kaygılar , tasalar izaha ihtiyaç duyan bir durum sanki... Sanki üzerine bir sürü insan hayal kurabilecek , yeni şeyler yazılabilecek ... bir düşünelim bakalım! Neler yapılabilir……!!!?? 

Bugün aslında, bir kağıda, tıpkı eski günlerdeki gibi kalem kullanarak uzunca bir mektup yazmak istemiştim. Hatta kağıdın ucunu yakıp öyle koyacaktım zarfına... Dün tren koltuğundan akıp giden zamana, sonrasında bir otobüsün penceresinden yarına bakarken hep bu mektubu düşünmüştüm. İçine yazacaklarım ve kullanacağım dil, eski kelimeleri de pekala kullanabilen yeniyetme bir delikanlı şımarıklığında olacaktı. Postaneye gidişimi, ona pul yapıştırışımı, nereye atacağımı bilememenin şaşkınlığını bile düşünmüştüm. Alanın okurken ki yüzünü görmüştüm. Paylaşırken ki keyfini de... 

Şimdilik bu kadar deyip; mektup, yorum, yazı karışımı bu posta son vereyim, yanlış bir kelam edip de postu deldirmeden! Ya da biri klavyeye dur desin... mesela ben! 

Bir gün şöyle bir şey yazmıştım, çok ama çok keyifli bir yolculuğun dönüşünde: "Özlemek, tek tek de çok anlamlı olan, ya da anlamlar yüklenen bir çok duygunun hepsidir. Özlemek bir uzaklık ifadesi gibi görünse de aslında dibinde olmaktır. Hatta içinde..."Hayat işte böyle bir şey yanı başınızdakini bile özlemekle geçer günleriniz. Büyük şehir böylesi lanet
birşey ;dostlarına , arkadaşlarına zaman ayıramamanın getirdiği özlemle yaşayıp gidersin. 

Yine hayalimdeki yolculuktan dönemedim! Hala bir tren garında, bir otobüsün koltuğunda yüreğime yaslanmış saçların kokusunda, gecenin en yarısında hafif ıslanmış asfaltın parlağında, içinden geçilen görünmez kentlerimizin ışığında, trenin barında iki yeniyetme kız kardeşle parlattığımız sohbette, şahane bir parkın ıssız kahvaltısında, dergilerden fırlamış da oraya konuşlanmış sanılası salonda mumlar ve müzikle harmanlanmış yiyeceklerin, biraların hiç uyanmak istemediğim rüyasındayım. Gördürenin yüreğine sağlık! Haa bi de o bugüne kadar tanıdıklarımın tümünden farklı, bir kendine münhasır şahsiyetler var ki deymeyin gitsin. Ve kendileri başlı başına bir yazı konusu şimdilik!!. "Ebegümeci"nin keyfini kekremsi buruklukla bekletiyorum. Ve farkındayım ki şahane bir keyif, hain gülümsememin kenarından, en lezzetiyle öylesine duruyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1286
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Düşünmeyi ve yazmayı çok severim. Yaşama ilişkin çelişkileri görmekte ısrarlıyımdır. Muhalif olmaya ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster