Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
4391
 

Yazmanın önemi

Yazmanın önemi
 

Yazmayı her zaman çok sevmişimdir. Ama, yazmanın ne denli önemli olduğunu en iyi bu yaşlarımda anladım.

Günlerdir değerli blog arkadaşımız Mustafa Mumcu'nun ölümünün ardından yazılan yazıları okuyor ve çok duygulanıyorum. İtiraf ederim, sinirlendiğim de oluyor arada. Bir insanın değerini sağken bilmek gerek bence. Ölümünden sonra bir anlamda günah çıkarmak için güzel bir veda yazısı yazmak neye yarar ki. Sözün burasında Aziz Nesin'in o çok sevdiğim şiiri geliyor aklıma;

MERAK

içimde bir merak
öyle bir merak ki
ölümümden bir ay sonra
bir güncük yaşamak
ve
dostu düşmanı
suç üstü yakalamak.


Yazmanın önemi demiştim; Onca yazıyı yazmasaydı değerli Mumcu, o güzelim duru Türkçesiyle, kaçımız tanıyacaktık ki onu? Kaçımız haberdar olacaktı sevinçlerinden, kederlerinden, birikimlerinden? İyi ki de yazmış dedim gerçek dostlarının hakkında yazdıklarını okuyunca. Işıklar içinde uyusun!

Eğer Milliyet / Blog'da yazmasaydık ne eksilirdi hayatımızdan? Kendi adıma söylemem gerekirse pek çok şey eksilirdi diyeceğim. Burası sanki bir internet sitesi değil de, gerçekten insanların yaşadığı / oturduğu bir site gibi. Yaşanılan sitelerde bloklar var, burada blog var. İçindeki insanlar aynı insanlar, tabii eğer maskesizlerse.

Burada yazmamış olsa, dünyanın bir ucunda yaşayan newyorker'i nereden bilecektik? Ya da gene dünyanın bir başka ucunda yaşayan Nursen'i nasıl tanıyacaktık? Ya ben? Babamın değerli öğrencisi Ünal Şöhret ağabeyin izini nasıl bulacaktım burada yazmasaydı? Ya da yıllardır haber alamadığım Ufuk Kesici dostumdan nasıl haberim olacaktı? Ve daha pek çok güzel insanı - burada yazıyor olmasalardı - nasıl tanıyacaktım?

Bir insanın fikirlerini sevmeyebilirsiniz. Bu ona hakaret etmenizi gerektirmez. Darılmayacağını ve gönül koymayacağını bildiğim için Ufuk Kesici dostumdan örnek vereceğim. Bazen yazılarıma yazdığı yorumlarla beni çileden çıkarır. Bazen de ben onun yazılarını sivri ve acımasız bulurum. Ama bilirim ki, o benim her zaman sıkı dostum olarak kalacaktır. Arada küslük satsam bile, benim için ne kadar değerli olduğunu bilir.

Evet; yazı, hayata atılan imzadır. Yazı, ' İşte ben de varım burada ' demektir bir anlamda. Varolduğunu kanıtlamaktır. Tarihe belge bırakmaktır bir başka deyişle. ' Benim de şöyle bir fikrim, duygum, sitemim, aktarmak istediğim şöyle bir bilgim var ' deme arzusudur. En önemlisi, yazı, bizi diğer canlılardan ayıran pek çok özelliğin en önemlilerindendir. Bütün canlılar; yer, içer, sevinir, üzülür, çiftleşir, korkar, kaçar, uyur, gezer, ses çıkarır. Bizi farklı kılan düşünüyor olmamızın yanısıra yazabilmemizdir. Yazı olmasaydı uygarlık olmazdı sözün kısası.

İyi ki burada yazmış sevgili Mumcu. Ona lise yıllarındaki bir öğretmeniyle ilgili bir bilgi yollamıştım, saatlerce ağladığını söylemişti o bilgiyi okuyunca.

Bilirim; sadece İNSANLAR ağlar!




Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Blog beni yurda baglayan bir arac oldu sanki. Iyi ki varsiniz . Rahmetlik olan sayin Mumcu'yu pek tanimiyorum. Ogrencilik yillarimda bir ogretmenimden duymustum. "Bir insan neden uzuluruz neden aglariz? Bir insan basli basina bir dunyadir. Insan olunce o dunya da yok olur da ondan. " demisti. Ben de bir dunya daha yok oldu diye dusundum.

Nursen 
 09.12.2009 1:58
Cevap :
Sevgili Nursen, sizin yazılarınızı öyle severek okurum ki. Tabii çok azına yorum yazdığım için üzgünüm de. Demek istediğim de bir anlamda bu işte. Yorum yazmak bile daha içten bir yaklaşım sağlıyor bizler arasında. Zaman fukarası olmasam da yazsam keşke. Ne kadar doğru bir dünyanın yok olduğu söylemi. Japonya'ya sevgiler Antalya'dan...  09.12.2009 22:36
 

bu kelimeler çok iyi açıklamış. sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 06.12.2009 12:21
Cevap :
Teşekkür ederim Ruksan hanım. Sevgilerimle...  07.12.2009 22:59
 

İki buçuk ay yanında kaldım. Testiyle verdiği suya ancak avcumdaki damlalarla karşılık verebildim. Baktım zarar vermeye başlıyorum bıraktım. Ve dokunmadım artık. Taa ki ölüm haberini alıncaya kadar... Gülgün Karaoğlu'ndan Allah razı olsun. Bu ortamda ve Mustafa Mumcu'nun yanında en büyük desteği kendisinden görmüşümdür. Her ikisinin de hakkını ödeyemem. Ama Tokat'a geldikten sonra Mustafa Mumcu'ya kasıtlı vefasızlık gösterdim. Sırf son günlerdeki tartışmalarımıza üzülüp de kahrolmasın diye... Nisan'da düzenlediği toplantıyla ilgili dört tane yazı yazmıştım. Blogları ve Mustafa Mumcu'nun yazdığı yorumları okumanızı tavsiye ederim. Saygılarımla... (internetcafeden)

Ali Haydar ÖZKAN 
 05.12.2009 18:23
Cevap :
Yaşınıza rağmen son derece oturmuş bir kişiliğiniz olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. Aranızda geçenleri yüzeysel olarak biliyorum aslında. Zaman ayırıp sözünü ettiğiniz blogları okuyacağım. Işıklar içinde uyusun değerli Mumcu. Not; bilgisayarınız tamir olmadı mı daha?  07.12.2009 22:59
 

bu ölüm haberine...Zamansız bir kayıp...Ölümün kaçınılmaz olduğunu bilsek de kabullenmek ne kadar zor...Gerçekten de, o bilinmez yolculuğa çıkarken ardımızda iyi izler bırakabilmek ne kadar önemli! Güzel ve iyi anılmak da...Haklısın Tülinciğim, yazı hayata atılan imza gerçekten de...Ve ''İNSANLAR AĞLAR'', evet...En içten sevgilerimle...

fatma iyibilgin 
 04.12.2009 21:25
Cevap :
Fatmacığım, sanki tanıdığımız, sevdiğimiz insanlar hiç ölmeyeceklermiş gibi gelir bizlere. Belki de kaybetmek istemediğimiz için böyle savuşturuyoruz aklımızca, ölüm düşüncesini. İyi anılmak...İşte en can alıcı nokta bu. Biliyor musun, beyaz kasımpatlar solmadı daha...Sevgiler...  04.12.2009 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2073
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster