Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '13

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
1436
 

Yazmaya yeni başlayanlara öğütler

          "  Kötü yazdığınız için üzülmeyin. Dünyada her şey gibi, yetenek de çalışmakla elde edilir. Olabildiğince  çok yazın.  Kötü de olsa yazın.  Yaza  yaza  daha   iyiye  varacaksınız.

            Önemli   olan   alışkanlığınızı  yitirmemektir. Bol gezin. Araçlarda ikinci  mevkileri tercih edin. En ilginç insanları orada bulacaksınız.

             Özentili ve süslü cümlelerden kaçının. Sade, yalın yazın. Okuyucu, sizin, yorumunuz olmadan da,  yazınızı  anlayabilmeli.  Gereksiz olanı silip atın." (Anton Çehov)

Ne eski ne de yeni bir yazarım; sadece okumayı ve yazmayı seven biriyim. Yazının başlığı da benim değil, yazmayı başarıp yazar olabilmiş Anton Çehov'a aittir. Kimseye yazma öğüdü verecek yetenek  ve

birikime sahip değilim. Burada yazan yazarlarımızın yazılarını da severek okuyan biriyim.

Bu sene çalıştığım okulda, öğrencilerimle birlikte bir kitap çıkarmaya karar verdik. Başarmayı çok istiyoruz. Kitaplarımı karıştırırken daha önce de dikkatimi çeken, yukarıdaki paragrafı buraya almayı uygun gördüm. Çünkü biliyorum ki, benim gibi yazmaya meraklı çok sayıda insan var.

Kitabımıza bir de ad düşündük, o da şöyle: "Bu Çocuk Yazar Olacak".  Alt başlığını da "kalemin hikayesi" olarak belirledik.

Nasılsa hayat hikaye dolu ve her birimizin bir hikayesi var. Evden çıktığımız an, hikayelerle karşılaşmaktayız. Evin içi de hikaye dolu, hele de bu zamanda... Gazete haberleri, televizyon haberleri, gelen-giden misafirlerimiz, komşularımız, tanıyıp konuştuklarımız; hep hikaye dolu.

Kalemi elden bırakmamak şart tabi. Bir de huzurlu olmayan insan, ne kadar istese de, güzel yazamaz kanaatindeyim. Buna örnek isterseniz, "Açlık" yazarını örnek verebilirim. Sonuçta, ilk rahata erdiğinde açlığını yazabilmiş ve Nobel'i de alabilmiştir.

Kitapların iyi olanları da, kötü olanları da vardır. Buna karar verecek olan kuşkusuz ki okuyucudur. Bir de, kitapların  talihsiz olanları vardır. Kitap çok iyidir, ama satılmaz. Yazarı da, yayımlayanı da para kazanamaz. Hakettiği üne kavuşamaz. Böyle kitaplar çoktur. Bende böyle çok kitap mevcuttur. Bir tanesini yazayım ve bulsanız da okusanız; çok beğeneceğinizden eminim. Kitabın adı, "Prenses Ela", alt başlığı da -18 Defter, Bir Ömür- olarak yazılmış. Yazarı Doktor Müfid Ekdal. Bendeki üçüncü baskısı. Bir markette işportaya düşmüş kitap sepetinde bulmuştum. Birkaç tane vardı, hepsini almadığıma hayıflanıyorum hala da...

Bir de "Kişisel Gelişim Kitapları" var ki, bunların çoğunun büyük para babalarınca oluşturulup yayımlandıkları kanaatindeyim. Çok satılıyorlar, korkunç rakamlara ulaşıyor satışları... Büyük paralar kazanılıyor, bu kitaplardan. Bunları hiç almam, yüzüne bile bakmam. Geçenlerde gazetelerde reklamı olan, böyle ilginç isimli iki kitap vardı. Bu kadar ilgi çekici isimleri bulmak da maharet ister değil mi?!.. O çok ilginç kitap adları, sattırıyor zaten bu tür kitapları... Bir de televizyonlarda, her nasılsa başarı elde edip rahata erdikten sonra, durmadan konuşup, insanlara "Kişisel Gelişim Dersleri" verenler oluyor ya, onları da hiç dinlemem.

Her birimizin kişisel gelişimi kendisinde, ailesinde, ailesinin tarihinde ve milletinin tarihinde mevcuttur zaten. Dedemizi ve ninemizi anlasak yeter bize!.. O insanlar, en zor koşullarda hayatta kalmayı başarmış ve bütün zorlukları da yenmişlerdir. Acıları çok olmuş ve bu acıları da sonunda bal eylemeyi başarmışlardır.

Bir Anton Çehov yazısından buralara geldik...

Elimize aldığımız kalemi hiç bırakmayalım...

Hikayelerimiz hepimizindir ve o kadar yakınız ki birbirimize, etle tırnak gibi... Hem de dünyanın her yerinde...

                        

                                                   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Dostum, merhaba. Benim bildiğim biz seninle eski dost idik ama artık benim sayfama uğramaz oldunuz. Neden acaba? Bakıyorum da yeni "sevgili" dostlarınız var; muhabbetiniz bol olsun...

Dr Lokman Doğruöz 
 10.12.2013 17:34
Cevap :
Sevgili Lokman ağabey,eski dost olmak ne güzel!..Sayfanızı okuyorum,düşüncelerimi çalakalem yazmak istemediğimden gecikme oluyor haliyle.Yıllardır çamaşır,yemek,tedarik işleri,geçim darlığı,ev temizliği,muallimlik,evlatlara gereği gibi babalık,öğrencilerime olan babacanca bağlılığım,sınavların okunması ve yalnızlığı sabırla bal eylemek gibi hayat gailesiyle başbaşayım.Buradan yazan her yazarımız;şahsım için çok değerlidir.Tırnak içinde yazdığınız"sevgili"ta çocukluğumda kalan,ayrılık ve hüzün ile gurbet çağrıştıran bir hasret yüklü sevgiyi ifade eder benim için.Sarıkamış'ta üç ağabeyi şehit olmuş dedeme ve onun gibi İstanbul şehrinin gurbetinde olan aile fertlerime bir ilkokul çocuğu olarak "sevgili" diye yazardım."Sevgili dedeciğim..."Her biriniz o hasretin,içimde kalan çok değerli birer dostlarısınız.Empati diyoruz ya,aslı hemhaldir;birbirimizle hemhal olmaya devam ederek şirince yaşayıp,yazacağız.Sağolun.Çok teşekkür ederim.Huzur ve sağlıkla yaşamanızı Allah'tan dilerim.Sevgilerimle  10.12.2013 20:20
 

Kendi payıma bir şeyler almak adına yazınızı keyifle okudum Cemal bey. Evet yazmayı sevenler için bu işi bilinçli olarak yapmak çok önemli... Yazmayı seviyorum ve yapabildiğim kadarı ile de yapmaya devam ediyorum. Nereye kadar gider bilemiyorum ama şimdilik bana yettiğini söyleyebilirim. Yazmak gerçekten biraz kabiliyet biraz bir şeyleri biriktirmek, sürekli okumak, üretken olmak ve bir hayli de bu işi sevmek gerekiyor. Tüm bunları aynı yelpaze içinde kullanırsak sanırım bu işi beceririz diye düşünüyorum. Verdiğiniz tüm öğütler içinde teşekkür ederim. Saygılar.

Aysen Ce 
 10.12.2013 13:26
Cevap :
Sevgili Aysen Aydın;Türk kadınları tarihten gelen birer insanlık abidesi öğretmenlerdir.Sizlerin burada ve imkan bulabildiğiniz yerlerde yazmanız çok mutluluk vericidir. Yazılarınızı okuyorum.Eğer yazabilen biriysem;eli kolu bağlı bir yazan haldeyim.Öyle el çabukluğu olan,işlerini kısa zaman aralığına sığdırmayı başaran biri değilim.Bir evin tüm işleri,öğretmenlik ile okuma ve yazma tutkusu zamanla yarışmama engel halde.Yazmak çok iyi bir uğraştır,içine sevgiyi doldurduğumuz zaman Anadolu'nun o güzelim kır çiçekleri gibi öze dokunuyor;kalpleri kardeş kılabiliyor.Anlı-şanlı;ünlü yazarları dahil,hiçbir yazarı çok da önemsemem."Halktan biriyim"demişsiniz ya;işte kendim gibi,sizler gibi olanı,yazmaya meraklı öğrencilerimi çok değerli bulurum.Ünlü olmaktansa yanlış yanıyla;her zaman sıradan doğru insan olmak iyidir.Sigara içen çok insan var bu dünyada;ama bazen sigarayı öylesine farkıl içen biri olur ki,yercesine,işte onu yazmak lazım.Ağlamak da öyle...Çok teşekkür ederim.Sevgilerimle...  10.12.2013 20:35
 

Ne güzel yazmışsınız hayatın içinden insanlarla birlikte yaşamın ta kendisi insanın kendi hissettiğidir..yaşadığıdır. Çok doğru söylemler ınsan yaşadıklarını bilir başkalarının gözünden görüldüğü gibi olmayabilir yaşamlar. İyi dileklerimle...

Birsen yn 
 10.12.2013 12:38
Cevap :
Sevgili Birsen Yıldız Nalcı;Milliyet Gazetesi kısa bir süre de olsa muhabirlik yaptığım gazetedir.Yazmaya olan merak ve azmimle,yaşadığım hayat zorlukları bu alanda ilerlememi olanaksız kıldı.Huzurlu olan insanlar,ideallerini daha kolay elde ederler.Yazmak ile okumak vazgeçilmez tutkumdur.Elbette sizler de öylesiniz ki,bakın buradasınız ve ne güzel yazmaktasınız...Milliyet'in bu bölümü,bizler için iyi bir şanstır.Çok iyi yazarlar çıktı ve çıkmaya devam ediyor.Yazmaktan asla vazgeçmemek lazım."Az okunuyorum" efendim,"yorum yazan yok"demeden hep yazmak lazım.Çok okunan biri değilim,yorum yazılan da değilim.Bu şimdilik böyledir;göz gördükçe,akıl düşünceleri yoğurdukça ve elde kalem durdukça ne özgün eserler çıkar kimbilir.Millet olarak o hale geldik ki,her gün bir kitap yazabilecek olsak gene de,milletin ahvalini yazmaya yetmez.Asıl bu yönde yazmak istiyorum.Kart borcu yüzünden,mezar satar hale geldik.Her ailede dert çorbası kaynamakta,görensek...Çok teşekkür ederim.Sağolun.Sevgilerimle.  10.12.2013 20:53
 

Yazınızı keyifle okudum sayın Çağlar. Elinize sağlık, okumak, okuyup yaşadıklarından anlam çıkararak bunu da yazabilmek kolay bir iş değil aslında, bunu başarıyla yapabilen değerli yazarların şairlerin bizim düşünüp de adlandıramadığımız duygularımıza en en güzel adları vermiş olduklarını görmekten büyük keyif alıyorum gıpda ederek okuyorum. Çıkacak kitabınız için şimdiden okuru bol olsun diyor öğrencilerinizle beraber nice başarılara imza bırakabilmenizi diliyorum selam saygılarımla

Cemile Torun 
 01.12.2013 22:09
Cevap :
Sevgili Cemile Torun,sizlerden selam yüklü,iyi dilekler ve övgüler almak ne güzel!..Çok teşekkür ederim...İlkokul öğretmenliğinden, bir çaba sonucu aldığım başka bir eğitim aşamasıyla Ortaokullara Türkçe Öğretmenliği yapmaya başladım.Türkçe çok sevdiğim bir alan;kendi dilim,bizim dilimiz...Öyle bir ak pınar ki,ne yapsalar hep temiz kalan;ana sütü diyenler zamanında en güzel tanımı yapmışlar zaten;sağolsunlar,varolsunlar...Sınıflardaki her öğrenciyi bir yazar olarak kabul ediyorum ta baştan...Hep yazıyoruz;sene başından sene sonuna kadar.Haftada kiminde beş,kiminde de altı saat olan Türkçe dersi bize yetmiyor.Çıkış zilini sevmiyoruz,ama giriş zili sevincimiz oluyor.Her pazar; her birimiz birer şiir ve birer de hikaye yazıyoruz.Okul gazetelerimiz vazgeçilmezimiz.Mektup yazmayı da ihmal etmiyoruz.Her öğrencimiz gerek duydukça mektup yazar;övdüğü kadar yerdiği de oluyor.Eleştiri az,ama elbirliği ile daha iyi yazma yolunda ilerleme var.Her zaman çok iyi olmanızı dilerim...Sevgilerimle...  02.12.2013 20:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 323
Toplam yorum
: 584
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2017
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster