Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '16

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
51
 

Yedinci sanatın dili 2

Yedinci sanatın dili 2
 

Sinemayı sevmiyordun:

-Bir şeyi nedensiz sevebilme duygusu, senin için zayıflıktı-

Örneğin, 'Vittorio de Sica'nın 'Bisiklet Hırsızları'nı izlememiştin. O filmdeki küçük ve tatlı çocuk Bruno'nun ustaca oyunculuğunu görmekten kendini mahrum etmiştin. 'O da kim yahu?' diyorsan -ki diyorsundur- öyleyse anlatayım:

"Genellikle yoksul İtalyan halkının günlük yaşantı­sını anlatan yalın ve yapmacıksız filmleriyle ön plana çıkıyor yönetmen 'Vittorio de Sica'. Bisiklet Hırsızları'nda, devlet destekli, gösterişli filmlere karşı bir protestoyu da simgeler­ken, olanları, süslü görüntülerin dışında bırakarak, olduğu gibi beyaz perdeye aktarıyor.

Filmde, uzun zamandır işsiz-güçsüz kalmış bir afiş yapıştırıcı­sının, Antonio Ricci'nin, bulduğu yeni işte, bisikletine ihtiya­cının olması ve bu arada bir afişi yapıştırdığı sırada, bisikletini çaldırması üzerine, on yaşındaki oğlu Bruno ile hırsızın peşine düşmeleri konu ediliyor.

Sisteme tepkili olmayı da beraberinde getiren film, romantik öğeleri içermemesinin yanında, tanınmamış oyuncuların yer aldığı bir toplum trajedisi.

Sevimli küçük çocuk Bruno, oyunculuğuyla göz doldururken, izleyenin belleğine de kazınıyor. Sonuçta filmi salt bir gerçek­likten kurtararak ona bir hareketlilik katıyor. Bu da filmin duygusal tarafını tamamlıyor."

'Ya Kurosawa'nın 'Dersu Uzala'sı. Neyse bunu geçiyorum, istesen de anlayamazsın. Ama 'Marlon Brando'nun 'Kanlı Hü­cum' adlı filmini eğer ölüme inanıyorsan, ölmeden önce mut­laka izlemelisin. O karelerde kendini bulacağından eminim.

Tiyatro lükstür diyordun. Düşünüyorum da 'Eşber Yağmurdereli'nin 'Akrep'ini keşke izlemiş

olsaydın. Kaybetti­ğin birçok şeyi bulman olasıydı.

* * *

Bitmeyen umudum, umarım yazdıklarım seni sıkmıyordur. Sana bu kez iki mektup birden göndereceğim. Çünkü -eğer bana hala kırgınsan- böylece kendimi de sana affettirmiş ola­cağım. Yeri gelmişken belirteyim, bundan sonra yazacağım mektupların birinde, izlemeni istediğim iki filmden daha bah­sedeceğim. Sen de mektuplarında sık sık bana hatırlat ki, unutmayayım.

Biliyorum sabırsızsındır, filmlerle ilgili birkaç ipucu verece­ğim sana: Filmlerden biri, 'Sekizinci Gün(The Eighth Day)’. Filmde bir tedavi merkezinde yaşayan, Down sendromundan ızdıraplı, -yaşama sevinci ve hayata bağlılığıyla aslında hepimiz­den sağlam- genç bir insan (Georges)'ın yaşama iyimserce bakışı irdeleni­yor. Onun çevresindekilere, özellikle gündelik hayatın içinde kaybolmuş ve ailesini yitirme noktasına gelmiş sıradan bir insana, sahip olduklarının değerini öğretmesi ve her şeye rağ­men bir şeyleri değiştirebilme yetisini göstermesi sorgulanı­yor. Bu yürek parçalayıcı sorgulayış, bu dünyaya ait olmayan bir müzik eşliğinde işleniyor.

İkinci film ise, yönetmen 'John Huston' imzasını taşıyor. Bin dokuz yüz kırk sekiz yapımı bu film, 'Sierra Madre Hazinesi'. 'Humphrey Bogart'ın (Fred C. Dobbs) alışılagelen tarzının dışında, farklı bir oyunuyla izleyeni etkiliyor. Seni en başın­dan uyarayım, 'Sierra Madre Hazinesi' filminde 'Casablanca' daki 'Bogart'ı arama, hayal kırıklığına uğrarsın.

Öyle ki büsbütün bulacağın: Paragöz bir dilenci olmamasına rağmen, yemek parası dilenen ve durmadan kendi kendine homurdanıp duran; huysuz, anlayışsız, kirli sakallı 'Fred C. Dobbs'un sonradan tanıştığı iki arkadaşıyla, zengin olabilme hayali uğruna, altın arama macerasına soyunmasını ve trajik bir sonla ölümünü. Lâkin 'Humphrey Bogart' adına şık bir ölüm olmasa da, izlenmesi gereken, 'Bogart'ın hayatının çok iyi oyunculuğunun filmi.

* * *

Kışım, kar gibi eriyesi adamım. Birinci mektubu fazla uzat­mayayım, göz kapaklarım ısrar eden bir uykuya yenilmek üze­reler. Mektubumu 'Simone De Beauvar'ın bir deyişiyle uğur­lamak istiyorum:

"Önümüzdeki yıllar, beni bir başka varlığa dönüştürecek. Bu başka varlık, yine 'ben' olacak, ama 'benim gibi' olmayacak."

Senin baharın. Beklediğin Ceren Nil-Su."

karakusabbas@gmail.com

http://blog.milliyet.com.tr/abbaskarakus

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 154
Kayıt tarihi
: 17.07.16
 
 

Abbas KARAKUŞ  Diyarbakır'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ergani'de tamamladı. İzmir Dokuz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster