Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
184
 

Yeldeğirmeni ile savaş

Yeldeğirmeni ile savaş
 

Anadolu, 1071 Malazgirt meydan muharebesinden önce; Ahmet Yesevi’nin Gönül erleri tarafından filen olmasa da ruhen fetih edildi.

Türkmen kocaları Türkülüğü Anadolu’ya tanıttı ve sevdirdi.

Hacıbektaş Veli’yi, Mevlana Celalettin Rumi’yi ve Yunus Emre’yi dillerinden düşürmeyenler; kürsüye çıkınca, milletin gözünün içine baka, baka: “Biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz” diye nutuk atanlar: yakın tarihimizle kavga ediyorlar.

1938 yılında ebedi hayta intikal eden, büyük Türk evladı Mustafa Kemal Atatürk’ü; nasıl unutturacaklar onun hesabını yapıyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının suçu ne biliyor musunuz?

Edirne’den -Kars’a, Sinop’tan- Mersin’e; Türkiye’nin Misakı Mili sınırlarını 7 düvel’e kabul ettirmek.

Yurdumuzu işkâl eden düşman askerlerini, Atatürk’ün kendi ifadesi ile geldikleri gibi geri göndermek.

Giyimde, kuşamda, tekstilde olduğu gibi; Türkiye 21.yy modası yaşıyor.

İstiklal savaşı sırasında, düşman topraklarımızdan temizlenirken,  Cumhuriyet kurulurken; düşmanla işbirliği yapanları aklamak, isimlerini caddelere, sokaklara vermek, sözüm ona olmayan itibarları iade etmek moda.

Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalması, Türk Milleti’nin bağımsızlığı ve özgürlüğü için canla başla mücadele etmek,  Vatan’ı canından aziz bilip, hayatını hiçe saymak, bu uğurda şehit ve gazi olmak; ihanetle eşdeğer suç.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919 günü, sadece Türk Milleti için değil,  tüm mazlum ulusların ilham aldığı; bağımsızlık şuurunu kazandığı günün adı!

19 Mayıs 1919, Türk milletinin,  milliği kimliğini sahiplenme kararı aldığı, tebaa olmaktan, ümmet kimliğinden kurtulduğu, birey olmaya ilk adımı attığı günün adı..

İngiliz mandasını mı kabul edelim, Amerika Birleşik Devletlerinin himayesine mi girelim diyenlere; ne manda ne de himaye, “Ya İstiklal Ya Ölüm” kararının ilanıdır 19 Mayıs.

Uygulanmak isten yeni kutlama biçimi ile bu büyük gün, sıradanlaştırılmak, küçültülmek ve unutturulmak istense de, Mustafa Kemal’in “Çalışkan ve Zeki “ sıfatları ile tanımladığı bu millet kimliğini, özgürlüğünü kazandığı o günü hiç unutur mu?

Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinden sonra kutlanmaya başlanan: 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı: Türk Milletinin kutlarken göğsünü en çok kabartan ve Milli bayram olarak kutlamayı en çok hak eden bayramdır.

Etnik kimliği ne olursa olsun, Atatürk’ün tanımı ile Türk Milletinin ortak milli duygu ve düşüncesini paylaştığı bir günü sıradanlaştırmaya hiç güç yeter mi?

Yunus Emre  “ BİR DÜNYA DÜŞLÜYORUM YUNUSCA ÖZÜNDE SEVGİ OLAN” derken, Mevlana Celalettin Rumi de “Gel, gel, gel!Ne olursan ol, gel!Kim olursan ol, gel!

Tövbeni yüz kere bozmuş olsan da gel!” diyor…

Bize refahı getirsin, kalkınmamızı sağlasın, muhannete muhtaç etmesin, birlik ve beraberliğimizi korusun dediğimiz; zatı muhteremler neden yel değirmenleri ile savaşıyor diye sorsak günaha mı gireriz?

Her gün gerilimi artırmak, milleti kamplaştırmak sahi kimin değirmenine su taşır?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 383
Toplam yorum
: 154
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 408
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Gün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster