Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1323
 

Yemin et, başkan ol, etme milletvekili ol... Maaş al, riske girme, ne o, eylem yaptık...

Yemin et, başkan ol, etme milletvekili ol... Maaş al, riske girme, ne o, eylem yaptık...
 

Seçimler öncesindeki parti liderlerinin seviyesi düşük atışmalarını gördükçe, 1991 seçimleriyle benzeşen konulara değinen bazı yazılar yazmıştım. Seçim sonuçlarından sonra da bakalım neler var diye arşive şöyle bir göz attım. 7 Kasım tarihli Milliyet’in ilk sayfası çıktı karşıma… “Meclis’te HEP’li rezaleti”… Başrollerde Hatip Dicle, Leyla Zana…

Biliyorsunuz bu seçimlerin popüler ismi Hatip Dicle… Diyarbakır’dan birinci sırada bağımsız olarak seçilen Hatip Dicle, YSK’dan gizlenen mahkûmiyet kararı sebebiyle milletvekili olamıyor. BDP’liler kızgın. Ya Hatip Dicle milletvekili olur, ya da biz meclise gelmeyiz, yemin de etmeyiz diyorlar…

Benzeri şekilde CHP’nin tutukluk hali sona erdirilmeyen milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal da meclise gelemeyince, CHP’liler de BDP ile benzer bir karar aldılar. Biz meclise geliriz ama yemin etmeyiz dediler.

Hukukçular yasaları inceliyorlar, kara kaplı kitaplara bakıyorlar, milletvekili seçilen biri meclise gelmezse, ya da gelir yemin etmezse, nasıl bir yasal yol izlenir bilemiyorlar. Çünkü yasa koyucunun aklına böyle saçma sapan bir durumla karşılaşılacağı gelmemiş.

CHP’nin BDP ile paralel hareket etmesine “yeni CHP’li” bazı gençler şaşırmış olabilirler. Ancak bunda fazla şaşılacak bir şey yok. O gençlere, konuyu bilmeyenlere ve bilip de unutanlara hatırlatalım ki, bu Hatip Dicle denen vatandaş, 1991’de o zamanın CHP’si SHP listesinden milletvekili seçilmiş ve meclis kürsüsünde yemin ederken “Ben ve arkadaşlarım bu metni Anayasa baskısı altında okuyoruz” deyince olay çıkmıştı.

Sadece o mu, yine Diyarbakır’da bu seçimde BDP tarafından ikinci sırada aday gösterilen Leyla Zana da SHP listesinden milletvekili seçilmiş ve meclisteki yemin törenine yakasında ve başında taşıdığı sarı-kırmızı-yeşil renklerden oluşan kordelalarla gelmişti.

Yemin ettikten sonra da Kürtçe olarak “Yaşasın Kürt halkı ve Kürdistan” diyerek kürsüden inmişti.

Meclis Başkanı Ali Rıza Septioğlu her ikisine de yeminlerini doğru olarak tekrarlatmak için uğraşmış, protestolar arasında oturuma ara verilmiş, Hatip Dicle her seferinden kendinden bir şeyler ekleyerek veya çıkararak, tam dört kere yemini tekrarlamıştı.

İşte bugünün PKK ile paralel hareket ettiği söylenen BDP’li milletvekilleri 20 yıl önce SHP (o günkü CHP), listesinden milletvekili seçilmişlerdi. (O zaman CHP yoktu. Hani CHP 90 yıllık parti diyorlar ya… Yoktu işte o zaman)

Evet geçmişte böyle bir beraberlikleri olan BDP ile CHP’nin şimdi eşgüdümlü hareket etmeleri çok normal.

1991 seçimlerinin birinci partisi DYP’nin genel başkanı Demirel, hükümeti kurmakla görevlendirilmeyi bekliyor, yani başbakan adayı. Peki yemin törenindeki bu rezalete ne diyor?

“Tahrik ve reklam propagandası yapılıyor. Bu belli yerlere mesaj vermektir. Günlerdir bu iş tezghlanıyor. Yanlıştır, ayıptır. Bu kimseye bir şey kazandırmaz. Sizi buraya getiren Anayasa’dır. Onun sayesinde geliyorsunuz”

Sayın Demirel’in şimdi pek sesi çıkmıyor. Çünkü onun adayı da tutuklular arasında. Şimdi kendisine 20 yıl evvelki bu sözlerini hatırlatsak, onun cevabı hazırdır: “Dün dündür, bugün bugündür.”

Televizyonda yemin törenlerini izlerken, Hatip Dicle’nin o günkü görüntülerini de verdiler. Geçici başkan rahmetli Ali Rıza Septioğlu –ki o da katıksız bir Kürttür, Türkçeyi zar zor konuşuyor- “evladım yemini tekrarlaman lazım, çünkü Anayasa böyledir” diyor, ama Hatip Dicle yine kendiliğinden bir şeyler katıyor.

20 yıl sonra, olay yaratan adam Hatip Dicle yine olayların baş kahramanı… Onun için BDP’liler meclisi boykot ediyorlar, onun için CHP’liler mecliste yemin etmiyorlar.

Ben milletvekillerinin, milleti temsilen memleketin sorunlarını çözmek için meclise gönderildiğini düşünenlerdenim. Bu bağlamda meclise girmemek, yemin etmemek gibi eylemlerin millet nazarında olumlu sonuçlar doğurmayacağı kanaatindeyim. Nitekim geçmişte bu yüzden siyasi hayattan silinen partiler olduğunu hepimiz biliyoruz.

CHP’li yurttaşların da vekillerini aynı amaçla parlamentoya uğurladıklarını sanıyordum ama, doğrusu bugün blogda gördüğüm bazı yazılar beni hayli şaşırttı. Çünkü “biz oyumuzu bu tür eylemler yapsın diye CHP’ye verdik” diyenler de var. Söylenecek bir şey yok. Çıkan sonuca katlanmak da onlara düşecek sanırım.

Evet CHP gerçekten bir yeniliğe daha imza attı. Daha önce cumhurbaşkanlığı seçiminde, Anayasa görüşmelerinde “Meclise girmeme, oturumlara katılmama” eylemleri yapan parti şimdi de “yemin etmeme” şeklinde bir ilk ortaya koyuyor. Bundan sonra “CHP’nin bu ülkede yaptığı ne var?” sorusuna verilecek bir cevap da çıkmış oldu.

Doğrudur veya yanlıştır, ya da kimilerine göre doğru, kimilerine göre yanlıştır ama, ortada kararlaştırılmış bir eylem var. Ben buna da –yanlış bulmakla birlikte- saygı duyarım. Yalnız anlayamadığım birkaç nokta var. Peki öyleyse Oktay Ekşi neden yemin etti?

Canım bunda anlamayacak ne var diyeceksiniz… Meclis başkanlığı görevini yürütebilmesi için yemin etmesi gerekiyordu. Hımmm.. CHP’nin prensip kararının arkasında prensipsizlik var demek ki… Yani işine gelirse, yersen… Bir taraftan öyle, bir taraftan böyle…

Bir de şimdi bu arkadaşlar yemin etmediklerine göre milletvekili sayılacaklar mı, yani milletvekili haklarından yararlanacaklar mı, daha da önemlisi maaş alacaklar mı maaş?

O zaman bu yemin meselesi, öyle pek direnme mirenme sayılmaz… Çünkü yaptıkları herhangi bir fedakârlık yok ki… Yaptığınız eylem size herhangi bir risk getirmiyorsa buna eylem mi denir? Bunlar sadece yasaların açık noktalarından istifade ediyorlar… Ekmek elden, su gölden… Oh gel keyfim gel.. Böyle direnişi babam da yapar…

Ne diyelim, anlaşılan bu dönem meclis çok renkli geçecek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 946
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster