Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
237
 

Yengeç insanlarla yaşamak

Yengeç insanlarla yaşamak
 

Yengeç


Birey olarak var olan insanın kökeni toplumdur. Aristo: “İnsan toplumsal bir canlı ve doğası gereği politik bir hayvandır.”der. Bu düşüncelerin ışığı altında insanı toplumsal bir varlık olarak tanımlarsak, onu yaşamını da toplumsal yaşamdan soyutlamak olanaksızdır. Ayrıca; Aristo; “Devlet birçok kişi tarafından yönetilirse bu ona, tıpkı giderleri toplulukça kaynaklanan şölenin tek kişinin hazırlayacağı bir şölenden daha üstün olması gibi bir üstünlük sağlar. Onun içindir ki çoğunluk, birçok durumda, her kim olursa olsun tek bir kişiden daha iyi bir yargıçtır. Ayrıca çokluk daha güç bozulur ya da kıstırılır. Kötü bir anında olan ya da konuya ilişkin çok güçlü duyguları bulunan bir kişinin yargısı ister istemez çarpık olacaktır. Öte yandan, bir kitlenin yargıda bulunması durumunda, kitleyi oluşturan her kişinin aynı anda duygulara kapılmasını ve yargısını çarpıtmadan ayarlamak güçtür.” ifadelerini kullanmıştır.

İnsan politik hayvandır sözü değerlendirildiğinde ise, insanın politikayla ilgilenme zorunluluğunu ortaya koyar. Politikanın daha derin ve büyük soruları, nasıl yaşayacağımız, daha iyi bir dünyayı nasıl inşa edeceğimiz sorunu her insanın içinde daima gizlidir. Hepimiz toplumun nasıl gelişebileceğini hayal eder, (neredeyse) hepimiz olumlu değişime özlem duyarız. Bazı zamanlarda değişen şey fırsatlardır aslında. Tarihin kimi anları, önceki kuşakların mahrum kaldığı politik olanakları keşfetmeye davet eder bizi adeta.

İnsan insanın kurdudur diyen Thomas Hobbes bunu; doğal halde, herkesin eşit olduğu dönemde insanlar savaş halinde anarşi, vahşet içinde yaşamasına, çıkara dayalı olarak insanların sınırsız bir hürriyet haline, hürriyet'in sınırsızlığı insanın insana kurtlar gibi saldırması olarak açıklıyordu.

İnsanin kendi varlığını koruması için sürekli diğer insanlarla bir savaşım içindeydi ve bu ilkel durumdan kurtulmak için aralarında yaratılan bir sözleşmeyle devlet oluşturuldu. Toplumsal sözleşme veya sosyal sözleşme; bireylerin karşılıklı uzlaşma, bazı kurallara uymak üzerinde anlaşma ve birbirlerini şiddet, sahtekârlık veya dikkatsizlikten korumak için birleştirdiğini varsayan bir kavram olarak ele alındı. İnsanların bir devlete ya da otoriteye bağımsızlıklarının bir kısmından hukukun üstünlüğü anlayışı ile vazgeçmeleri koşulu doğrultusunda yönetilenler tarafından, bazı kurallar ile yönetilme üzerine anlaşma olarak düşünüldü.

Bu teorinin genel olarak başlangıç noktasını, sosyal düzenin hiç olmadığı bir ortamdaki insanın doğasının incelenmesi oluşturdu. Toplumsal sözleşme kuramcıları, neden bir bireyin politik ve ekonomik düzenlilikten faydalanmak için kendi rasyonel çıkarlarından ve doğal özgürlüklerinden gönüllü olarak vazgeçtiğini ispatlamaya çalışıldı. Thomas Hobbes yanında Jean Jacques Rousseau’da toplumsal sözleşme kuramının en ünlü temsilcisiydi.

İnsan, insana kendini adadıkça insandır. Geçenlerde izlediğim bir belgeselde balıkçı tuttuğu yengeçleri koyduğu sepetin bir kapağının olmasına gerek olmadığını anlatırken şaşırmıştım. Nedenini şöyle açıklıyordu; tutulan yengeçlerden biri sepetten yukarı doğru tırmanırken, ikinci bir yengecin onun arkasından tırmanarak onu aşağıya doğru çektiğini söylüyordu. O anda Ülkemizi yengeçlerle dolu açık bir deniz olarak hayal ettim. Ne çok yengecimsi insanlarla beraber yaşadığımızı düşündüm.

Toplumsal sözleşme ve belli kurallar (hukuku) ile kurulan devlet organizasyonu, Ülkemizde zorlanıyor, insan insanın kurdu (Homo homini lupus) olmuş, üzülerek söylemeliyim ki vatandaşımız da komşusunun tırmanmasını engelleyen, ayağından aşağı çeken yengeç misali hani !

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

'İnsanın kendini insana adaması mümkün mü?' veya böyle yapan insanın sonu ne olabilir. Yaşamımın özeti 'iyi niyetli olup kişisel güven sınırı oluşturmaktır' diye özümsedim. Gönül hoşluğuyla

Kadri KANPAK 
 22.07.2016 18:34
Cevap :
İnsanın kendini insana adaması çok iddialı bir sav, idealizm bu işte. Kişisel güven, insan ilişkilerine ait sorunların minimize edildiği, yarın kaygılarının giderildiği koşullardır. Hoşlukla kalın. Teşekkürler.  23.07.2016 22:47
 

Niye ben sizin bazı yaklaşımlarınıza karşıyım? Niye bazı görüşleriniz bana uymuyor? Yazınızdan, "İnsan, insana kendini adadıkça insandır" Bu sözde ben arıza görüyorum.Konuşmak lazım.

Kerim Korkut 
 18.07.2016 15:51
Cevap :
Aslında bundan rahatsızlık duymadığınız an, eleştiriye, çoğulculuğa, demokrasiye bir adım daha yaklaşmışsın demektir, hepimiz aynı görüşte olsa burada tek kişi kalmaz mı? İnsanın insanı anlamaktan ve anlaşmak başka çaresi var mı? Konuşmakta beis yok konuşalım!  18.07.2016 20:32
 

Yerinde saptamalarınız için sizi kutlarım sevgili kardeşim:) Sevgilerimi sunuyorum:)

Halil Güven (Sökeli) 
 14.07.2016 0:29
Cevap :
Çok teşekkür ederim Halil bey abim, bil mukabele !  14.07.2016 13:53
 

Madem doğal yaşamda insan insanın kurdu, toplumsal hayatta bunu medeni bir çizgiye taşımalı. Eğer taşımıyorsa ele aldığımız konuda ikili bir sorun var demektir, biri sepetin içinde, diğeri de sepetin dışında. Bilirsiniz çoğu ütopya yazarı düşüncelerini izah ederken ya bir ada, ya da bir kent özelinden yola çıkar, tabiri caizse sepetin içine bakar dışını yok sayar; görünmez el modeliyse sepetin hem içini, hem de dışını yok sayar. Bana kalırsa her ikisi de sorunlu, insan toplumsal bir canlıysa, kendi gibilerini de, doğayı birlikte paylaştığı diğer canlı ve cansız varlıkları da korumalı, ya da koruyabilecek medeni bir çizgiyi yakalayabilmeli. Diyelim yakaladı, ikinci adımda sürdürebilme başarısını kuşaktan kuşağa taşıyabilmeli. Bunun çabası içinde olmalı, böylesi çaba içinde olanların sayısını artırmalı, bunların eylemlerini her daim yükselen değer görmelidir. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 13.07.2016 13:12
Cevap :
İnsan insanın kurdudur, söylemi hümanist olmasa da bu sözün gerçekliğine bende katılıyorum. Yine burada da idealist algınız ile yaklaşmışsınız, sepetin içi dışı da kara niyetli, arka planı kötülük dolu balıkçı ve balıkçı olmaya adaylarla doludur. İnsanın tüm evrensel değerlere sahip çıkması onun naturası gereğidir. Ama psikolojik, sosyal evrimini tamamlamış homo sapiens insandan bahsediyorsak eğer. Çağdaş normlardaki evrensel değerlerle donanmış insanlık yaratılması adına ümidinizi ve önerilerinizi destekliyorum çok ideal nüve taşısalar da. Ancak insanlık her geçen gün hem kendine hem doğaya yabancılaşan bir canlı özelliğine bürünüyor. Balıkçı ve yengeç fasit döngüsü kurgusu da daha da yerleşik hale geliyor maalesef. Çok teşekkür ederim, selam ve saygılar sunarım.   14.07.2016 9:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 887
Toplam yorum
: 3755
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2681
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster