Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

04 Nisan '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
375
 

Yeni bir bahar

Ne garip herşey. Gökyüzünde kavak pamukçuklarının dolaştığı bir gün. Yumuşak rüzgarlar uçuruyor çiçek tozlarını çok uzaklara. Hep beklediğim gibi bir hava. İşveli-cıvıldak-yosma ve yemyeşil. Ağaçlar rengarenk bayramlıklarını giymiş, mayışmış ve mutlu mutlu bakıyorlar gökyüzüne. Bende de bayram çocuklarının sevinci. Yeni bir bahar görmenin şımarıklığı sarmış heryanımı ama kimseye göstermiyorum. Gizlice göz kırpıyorum mimozalara. Erguvanların renklerini kıskanma zamanı bana göre. Yüreğim köpük köpük, gözlerim uzaklarda, her bahar olduğu gibi yine “kaç” diyor bir ses dost mu düşman mı olduğunu hala anlayamadığım.

Öyle garip nedenlerle bağlanmış ki ayaklarım bir türlü bırakıp kaçamıyorum. İçimde bir pişmanlık da yok değil. Çağıran sese gidememenin hain çaresizliği sarmış etrafımı hırçınlıklar ediyorum sadece kendime. Gözlerim, kulaklarım, yüreğim hep sesin geldiği yönde. “Kaç-kaç” ama nereye? Her bahar isyan ediyorum neden kanatlarım yok diye.

Büyümüş yaşımın getirdiklerini her mevsim taşıyabiliyorum gık demeden ama bu mevsim mahvediyor bütün hislerimi. Yaşım okul kıracak zamanlardaki gibi çocuk mu olsa yeniden? Kışın ruhuma yüklenen acılar baharla gömlek değiştiriyor aynı yılanlar gibi. Garip biri olup çıkıyorum neyin nasıl olduğunu bilmeden. Ayaklarım yüreğim beynim beni ayrı yönlere sürüklemeye uğraşırken iyice aptallaşıyorum. Sanki az aptalmışım gibi. Algılamam rengarenk, gözlerim ebruli görmeye başlıyor her şeyi. Karaları sadece bu mevsimde ayıklayabiliyorum hayatımdan. Hiçbir yükü taşımaktan korkmayan omuzlarım gevşiyor ve herşeye umursamaz bir salıntıyla cevap veriyor.

Sorumluluklarıma sırtımı dönmeden özgür olmak istiyorum hesapsızca. Ne demek istediğimin nedenlerini kanıtlama çabası olmadan. Çaresizliklerimi baharın dışına bırakıp kaçmak istiyorum sürekli çağıran sesin geldiği yere. Bahar çiçeklerinin renklerinden çok kokuları beni tatlı tatlı bayıltan. İnsan soyundan hiç bir canlı olmasın bulunduğum yerlerde. Bunu sadece ben yaşamak istiyorum yüreğimde taşıdığım aşkla birlikte. Ne çok ertelenmişlikler var etrafımda üzülüyorum ama kımıldamıyor ellerim bahar deliliğiyle bile. Bir tek bu mevsim saklayamıyorum kendimi kendimden.

Biliyorum olacak beklediğim kendiliğinden yinede bazen olmadığını bile bile masallar bekliyorum baharlarda. Köşe başlarına saklanarak korkutuyorum arkadaşlarımı yaşımı hesaba katmadan. Kıt olan zekam iyice sıfırlanıyor. Bomboş oluyor ayaklarım hızlı-hızlı, dan-dan yürürken. Ağırlıklarımın kaybolduğunu bir tek bu mevsimde duyumsuyorum. Kulaklarım yeniyetme kavak yapraklarının sesine bağlantılı aklım kavak yelleri kadar umursamaz oluyor. Yel beyin, yol yordam bilmez biri olmak istiyor yüreğim. Üç gözüm birden çapkınlaşıyor tüm yeşillere. Yeşiller çoğaldıkça hayatı aldatıyorum sorumluluklarıma inat. Acılarım bile can çekişiyor bu şımarıklık içinde. Çocuklarla çocuklaşmak yüzümdeki çizgileri umursamadan. Yürümek istiyor ayaklarım mesafeleri hesaba katmadan.

Kırmak istiyorum zamanın belini tam ortasından. Bahara çapkın gözlerim hep uzun yollarda gece gündüz gidiyor, gidecekleri yeri bilmeden. Neden niye gitmek istiyor kendinin de bildiğinden emin değilim. Beyaz yol şeritlerinin gerilerde bırakılmasını seviyor belkide kimbilir? Canlanan renklerle birlikte soğuğum sarıya, karanlıklarım ebrulilere dönüşürken hüzünlerimi incecik bir tül gibi uçuruyorum göklere. O tüllerin ardından bön bön bakıyor korkularım bana zarar veremeden. Daha önce söylediğim gibi beklediğim bir hava, işveli, cıvıldak, yosma ve yemyeşil.

Zaman; boyu posu devrilesice hiçbir vakit beklemez kafanızı toplama süresini. En değerli andır yaşadığınız. Dün ve yarın sisli bir karabasan olabilir. Boş verin. Her şeye omuz silkip başınızı şöyle bir kaldırın yukarı. Yeşiller “Gel” der size. Gidin korkmadan. Kuru dallar gelin başları gibi olmuştur çoktan. Biraz arsız, edepsiz bir gelindir o. Kanınızı kaynatır da kaybolursunuz koynunda. Hiç korkmayın daha kimseyi boğmamıştır karanlıklarda. Bir bakarsınız ayaklarınız yerden kesilmiş bulutlarda dinlenmektesiniz. Gözünüzü açın ne olur BAHAR GELDİ. Zannetmeyin ki en büyük dert sizin ki. Ben bile kaç kere açılmaz sandım karanlıkları. Meğer acılar da zamana aitmiş yaşadığımız ve hissettiğimiz herşey gibi.

Bahar geldi hey millet açın gözünüzü. Hep birlikte kıralım hiç değilse bir günlük işlerimizi ve dertlerimizi. Bir kere kahkaha atın umursamadan üzüntülerinizi. Güldükçe gülesi gelir insanın bir bakmışız sorunlarla bile dalga geçer olmuşuz. Bahar geldi ve ben yeniden görmenin şımarıklığıyla iyice aptala dönmüş durumdayım. Öyle güzel bir aptallık ki bu ne yaşı dert ediyor ne de yarını. Bahar geldi ne olur kaldırın ağaçlara bakışlarınızı. İpsiz, kuyruğu rengarenk bir uçurtma görürseniz gökyüzünde işte o, benim ipimi koparmış halim. Gözlerimin gördüğü her şeyi seviyorum bu mevsim.

Kevser Şekercioğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ve başarılı bir anlatım. Elinize, yüreğinize sağlık. Selamlar, saygılar...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 08.04.2007 11:46
Cevap :
Ben sadece anlatıyorum. Yazdığınız iki satırla, kuyruksuz uçurtma halimde mutluluktan kayboldu. Teşekkürler  09.04.2007 8:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 1576
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 864
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster