Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

01 Temmuz '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
137
 

Yeni bir haftaya başlarken (Hiçbir şey olmamış gibi başlayabilir misiniz))

Rahmetli babam haklı kardeşim kim ne derse desin; Adana’nın altında büyük bir fırın var Tanrı da sıkıldıkça bu fırına bolca kuru odun atıyor, olmalı ki cehennemi bir sıcaklık var memlekette, üstelik yapış yapış…

Yolda kız arkadaşınız kolunuza girmeye kalksa yapışıp kalırsınız inanın kollarınızı “ ıspatula” ile ayıramazlar.

Hoş bendeniz böyle fırsatları hiç kaçırmam böyle zamanlarda, buz tutmaktan(?) bin defa daha iyidir!

Bugün Pazartesi, haftanın ilk günü, biliyorum çalışanlar için “Pazartesi Sendromunun” ne olduğunu, kolay değil 27 sene aynı meslekte görev yapabilmek…

Kim bilir kaç Pazartesi sabahı kaç kez geri geri gitmiştir ayaklarım şubenin kapısından girerken…

Hele şu sıralarda ülkede hiçbir şey olmamış gibi davranıp işinize odaklanmak ne kadar zordur, iyi bilirim, iki ihtilal gördük ne de olsa, defalarca da tankların yürüyüşüne şahit olduk…

Konuşmaya kalksanız konuşamazsanız sussanız dilini şişer çatlarsınız; “Aşağı tükürseniz sakal yukarı tükürseniz bıyık” misali…

**

Daha dün Diyarbakır da polisin BDP nin “hükümeti” uyarmak için yapmak istediği mitinge polisin yine şiddetli biber gazlı müdahalesi olmuş ne gereği varsa?

Sebep? Efendim ikamet ettikleri şehirde yürümek için izin alınmamış, pankartlar bayraklar taşınmış. Bu da yeni moda oldu, “iktidardan” izin almadınız yasa dışı, kendilerini uyaran hicveden pankartlar taşıdınız resmen suç…

Ve artık kanıksanmayacak bir açıklamayla müdahalenin ilanı; Aranızda provokatörler, illegal örgütler var!

Tamam, da devlet sensin polis sensin o görev de sana ait “yakala veya başlamadan engelle” niye yapmıyorsun?

Bırakın kardeşim insanlar yürüsün konuşsun size ne zararı var?  İzin almamışsa başka ne işe yarıyor; Vali

Gitsin baksın meydana, görüşsün eylem liderleriyle karar versin barışçıl mı değil mi silahlı mı silahsız mı diye, o kadarcık beyni yok mu?

Hangi devlet vatandaşları sivil toplum örgütleri kurumları sanatçıları gazeteci ve aydınları konuştu, protesto etti yürüdü diye batmıştır ki Türkiye batsın. Korkacaksanız sizi besleyen bazı “iş adamlarından” korkun…

Unuttunuz mu on iki sene önce bizim anlı şanlı “bazı” iş adamlarımız “hükümet yıkma” hevesine kapılmış sizlerde “türban eylemleri” ile destek çıkmıştınız ve yıkılmıştı “hükümet…” Ama o bir kere oldu bir dahası asla olmaz, maymun gözünü açtı çünkü…

Zaten yalakalık da moda oldu “aynı” iş adamlarının arasında, pek de yakıştı doğrusu, şimdi iktidarla el ele aynı podyumlar da yürüyorlar…

***

Yakında Sivas katliamını anma zamanı, memlekette yakılan onca aydın ve gazeteci hiç yaşamamış gibi olabilir mi, unutulabilir mi? Elbette unutulmamalılar, hararetle anılacaklardır.

Merak ediyorum; izin almak mı gerekiyor sümük çekerek ağlamak için acaba?

O günleri canlı gözlerle yaşayan biri olarak, aydınlar gazeteciler yazarlar, şairler sanatçılar bilim adamları askerler öldürülmemiş, sürülmemiş, içeri tıkılmamış diyebilir misiniz?

Ben söylemem sizlerde söylemezseniz, söylediğiniz anda kemikleri sızlar onca “insanın” yattığı yerde…

Taksim Meydanın da Gezi Parkın da Adana da Eskişehir Ankara Antalya da binlerce eylemci gözaltına alınmamış dört kişi ölmemiş gibi güne pamuk şekeri kıvamında başlayabilir misiniz?

Siz ister sporcu olun ister Spor bakanı, hatta 17 nci Akdeniz oyunlarında rekorlar kırın madalyalar alın, başınızda kendi halkına biber gazı sıktı, copladı yerlerde sürükledi diye polislere “ikramiye veren” birileri olduğu sürece hiçbir şeysiniz, sıra size de gelecek demektir, şayet “dik durma” sevdalısıysanız…

Kendilerinden olmayanlara hakaret etti aşağıladı tehdit etti küçümsedi diyenleri alkışlayanlar da var memlekette, ne diyeceksiniz, lanet olsun deyip geçebilir misiniz bankonun masanın tezgâhın arkasına…

***

Adana sokaklarındaki cehennem sıcağından daha çok yakıyor yüreklerdeki dayatmalar ve zulme reva görülen ana babaların feryatları, duymayacak hissetmeyecek miyiz?

İnsanın yağmurdan zevk almadığı hatta çakan şimşeklerden korkmaya başladığı zamanlara benziyor ülkenin üzerine çöken kâbus gibi politikacılar ve onlardan beslenen iş adamları…

Ankara İstanbul Adana sokakların da ise hala barışçıl uyarıları yapmakta inat eden eylemciler karanlığı aydınlığa çevirmenin özlemiyle bekleşiyorlar Tomaların gölgesinde, biber gazlarının kokusunu içlerine çekerek…

Hala duvarda duran camı kırık bir çerçevenin içinde yazan Atamızın gençliğe hitabesinin bir satırında yazdığı gibi; “Muhtaç olduğun kuvvet damarlarındaki asıl kanda mevcuttur” diyor kendi ülkesine, demokrasi ve özgürlüğüne sahip çıkan çocukların ebeveynleri…

Diğer tarafta kopacak fırtınanın ve esecek kasırganın farkına varmayanlar mazi de kalmış “Türk gibi kuvvetli” sözüne güvenip “kodum mu oturturum” anlayışının peşindeler…

***

Onu bunu bilmem bizim mahallenin kabadayısı Hacı Abi bile mahallemize giren yabancı delikanlılara dayak atmadan önce “hayırdır ne işin var sen kimsin” diye soruyordu…

Milyonlarca insan yürüyor sessizce, sokaklar evler “Başbakan istifa” “hükümet istifa” “Zulme ve Dayatmalara Yeter artık” feryatları ile inlerken bir Allah’ın kulunun aklına derdiniz ne amacınız ne diye sormak gelmiyor, hayret bir şey, bu nasıl “insanlıktır” nasıl “devlet adamlığıdır” anlayan var mı?

Bugünlerin kahramanlarına gıpta ediyorum, yıllar sonra çocuklarına torunlarına gururla anlatacakları çok şeyler var artık. Hafızalarına kazıyarak yazıyorlardır yaşadıklarını.

Eminim; yaptıkları daha doğrusu seçilme nedenleri olan yapmak zorunda olduklarının arkasına sığınıp kendi halkını ayrıştırmayı özellikle kendi seçmenleri dışındakileri ötekileştirmeyi başaranları yazacaklardır ilk sırada…

Ve gün geldiğinde açacaklardır yazdıklarını önlerine, mutlaka soracaklardır hesabını…

***

Bugün yeni bir haftanın ilk günü, balkonumda tokat gibi yüzüme çarpan sıcağa aldırmadan minik mandalina ağacımı suluyorum ama aklıma bir cümle takılıyor sabahtan beri;

“Saat durmuş ocak da tütüyorsa Mutluluk yoktur oralarda” tekrarlamadan duramıyorum; Saat durmuş ocak da tütüyorsa…

Ve maalesef “yeni bir tarihe” tanıklık ederken memlekette hala mutlu değiliz. Çünkü gözleri var görmüyorlar,  kulakları var duymuyorlar…

İyi bir hafta, huzurlu çalışmalar, hayırlı ve bereketli kazançlar olsun efendim…

Erdoğan ÖZGENÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 393
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster