Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '07

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
828
 

Yeni bir kentin ilk sabahına uyanmak...

Yeni bir kentin ilk sabahına uyanmak...
 

Yeni bir kentin ilk sabahına uyanmak... İşte bu düşünce, beni hep korkutmuş ve yaşamımda değişiklik yapmaktan alıkoymuştu. Bir yandan yeni ufuklara yelken açmak, bir yandan, bilinmezliğin verdiği güvensizlik... Değişime direnmek...

Yirmi yıl geçirmiştim, Karadeniz' in kıyısındaki o muhteşem kentte. Ama vakit tamamdı! Bilinmezliğin özgürlüğü, beni çağırıyordu. Çalıkuşu gibi, bavulumu toplayıp, beni çağıran bozkırlara, bilinmezlere yelken açmalıydım. Bir yandan özgürlüğün, serüvenin dayanılmaz cazibesi, bir yandan 20 yılllık yerleşik yaşamın verdiği güven, rahatlık, işim, dostlarım, anılarım...

Yaşam, hep seçimlerden ibaret değil miydi zaten...

Ve denizden uzak, yeni bir kentin ilk sabahına gözlerimi açtığımda, bunun hiç de korkulacak bir yanı olmadığını, tersine keşfedilmeyi bekleyen yepyeni bir maceranın beni beklediğini farkettim.

Gökyüzü, bozkırlar da öylesine geniş, öylesine uçsuzdu ki... Geniş ve dümdüz tarlaların üstünde öylesine serpiştirilmiş gibi duran ağaçların silüetleri, inanılmazdı. Herbiri, ayrı bir ressamın çizgisinden çıkmış gibi farklı, eşsiz ve benzersizdi. Kimi, ellerini açmış, dua eder gibi... Kimi yaşamın yükü altında, omuzları çökmüş ve kolları sarkmış... Bazısı, civcivlerini etrafına almış, tavuklar gibi...Kimi cılız ama dirençli... Ama herbiri, adeta koyu fonlar üstündeki dantel örtüler gibi süslemişti gökyüzünün mavisini... Ve ben her seferinde, yeni bir motif keşfederek, hayretlere düşüyordum. Oysa Karadeniz' in som ormanları içinde, ağaçların farklılığını hiç de anlayamamış, hep bir bütün olarak algılamıştım ormanı..

Şehir dümdüzdü. Ne insanı yoran bayırları, ne ancak merdivenle çıkılabilen sokakları vardı. Yürü, yürüyebildiğin kadar... Yürüdüm ben de... Arabamı günlerce otoparkta unutup, yürüdüm... yürüdüm... Eski sokakları, eski evleri, eski dokuları, eski çarşıları aradım. Ve cumbalı evleri, eski avlulu hanları, burmalı minareli camiileri, şehrin gerilerine sıkışıp kalmış balıkçı dükkanlarını, parklarla süslü eski çarşıları buldum. Doğduğum kente benzettim kimi mekanları. Gövem göletini, Abanta benzettim mesela... Nereye gidersen git, çocukluk, gençlik anıları hep tazeliğini koruyor işte...

Sokaklarda, çoğu zaman "görünmez insan" gibi dolaştım aylarca. Kimse beni farketmiyordu sanki. Ne bir selam, ne bir sitem... Kendimle başbaşaydım sadece. Ve büyük bir fırsattı bu, içime yaptığım yolculukta... Yalnızlığımla çoğalıyordum, derinleşiyordum, zenginleşiyordum...

Sonra bir gün, benim gibi gurbeti yaşayan iki kadınla karşılaştım. Ve kenti yeniden birlikte keşfetmeye başladık. Paylaşarak ve birbirimizin yüreklerimize dokunarak... Yeni kentteki yeni yaşam, çok daha anlamlı, çok daha zengin, çok daha eğlenceli olmuştu artık. Ve halkalar, giderek büyüyüyordu. Kentler, insanlarıyla güzel ve anlamlıydı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hayatımda unutmayacagım acı anılardan biridir herhalde kent yasamına ayak bastıgım ilk gün.. yeni bi hayat yeni insanlar ve müthiş kalabalık.. üniversiteyi kazanmıstım ve okulun ilk günüydü.. havadan bardaktan bosanırcasına yağmur yagıyodu.. gittim okula ayaklarım geriye gide gide.. oturdum bi kösede ve ben nerdeyim diye basladım aglamaya.sessiz sessiz hıçkırıyorum sesim çıkmasın diye elimi ısırıyorum.. görenler oluyo tabi ve çok sasırıyorum neden kimse gelip neyin var diye sormuyo.. attım kendimi sokağa beşiktaşın atatürk portreli yollarına.. gök gözyaslarını dökerken bende gözyaslarımı döküyordum.. demek kent yaşamı böyleymiş diye ilk adımı atmıstım teyzecim benimde insallah seninki gibi her yeni kent yasamım daha anlamlı daha zengin daha güzel olur...

deniz ustabas 
 27.02.2008 20:26
Cevap :
Aramızdaki tek fark,benim bir kaç kere yeni başlangıçlar yapmış olmam,yeni kentlerde ilk sabahlara uyanmış olmamdı Deniz.Neler hissettiğini çok iyi anlıyorum inan bana.Büyümek,tam da böyle bir şey işte.Kaç yaşında olursan ol, hayatında yeni başlangıçlar yapmayı göze alabilmek ve bunları tek başına göğüsleyebilmek. Ailenin,kocanın,tanıdık bildik şehrin, kasabanın korumacı ve güven verici ortamından sıyrılmayı göze alıp,bir başına o ilk sabahı göğüsleyebilmek, büyümek. Şu anda bağımsızlığa özgürlüğü doğru ilk adımlarını atıyorsun işte. Bağımsızlık risklidir, korku verir insana.Çünkü özellikle kadın hep bağımlılık için yetiştirilmiş eğitilmiştir.Mutlaka ya babasına, erkek kardeşine, kocasına dayanmak için eğitilmiştir bebekliğinden itibaren.Oysa kadının bağımsızlığı riskli de olsa,kendine özgüveninden, tek başına ayakları üstünde durabilme mücadelesinden,kendisine inanmasından geçer.Bunun başka yolu yoktur.Er ya da geç bu yol ayrımına mutlaka gelir.Bağımsızlığa adım atmanın tadını çıkar..  27.02.2008 23:47
 

Her değişiklik heyecanlandırmıştır beni. Her yenilikle ben de yenilenirim sanki. Ama yeni bir şehir, yeni insanlar, yeni yaşamlar, yeni bir kültür... içinde, içiçe yaşayacaksam korkutmuştur beni hep. Sadece uzaktan izlemeyi, uzaktan yaşamayı tercih etmişimdir. Senin bu yazından sonra o kadar da ürkek bakmıyorum yeni hayatlara, yeni şehir ve insanlara. Şehrim ve kendi adıma teşekkür ve sevgilerimle...

habişş 
 21.08.2007 15:43
Cevap :
İnsanın yaşamındaki her türlü değişikliğin kararı, riski göze almak demektir. Yeni bir iş...yeni bir şehir...yeni insanlar , dostlar ; yeni heyecanlar demektir. Yeter ki ilk günün sabahına uyanmayı göze al ! yeni bir güneş demektir, o ilk günün sabahı. Farklı bir dağdan , farklı bir zamanda doğan güneş, sana yeni yaşamının müjdesini mutlaka verecektir. Yeter ki, o şehirde ilk günün sabahına gülümseyerek uyanmayı göze al, Habişşim. mesele bu kadar basittir aslında...bak sen bekliyormuşsun beni buralarda . bunu ne sen, ne de ben hiç bilmiyorduk bir yıl öncesine kadar. kimbilir daha ne güzellikler, aydınlık, dostça günler var önümüzde riski göze aldıkça, bizi bekleyen...Ne dersin ? Hadi biraz cesaret sadece. Biliyorum ki o cesaret, sende fazlası ile var........  21.08.2007 17:40
 

Ne çok zaman oldu yeni bir kendin ilk ışıklarıyla uyanmayalı sokağında yürümeyeli o ucsuz bucaksız egenin mor dağlarına seyre dalmayalı, kır çiçeklerini içime çekmeyeli her köşe başındaki çemeye gidip durun şu çeşmeninde suyunun tatına bakmalıyım demeyeli:)bir kenti anlatmak yetmez derim hep (yaşamak lazım) ama sizin anlatmanızla oralara geldim yüreğinize sağlık...

eflatun sokak 
 30.05.2007 11:16
Cevap :
Daha önce hiç bilmediğin, hiç yaşamadığın yeni bi kentin ilk sabahına uyanmak ,harika bi duygu...Hele 50 yaşından sonra işini,şehrini çevreni kökten değiştirmek..Sanki tüm hücrelerim yenilendi. Israrla öneririm. Sevgiler..Yeni şehrimi ziyaretin ,paylaşımın içinde teşekkürler Eflatun sokak...Şu ismini de çok kıskanıyorum doğrusu:))  30.05.2007 16:58
 

kentlerde insanlara benzer gibi geliyor bana...tanışırsın, tanımaya kendini tanıtmaya başlarsın ve eğer sevdiyseniz birbirinizi işte o zaman sen kentin içinde, o senin içinde tadına doyulmaz yolculuklar başlar. yok eğer tutmadıysa o frekans bir şekilde, benimseyemezseniz birbirinizi, alışamazsanız sessiz sedasız, mecburi istikamet şeklinde devam eder yolculuğunuz son (dediğiniz)durağa varıncaya kadar...yeni yolculuğunuzun keyifli olması dileğiyle, umarım birbirinizi seversiniz...

beenmaya 
 14.04.2007 12:13
Cevap :
Bazan insanın "yalnızlık dönemleri "yaşaması gerekiyor.Hayatının dışından bakabilme fırsatı veriyor bu insana.Aynı zamanda da kendi içine yolculuk şansı.Ve de madalyonun ters yüzünü görebilme imkanı..Eee..tüm bu fırsatların içinde kendini tanıyıp,bir de sevebiliyorsan eğer..O zaman yeni kenti de seviyorsun.Mutlaka sevecek bi yerlerini görüyorsun,buluyorsun..Ayşe nineler,Ülküler, kurutulmuş biber dizileri,çiçek açmış badem ağaçları gibi..Değerli ve anlamlı yorumun,güzel dileklerin için çok teşekkür ederim canım...Sevgiler..  14.04.2007 15:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2275
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster