Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '16

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
201
 

Yeni bir Milli Eğitim Bakanımız var: Dr.İsmet Yılmaz.

Yeni bir Milli Eğitim Bakanımız var: Dr.İsmet Yılmaz.
 

yenişafak.com


Milli Eğitim en çok Bakan harcayan Bakanlıktır… Bu belli … Geçmişe baktığımızda iki, üç ayda değişen bakanların bile olduğunu görürüz…
 
Niye bu bakanlık insanları çok çabuk yıpratıyor…
 
Çünkü genellikle  Milli Eğitim Bakanlığına, Milli Eğitim’den olan, Eğitimci Bakan atanmıyor da ondan… Sağlık Bakanlığının başına bir Öğretmen atar mısınız? Bunu yapmıyorlar… Ama Milli Eğitim Bakanlığının başına  envai türlü meslekten olan ama Milli Eğitim’den  olmayan; Eğitim’den hiçbir şey anlamayan bakanları getiriyorlar…
 
Niye? Çünkü bu Bakanlık çok “Siyasi” bir bakanlık olarak görülüyor… Buraya gelenler zaten önceden varolan bazı ön yargıları  (Veya başkasının bir kararını..!) uygulamak için geliyorlar..
 
Onun için AKP Döneminde gelen her bakan, denebilir ki, bu Bakanlığı alt üst etmek için gelmiştir. Ve hiçbir zaman Milli Eğitim ileri gitmemiş ve sürekli uluslar arası yarışmalarda, karşılaştırmalarda hep alt sıralarda yer almıştır. 
 
Örneğin PİSA yarışmalarında Fen ve Matematik’de 46. sıralarda yer alırken; Okuyup anlamada da en arka sıralarda yer aldık… Hiçbir zamanda üste çıkamadık.
 
Kendi kendimize, sınavlar yapıyoruz (her defasında da o sınavlar defolu çıkıyor, başka…) çocuklarımızı yarıştırıyoruz filan ama uluslar arası karşılaşmalarda en iyi öğrencilerimiz bile nal topluyor.
 
Niye? Çünkü bilimde, fende nal topluyoruz… Önem vermiyoruz. Nasıl öğreteceğimizi bilmiyoruz.
 
Olmayacak konuları, dersleri programlara sokarken; asıl hayati olan konular, dersler tu kaka denip, program dışına kaydırılıyor. 
 
Bütün üniversiteler, liseler sanki İlahiyat Fakültesi gibi, her sınavda sanki gerekliymiş gibi “Din Dersleri”nden sorular çıkıyor. O soruları uluslar arası bir sınavda sorabilir misiniz? Din başka, Bilim başka… Bunlar anlamıyorlar… Dinle , İlimi karman çorman etmede üzerlerine yok… Tabii bütün öğrencilerin de kafaları karışık… Hazreti Peygamberin hayatını mı bellesinler, yoksa trigonometriye mi çalışsınlar…
 
Hesap, hendese… Her yerde geçerli… İslam  Dini’nin gerçekleri nerede geçerli… Peki, bütün çocuklarımıza bütün dünyada geçerli olmayan şeyleri niye zorla öğretiyoruz… Durmadan sınavlarda soruyoruz. Bunda akıl mantık var mı? Bir de  “bizim çocuklarımız dünyada her yerde çalışırlar..” diyoruz.. Nasıl.?
 
Örneğin PİSA’da Din derslerine ilişkin soru var mı? Yok…
 
Bütün dünyada STEM, "Science, Technology, Engineering, Mathematics"..önem kazanırken; siz nasıl programları bilim dışı derslerle doldurmaya çalışırsınız? Olacak şey mi?
 
Sonuç, üniversite sınavlarında Fen Bilgisi sorularına doğru dürüst yanıt veren öğrenci sayısının bir elin parmakları kadar az olduğunu görüyoruz… 
 
Tabii iş, Okul Öncesi Eğitim’den; Bilim anlayışı’ndan, Eğitim anlayışı’ndan … Ve nitelik (kalite) anlayışından doğuyor. Veya doğmuyor… Durumun ne olduğu ortada.. Dünya arenalarında öğrencilerimiz fen ve matematikte nal topluyorlar. Siz istediğiniz kadar şunu okutuyoruz, bunu okutuyoruz diye atın…
 
Şimdi yeni bir Milli Eğitim Bakanımız var … Hayırlı olsun. Yeni Eğitim Bakanımızın da bu milletin okullarında okumuş olmaktan başka, “Eğitim Bilimi” ile  hiçbir ilgisi yok.. Ehh şimdi, epey bir bocalar… Veya kendisine öğretilen şeyleri yapmaya çalışır…
 
Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen , Sayın Dr. İsmet Yılmaz gelir gelmez hemen icraata başlamış… Önce Dört Büyük ilin Milli Eğitim Müdürlerini değiştirmiş… Zaten nedense, bütün bakanlar işe “atama”yla başlarlar… Sonra da işe atamayla devam ederler, çünkü MEB’nda en büyük sorun atamalarla ilgili gibi görünür ama asıl sorun… Niteliktir.
 
Ve Bakan’ın ilk beyanı: ”Milli Eğitimin en büyük sorunu: Kalite’dir..” demiş . Güzel bu bile iyi bir saptama da.. Sonrası ne olacak… Niteliği değiştirmek için ne yapacak… Bütün Liseleri İmam hatip Lisesi’ne mi çevirecek…  Önce, Normal Liseleri kapatmak için, İmam Hatip liselerine çeviriyorlar… Sonra da : “Ne yapalım , millet böyle istiyor…” diyorlar…
 
İşi millete bırakacak olursan… Milletin yarısı burada işi gücü bırakıp, gidip Arabistan’da yaşayacak..! Kimliğini de değiştirecek. IŞİD’e az mı adam gönderdik… Niye? Çok sağlam bir eğitim sistemimiz olduğu için..! 
 
Evet, “Nitelik” için ne yapacağız Sayan Bakan, önce  “Nicelik” e bakmak gerekmez mi?
 
Bu memlekette hala okula giderken yanında “tezek” götüren öğrenciler var. Beş km. yürüyerek okula giden öğrenciler var… Kışın eli ayağı buz kesen öğrenciler var… Bu ülkenin uç bölgelerinde olan yavrularımıza nasıl Fen ve Bilim götüreceğiz… Bunun hesaplarını yaptınız mı?
 
Üniversite Giriş Sınavlarını değiştireceklermiş; yılda üç kez girilecek bir hale getireceklermiş… Peki o zaman, hileden hurdadan uzak olacak mı? Yine devlet ve Sınav Kurumları itibar kaybedecek mi? 
 
Peki sınavları siz yapın ama Üniversitelerin kendi sınavlarını yapmalarına da ses çıkarmayın. İsteyen üniversite Devlet Sınavıyla, isteyen üniversite “Kendi Sınavı” ile öğrenci alsın. Artık çoklu sınav sistemini kabul etmekten başka çare yok… Çünkü sizin yaptığınız sınavlar öylesine kötü oldu ki, ondan daha kötüsü olamaz…
 
Sayın Dr.İsmet Yılmaz’a Milli Eğitim Bakanlığı’nda başarılar diliyoruz. Burası insanı harcayan bir Bakanlık’tır. Allah yardım etsin. (30.5.16) 
Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bunun bir boyutunda sınav sisteminin yanlışlığı varsa da, eğitim kurumunun en büyük sorunu diğer toplumsal kurumlarda varolan sorunların aile, siyaset, din, ekonomi vs. birebir bağlantılı olmasıdır. Bu yüzden eğitim çocuk ve genç odaklı değil, onu tanıma ve rehberlik etme odaklı değil, tabi kılmaya yöneliktir. Hatta Yakınçağ’da zorunlu eğitim uygulamasının insanlığa neler kazandığı ve de neler kaybettirdiği konusu bile eğer ciddi araştırmalar yapılsa dünyanın da ülkemizden farklı olmadığı ortaya çıkacaktır. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 01.06.2016 12:42
Cevap :
Bu dünyanın bütün ülkeleri için geçerli olduğunu sanmıyorum. Bazı ülkeler (Finlandiya..gibi) kendi özelliklerine göre bir Eğitim Sistemi geliştiriyorlar ve bu özellikleri ile dünya ülkeleri arasında sivriliyorlar. Kuşkusuz eğitime Fen, Bilim öncülük etmeli; yeterli kadar Sanat dersleri olmalı ve gençler spor yapmalılar ve gençler kendi yeteneklerine göre belli alanlara yönlendirilmeli... Yapacak iş çok ama iyi niyetle bu işleri yola koyacak takımlar lazım.. Saygılar.  01.06.2016 15:04
 

Erdal Hocam, Milli Eğitim Bakanlığı bakanlardan çok nesillerimizi harcıyor. Eğitime ideolojik gözlüklerle bakılması bunun en önemli nedeni. Bu da çocuklarımızın gençlerimizin yaşayacakları dünyaya hazırlanmalarını engelliyor. Çünkü birbirini üreten kaotik süreçlerimiz her zaman eğitime vurulan neşterle başlamıştır ve de öyle akıp gitmektedir. Son yıllarda öğrencilerin okudukları okullara aidiyet duyguları bile kalmadı. Bazen karşılaştığım gençlere soruyorum hangi lisede okuyorsunuz diye, liste uzayıp gidiyor, dört yıllık bir lise son sınıf öğrencisi ailesinin il dışı tayini, ya da disiplinlik bir olayla karşılaşmadığı halde o liseden bu liseye, bu liseden öteki liseye gezdiğine tanık oluyorum. İnanır mısın son sınıfta Fen Lisesi’nden ayrılıp Açık Liseye kaydolan öğrenciler bile var.

Rıza Üsküdar 
 01.06.2016 12:41
Cevap :
Rıza Bey bunlar açık gerçekler.. "İdeoloji" meselesine gelince, elbette bir eğitim felsefesi olacaktır. Başlangıçta Atatürk'ün döneminde belinlenen çizgiler, o öldükten sonra fena halde aşıldı: şimdi açıkça , bana göre, çizgiyi "dinciler" belirliyor. Oysa bu, çocukların , gençlerin maneviyatına iyi etki etmiyor. Çünkü sürekli dünya çizgisinden geriye düşüyoruz. Kendi özelliklerimiz yitiyor. Kendi kültürümüz geliştirilmiyor... Tartışılacak sorun çok. Teşekkürler.  01.06.2016 14:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster