Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
142
 

Yeni denetim sisteminin kuruluş ve işleyiş sorunları

Yeni denetim sisteminin kuruluş ve işleyiş sorunları
 

Denetim sisteminin yapılanmasına ilişkin yasal düzenlemelerin bir tanesi daha yaklaşık bir yıldır yürürlükte. Aslında 2011 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile genel anlamda eğitim sistemi düzenlenirken denetim sistemi de kısmen elden geçirilmişti. Ancak genel anlamda Milli Eğitim Bakanlığının çalışma esaslarına yönelik yapılan bu düzenleme denetime yönelik çok fazla bir ayrıntı getirmiyordu. Yeni uygulama ile birlikte kurumlara göre denetim kriterleri belirlendi, görev standartları oluşturuldu, denetim sürecine yönelik eğitimler sürdürülüyor. Bu arada da çağdaş denetim sisteminin temeli olacağı düşünülen e denetim modülü de yavaş yavaş oluşturuluyor…

Denetim sistemi 1980’li yıllardan bu yana yasa ve yönetmelik düzenlemeleri ile sürekli bir değişim içinde. Yapılan değişimler genel bir politikadan ve vizyondan uzak olduğu için günün özelliklerine göre sistemin karar verme makamına gelen kişilerin bireysel anlayışlarına göre birbirinden kopuk ve uzun süreli, sistemli, bilimsel bir anlayıştan uzak bir şekilde oluyor. Genel anlamda eğitim sistemimizdeki gelişgüzellik aynı şekilde denetim sistemimize de yansıyor. En son yapılan değişiklikle birlikte sistemde olumlu gibi görünen bir takım değişimler olmakla birlikte bu olumlu değişikliklerin sistemde geleneksel bir uygulamaya dönüşüp dönüşmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak eğitim sistemindeki geçmiş uygulamalara bakınca bu konuda yeterince iyimser olmak güç gibi görünüyor.

Yeni denetim sistemini yasal, bilimsel ve çağdaş bir alt yapının üzerine oturduğunu kabul edebilmek mümkün görünmemekle birlikte en azından günübirlik de olsa olumlu bir takım düzenlemeler içerdiği söylenebilir. Denetim sisteminin tüm eğitim kurumlarını kapsar şekilde düzenlenmesi ve bunların tek elde toplanmış olması olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Geçmişte çok başlılık yanında denetim dışı bir çok alanların bulunuyor olması denetimi kağıt üzerinde dahi çarpık bir yapı görünümüne sokuyordu. Şimdi en azından kurumlar bazında tüm alanlar denetim alanının içinde alınmış gibi görünüyor. Merkez ve taşra şeklinde iki başlı olarak yapılandırılmış olan geçmiş denetim sisteminin yerine tek merkeze bağlı bir denetim yapısının kurulması da yine olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Denetim elemanlarının kullanacağı denetim kriterlerine ilişkin rehberlerin hazırlanmış olması denetleyenler arasındaki farklılığı bir nebze de olsa gidermeye yönelik olumlu bir çaba olarak ele alınabilir.

Geçmişte personelin denetimine odaklanan faaliyetler bir yönüyle kurumsal işleyişe odaklanmış görünüyor. Bu durum iş yoğunluğunun azalmasına da yol açmış görünüyor. Geçmişte adeta A’dan Z’ye bir okuldaki tüm öğretmenlerin denetimine odaklanılması denetimcilerin iş yoğunluğunu aşırı şekilde artırırken şimdi kurumsal işleyişe odaklanan denetim faaliyetleri bu iş yoğunluğunu büyük oranda azaltmıştır. Bu durum bir yönüyle olumlu bir başka yönüyle de olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Tamamen kurumsal işleyişe odaklanan denetim faaliyeti kağıt üzerindeki işleyişin kontrolüne dönüşerek adeta sanallaşmaktadır. Sanal olarak kağıt üzerinde veya elektronik ortamdaki verilere bakarak eğitim faaliyetlerinin işleyişine yönelik bir değerlendirme yapmak sistemi yönetenlere doğru bilgi ve veri sağlamaktan uzak kalacaktır. Bu durum uzun vadeli sistem körlüğüne neden olacak, denetimden beklenen yararın ortadan kalkmasına yol açacaktır. Şu anda hiçbir şekilde öğretmen/sınıf/ders denetimi yapılmaması uygulamasının gelmesi ile birlikte sınıflardan, sınıflarda yapılan eğitim öğretim faaliyetlerinden tamamen uzaklaşılmış olunuyor. Sınıflardan uzak kalınması bakanlığın da sınıflarda yapılanlardan habersiz olması anlamına geliyor. Sınıf içi faaliyetleri sadece öğretmenlerin kişisel inisiyatifine bırakmak eğitimin asıl üretildiği yerler olan sınıfların da başıboş bırakılması anlamına gelmektedir. Tüm öğretmenleri, tüm sınıfları ve tüm dersleri baştan sona denetlemek yanlışlığından hiçbir şekilde denetlememek yanlışlığına geçmek eğitime katkı yerine zarar verecektir. Bu konuda dengeli bir tutum, yol, yöntem belirlemek gerekiyor.

Denetim sistemindeki bu olumlu görünümler kadar geçmişe göre geri gidiş olarak ele alınabilecek yönlerin bulunduğu da görülmektedir. Mevcut denetim sisteminde denetimler üç yılda bir olacak şekilde planlanmaktadır. Bu durum kurumlara üç yılda bir gidileceği anlamına gelmektedir. Kurumlarda personel devamlılığı söz konusu olmazsa üç yıllık denetim planı işlevsiz kalabilir. Zira kurumda görev yapan kişiler değiştiğinde kurumun işleyişindeki istikrar da sekteye uğrayacağından önceki dönem görülenlerle yeni dönemde görülenler arasında bir süreklilik sağlanamayacaktır. Denetimi işleyişe yönelik olarak yaptığınızda kişilerin değişmesi önemli değil diye düşünülebilir ancak uygulamaları uygulayıcılardan bağımsız kabul etmek doğru olmaz. Dolayısıyla uygulayıcıların değiştiği durumda uygulamalara odaklanma yarar sağlamayacaktır. Üç yılda bir yapılacak kurumsal denetim sisteme katkı sağlamayacaktır. Kurumsal denetim mevzuatın belirlediği defter, dosya ve işlemlerin gerektiği gibi yapılıp yapılmadığına odaklanacağından denetim faaliyeti de defter, dosya ve rutin işlerin yürütülme biçimine yönelecektir. Bu durum denetimi etkisizleştirebilir. Üç yılda bir yapılacak genel denetimle kurumların gelişimlerine katkı sağlanacağını beklemek eğitim sistemindeki kurum kültürünü tanımamak anlamına gelir. Kurum yöneticilerinin bile dört yılda bir değiştiği bir sistemde üç yılda bir yapılacak genel denetim sadece kurumda kim ne yapıyor bir bakalım anlayışından öte gitmeyecektir. Bu anlayış da denetimi daha da işlevsiz, gereksiz, yararsız bir konuma indirecektir. Üç yılda bir yapılacak denetimle kurumun Gelişim Planı hazırlamasını, bu planın geliştirilmesini, buna göre kendine yön çizmesini beklemek kurumları daha da durağan hale getirecektir.

Denetim sistemini düzenleyen en son yönetmelik genel olarak incelendiğinde önceki yönetmeliklerde var olan denetimin ilkeleri başlığının kaldırıldığı görülmektedir. Bu durum denetim sürecinin ilkelerden bağımsız bir şekilde ele alındığını göstermektedir. İlkelerden bağımsız bir sistemin kurulmaya çalışılması aslında bilimsel ve hukuki temellerin ihmal edildiği şeklinde de yorumlanabilir.

Denetim sistemi bakanlık merkez teşkilatında başkanlık ve illerde başkanlığa bağlı gibi görünen ancak garip bir şekilde illerde milli eğitim müdürlüklerine bağlı olarak oluşturulan başkanlıklar şeklinde anlaşılmaz bir yapının oluşturulduğu görülmektedir. Maarif müfettişlikleri merkeze bağlı gibi görünürken aynı zamanda il teşkilatlarına da bağlı olarak çalışır durumda yapılandırılmıştır. Bu durum denetimde geçmişte var olan çok başlı yapısından çıkarken çarpık bir yapıya dönüştüğünün bir göstergesidir. Bu çarpık yapıyı merkezden Rehberlik Denetim Başkanlığı yönetirken aynı zamanda illerde milli eğitim müdürleri ve valiler de yönetecek gibi bir görüntü oluşturulmuştur. Mevcut yapıda merkez teşkilatındaki Rehberlik Denetim Başkanlığı tüm illerdeki başkanlıklara yönelik koordinasyon, planlama, değerlendirme, yönlendirme görevini de üzerine almış durumdadır. Bu durum doğudan batıya, gelişmiş sosyo-ekonomik çevredeki illerle gelişmemiş veya daha az gelişmiş çevrelerde bulunan çok çeşitli özellik ve şartların tek elden yönlendirilmesini gerektirmektedir ki aşırı merkeziyetçi bir yapı görüntüsü vermektedir.

Denetim sisteminin en üst beyni durumuna gelmiş olan Rehberlik ve Denetim Başkanlığı ve burada görevlendirilen kişilerle ilgili oluşturulan çalışma ortamı, çalışma stili, hizmet şartları ve mesleki değerlendirme süreci gibi uygulamalara bakıldığında ayrıcalıklı bir sınıf, grup oluşturulmuş görüntüsü vermektedir. Bu kişilerin nasıl seçileceğine dair açık bir kriterin bulunmaması aşırı bir tek adam yönetim yapısı oluşturulduğu görüntüsü vermektedir. Aynı şekilde illerde görevlendirilecek başkan ve başkan yardımcılarının niteliklerine ve seçilme süreçlerine ilişkin belirsizlik tamamen sübjektif bir yapının oluşturulduğu algısını oluşturmaktadır.

İllerin tümünde uygulanacak rehberlik ve denetim planlarının merkezden hazırlanması, onaylanması, takip edilmesi denetim sisteminin tek elde toplanmasını getirirken illerin kendine özgü şartlarını dikkate almayan, illerde çalışan müfettişlere inisiyatif vermeyen bir anlayış çağdaş demokratik anlayışla tam olarak bağdaşmayan bir görüntü vermektedir. Bu durum moral ve motivasyonu önemli oranda düşürmekte, denetimin eğitim sistemine sunabileceği katkının düzeyini alt düzeylere indirmektedir.

En son 2009 yılından bu yana yeni müfettiş alımı söz konusu değil. Sürekli emekli olanlara karşın yeni müfettiş alınmaması sistem içinde personel sayısını gittikçe azaltmaktadır. En son sistem içinde olması gereken müfettiş sayısı ile olan müfettiş sayısının % 60 olduğu yani ihtiyacın ancak % 60’ının karşılandığı görülmektedir. Müfettiş sayısının iller bazında özellikle doğu ve güneydoğu illerinde sıfıra yaklaşmış durumdadır. Bu durum denetim sisteminin nereye doğru gittiğinin önemli bir göstergesi. Aynı ilde en fazla sekiz yıl kalma kuralı bir dönem tıkanan atama sisteminin açılması için bir çare olarak kullanılmıştı. Bu uygulama geçici olarak bir çözüm üretti ancak son zamanlarda bunun da işlevsizleştiği görülmektedir. Sekiz yıla takılmak istemeyenler yedinci yılda komşu bir ile tayin isteyip iki yıl sonra tekrar aynı ile dönme uygulaması yapıyorlar. Bu durum özellikle batı illerinde müfettişlerin kendi aralarında yer değiştirmelerini getirmiştir. Sistem içindeki hareketliliğe kısmen katkı sağlayan bu durum uzun süreli ve sağlıklı bir denetim sisteminin kurulmasını sağlayamamaktadır.

Denetim yönetim adına sistemde var olan sorunlu alanları ortaya çıkarma, bunlara çözüm önerileri getirme, sistemde yapılması gereken düzenlemeler, düzeltmeler konusunda yönetime yol gösterme şekline dönüşmesi gerekir. Denetim işlevi sistemin her alanına hakim olduğu, sorunlara en yakın noktalara kadar ulaşabildiği, sisteme bütünsel bir şekilde bakabilme şansına sahip olduğu, kurumlar arası farklı uygulamaları yakından görebildiği, her kurumu içinde bulunduğu şartları dikkate alarak görebilme şansına sahip olduğu için yönetim açısından çok önemli bir işlevdir. İnsan vücudundaki sinirlerin gördüğü görevi örgütlerde denetim görmektedir. Ancak bu görevin gerektiği gibi yerine getirilebilmesi öncelikle yapısal değişme ve düzenlemelerin yapılmasına, ardından uygun işlevler yüklenmesine, daha sonra kendine yönetim tarafından hedefler gösterilmesine ve en sonunda da gösterilen hedefler doğrultusunda işleyip işlemediği konusunda geri dönütler verilmesiyle bir bakıma denetimin de değerlendirilmesine bağlıdır. Tüm bunların yapılması ise ancak yönetime bağlı bir durumdur. Merkezi yönetime bağlı bir denetim bu işlevleri daha kolay yerine getirebilir. Ancak bu her yönüyle merkezin yönlendirmelerine göre hareket eden pasif bir robota dönüşmüş bir denetim mekanizması kurulmalıdır anlamına gelmemektedir.

Ali Hikmet DEMİR

ahdemir35@gmail.com

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1124
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster