Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
925
 

Yeni dinimiz(!): tüketim

Yeni dinimiz(!): tüketim
 

Aşağıda okuyacağınız yazıyı Milliyet blogun ilk başladığı hafta üye olduğum zaman, ilk yazım olarak yazmıştım. Ancak o sıralar bu kadar ziyaretçisi olmadığı için üzerinde çok düşündüğüm ve herkesin okumasını arzu ettiğim yazım yeterli insana ulaşammadı. Şimdi blog hem yazar sayısı olarak hem de ziyaretçi sayısı olarak epey arttı. ben de bunun üzerin blogların tozlu sayfalarından yazıyı alıp görünür kılmak istedim. Buyrun okuyun...

İnsanlar tarihin her döneminde kendilerine bir inanç sistemi kurmuşlardır. Bu inancın onlarca yıllık birikim sonunda oluşan bir biçimi ve ritüeli de vardır. Ve o inanca sahip insan topluluğunun aynı zamanda bir totemi bulunur. Totem, büyük ruhla insanlar arasında bağı kuran bir aracıdır. Ona adaklar adanır, etrafında dans edilerek dönülür ve kutsanır.

Günümüzde kapitalizm, insanların bu damarını çok iyi kullanarak, kendi ürünü olan tüketim dininin ihtiyacı olan totemleri yaratmakta çok başarılıdır.

Her inancın üreticileri yorumcuları ve ibadet yerleri vardır. Tanrısı kapitalizm olan tüketim dininin peygamberleri reklâm ajanslarından çıkar. Bunlara reklamber denir. reklamlar ise yeni dinin rehber kitaplarıdır.

Reklamberler, ibadetinizi nerede ve nasıl yapacağınıza, nasıl inançlı bir tüketici olacağımıza, nerede ağlayıp nerede gülüneceğine karar verir. Bunlar reklâmlar aracılığı ile bize bildirilir. Her şeyimizi bunlar tasarlar. Nasıl bir hayat süreceğimizi ve nasıl bir insan olacağımızı, hatta kimi seveceğimizi, nasıl seveceğimizi bize bildirirler.

Eskiden toplumda itibarlı bir yer edinmek için “iyi insan” olmak yeterliyken, yeni dinin peygamberleri artık bize, “paralı insan” aşamasına geçildiğini müjdelerler. Bu bağlamıyla aslında yeni din diğer dinlerin bazı kavramlarına düşmandır. Yeni din, “iyilik”, “yardımlaşma”, “dayanışma”, “acıma” gibi kavramları unutturmaya çalışır.

Yeni dinde her şey satılıktır. Özne yoktur, her şey nesneleşmiştir; insan yoktur, her şey metalaşmıştır. Duygular bile alınır satılır şeyler haline dönüşmüştür. Bu kutsal dine göre, sevginizin en büyük göstergesi hediyedir. Annenize, babanıza, sevgilinize, onlar için ayrılmış özel günlerinde, sonra doğum günlerinde, evlilik veya tanışma yıldönümlerinde, her zaman ve her yerde yapılması gereken biricik şey hediye almaktır. Sevginizin derecesi aldığınız hediyenin pahasıyla ölçülür hale gelir. Kadının kocasını işe uğurlarken yaptığı “İYİ GÜLLER” şirinliği, akşam gelecek mobilyalara endekslenir.

Yeni dinin ibadet yeri ise dev alışveriş merkezleri, hiper marketler, süper marketlerdir. Günde beş vakit olmasa da hemen her gün ibadet yerleri ziyaret edilir. Kutsal mekan yüzlerce insan tarafından tavaf edilir, el-yüz sürülür. Bir rafın önünde ağlama duvarında bekler gibi saatlerce duranlara rastlanır. Kutsal dinin kutsal ürünlerini eve götürmek için yarışılır. Bu dinin en inançlıları, en sofuları kadınlar arasından çıkar.

Gerekli gereksiz onlarca ürünü arabasına yüklemiş insanların dine olan bağlılıkları, diğerlerince kıskanılır ve bir inanç yarışıdır başlar. Kasiyerin önünde yeni dinin kimlik kartları olan kredi kartları ortaya saçılarak diğer insanların inanç tazelemesi sağlanır. Kutsal mekandan huzur içinde çıkarken, bunca inanç gösterisine rağmen, yeni dinin, etraftaki kameralarla ve alarm sistemleriyle seni hala günahkar olarak algıladığı görmezden gelinir.

Yeni dinde ölüm kavramı yoktur. “Ölümlü bir dünyada bu kadar çok tüketmenin anlamsız” olduğu düşüncesi, yeni dini bitireceği için, insanlara sürekli sonsuz bir yaşam resmi gösterilir. Yetmişinde bile “hala genç” kalmanın sırları, bu resmin tozpembe boyalarıdır. İnsanların ölümü hatırlamaması için mezarlıklar şehir dışına taşınır. Eskisi gibi, tabut içindeki cesedi omuzlarda mezarlığa taşıma sahneleri görünmez olur. Ceset, kimse görmeden, hızlı bir şekilde yok edilmelidir. Yeni din mensuplarının morali bozulmamalıdır. Onlar sadece ve sadece tüketmelidirler. Bu dine girebilmek için gerekli tek şey olan PARA’nın nasıl kazanıldığının önemi yoktur. Arkadaşını aldatmış, eşini satmış, birini gasp etmiş, çalmış, dolandırmış olabilirsin. Kutsal mekânda bunlar önemsiz ayrıntılar olarak kalır ve sen VİP muamelesi görürsün.

Yeni dinde, yenisini aldırabilmek için her şey kullanılıp atılabilir olmalıdır. “evladiyelik” kavramı yeni dine terstir. Her şeyin kısa bir zaman diliminde tüketilir olması duygulara da yansır. Sevgililerin sevgilerini gömlek değiştirme süresine endekslemesi bunun sonucudur. Her şey kullanılıp atılmalıdır… Yazdığım bu yazının da başına geleceği gibi…

Foto: Chris Jordan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Reklamber :):) gerçekten de öyle.. ne denir ki böyle harika bir yazıya. Ellerine, yüreğine sağlık sevgili kardeşim. sevgi ve dua ile...safiye

safiye 
 01.11.2007 22:01
Cevap :
sevgili safiye, beğendiğine sevindim, sevgiyle kal  03.11.2007 16:57
 

Kaldirilip atilacak bir yazi degil bu. Klasik deyimle derslik... Okumamistim. Iyi ki yeniden girmissin. Yeni din tanimin, reklamber ve mabet tanimlaman tek söz sözcükle derslik. Herkes okumali, saklamali, cikarip cikarip cikarip yeniden okumali. Cok tesekkürler. Iyi geldi bana seni okumak.

pirmete 
 02.09.2007 17:20
Cevap :
teşekkürler dostum sesini duymak ban da iyi geldi  08.09.2007 19:35
 

Daha blog larda yazmaya başlamadan tanışmış ve bir iki tane yorum da yapmıştım sanırsam. Özellikle çay zevkimizin aynı oluşu da bir başka ayrıntıydı. Yazdığınız tüketim konusu ile ilgili olarak size ekleyebileceğim, bırakın artık geleceğimizi düşünmeyi, aldığımız tüketim kredileri ile geleceği borçlandırma yarışına sokulmuşuz çaktırmadan. Tıpkı devlet olarak olduğumuz gibi. Bu durumda devam edersek korkarım geleceğe borç ve sorundan, neresinden tutsan elinde kalan köhnemiş bir dünyadan, yozlaşmadan, sapkınlıktan başka bir şey bırakamayacağız. Bu anlamda acıyor ve üzülüyorum gelecek nesiller için. Saygılarımla.

Ayrıntıda gezinmek 
 02.09.2007 17:06
Cevap :
eyvallah değerli sot, katkın için teşekkür ederim  08.09.2007 19:37
 

Kimisine göre, işte hayat budur! Bana göre ise bu, "hayat veya yaşamak bu mudur?" şeklinde bir sorudur. Tak çıkar, kullan at, al ve tüket anlayışı insanı sarar mı, yorar mı? Bence yorar. Benzetme hoş uslup akıcı, yargılar yerinde... Yazınız, bu sitem devam ettikçe, tazeliğini koruyacaktır. Yani kulanılıp atılmayacaktır. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 02.09.2007 16:43
Cevap :
dedem korkut yaşasaydı durumu daha özlü bir sözle özetleyiveriri idi.. ama benim elimden bukadar geldi... sağolun  08.09.2007 19:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 4407
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Kendimi bildim bileli hiç saf su içmedim... ÇAY benim abu hayat suyum... İnce belli bardakalar çabuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster