Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
134
 

Yeni Dünya - Bildiğim Bilmediğimdir

Yeni Dünya - Bildiğim Bilmediğimdir
 

"Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şeyi bilmediğimdir" demiş Sokrates:
 
Kendini bilmenin ön koşulu bilincini inkâr etmendir. Sana öğretilmiş bilincinle kendini ancak başkalarının sana çaktığı kimlik künyen kadarıyla tanıyabilirsin. Bu yüzden, Sokrates’in sözü muazzam bir bilimsel düşünme ilkesidir. Sözün mana özü, ‘Bildiğin hiçbir şeye asla son ve mutlak bilgi inancıyla bağlanma’ diyor. Ben bu yüzden gün gelip de bildiğimin bilemediğim olduğunu görürsem hiç şaşırmam. Bildiklerimiz, yeni bildiklerimizin bilinciyle yanlış bildiklerimiz olabiliyor.
 
İnsan, bildiklerini işlerken önünde açılan bilinmedik bilgi ufku o kadar genişler ki bildiklerinin “hiçbir şey” kadar küçüldüğünü hisseder. Biraz felsefe ıkınmasıyla gelse de aynı sözden olumlu bir mana çıkarımı da sezinliyorum: “Bildikçe çoğalan bilmediklerimi bilmeye daha da yaklaşmış oluyorum” demeye de geliyor. 
 
Bilincimin iman pusulası yaptığım bu söz bazan kafamı karıştırır. Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim olabilir mi? Sözün özünü sorguladığımda bildiğim ‘hiçbir şeyin’ asla ‘her şey’ olamayacağını görüyorum. Zaten insanın bildiklerinin aslında ‘hiçbir şey’ kadar olduğunu kavrayabilmesi için çok şeyi bilip de bildiğinin her şey kadar çok nice bilinmedik hâlleri olabileceğini de sezmiş olması gerekir. Yani Sokrates’in epeyce bir bildiği vardır; ancak bildiklerinin içlerinde bilinmedik nice bilgiler saklı olduğunu da sezmiştir. Sadece, bildiklerinin ve henüz hiç bilmedikleriyle birlikte bildiklerinin de olası bilinmedik yanlarının hep birlikte gerçeklik yapan eytişimini tam çözümlemiş olmadan hiçbir şeyi bilmiş sayılmayacağından emindir.
 
Biz biliriz ki insan bilinci bilmediklerini sadece bildiklerini anlayarak fark edebilir. Burada, “Hiçbir şey bilmeyen bilmediğini fark edebilir mi?” sorusu felsefenin mantığını ayıltabilir. Yani, hiçbir şey bilmiyorsam, bildiğimin hiçbir şey olduğunu fark edemem. Bu yüzden özdeyiş asla Sokrates’in hiçbir şey bilmediğinin ifadesi olamaz.
 
Hayatın kader dümeninde insan bilincinin egemen gücü bilgiyi bilmesinden değil, bilgiyi çözümleme ve çözümlü bilgiyle bilinmeyenin gerçeklik bilgisini yapma işlevinden kaynaklanır. Bu yüzden, eğitim-öğretimin ana ilkesi öğrenciye bilgiyi ezberletmek değil, bilinen ve bilinmeyenin gerçekliğini sorgulayıcı ve deneyleyici bir bilinç edindirmek olmalıdır. Kısacası eğitim düşünmeyi öğretmelidir; insanı düşündürüp de bilincinin bilincine ermesini sağlama ereğine bağlanmalıdır. İnsan ancak düşünüp de kendini özeleştiriye çeken bilinciyle kendini bilmiş olabilir. İnsanı önce kendini bilmiş yapalım ki toplumsal yaşamındaki kusurlarından ve kötülüklerinden sorumlu tutma hakkımız oluşsun.
 
Eğitim kurumu bilgi şırınga merkezi değildir. Orada bilginin nasıl ve nerede bulunacağı, bulunca da hayalleri gerçekleştirmek için bilincin düşünce tezgâhında işleme yolları gösterilir. Amaç, insana kendini bildiren bilinç aynasını tutmaktır… Sorgulayıcı bilinç işleğinde bilgiyi çözümleyip herhangi bir hayalin gerçeklik bilgisine dönüştürmek düşünme eylemidir. Eğer, Sokrates’in “Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şeyi bilmediğimdir” özdeyişini öğrencimiz kendi bilinç aynasına sır çekerek bilinmeyenin hayalini yansıtabilir olmuşsa eğitim kurumlarımız amacına ulaşmış demektir.
 
Sokrates’in kara delik gibi güçlü bir ifadeyle vurguladığı şey asla bilginin bilinemezliği değildir. Bilginin göreceli doğruluğu öyle çok farklı gerçeklikle ortaya çıkabilir ki öğrenme olasılığı ve zamanı olsa bile insanın hepsini bildiğini iddia edebilmesi için kıyamete kadar da yaşamışlığı olması gerekir. Yani, kesin bilinebilir olan sadece, "hiçbir bilginin sonsuz kesinlikte kararlı mutlak gerçeklik yapmadığı" bilgisidir. Herakleitos’un, “Değişimden başka hiçbir şey sonsuz değildir.” sözüne kardeş bu özdeyiş, bilinen tek şeyin hiçbir şeyin mutlak kesinlikte bilgi kalıbıyla bilinmiş sayılamayacağı gerçeğine de vurgu yapıyor.
*
Muharrem Soyek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben yine de bir insanın kendisiyle bu kadar uğraşmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Sonuçta içimizde Mckenna'nın Altınları yok.

Kerim Korkut 
 19.07.2015 13:26
Cevap :
Her insanın içinde kıymetli bir cevher olduğuna ben de inanmam. zaten mesele içimizdeki kıymetli cevheri aramak değil. Mesele ne olduğumuzu ve ne olabileceğimizi idrak edecek kadar kendimizi bilir olmak. Bir bakıma insan yaratımı kadere posta koymanın gücünü keşfetmek.  20.07.2015 10:20
 

Kesinlikle doğru bir yaklaşım, bildiğini inkar edersen yeniden doğarsın zaten. Ve biz her gün yeniden yaratılmalıyız. Ben sabahleyin doğar akşam güneş batarken ölürüm; ertesi gün yeniden doğmak için.

Kerim Korkut 
 19.07.2015 13:18
Cevap :
Anda yaşamak ancak bu felsefi tavırla gelecekteki anlamını yitirmez. Çünkü inkâr asla unutmak veya çöpe atmak değildir. Sabahleyin güncellenmiş bir bilinçle dirilmek için geceden ölmeyi göze almaktır.  22.07.2015 14:18
 

Merhaba Muharrem Bey:) Yazınızı ilgiyle okudum. Özellikle de son paragraflar gerçekten çok anlamlı ve özeldi benim için, kesinlikle katılıyorum buna; ne zeka, ne eğitim ne de yetenek, kendini bilmenin yerini tutamaz. Teşekkürler değerli paylaşım için, sevgilerimle.

Mor Okyanus 
 13.07.2015 14:09
Cevap :
Tam da demek istediğimi anlamış olmanız beni yürekten sevindirdi. Teşekkürler.  15.07.2015 19:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 382
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1417
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster