Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
773
 

Yeni Dünya Düzeni

Yeni Dünya Düzeni
 

Selamlar,

Korkma! diye başlayan bir şiir değiştirebilirdi şairin hayatını. Şair ayrı, şiir ayrı güzel.

Komplo teorilerine inanıp inanmamak konusunda gelgitler yaşamış ve hala yaşayan bir insanım. Gerçeğin bazen, hatta çoğu zaman kurgudan daha kurgusal olduğunu görmek komplo teorileri üzerine biraz daha eğilmeyi gerektiriyor. Kendi kendimize sorduğumuz bazı sorularla alakalı hep ileriye yönelik umutlarla dolu cevapları hayal ediyor olmamız yüzleşme kabiliyetimizi yok ediyor. Sanırım istedikleri de bu.

Yeryüzünde hangi ara bu kadar üst seviyeye geldiği bilinmeyen bir sistem var. "Televizyon asla sinemanın yerini tutamaz" diyen akıl bu dönemi görseydi nasıl bir tepki verirdi acaba? Modern zaman insanının hayat tarzını eleştirdiğim konuşma ve yazılarımdan ötürü en başta yakın çevrem olmak üzere epey olumsuz eleştiri alıyorum. Çoğunluğun hatalarla yaşamaya alışmış olması hataları görmezden gelme zorunluluğunu getiriyor insanlara. "Herkes yapıyor ne olmuş canım?" cümlesi yanlışlığını içten içe hissettiğimiz bir yaşam şeklinin sessizlikle yürütülmesi gerektiği mesajını veriyor beynimize. Nasıl oldu sorusuna cevap vermek için ne zaman başladı diye sorarak geriye gitmemiz gerekiyor.

İlluminati, Masonluk, Siyonizm, Bilderberg ve daha nice gizli! örgütü deşifre etmekle övünen zihinlerle dolu dünyamızın nasıl olup da deşifre edilmiş olan sistem kurucularına hizmet etmeye devam ettikleri anlaşılamaz bir hal alıyor. Örgütlerin, kardeşliklerin isimleri veya tarihçeleri basit bir araştırma yapmakla bulunabilir nitelikte artık. Ancak önemli olan, okuyamadığımız konu ise ne yapmaya çalıştıkları.

Yazı biraz uzun olacak, sabır ve tahammül rica ediyorum.

Bizler türü ne olursa olsun elimize aldığımız kitapların % 99 dan fazlasında ÖNSÖZ kısmını okumaktan imtina ederiz. Gereksiz bilgi, hoş olmayan özetleme muamelesi yaparız böyle yazılara. Ama önsözler aslında anahtarımız içeriğe dalmak adına. Bu yazıda sorulanlar da biraz önsöz tadı verecek ama risk hayatın her alanında var nasılsa.

Coğrafi keşifler, Rönesans, Reform, Aydınlanma Çağı gibi birbirinin devamı olarak yıllarca tarihi domine etmiş olan bir akım söz konusu. Her birimize okutulan tarih derslerinin en az bir ünitesi bu başlıkların irdelenmesiyle geçti. Bu olaylar sonucu etkilenen insanlığın atağa kalkması, üretim araçllarının el ve şekil değiştirmiş olması, yönetim biçimlerinin sorgulanması ve daha nice gelişmeleri tetikleyen bu başlangıç hareketlerinin sorgulanmasına izin verilemeyen bir toplum haline gelmiş olmamızın temelinde bu bilinçlendirme! projeleri var aslında.

Newton'ın kafasına elma düşmeseydi veya o elma düşmesini sorgulamasaydı yer çekimi bulumayacak mıydı?

Edison'ın ampülü her kitapta yer alırken neden Tesla'nın alternatif akımı es geçildi?

Marx veya Marks sistem alternatifini düşünüp teorileştirirken bunu hiç kimseden etkilenmeden mi yaptı? Bu teorinin hayata geçirilmiş versiyonu (SSCB) için Kapital'e hiç mi ihtiyaç duyulmadı?

Yaklaşık 75 yıl boyunca dünyadaki siyasi ve askeri çatışmaların temelini oluşturan İki Kutuplu Dünya Düzeni ne derece gerçekçiydi? Peki bu ideolojiler uğruna ölen insanları, bu ideolojilerden doğan başka ideolojileri nasıl açıklayacağız?

SSCB dağıldıktan sonra dünya hakimiyeti konusunda rakipsiz kalan ABD gibi bir güç nasıl 11 Eylül gibi bir olayı engelleyemedi?

Afganistan, Irak zorla demokrasi! götürülen yerler iken Arap Baharı neden zorla devam ettirilmeye çalışıldı? Müslümanların da demokrasi ile yönetilebileceğini kanıtlamak için mi?

2001 yılında Hasta Adam'ın torunları doğrudan komaya gönderilmiş durumda iken 13-14 yıl sonrasında ayaklanıp hüküm vermeye soyunur hale gelmesi göz ardı edilecek bir konu muydu?

Ankara'nın göbeğinde 102 insanın katledilmesi herhangi bir siyasi partiye rant olsun diye mi yoksa devletin sinir sistemlerine uyarı olsun diye mi yapıldı?

Sahi devletin sinir sistemi diye bir şey var mıydı? Yoksa 2000 yıldan beri var denilen belirli mekanizmalar şans eseri mi karalanır alay edilir olmuştu?

Amerikan hükumeti hakkında bırak ulusal sınırlarını uluslarası kapsamda dahi aykırı sözler yüksek desibellere ulaşamazken ve o yüce ülke "özgürlükler" ülkesiyken biz veya bizler gibiler nasıl demokratikleşme yolunda oluyordu?

İslam inancındaki meşveret anlayışıyla demokrasiyi bağdaştırmaya çalışanlar "Yeşil Komünist" olmakla suçlanırken, yıllarca ülke yöneten belirli aile ve kuruluşlar nasıl mazlum rolüne bürünüyordu?

Sizce Gezi Hareketinin başlangıcı ile devamı gerçekten kendiliğinden gelişen bir süreç miydi?

Paralel, eşkenar, üçgen, dikdörtgen yapılanmalar gerçekten iç dinamiklerin getirileri miydi?

Sistem, küçük çarklardan büyük dişlilere kadar tıkır tıkır işletilen devasa bir makine gibidir. Çomak sokmakla sekteye uğratılacak feleğin çarkına pek benzemez esasen. Kendinizden, ailenizden, çevrenizden başlayarak adım adım üstüne gitmeniz gereken sorunsallara çözüm bularak sistem üretebilirsiniz. Bilgisayar, telefon veya televizyon başında geçirdiğiniz vakti sorgulamaktan uzaktaysanız sistem eleştirisi yapar, sistemin cazibeli kollarında rahatlatırsınız kendinizi. 

Sanki rahatlıktan başımıza geliyor biraz bunlar. İnanın sistemin sahipleri bizler kadar rahat değiller. Bakmayın o muhteşem zenginliklere ortada dönen paralara siz. 

Sahi bunu bildiği için mi KORKMA! demişti şair. Bundan rahatsız olduğu için mi böyle başlamıştı söze şair. Evet Korkma! ama rahatlık delisi de olma!

Artık korku yok.

Not: Sonraki yazılar yayınlanması durumunda bu meseleleri derinleştirmek üzerine olacaktır inşaallah. 

Selametle,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar. Ben elime aldığım her kitabın önce önsözünü (mukaddime) okurum. Sevmediğim bir kitabın da gerisini asla getiremem. "Yeni Bir Dünya Düzeni" başlıklı makalenizi okudum. "Korkma" diye başlayan şair, belki bunu bildiği için öyle başlamış olabilir. Makalenizi anlamak için üzerinde biraz düşünmek lazım. Hatta gerekirse bir daha okumak lazım. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 27.10.2015 14:29
Cevap :
Selamınıza mukabele ediyor olmaktan mutluyum. Selamlaşma da bir mukaddime değil midir? Makale biraz es geçtiğimiz konulara değinme maksadı taşıyor sanırım. İlginize teşekkür ederim.  27.10.2015 21:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 194
Kayıt tarihi
: 06.05.15
 
 

İnsanlar arasında insanlardan bir insan.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster