Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '13

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
482
 

Yeni İlahiyat Programına "neden" hayır demek zorundayız?

Ulusal basında ve sosyal medyada “Yeni İlahiyat Programı” tartışılıyor. Tartışmalar çok güzel. Ancak eksik bir tarafı var. Yeni ilahiyat programında sorun sadece felsefe dersleri değildir. Kuşkusuz felsefe dersleri önemlidir, iştigal edenin bakış açısını zenginleştirir. İlahiyatlar için gereklidir, ancak yeni ilahiyat programını sadece felsefe açısından değerlendirmek hem sakıncalıdır hem de konuyu saptırmaktır.

Öncelikle şunu söylemek gerekir: Yeni program topyekûn sorunludur. Pedagojik değildir. Kibirli bir dogmatik zihniyetin ürünüdür. Felsefesi yoktur. Üniversitelerin özerkliğine aykırıdır. Fakülte Kurulları ve Üniversite Senatosunun iradesi, akademisyenlerin tercihleri by-pass edilmektedir.

Bu nedenle tartışmayı doğru bir yerden sürdürmek gerekir.

Sorun sadece felsefe dersleri değildir. Programa iki saat "Felsefeye Giriş", iki saat "Felsefe Tarihi" dersleri konulsa bile sorun halledilmiş olmaz.

  1. Yeni ilahiyat programı dayatmacı bir şekilde baskıyla yürürlüğe sokulmak istenmektedir. Bu anlamda oldu bitticidir. Otoriteryan bir zihnin ürünüdür. Mevcut program geliştirilirken Dekanlar toplantısı dışında konuyla ilgili hiç bir ilim adamıyla görüşülmemiştir. İtiraz eden Dekanlara "yukarı böyle istiyor" diye tehditkâr ikazlarda bulunulmuştur. Bugün dünya küreseldir. Toplantılarda ne olup bittiği, kapalı kapılar ardında neler döndüğü herkesin malumudur.
  2. Yeni ilahiyat programının hedefleri ve kazanımları nelerdir? Maalesef yeni program hedef ve kazanımlar belirlenmeden masa başında üretilmiştir. Program geliştirme kriterlerine uygun değildir. Program hazırlayanların basına yansıyan görüşlerine göre: “Ülkemizde 90 kusur İlahiyat Fakültesi varmış, her birinin farklı bir talebi varmış, bunları uzlaştırmaya çalışıyorlarmış, bir dekan bir şeyden vazgeçiyor diğeri bir başka şeyden, ortak nokta buluşmak zormuş.” Bu açıklamalar göstermektedir ki bu programı hazırlayanlar dünyaya yeni bir program geliştirme modeli sunmuşlardır. “Pazarlıkla program geliştirme”.
  3. Yine basına yansıyan ithamlardan anlıyoruz ki,  ilahiyat programının değiştirilmesinin ve yeni bir program hazırlanmasının temel amacı sadece vaiz tipi bir ilahiyatçı oluşturmaktır. Bunun için aslında ilahiyata da gerek yoktur. Bu sebeple yine YOK’te alınan bir kararla tüm ilahiyat fakültelerinin adları İslami ilimler olarak değiştirilmiştir. Yakında yeni isimler de baskı ve zulümle dayatılacaktır. Bir kere ilahiyat fakültesinin vizyonu ve misyonuyla İslami ilimler fakültesinin vizyonu ve misyonu aynı değildir. Bu arada İslami ilimlerin ne kadar üniversal olabileceği ayrıca tartışmaya açıktır. İslami ilimler “İslam âlimi” yetiştirir. Ama bu sadece İslam âlimidir. İlahiyat ise hem “İslam âlimi” hem de “teolog” yetiştirir. Bu müthiş bir kompozisyondur. Bize hastır. Bilmeyen, anlamayan bunun önemini ve değerini öğrenmelidir. Çünkü gelenek ile moderni, eski ile yeniyi, Doğu ile Batıyı, vahiy ile aklı, din ile ahlakı, din ile sanatı, din ile beşeri bilimleri şahsında mezcedebilmiş kişidir ilahiyatçı. Bu arada ilgili zevatın yeni ilahiyatçıdan kastının sadece ve basitçe vaaz edip namaz kıldırabilen, Arapça ibare okuyabilen bir kişi olduğu aşikârdır. Zira bu programdan başka bir şeyin çıkması beklenemez. Bu arada İlahiyat isminin İslami ilimlere çevrilmesi de ayrıca düşündürücüdür.  Bunun devamında birçok bilim dalı İslami olmadığı için ya kaldırılacaktır ya da önce seçmeli hale getirilip daha sonra yavaş yavaş yok edilecektir.
  4. Yeni ilahiyat programı hazırlayanlar akademik düşünceyi ne hazmedebilmişlerdir ne de böyle bir dertleri vardır. Anlaşıldığı kadarıyla onlar katı birer ideologdurlar, dogmatiktirler, totaliterliğe özenmektedirler. Bu yeni program ile İlahiyatlar Kur'an Kursu’nun bir üstü sayılabilecek medreselere dönüşecektir. En iyi ihtimal Ezherleşecektir. Buna karşı çıkmamızın sebebi Medrese ile ilahiyatı ayıran temel fark da yatmaktadır: "Medreselerde insan, din içindir" düşüncesi hâkimken "ilahiyatlarda din insan içindir" düşüncesi ön plandadır. İkinci olarak şunu vurgulamak gerekir: İlahiyat eğitimini medrese eğitiminden ayıran hususların başında Felsefe ve Din Bilimleri ile İslam Tarihi ve Sanatları bölümleri gelmektedir. Yeni programda bu husus ihmal edilmiş, görmezden gelinmiştir.
  5. Yeni programdaki teknik hatalar ise sayılmayacak kadar çoktur: Örneğin,  Osmanlı Türkçesi İle Türk İslam Edebiyatı; İslam Sanatları ile Dini Musiki; Kelam ile Mezhepler Tarihi birleştirilmiştir. Bu durum son derece vahimdir.
  6. Yani programda birinci sınıf birinci dönem öğrencilerine 11 çeşit ders sunulmuştur. Bu durum pedagojik değildir. Bologna sürecine de aykırıdır.
  7. Yeni programda öğrencinin ufkunu açıcı genel kültür dersleri sıfırlanmıştır (yanlış duymadınız programda genel kültür dersi yok). Sosyoloji ve psikoloji dersleri budanmıştır. Bu anlamda insanı ve toplumu bilmeyen, anlamayan ilahiyatçılar yetiştirilmeye çalışılmaktadır.
  8. Bu yeni programcığın getirdiği insan modeli sığ, kalitesiz, ezberci, dünyaya kapalı, estetik zevkten yoksun, anlamadan inanan, sadece itaat kültürünü önemsemiş, dogmatik ve fanatik dindar tipidir. Bu program uygulandığı takdirde sınırları daralmış, ufku zayıf, yorumlamadan uzak, topyekûn ezberci, entelektüel donamımı kendi gölgesini aşamayan, tarihsel din (İslam) ve dindarlık (Müslümanlık) tecrübemizin incelik ve nezaketinden uzak, dünyadan bir haber, estetik ve edebi duyguları sorunlu, bir şeyleri bilen ama bunları ne yaşantısına geçirebilen ne de paylaşabilen, yaşamaya çalıştığı "dağ başında kırsal İslamı" evrensel İslam zanneden, ahlakı kuru kuruya tanımlayan ama "ahlak eğitimi nasıl yapılır" bilmeyen, "değerler önemlidir" diyen ama duyuşsal alan eğitiminin nasıl yapılacağı konusunda herhangi bir fikri olmayan, görünürde dindar ama içten içe ahlaki sorunlarla boğuşan, engellenmiş ve bastırılmış fikirleriyle psikiyatristlere bol bol para kazandıran bireyler üreteceğiz.
  9. Yeni programda ahlak ve değerler eğitimi hiç yer almamaktadır. Küreselleşen dünyada en temel problemin ahlak ve değer erozyonu olduğu söylemini sağır sultan bile duymuştur. Bu programcık "bir şeyleri bilen ama yaşantısına geçirmeyen" ya da "sadece görünürde yaşayan ancak içte dayanılmaz fırtınalara maruz kalan" hastalıklı dindarlar yetiştirmeye adaydır.
  10. Programda araştırma ve yöntem dersi yoktur. Yanlış anlaşılmasın "yöntem" dersi yok dediysek zannetmeyin ki "İslami Aştırmalarda Yöntem" diye bir ders var. Keşke olsaydı. İşte tam da bu noktada "Acaba sistematik düşünme birilerini korkutuyor mu?" diye düşünesim geliyor. Bu tür dersler yok ama "bitirme ödevi" ya da "seminer" dersi var. Yöntem dersi almamış bir öğrenci nasıl seminer yapar, burası ayrı bir tartışma konusu.
  11. Siyaseten Alevi açılımı yapılacak ama yeni programcıkta "Alevilik ve Bektaşilik" ile ilgili bir ders konulmayacak. Yetiştirdiğin ilahiyatçılar da bu konularda cahil bireyler olarak sıklıkla sorunlar yaşamaya devam edecek. Bu durum uzlaşıyı değil önyargıları, ayrımcılıkları, çatışmayı, kavgayı körükleyecek. Talibanlaşan gençler arasında tahammülsüzlük ve kavga ortamı artacaktır. Çünkü bu eğitimle hayata siyah-beyaz, doğru-yanlış, caiz-caiz değil, helal-haram ikilemiyle bakan gençler yetiştirilecektir.

Özetle:

Bu program bilimsellikten yoksundur. Çağın ihtiyaçlarına uygun değildir, öngördüğü insan tipi sorunludur.

Bu program ile sadece ilahiyatın değil, tarihsel süreçten bugüne ulaşan İslam anlayışımızın genetiği bozulmak istenmektedir.

Bu sebeple teşhisi doğru koymak lazım: Yeni program bütünüyle reddedilip usulüne uygun bir şekilde yeniden hazırlanmalıdır. Yoksa mesele “Temel İslam Bilimleri”ne yönelik derslerinin artırılması diğer derslerin azaltılası değildir.

İlahiyat fakültesi öğretim üeyeleri ilkokul müfredatı tarzında bir programla karşı karşıya kaldıkları için yoğun bir aşağılanmışlık duygusu yaşamaktadırlar.

İlahiyat fakültelerinin adlarının İslami ilimlere çevrilmesi ideolojik kaygılarla tarihsel kökleri olan bir bilim geleneğini ve yine tarihsel kökleri olan bize has Müslüman tipinin yok olmasına neden olacaktır.

İlahiyat bir kültür ve medeniyetin iç kalesidir, iç kale düşerse ülke düşer.

Öneri:

Yeni diye dayatılan bu program baştan ayağa sorunlu olan bu yeni program topyekûn reddedilmeli, derhal uzmanların bulunduğu bir komisyon tarafından program geliştirme süreçlerine uygun olarak, bizi geriye değil ileri taşıyan bir ilahiyat programı geliştirilmelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 18155
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

Kayseri-Develi doğumluyum.1989 yılında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldum. Şu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster