Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
14
 

Yeni Kitabın Sancısı

Gecesi gündüzü yazmak olan bir kalem erbabı düşünün şimdi. Su, ekmek nasıl ihtiyaçsa yazmak da kelimelerle haşir neşir olmak da olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır onun için. Hele ki ufukta uzun zamandır gündeminde olan ama bir türlü toparlayıp yazamadığı kitabı var ise yazmak altın değerindedir bir yazar için. Onun her şeyi olmuştur artık yazmak. Kafasında ondan başka bir düşünce yoktur. Varsa yoksa yazılmayı bekleyen kitap ve yazılar vardır menüde. Diğer bir deyişle yazar, kitabın sancısını çekmektedir. Bunu yeni doğacak çocuklara benzetmişimdir hep. Nasıl yeni doğacak çocuk anneye zorluk yaşatıyorsa yeni çıkacak kitap da öyle zorluk yaşatır yazara.
 
Yazar hayalini kurduğu kitaba gebedir. Onun doğumunu, ortaya çıkmasını bekler günlerce, aylarca. İlmek ilmek işler sayfalarını. Bu da epey bir eziyet verir yazara. Yeri gelir yorulur, yeri gelir üzülür.
 
Bazen çıkmaza girer vazgeçme noktasına gelir. Ama bunu başaramaz. Çünkü yazar bilir ki onca emek verdiği kitabı eline aldığında yeni doğmuş bir çocuğu eline almış gibi sevinecektir. Bu yüzden zor da olsa, güç de olsa dayanır bu sancıya gece gündüz. Bunu nerden biliyorsun dediğinizi duyar gibiyim şimdiden. Biliyorum, çünkü aynı sıkıntıları, sancıları ben de yaşıyorum. Kafamda kurgusunu tamamladığım ama yazıya henüz dökemediğim bir kitap var. Yazmak için gece gündüz çırpınıyorum. Bazen kelimeler kolayca dökülüyor dilimden ve ben mutluluktan uçuyorum o zamanlar. Bazen de tek kelime çıkmıyor dilimden. Ketumluğum tavan yapıyor deyim yerindeyse.
 
İşte böyle zamanlarda alabildiğine gergin ve sinirli oluyorum. Hükmettiğimi düşündüğüm kelimelere diz çöktürememenin utancı peyda oluyor yüzümde. Ne yapsam başaramıyorum. Uğraştıkça daha da battığımı hissediyor, kelimeleri yalnızlığına terk ediyorum öyle anlarda. Bense melankolime gömülüp, saatlerce neden böyle olduğunu düşünüp duruyorum. İlham denilen o tılsım gelirse kelimeler dökülmeye başlıyor hemen. Yok şayet gelmezse her şeyi akışına bırakmak iyi gelir deyip düşünmüyorum epey bir süre. 
 
Bu çıkmazı, kelimelerin yazara bir cilvesi olsa gerek diye görüyorum. Kolay elde edilir olmadığını belli edecekler illa. Varsın kolay olmasın demekten alamıyorum kendimi. Sonra ekliyorum: Kolay elde edilen her şey çabuk kaybedilir, değeri bilinmez zaten. Biraz emek, biraz sabır olacak ki uğraştığımıza değsin ve değeri bilinsin. Onun için her yönüyle güzel buluyorum yazmayı. Kelimelere efendilik yapmayı, yapamamayı, birkaç satır yazmak için saatlerce kıvranmayı... Hepsini ama hepsini çok seviyorum.

Necati Dilek/ Nazilli

 
jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 47
Kayıt tarihi
: 03.01.19
 
 

5 Nisan 1991 Aydın Sultanhisar doğumluyum. İlköğrenimi köyde tamamladım. Sonraki yıllar eğitim iç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 47
Kayıt tarihi
: 03.01.19
 
 

5 Nisan 1991 Aydın Sultanhisar doğumluyum. İlköğrenimi köyde tamamladım. Sonraki yıllar eğitim iç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster