Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '11

 
Kategori
Genetik
Okunma Sayısı
459
 

Yeni nesil efendiler -1-

Yeni nesil efendiler -1-
 

Genetik kodlama "henüz" hazır değil.


Dünyada, bizim bulunduğumuz yerden pek de fark edilmeyen bir savaş yaşanıyor. İnsan biyolojisi üzerinde bir savaş. Tarafları Klonlama ve Seçici dölleme. Bunun kendisini ilgilendirmeyen bilimsel bir konu olduğunu düşünenleriniz çok yanılıyorlar. Çünkü doğrudan doğruya çocuklarımıza ve torunlarımıza kimin, nasıl hükmedeceğine karar vermek için yapılan bir savaş bu. 

Klon, Tdk kılavuzunda “kopya” olarak geçiyor. Pek doğru bir tanım değil. Çünkü kopya bir şekilde orijinali ile farkı konulabilen şeydir. Klon da ise bilinçli olarak konulmadığı sürece hiçbir fiziksel fark yoktur. Bu yüzden ben “tıpkılama” diye bir kelime uydurdum. Uygun gören kullanılır. Seçici dölleme ise, özel vericiden alınan spermin, yine özel bir yumurtayı döllemesi ile gerçekleştirilir. 

Bilimkurgu meraklıları hatırlayacaklardır. 1980’lere kadar bilim kurgularda gerçekleşeceği söylenen büyük buluşlardan ikisi “Serbest Bilgi Akışı” ve “İnsan Genlerindeki Şifrelerin Çözülmesi” idi. Bugün bu ikisi de gerçekleşti. İlk başlığı yani “Serbest Bilgi Akışı”nı, bu yazının okunduğu internet sayesinde yaşıyoruz. Her ne kadar zaman zaman o da sansürleniyorsa da, bir şey hakkında istediğimiz bilgiyi aradığımız an bulabilmek için, kütüphaneler dolusu ansiklopedi sakladığımız günleri hatırlayın lütfen. 

İkincisi yani “İnsan Genlerinin Şifresinin Çözülmesi” de gerçekleşti. İngiltere’deki Sanger Enstitüsü, Aralık 1999’da araştırmasını tamamladığını açıkladı. Araştırma (en azından bir kısmı) 2001 yılında yayınlandı. Neyin ne olduğunu ise daha sonra öğrenebileceğiz. Yani mükemmel sonuçlara ulaşıldıktan, kısaca “Atı alan Üsküdar’ı geçtikten” sonra. 

Hiçbir doktor kabul etmek istemez ama, tıpta yaşanan inanılmaz gelişmenin kökeninde, Alman toplama kamplarında kobay olarak kullanılan zavallı Musevilerin büyük rolü vardır. Kabul etmek istemez çünkü öyle iğrenç bir gerçektir ki, bu gerçeği kabul etmek, insana o pislikten bir parçanın sıçrayıp, üstüne yapışmasını kabul etmek gibi gelir. Bu yüzden bu gerçek görmezden gelinir, hiç olmamış gibi varsayılır. 

2. Dünya Savaşı’nda eldeki malzemeyi mümkün olduğunca iyi değerlendirmeye çalışan Nazi doktorları, toplama kamplarında, insan limitleri ve tedavi teknikleri konusunda bolca deney yaptılar. Bu deneylerden en fazla önemsenenleri ise, genetik konusunda gerçekleştirilenlerdi. Çünkü onlar “Üstün Irk”ın yaratılması için yol gösterici olacaktı. 

Almanların genetik ve üstün ırk konusundaki çalışmaları bu kadarla sona ermiyordu. Hitler’in emriyle kurulan çiftliklerde, sağlıklı, zeki, üstün ırkın fizik özelliklerini taşıyan Alman kadınları yine üstün ırkın fiziksel özelliklerini taşıyan, sağlıklı ve üstün zekalı Alman erkekleri tarafından döllendiler. Temiz havada, mükemmel gıdalar ile beslenen, kendini adamış bu Alman kadınları, Hitler’in “Yeni Nesil” diye adlandırdığı Alman çocuklarını doğurdular. Sonra Almanya savaşı kaybetti ve çiftlikler dağıldı. Çocukların ne olduğu ise hiç bilinemedi. Bu çocukları yıllar sonra araştırmaya başlayan gazeteciler ise sonu ölümle biten aksiliklerle karşılaştılar ya da ansızın araştırmalarına son verip, başka konularla ilgilenmeye başladılar. Ölen gazetecilerden birinin, bu çocukların bazılarının izinin şu anda Alman ekonomisine yön veren şirketlerin sahipleri yada önemli görevlilerine gittiği yolundaki bulguları, rivayetten öteye gitmedi. 

Diğer dala geri dönelim. 2. Dünya Savaşı’nda Almanların üzerinde çalıştığı konu, genetik zenginleştirme ve genetik dönüştürme ile ilgiliydi. Özellikle Doktor Josef Mengele’nin bu konudaki kapsamlı ve derin araştırmalardan bahsediliyor. Göz renginden ırksal özelliklerin değiştirilmesine dek bir çok başarısız deney yapmış. Belki başarılı olduğu deneyler de olmuştur. Bilemiyoruz, fakat bu konuda pek çok söylenti dolaştı yine. “Boys from Brazil” filminin ana teması da buydu. İra Levin’in romanından uyarlanan filmde 3. Reich’i hayata geçirmek için yapılan bir dizi çalışma anlatılıyordu (Belki seyretmek isteyenler çıkar diye filmin konusuna girmiyorum). 

Mendel bezelyeleriyle başlayan zincirin halkaları 2. Dünya Savaşı Sırasında oldukça güçlendi. Savaştan sonra Amerikalılar ve Avrupa’lılar bu konuda çalışmayı sürdürürken Ruslar, bir süre için, bu konuya hiç eğilmediler. Çünkü onlar, insanların üstünlüğü değil, eşitliği ilkesine göre bir ideoloji benimsediklerinden, bunun yanlış olduğuna karar vermişlerdi. 

Zaman içinde deneyler gizli gizli yürütülerek günümüze kadar gelindi. Amerikalıların “İnsan Genlerinin Şifrelerini Çözme” çalışmaları sanki “Üstün İnsan Yaratma Projesi” ile hiç ilgisizmiş gibi yürütüldü. Hastalıklara çare bulmak ya da en kötü ihtimalle silah yapmak ve gereğinde özgürlükler savunucusu Amerika’nın savaştığı yabancı ırkın genetik kodlarına göre uyarlanmış biyolojik silahlar yaratmak üzere gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Gerçi öne sürülen savlar da gerçekti. Bu bilgilerin silah olarak kullanılacağının bilinmesi, öyle büyük bir korku yaratıyordu ki, ardındaki diğer amaç akla getirilmiyordu bile. 

Bizraz uzunca oldu. Daha fazlasını okumak isterseniz lütfen http://diflek.com/703/yeni-nesil-efendiler-1/ linki tıklayınız 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1454
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

Olduğu gibi kabullenmek yerine "neden" sorusunu sormayı yeğlerim. 25 seneye yakındır senaryo çalışma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster