Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '10

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1102
 

Yeni nesil sömürgecilere örnek; Birleşik Avrupa imparatorluğu (4)

Yeni nesil sömürgecilere örnek; Birleşik Avrupa imparatorluğu (4)
 

Modern sömürgeciler, kölelerinin ellerini zincirlerle değil, beyinlerini TV'lerle bağlamaktadır.


Güçsüz milletlerin; modernlik adı altında Fransız ihtilali ve ABD’nin Wilson prensipleri ile nasıl soyuldukları, Osmanlı İmparatorluğu yok edilirken kullanılan; “Milliyetçilik, Özgürlük” söylemlerinin nasıl tam tersi yapılarak sömürgeleştirildikleri hayret ve ibretle görülecektir. O dönemde, ‘Fransız ihtilali’nin dünyaya nasıl pazarlandığına bakalım;

-“Milliyetçilik, eşitlik, özgürlük, adalet, kardeşlik… “

Kelimeler, taşıdıkları anlamlarıyla nasıl da insanın kulağına hoş geliyor değil mi?

Bakalım tarih kitapları, bu hoş kelimelerin hangi karşılıklara denk geldiği konusunda neler yazmaktadırlar?

- Milliyetçilik;

-“Milliyetçilik fikri ilk kez Fransız ihtilali ile ortaya çıkmış, bundan sonra krallık ve imparatorluklar yıkılarak ulus (millet) devletler kurulmuştur. (Osmanlı devletini en çok bu ilkeden etkilemiştir. Çok uluslu bir devlet yapısına sahip olan Osmanlı Devletindeki azınlıklar, dış devletlerin kışkırtmasıyla ayaklanarak birer birer bağımsızlıklarını kazanmışlardır…”

Peki, bu süreçte “Milliyetçilik” anlayışından Osmanlı’dan başka etkilenerek yıkılan (paylaşılan) başka imparatorluk var mıdır?

-İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, Belçika, Hollanda, İspanya ile Avustralya, Kanada, Japonya’da halen krallık-monarşi devam etmektedir;

-Krallık, Almanya’da 1919, İtalya’da 1946’da kaldırılmıştır. Ancak burada en büyük etken, Almanya ve İtalya’nın dünya savaşlarından ağır yenilgi almalarıdır. Aksi durumda ve diğerlerine baktığımızda, krallık-monarşinin oralarda da devam edeceği anlaşılmaktadır.

-Ve Fransa ile ABD’de de bilindiği gibi yönetim şekli başkanlıktır.

Görünen şekli ile Fransız İhtilalı’nın sonuçlarından Osmanlı’dan başka etkilen pek yok gibidir.

Şimdi de “Milliyetçilik” anlayışının yanında kimlerin “Özgürlüklerine” kavuştuklarına bir bakalım;


Tarihe düşülen notlar da ne denilmekteydi?

-Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak, çok uluslu devletlerin parçalanmasında etkili oldu.


Doğru! Osmanlı parçalandı. Ve Ortadoğu, Afrika ve Balkanlardaki diğer milletler bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Gerçeklere bakıldığında;

-Önce; Osmanlının zayıflama sürecine uygun olarak, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri, ABD, İngiliz-Fransız ve Ruslar tarafından paylaşıldı.

-Arkasından ikinci dünya savaşında Balkan ülkeleri Almanya tarafından işgal edildi.

-Ancak Almanlar savaşı kaybedince, onların yerini Balkanları bu kez Ruslar alırlar.

-Ve Ruslar Balkanlarda çıkarlar. Çıkarlarda Balkanlar rahata kavuşur mu?

-Sırada Yugoslavya’nın parçalanması vardır. Balkan ülkeleri yine yıllarca kan ve gözyaşı içerisinde kalırlar.

-Ve en sonunda Osmanlıyı parçalayanlar, Tüm Balkan ülkelerini Avrupa İmparatorluğu şemsiyesi (koruması) altına alırlar.

Gitti Osmanlılar, Geldi Avrupalılar….

* * *

Eski sömürgeci İhtilalci Fransızlar, milletleri uyutur da, yeni sömürgeci ABD’liler onlardan geri kalır mı?

Onlar da, sömürgeciler halkasına, ortaya bazı cin fikirler atarak katılırlar. Nasılsa dayatma güçleri de vardır.

Bu niyetle ilk önce , 1918’de ABD kongresi tarafından, “Wilson İlkeleri” olarak anılan bazı kararlar alınır. Bunlardan birisi;

-“Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk olan kısımlarının egemenliği sağlanacak, fakat Türk olmayan milliyetlere muhtar gelişme imkânları verilecek… “

Dışarıdan bakıldığında, Fransız İhtilal anlayışının getirdiği gibi insani yaklaşımlar vardır. Zayıf milletler bundan böyle kendi yönetimleri kuracak ve kimseye hammaddelerini kaptırmayacaklardır.

-“Aaa…Ne güzel!”

Bakalım devam eden süreçte ne, ne kadar güzel olacak ve zayıf milletlerin başlarına neler gelecektir?

ABD yönetimi, kongrenin kararına uygun olarak ne Afganistan’ı, ne de Irak’ı işgal eder, yönetimlerine el koyar; ne Afrika ülkelerini, elmas ve madenleri için kan deryasında boğar, ne de Latin Amerika’da sabah akşam ihtilal yaptırarak, ülkelerin zenginliklerini sömürür!

“Wilson prensipleri” ne demekteydi? Kim kimi kandırırsa!

* * *

Avrupa açıkça ve yaklaşık 500 yıldır, (son dönemde de ABD) sömürgelerin sırtından zengin olmuşlardır.

Bu anlayışa paralel olarak; İngiliz-Fransız ile Alman- İtalyan gruplaşmasının ve dünya savaşlarının altında yatan en büyük neden sömürgelerin paylaşılamamasıdır.

Ancak, İkinci Dünya savaşından sonra gelinen noktada Avrupa; ABD ve Rusya karşısında ezilmemek, sömürgelerini kaptırmamak için 500 yıldır birbirleriyle düşman olmalarına, savaşmalarına rağmen, ortak çıkarları için bir araya gelmiş ve yeni bir sömürge imparatorluğu kurmuşlardır.

Bu imparatorluğun sevimli ismi! “Avrupa Birliği”dir. Sürükleyicileri de; güçlü Almanya-İtalya’dır. Bundan sonra Avrupa’ya yön verecek olan da bu iki devlettir.

İngiltere şu an, Avrupa ekonomik liginin 3’üncü kümesindedir. Ve İngiliz-Fransız kader ortakları, ekonomik olarak Alman-İtalya ortaklığına yenilmişlerdir.

Bu nedenle ABD’de bizim bölgemizde, kendisine zayıflayan İngiltere yerine yeni bir (güçlü) ortak aramaktadır.

Ancak; Almanya, Çin, Rusya ve Japonya’nın geçmişte yaşadıkları nedeniyle gelecekteki ilişkilerinde, ABD’ye iyi duygular beslediklerini söyleyemeyiz.

Özetle; ABD’nin bundan böyle bölgemizde işi kolay değildir. Son dönemde yaşananları, bu anlayışlarla değerlendirebiliriz.

* * *

Batı tarafından önce Güney Amerika ülkeleri sömürülmüş, buna sonradan Hindistan ve Çin ilave edilmiştir.

Sonra sıra, Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika’nın sömürülmesine gelince; buradaki en büyük engel Osmanlı İmparatorluğu, yapılan uzun vadeli şeytani planlarla yıkılmıştır.

Bu noktada, İngiliz-Fransızların (ABD’nin) Osmanlının yıkılma için ortaya attıkları, “Milliyetçilik” anlayışını açıkça bir tuzak olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Ve kuvvetli bir şekilde iddia edilmektedir ki, son 100-150 yıllık tarihimizin siyasi meseleleri üzerinde ağır bir örtü vardır.

İlginçtir, yaygın olarak bilinenlerin aksine; Osmanlılara, “Turancılık” anlayışı Almanlardan, “Cumhuriyet” anlayışı da İngilizlerin önderliğinde gelmiştir.

-“Kazım Karabekir Paşa günlüklerinde anlatmaktadır. 27.12.1919, İngiliz kaymakamı Rawlison gece Erzurum’a geldi. 4.sonrada daireye beni ziyarete geldi. İki saat konuştuk. Cumhuriyet taraftarı imiş…” (YKB yayınları, Kasım 2009)

-“Paşa, İngiliz görevliye sormuştur herhalde; “Bize öneriyorsunuz da, siz niye cumhuriyete hala neden geçmiyorsunuz?”

Anlatılanlar ışığında, ülkesinin dününde gerçekte neler yaşandığını; yarınında kendisini nelerin beklediğini öğrenmek isteyenler, resmi tarihin dışında mutlaka ve çok değişik kaynaklardan tarihimizi yeniden okumak, değerlendirmek ve gerçeği öğrenmek durumundadırlar.

* * *

Sonuçta gelişen teknoloji doğrultusunda nasıl ki, operatörler tarafından kullanılan makineler, insansız, robotlar tarafından kullanılır hale getirilmişse;

Yeni nesil sömürgecilik anlayışında da; zorda kalınmadıkça bundan böyle ülkeler fiili işgal edilmeyecek; yatırımlar, borçlandırılmalar ve birliklerin içerisine alınarak gönüllü köleler olarak kullanılacaktır.

Bunlarda kurtulmanın ve bu tuzaklara düşmemenin yolu;

-Okumak, okumak ve okuyarak bilgi sahibi olmaktan;

-Bilgi sahibi olunduğunda, bu bilgilerden yeni bilgi üreterek, kullanmaktan;

-Bilgi edinirken, farklı anlayıştaki kaynaklara itibar etmekten;

-Bir iddiayı, karşı iddiasını da değerlendirmeden bir sonuca gitmemekten geçmektedir.

Resim;khaos.info

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence bu tür oyunlar kılık ve isim değiştirerek hep oynanacak/oynatılacaktır. Bu gün de uluslar dindar-dindar olmayanlar olarak bölündürülüyor. Dünyadaki 1,5 milyar Hıristiyan daga da katolıkteştirilip fanatikleştirilirken; 1,5 milyar Müslüman ya radikalleştiriliyor ya iılımlılaştırılıyor, 1,5 Budist de Budisb tehlikede korkusu ile fanatikleştirilip politize ediliyor. 1 milyar Hindu'ya da sıra gelmek üzere... Bunların birbirleri ile çatıştırılmaları 2035'ten sonra başlayacak, diye yazan-çizen bir dizi insan var... 2050'de ise micro milliyetçilikler tekrar revaçta olacakmış. Böylece dünya önce 100 ülkeye sonra 2 bin ülkeye bölünecek ve 2100 yılında Tek devlet, tek millet, tek dil projesi, 2200'de de tek dinli bir dünya devleti amaçlanmış. Bu konuda ne düşünürsünüz? Emeğinize sağlık. Teşekkürle, selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 02.04.2010 12:25
Cevap :
Değerli Mehmet Bey, İfade ettiğiniz gibi, silah ve benzeri araç gereç üretenlerin karşısında, (aydınlanmadıkları için) hazır müşteri olabilecek milyarların olduğu görülmektedir. Bunların önlenmesinde medyaya çok iş düşmektedir. Ancak, bunun farkında olan kapitalistler, orada da tekel kurmuşlardır. Düşünen insanlar için çözümler bier mi? Elbette bitmeyecek, bu noktada sivil toplum örgütleri devreye girecektir. Ve önceden sömürü için yaptırılan askeri darbeler yerini, gerekli hallerde bilinçlenen insanların yapacakları halk darbesine bırakacaktır. Bunun çok küçük örnekleri geçmişte, Polonya, Fransa ve Rusya'da görülmüştür. Anlaşılan, gelecekte, adına devlet dediğimiz yapılanmaların yerini STK'nın alacaktır. Konuya ilginize, zenginleştiren yorumunuza ve nezaketinize teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  02.04.2010 12:55
 

Yanılmıyorsam Prof. Dr. Özcan KÖKNEL'in denemelerinde 21 inci yüzyıl "Dil.Cumhuriyetleri" yüzyılı olacaktır diye okumuştum ve bana çok akılcı gelmişti ama çok zor. Bir devletin tek dil ve tek inançtan oluşması bütünlüğü için bence çok önemlidir. Sevgiler..

Kadri KANPAK 
 01.04.2010 21:58
Cevap :
Değerli Kadri Bey, ülkemizde bazı değerler, modernlik ve medenilik adına sorgulanmadan kabul edilmiş gözükmektedir. Gerçeğinde sorguladığımızda, meselelerinin bizlere anlatıldığı gibi olmadığı, uymadığı görülmektedir. Bilirsiniz, milletlerin farklı karakter ve kültür değerleri vardır. Ve her millet, kendi değerlerine göre yönetilmek durumundadır. Değilse, devlet ve halk arasında sürtüşmeler başlayacak ve çok uzun süre devam edecektir. Batılılar çok uzun sürede kendileri için bir yönetim modeli oluşturmuşlardır. Bizler, onların bu modellerini hazır elbise misali alarak uydurmaya çabalıyoruz. Konuya ilginize ve yorumunuza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  02.04.2010 10:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1117
Toplam yorum
: 2714
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1744
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster