Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '11

 
Kategori
Halkla İlişkiler
Okunma Sayısı
512
 

Yeni sözcüklerin dile tutunması ve halkla ilişkiler uygulaması

Yeni sözcüklerin dile tutunması ve halkla ilişkiler uygulaması
 

Bu resim google görseller bölümünden alınmıştır.


V. Bölüm

Dört bölümden oluşan ve sözcükleri esas alan, Dilbilimi konusundaki araştırma inceleme yazı dizisi sonunda, sözcükleri nasıl tanıtırız sorusuyla başlayan, bilim alanı Halkla İlişkiler ve Tanıtım olan 5.inci bölüm kendiliğinden doğmuş oldu. Dilbilimi alanından, Halkla İlişkiler alanına böylesi yumuşak bir geçiş yaparak, önümüze gelen bu konuyu kişisel bakış açımızdan değerlendirmeye çalışacağız.

Halkla İlişkiler uygulamasının temelinde iletişim yatar. İletişim kısaca, insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin her türlü yolla başkalarına bildirilmesi şeklinde tanımlanabilir.(1) Demokratik siyasal sistemler içinde gelişen Halkla İlişkiler, ülkemizde de hizmet kalitesini yükseltmek maksadıyla merkezi yönetim içinde üst yöneticiye bağlı olarak yapılanmıştır. Araştırma, anket ve diğer bilimsel yöntemlerle halkın yönetimden olan talep ve beklentilerini öğrenip, elde ettiği verileri değerlendiren Halkla İlişkiler birimi, bulduğu çözümleri yönetime önerir. Merkezi yönetim de topladığı bulgular doğrultusunda, elindeki etkili ve yaygın iletişim ağını kullanarak, hedef grupların yönetimi destekler nitelikte tutum ve davranış kazanmasını sağlayacak şekilde değerlendirir. Başka bir ifade ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım, toplumun çözüm bekleyen ortak sorunlarını yönetimin karşılama ihtiyacından doğmuştur. Ayrıca tanıtıma mali destek sağlamak amacıyla Başbakanlığa bağlı 3230 sayılı kanuna göre kurulan ve yurt içinde ve dışında tanıtma faaliyetlerine kaynak yaratan Tanıtma Fonu, 28.06.1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir.(2)

Halkla İlişkiler yönteminin diğer tanıtma tekniklerinden en önemli farkı ise, hedef kitlelere gönderilen mesajın alıcı tarafından algılanarak kaynağa geri dönmesiyle (besleyici yankı)(3), iletişim sürecinin tamamlanıyor olmasıdır. Geri besleme, verilen mesajın hedef kitleler üzerinde bırakacağı etkinin sonuçlarını görme ve değerlendirme bakımından da önemlidir. Sayısız yararları yanında, üretilen yeni sözcüklerin dile kazandırılması ve topluma mal edilmesi sorunu, Halkla İlişkiler uygulamasını gerektiren bir tanıtım işidir diye düşünüyoruz. Dil de toplumun ortak malı olduğu için, yeni sözcüklerin varlığından halkı haberdar etme görevi, merkezi yönetimin sorumluluk alanına girdiği kanaatindeyiz.

Dile girmeye aday sözcükler, toplumun ana dili duygusuna ters düşmüyor, strüktür yönünden dilin iç dinamiklerine uyduğu halde dile giremiyorsa, yapılması gereken şey, sözcüklerin dile tutunmasını kolaylaştıracak bir tanıtım programı düzenlemektir. Bu konu, sözcüklerin topluma benimsetmesini yeni bir bakış açısıyla irdeleyen, ilk bilimsel makale olma özelliği de taşıyacaktır. Konunun boyutları ve terminolojik tanımları dikkate alındığında, bazı temel kavram ve başlıkların detaylarına girilmeden kısaca geçiştirilmesini, anlayışla karşılayacağınızı ümit ediyorum.

Tanıtmanın farklı tariflerinden birine göre; “Bir kişi, topluluk veya kurum tarafından hedef grupları, uygun yöntem, teknik ve iletişim araçlarından yararlanarak, bir durum veya olay konusunda aydınlatmak veya bir tutum ya da davranışa yöneltmek amacıyla yapılan bilinçli etkinliklerdir.”(4) Bir diğer benzer tanıma göre ise; “Tanıtma, belirlenmiş hedef gruplara belirli bir konuda belirli bir tutum ve davranış kazandırmak için uygun yöntemler, teknikler ve haberleşme araçları kullanılarak yapılan aydınlatma faaliyetleridir; bu faaliyet, bazen fert, bazen grup, bazen de kurumlar yoluyla yürütülebilir.” (5) şeklinde ifade edilmiştir. Sayın Nuri Tortop'a göre ise; “Tanıtım, reklamın bir diğer adı olmadığı gibi, ilan, propaganda ve enformasyon hizmeti hiç değildir” (6)diyor.

Üretilen yeni sözcüklerin benimsetme ve kullanma alışkanlığını topluma kazandırmada, tanıtma tekniklerinin birinden veya bir bölümünden yararlanılmalıdır. İnsan ilişkileri, Pazarlama, Reklâmcılık, Propaganda, İletişim kavramı, işleyiş bakımından Halkla İlişkilerle benzerlikleri olsa da, amaçlarda birbirinden farklılık gösteren tanıtma teknikleridir. Bu teknikler arasından sözcüklerin dile kazandırılmasını kolaylaştıracağı düşünülen tanıtım programı uygulamasında öncelikli tercih, Halkla İlişkiler yöntemi olmalıdır. Çünkü Halkla İlişkiler her şeyden evvel önce tanıma, daha sonra da tanıtma yöntemidir.

Toplumun yaklaşık tümünü hedef alacak bir tanıtım programında, devletin elindeki Halkla İlişkiler birimini kullanmaya mutlaka ihtiyaç duyulacaktır. Uygarlığın gelecek kuşaklara aktarıcısı, kültürel gelişmenin öncüsü ve T. C. Devleti’nin birinci derece resmi iletişim aracı olan dilimize sahip çıkmak, devletimizin birinci öncelikli vazifelerinden biridir. Ana diline hizmetin en önemli vatan görevi olduğu gerçeği, kanun koyucular ve Türkçeyi konuşan herkes tarafından asla unutulmamalıdır.

Tanıtmanın bir diğer tarifinde ise, “belirlenmiş hedef kitleleri etkilemek için programlanmış sistemli ve inandırıcı haberleşme çabasıdır” ifadesindeki programdan kasıt, tanıtmanın kapsamını oluşturan neyin, kime, nasıl tanıtılacağı sorununa cevap aramaktır. Kime tanıtılacağı sorusuna cevap olarak da, ana dili Türkiye Türkçesi olan herkes, tanıtılacak kesimi, yani hedef kitlenin kapsamını oluşturuyor. Neyi tanıtacağımız sorusunun cevabı olarak da, üretilen yeni sözcükler yer alacaktır. Nasıl tanıtılacağına cevap olarak ise, tanıtım programının stratejisi devreye girecektir.

Belirlenecek tanıtım teknikleri ve seçilecek tanıtım araçları ile verilecek mesajın içeriği, niteliği, yineleme, zamanlaması, inandırıcılığı, dili, hedef kitleler yönünden büyük önem taşımaktadır. Mesaj, alıcı konumundaki hedef kitlelere gönderilmeden önce, kitlelerin beklentilerini ölçecek tanıma tekniklerinden yararlanılmalıdır. Kitlelerin durumu hakkında bilgi veren kaynak taraması, soruşturma, anketler ve araştırma teknikleri, tanıtana rehberlik görevi edecektir. Hiçbir nesne veya kavram tanımadan tanıtılmaz. Tanıtılacak olanı çok iyi tanımalıyız ki, onu hedef kitlemize doğru şekilde tanıtalım. Tanıtacağımız kavram sözcük olsa bile, kendini tek başına tanıtmaya muktedir değildir. Kendisi de bir iletişim aracı olan dilin ve onun parçası olmaya aday sözcüklerin de bir tanıtma şekli olmalıdır.

Kitle iletişim araçları olmadan, hedef kitleyi belirli yönde etkileyip, davranış kazandırmak mümkün değildir. Çünkü Halkla İlişkilerin temeli, iletişime dayalıdır. Bu araçlardan mektup, kartvizit, pul, karikatür, pankart, el ilanları, dergi, broşür, el kitapçığı, afiş, ilan tahtası, bültenler, gazeteler gibi görsel iletişim araçlardan mutlaka yararlanılmalıdır. Radyo, TV, film, videobant, CD, sergi ve fuarlar, festival ve yarışmalar, konserler, törenler, geziler, kokteyl, yemek, eğlence, özel gün, kongre, panel, çizgi film, kapalı devre TV yayınları, internet gibi göze ve kulağa hitap eden, algılamayı kolaylaştırıp tanıtımı etkin ve kalıcı kılan iletişim araçlarından faydalanma yoluna gidilmelidir. Sözlü iletişim araçları olarak da yüz-yüze görüşme, telefonla görüşme, toplantılar, konferans ve seminerler gibi farklı etkinliklerden ve sanatsal faaliyetlerden oluşan araçlar da, hedef kitleyi doğrudan etkilemede başarılı olacaktır.

 

...devam edecek

 

İstanbul, 31 Ekim 2011 Pazartesi

 

Kaynakça:

1.) http://www.sorubak.com/blog/iletisim-nedir-tanimiornekleri.html

2.) Öztürk, E. Nedim, Türkiye Tanıtma Sempozyumu, 16-17 Mayıs 1989- Ankara, T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, İSBN- 975-19-0132-4, Kurtuluş Ofset Basımevi – 1989 Ankara, s. 2-3

3.) Kazancı, Metin: Halkla İlişkiler, Kurumsal ve Sorgulamaya İlişkin Sorunlar, Savaş Yayınevi: Zafer Çarşısı No: 14 – Yenişehir-Ankara, 2. Baskı, Olgaç Matbaası – 1982, s.33

4.) Sarıtaş Mehmet, Türkiye’nin Tanıtılması, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 991, Tanıtım Eserleri Dizisi: 13, ISBN 975-0274-7/Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1988, Onay:08.07.1988tarih ve 928.1.2855 sayı. Birinci Baskı. Baskı sayısı 5.000/Semih Ofset – Ankara s. 29

5.)Sabuncuoğlu, Zeyyat, İşletmelerde Halkla İlişkiler, Uludağ Üniversitesi İ.İ.B Fakültesi İşletme Bölümü, Bursa 1992 s.36

6.) Tortop Nuri, Halkla İlişkiler, İlk – San Matbaası Lmt. Şti. Tel:0312 301632- 1978/ Ankara, s.7 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında yaptığım yorumlar yazınızla örtüşmüyor biliyorum.Siz tam da yorumlarda bellirttiğim gibi değilsiniz yani.Dile daha çağdaş ve modern yaklaşıyorsunuz.Yine de kısıtlamalarınız var gibi geldi bana.Yazınıza farklı bir yorum yaparak bazılarına mesaj vermeye çalıştım.Aynı konudaki diğer yazılarınızı da okumalıyım zira gerçek bir dil bilimci profili var karşımda.Ama önceden anlaşalım dil yaklaşımlarınız benim anlayışıma uymuyorsa size yazılmayan bu yorumları size yazmış sayarım.Yani kapışırız.Ben davar çobanıydım,hoho diye büyüdüm

Kerim Korkut 
 13.11.2011 8:50
Cevap :
Sn Korkut, sizin davar çobanı olup olmamanız beni fazla ilgilendirmiyor.Herşeyden önce sizi saygın bir kişilik olarak görüyorum. Zira benim geçmişimde de inek çobanlığı var. Bilgilerimi inek ve buzağıları güderken tefekkür ettim, inzivaya çekilerek kazandım. İnsanların bilgi dağarcığını ölçecek bir birim biliyorsanız bana da tarif edin lütfen. Yillarca eğiticilik yapmış biri olarak bilgiyi ölçen sınav sistemine karşıyım. Siz de benim neleri bilip neleri bilemediğimi ölçemezsiniz. Polemik yaratmaya gerek yok. Benim yaklaşımım size uymuyorsa, karşı duruşunuzu benim gibi bilimsel bir bakış açısıyla ortaya koyar, fikirlerimi çürütürsünüz. Bilimi, sizinle pazarlık konusu yapacak kadar değersiz bulmuyorum. Varsa dilbilimi ve diğer konularda bildikleriniz buyurun   13.11.2011 16:29
 

Aslında yaptığım yorumlar yazınızla örtüşmüyor biliyorum.Siz tam da yorumlarda bellirttiğim gibi değilsiniz yani.Dile daha çağdaş ve modern yaklaşıyorsunuz.Yine de kısıtlamalarınız var gibi geldi bana.Yazınıza farklı bir yorum yaparak bazılarına mesaj vermeye çalıştım.Aynı konudaki diğer yazılarınızı da okumalıyım zira gerçek bir dil bilimci profili var karşımda.Ama önceden anlaşalım dil yaklaşımlarınız benim anlayışıma uymuyorsa size yazılmayan bu yorumları size yazmış sayarım.Yani kapışırız.Ben davar çobanıydım,hoho diye büyüdüm

Kerim Korkut 
 13.11.2011 8:50
Cevap :
yazın, işte meydan.Hangi psikolojik dürtüler veya başka etmenler sizi benimle kapışmaya zorladı anlamakta zorlanıyorum. Yazılarımı herkesin eleştirisine açık olarak yazıyorum. Sizin dil yaklaşımındaki anlayışınız ne ki..? Sınava çeker gibi "Gerçek bir dil bilimci var karşımda" sözleriyle hangi üstün niteliğinizi ortaya koymaya çalışıyorsunuz. Önce yazın da görelim, anlayalım. Siz beni değil, önce kendinizi değerlendirin. Saygın olarak kabul ettiğim kişiliğinize zarar vermeyin. Bu size tavsiye edeceğim naçizane bir öneridir. Dilde kısıtlamacı, yasakçı bir anlayış geçerli değildir. Dilin kendi dinamikleri içinde koruma sistemleri devreye girer ve bunu kabul etmez, def eder. Bazılarına vereceğiniz mesajları benim aracılığımla değil, doğrudan kendilerine verin ki, onların sözcülüğünü yaptığınızı itiraf etmiş olursunuz. Benim kişiliğimle ilgili değerlendirme yapacak kadar beni tanımıyorsunuz. Değerli olup olmamam sizi hiç ilgilendirmez. Görücüye çıkmadım. Ama bir gün bir yerde karşılaşaca   13.11.2011 17:12
 

Bugün dilimizin en büyük sorunu tutucu kesimlerin insanları "böyle konuşacaksın" diyerek baskı altında tutmasıdır. Ben şahsen örneğin "ben Sevda'yım" yerine "Sevda ben" denilmesinden rahatsız değilim. Dil kaybolur,insanlar birgün maymunlar gibi ses çıkararak konuşmaya başlarlar şeklindeki endişenin de mantığı yoktur.Yeni ifadeler iyeni anlatımlar kullananlarla eskiler anlaşamazlar deniliyorsa eskiler de kendilerini geliştirsinler.Yollar geriye doğru gitmez değil mi?Ben de eskiyim ama yenileri anlıyorum.Çok değerli bir insansınız.Dil ile ilgili çalışmalarınız olsun ama dilin zenginliğini ortadan kaldırma yönünde değil.

Kerim Korkut 
 13.11.2011 8:40
Cevap :
Dilin zenginliğini ortadan kaldırmak isteyen kim. Yazılarımı hem okumadığımı söylüyor, hem de hiç savunmadığım bir bir görüşle beni suçluyorsunuz.Halüsinasyon görüyorsunuz her halde.Dilde böyle konuşacaksın diye bir dayatma söz konusu olamaz.Konuşanı zorlama ile baskı altına tutmak, temel insan haklarının ihlâl edilmesi demektir. Toplum var olduğu süre dil kaybolmaz, değişime uğrar.Dilin nereden çıktığı hakkında ortaya atılan görüşler, efsanelerden başlayıp, kutsal kitaplarda yer alan ayetlerle göre dilin ortaya çıkış teorilerinde sizin değindiğiniz meleme ve mööleme öykünmeleri yer almaktadır. Bu konuda size önerebileceğim Almanca bir kitap var.Bernhard Rosenkranz'ın"Der Ursprung der Sprace". (Dilin menşei hakkındaki görüşler) Linguistik ve antropolojik bir deneme. Carl Winter Üniversitesi yayınlarından Heidelberg'de basılmıştır. ISBN 3 533 02167 X Bu kaynaktan ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Aslında arife tarif de gerekmez değil mi?   14.11.2011 2:42
 

İnsanlara şöyle konuşacaksınız,böyle konuşacaksınız diye kural konulamaz.Ben derdimi mööleyerek,meleyerek anlatırım siz onu düzene sokacaksınız.Dilin bir sistemi vardır; bu sistemin dışına çıkılmadığı sürece kullanılan sözcüklerin önemi yoktur."Sorun" kelimesi ilk çıktığında zor tutundu biliyor musunuz.Bugün hiç mesele diyen yok.

Kerim Korkut 
 13.11.2011 8:31
Cevap :
Mööleme veya meleme, hayvansal psikolojide kabul edilen bir iletişim şekli olup, insanların buna öykünmesiyle dilin doğduğunu iddia eden bir teoridir. Önerdiğim "Dilin kaymağı " adlı kitapta bütün bu teoriler vardır. Dillerin kaynağını Türkçeye dayandıran "Güneş Dil Teorisi" de benzer bir iddiaya dayandırılmaktadır. İnsan önce gökteki güneşi görmuş AAAA.. sesini çıkarmış, sonra bu ses boğumlu bir gırtlak sesi olan"ğ" sesiyle birleşerek Türkçede güneş anlamına gelen"ağ.." sesine dönüşmüştur. İlk anlamlı ses oAğ... olup, diğer diller de Türkçeden türemiştir.   14.11.2011 12:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1130
Kayıt tarihi
: 09.12.07
 
 

Rize merkez ilçeye bağlı Yiğitler Köyünde doğdum. Lise bitinceye kadar ilk gençlik yıllarımı geçird..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster