Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
723
 

Yeni tatmin malzemesi: Ferdi!

Yeni tatmin malzemesi: Ferdi!
 

Gün geçmiyor ki, 'çok acil kan gerekli', 'ilik nakli için yardım' temalı e-postalar almayalım. Ortak çığlık aynı hepsinde: Lütfen bu maili listenizdeki herkese yollayın! Duyarlı toplumuz vesselam; hiç vakit kaybetmeden, listemizde kim varsa hemen 'forward' edilir ilgili posta. Konuyu çok kişiye duyurmuş; yardım çığlığına karşı görevimizi yerine getirip, ilgili maili 'olabildiğince çok kişiye' yollamış bir insan olmanın verdiği huzurla kendimizi iyi hissettikten sonra, sıradaki bol karikatürlü postayı okumaya başlıyoruz kahkahalar atarak.

E-postaya konu kişinin aradığı kanın bulunup bulunmadığıyla ilgili bilgi veren herhangi mesaj alınamıyor elbette ilerleyen günlerde. Zaten konu, o maili 'olabildiğince çok kişiye' yolladıktan sonra bizim için de kapanmış oluyor. Sonuçla ilgili değiliz yani aslında; az da olsa bir yardımda bulunmuş olmanın yarattığı rahatlama hissi peşindeyiz daha çok. İyi ve duyarlı insan olduğumuza kanaat getirip, ruhumuzun orgazm sürecini yaşamasının ardından, yeniden devam ediyoruz hayatın akışına.

"FERDİ'YLE KENDİ KENDİMİZİ TATMİN"

Bir süredir Blog yazarlarının gündemini sadece Ferdi işgal ediyor. Birbiri ardına kaleme alınan yazılar, yardım talepleri, duyarlılığa davet… Öyle çok ihtiyacımız var ki 'iyi ve duyarlı bir insan' olduğumuzu hissetmeye, öyle çok çabalıyoruz ki herkesin bunu bilmesi için…

Ferdi için hazırlanmış siteye göz gezdirildiğinde; yazılan bloglar, gönderilen mektuplar ve yapılan yorumlarla, toplanmış olan para arasında bir orantısızlık var. Ki konunun Deniz'in yazısıyla bloglara yansıtmasının öncesinde de Bursa gazetelerinde gündeme getirildiği, orada da çeşitli kampanyalar düzenlendiği düşünüldüğünde; ters giden bir şeyler olduğu sonucuna ulaşılıyor.

Bazı arkadaşların canhıraş bir şekilde gösterdiği çabanın ve 'sonuca' ulaşma gayretinin haricinde, büyük çoğumuz sadece 'yazı yazıp' bırakmakla yetindik maalesef. Konuyu, 'olabildiğince çok kişiye' ulaştırıp, cebimizden de bir miktar parayı banka hesabına yatırdıktan sonra, vicdanımız epey bir rahatladı. Konuya duyarlı olan 'bizler' gibi iyi ve yardım sever insanlarla bir araya gelip, kocaman bir sevgi yumağı oluşturduk. Birbirimizin bloglarına, 'ben de yardım edeceğim' yorumlarını iliştirip, "Lütfen beni de bu sevgi yumağına dâhil edin" mesajları verdik.

Sonuç?

Duyarlılıkları onaylanmış insanların oluşturduğu bir sevgi yumağı ve yaşamla ölüm arasında savaş vermeye devam eden bir genç! Bir de, bankada toplanmış çok cılız bir para.

"BEN HASTANIN POPÜLER OLANINI SEVERİM!"

Hepimiz, hemen her gün görüyor, yanından geçip gidiyoruz ölümle yaşam arasında mücadele veren insanların arasından. Oturduğumuz sokakta, mahallede, yaşadığımız semtte en az bir tane yardıma muhtaç insan var. büyük bir kayıtsızlıkla yanından geçip gittiğimiz, ya da "Ah canımmm.. Allah acil şifalar versin" demekten başka bir şey yapmadığımız sayısız insan varken, hiç tanımadığımız Ferdi için seferber oluşumuzun bir nedeni olmalı. Hemen her gün gazetelerde, televizyonun ana haber bültenlerinde görmeye alıştığımız yardıma muhtaç insanlar için üzülmekten başka bir şey yapmazken biz, bankalara gitmezken mesela, Ferdi için birdenbire ayağa kalkmamızın bir nedeni olmalı.

Bu topraklarda sayısı milyonlarla ifade edilen kan kanseri hastası varken, üstelik Blog yazarları da hemen her gün bu ve benzer haberleri görüyorken, bunlar arasından Ferdi'yi seçmelerinin vardır elbet bir sebebi.

Okuyorsa eğer bu satırları, belki bunun yanıtını da verir Barış. Ne olsa kendisidir psikolog olan; her ne kadar konu sosyolojik bir olgu olsa da…

Lakin bendeniz, şöyle küçük bir hatırlatmada bulunmak isterim yine de: Bizler ancak, popülarite kazanmış olaylarla ilgili olarak harekete geçiyoruz garip bir biçimde. Belki de, hemen yanımızda işlemeye başlamış bir sisteme dâhil olma çabasıdır.

BİR FATİH GEÇTİ DÜNYADAN

Sene 1997 idi, Fatih Öztekin'in kan kanseri olduğunu öğrendiğimde. Ben o zamanlar henüz 21 yaşında, CHP'de Gençlik Kolları Başkanlığı görevini yürüten (yıllar sonra partiden istifa etmiş), hayatın en idealist olunduğu dönemindeydim. Halen yaşamakta olduğum Silivri'de, Fatih Öztekin adlı 19 yaşında bir gencin yaşadığını, kan kanseri olduğunu ve ilik nakli için yüklü bir miktarda para gerektiğini duyduğumda, ağlamamak için zor tutmuştum kendimi. Konu parti organlarına taşındı. Fatih için Silivri çapında kampanyalar başlatıldı. İlçedeki tüm siyasi partiler bir araya geldi. Fatih'in kurtulması için herkes bir şey söylüyordu bir şekilde. O yıllarda kız arkadaşım vardı radyoda program yapan. Hemen her gece yardım çağrısında bulundu mikrofondan. Çeşitli organizasyonlar düzenledik Fatih'e gereken parayı toplamak için. Silivri'de kapı kapı dolaşıp insanlara anlattığımızda durumu, "Biz yardım yaptık daha önce" yanıtını aldık. Evet, herkes bir miktar parayı banka hesabına yatırmış, 'üstüne düşeni' yerine getirmişti yani. O zamanlar henüz gazeteciliğe de başlamamış olduğumdan, medyaya ulaşmak epeyce zor olmuştu. Aramadığımız TV kanalı, görüşmediğimiz gazete kalmamasına rağmen, Fatih'i popüler yapamamıştık işte. Sadece Posta gazetesi ilgilendi konuyla. Haberi bir sabah kahvaltı masasında okuyan bir TSM sanatçısı bizimle irtibata geçip ulaştı Fatih'e. Ve buna rağmen, Silivri'de siyasi parti, halen Silivri'de faaliyetine devam eden Klassis Otel'in sahibi Ahmet Hamoğlu, onlarca fabrika sahibi ve onbinlerce insana rağmen, Fatih'i kaybettik!

"BİZ GEREKENİ YAPTIK KOÇUM!"

Tıpkı Ferdi meselesinde olduğu gibi, Fatih için de aynı mekanizma harekete geçmişti insanlarda: Ben üzerime düşeni yaptım!

Soranlara yanıt verebileceğimiz miktarda, kendimizi kendi vicdanlarımızda aklayacak miktarda 'birşeyler' yaptığımızda 'birşeyler' yapıp, kapatıyoruz konuyu. Tıpkı salt blog yazmak, yazılanları bir yerlere ulaştırmakla yetindiğimiz gibi.

Elbette ki 'gerçekten' ter döküp didinen insanlar var olduğunu biliyorum Ferdi için. Sözüm bu grubun dışına. Ancak 3–4 kişinin gösterdiği bu çaba ne kadar yetersiz ve bunca hastanın arasında salt Ferdi'yi seçmek ne kadar ilginç…

DENİZYILDIZI OLARAK FERDİ

Bir hikâye vardır çok etkilendiğim.

Amerikalı bir işadamı, Meksika'da bir sahil kasabasına gider tatil için. Kaldığı pansiyonun penceresinden kumsala bakar sabah. Yine böyle yorgun gözlerle izlerken kusalı, çok uzaklarda bir adam çeker dikkatini. Dans eder gibi bir hareket yapmaktadır uzaklardaki adam. Meraklanır işadamı; kalkıp yakından görmeye karar verir. Deniz kıyısı boyunca ilerleyip yaklaştıkça bu adama; eğilip kalktığını fark eder. Daha da artmıştır merakı. Biraz daha yakınlaştığında ise, yerden aldığı bir nesneyi denize fırlattığını fark eder adamın. İyice yakınlaştığında anlar ne olduğunu: Kumsaldaki denizyıldızlarını atıyordur denize adam.

- Günaydın. Ne yaptığını sorabilir miyim burada?
- Denizyıldızı atıyorum denize.
- Şöyle sorayım o halde: Neden denize denizyıldızı fırlatıyorsun?
- Birazdan sular tamamen çekilecek ve eğer bu denizyıldızları suya ulaşmazsa ölecek.
- İyi ama kumsal milyonlarca yıldızla dolu. Bir şey fark etmez ki.
Adam hiç umursamadan bir yıldız daha alır yerden, denize doğru fırlatır ve işadamına dönerek:
- Bunun için fark etti!

* * *

Yani ki umutsuz olup vazgeçmek gerekmiyor tüm bunlardan sonra. Lakin duygusal mastürbasyondan daha fazla olarak 'sonuca' ulaşacak adımlar atmamız gerekiyor. Ferdi için blog yazıp 'olabildiğince çok kişiye' ulaştırmak değil ihtiyaç duyulan. Somut anlatımıyla kapital gerekli Ferdi için. Belki milyonlarca hastanın yanında sadece Ferdi'nin kurtulması bir şeyi değiştirmeyecek ama en azından onun için fark edecek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haberiniz var mı bilmiyorum ama Ferdi bugün Stv'ye çıktı. Ve çok sevgili İkbal Gürpınar'ın programına konuk oldu. Şu ana kadar toplanan paranın iki misli para toplandı.Yani bahsettiğiniz denizyıldızı gibi Ferdi için fark etti.Yani sonuçlarımız boşa çıkmadı.Bundan sonrası Ferdi'nin ellerinde... Ve umarım siz (arkadaşınızdan bahsetmiyorum bunu anlamanız için ailenizden biri olabilir) böyle bir duruma düşüp, çaresiz kalıp, hiçbir çıkar yol bulamadığınızda Milliyet Blog sayfalarını kullanmazsınız. Yani umarım ihtiyacınız olmaz....

Açelya ÜLGENAY 
 19.12.2006 18:26
Cevap :
Hala 200 bin YTL açığımız olduğunu; bunun henüz bir zafer olmamakla beraber katedilmiş önemli bir adım olduğunu; rehavete kapılmadan, aynı kararlılıkla devam edilmesi gerektiğini ve asıl zor sürecin bundan sonra başlayacağını anımsatır; Deniz Hanım ile Melda Hanım'a verdiğim yanıtları bir kez daha gözden geçirip değerlendirmenizi rica ederim.  19.12.2006 21:22
 

Bu yazdiklarinizin icine ben de giriyorum, cunku ben de cok buyuk bir caba veriyorum, Ama ASLA ve ASLA kendimi tatmin yada insanligim onplana gecsin diye degil. Ben bir anneyim, o annenin acisini yuregimde hissediyorum ve biliyorum ki Ferdi mutlaka bu yazilanlari gorup guc bulacak. Yani belki icinizde bir aciyla bu yaziyi kaleme aldiniz ama baska yureklere aci biraktiniz haberiniz ola...

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 10.12.2006 14:02
Cevap :
Değerli düşünceleriniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla...  11.12.2006 0:17
 

Kampanya izni 17.11. 2006 tarihinde alınmıştır. Bu güne kadar toplanan toplanan rakam 49.000 ytl'dir. Çünkü bu ailenin bu kampanyayı duyurması olanaksızdı. Ve tabi ki katılım bu kadar azdı. Şimdi umudumuz bir kaç gündür artan yardımların bu şekilde devam etmesi. Çünkü şu ana kadar ulaştığımız bazı yerler durum teyidi için araştırma yaptı. Ve niye Ferdi. Çünkü benim yakınımda bilgilerini bu kadar net alabildiğim o vardı ve paylaşmak istedim. Desteğin her türlüsü de kabulümdür. Rahatsızlık verdiysek özür dilerim. Ferdi adına değil ama kendi adıma. O istemedi çünkü yardım ve desteği ben istedim.Saygılarımla

Deniz 
 08.12.2006 16:55
Cevap :
Bu yazıyı üstüne alması gereken belki de en son kişinin, bunca alınganlıkla yazdığını görmek üzdü beni. Bir insanın hayatını kurtarmaya çalışmak gibi ONURLU bir işe adaması kendini kişinin, rahatsızlık duyulacak değil, takdir edilecek bir durumdur. Bu kampanyayı ilk başlatan kişinin, popülist kaygılardan uzak bir şekilde nasıl ter döktüğünü görüyorum zaten. Ama hesap ortada: Çağrınıza karşı ses verenlerin oranıyla, toplanan paraya baktığınızda, eğer size de ters gelen birşeyler yoksa durum daha da vahim demektir. Geçmiş tecrübelerimi aktardım konuyla ilgili. Belki duygularınızı bir kenara bırakarak okumayı denerseniz (ki şu süreçte sizin için çok da zor olabileceğini tahmin eder, anlayışla karşılarım) daha rahat anlaşabiliriz. Sonuca ulaşmak için verdiğiniz mücadelede duyduğunuz bu kalabalığın sesi sizi yanıltmasın istedim sadece.  09.12.2006 3:02
 

Öncelikle bizim ( yani o üç dört kişinin) çabalarına siz de bir yazı yazıp destek olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Ancak şu sırıtma mekanizmasını henüz çözebilmiş değiliz. Nedenine gelince de, bizler özellikle herkes o gün yazsın istedik ve üşenmeden sekizyüzü geçkin kullanıcıya tek tek mesaj attık. Bunu neden moda olayı olarak algıladınız açıkçası anlayamadım. Bu işte sırıtan bir yan yok çünkü özellikle istediğimiz için yazdı herkes, moda olduğu için başlamadı bu Ferdi yazıları. Duymayan kalmasın diye özellikle başlatıldı. O yorumu yapan arkadaşımız sanırım bu konuyu atlamış ve siz de öyle. Sevgili Reyhan' ı rahatsız ettiysek özür dileriz. Ancak sadece önünde yaşamak için iki haftası kalmış biri için de yapmayacağımız şey yok. Ayrıca, siz de Ferdi için yazdığınıza göre, siz de mi sırıtmış oldunuz bu durumda? Sevgiler ve saygılar gönderiyor ve web sitemizi incelemenizi rica ediyorum. http://biryardimeli.bz.tc

Melda 
 08.12.2006 15:48
Cevap :
Birilerinin, Ferdi için gerçek anlamda birşeyler yapmak için çırpınması değil 'sırıtma' dediğimiz hadise. Gerçekte SOMUT anlamda çırpınmamasına rağmen, salt duygusal tatminini yaşayabilmek adına o maskeli balolara dahil olunmasında! Bence fazla duygusal bir tepkiyle okuyup yorumlamışsınız yazıyı. Ayrıca; sizin bir kampanya başlatmış olmanız da değil moda olan; salt blog yazmaktan öteye gitmeyen, kopardığı yaygara kadar efor sarfetmeyenlerin yaptığı hadisedir yani. Şöyle düşününüz lütfen: Yol ortasında arızalanan kamyonun etrafında toplanan 100 kişiden sadece 5'i kamyonu canhıraş bir şekilde ittirmeye çalışırken, geri kalan 95 kişi sadece dokunup hiç kuvvet harcamıyolarsa, ama 100 kişinin tamamından "ha gayret" ,"haydiii hooopp" nidaları yükseliyorsa kıyamet gibi, ortada samimi olmayan birşeyler vardır. Herkes özeleştirisini yapabilir bence. Siteniz incelendi efendim; sevgi ve saygı bizden...  09.12.2006 2:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 411
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1520
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Milliyet Blog'un ilk yazarlarındanım. Uzun yıllar gazetecilik yaptım, sonra bir sabah uyandım ki ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster